Bismillah...
Son günlerde bazı
akademisyen ve yazarların İran ve
şiilik hakkındaki açıklamaları , değerlendirilmesi gereken bazı
konuları yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
Türkiye , İran ve
Mısır'ın ( TİM) işbirliği
içerisinde tüm bölgeyi ve hatta dünyayı müsbet yönde
değiştirebileceğine inanan bendeniz ; bu yazımda , İran'ı ve şiiliği
de yakından tanımamdan aldığım cesaretle daha önce de birçok defa
yazdığım birkaç konuyu kısaca tekrar değerlendirmek ve bir davette
bulunmak istiyorum.
Bugüne kadar kaleme
aldığım yazılarda herhangi bir
taraftarlık hissiyle hareket etmediğimi , niyetimin özellikle iki ülke
arasındaki yanlış anlaşılmaların bertaraf edilmesi , vahdetin
sağlanması , Allah'ın rızasının kazanılması ve müslümanlar arasında ''
ümmet-i vahide'' şuurunun kök salması olduğunu , bendenizi takip eden
herkes bilir.
Bu kısa açıklamanın
ardından gelelim konumuza...
Özellikle Suriye'de
yaşanan üzücü gelişmelerin
ardından İran hakkında kamuoyunda , bu ülkenin Fars milliyetçiliği ve
şiilik eksenli bir politika izlediği yorumları yapılmaya başlandı.
2008 yılına kadar bölgemizde İsrail ve ABD'ye karşı direniş ekseninin
en sağlam kalesi olarak algılanan İran ve Hizbullah , bugün gelinen
noktada neredeyse Ortadoğu halklarının düşmanı konumuna oturtuldu.
Bizce İran'a yönelik bu tespit , gerçekleri yansıtmamaktadır. Çünkü
sünnilerin çoğunluk olduğu Tunus, Libya , Mısır ve Yemen gibi
ülkelerde İran , halk hareketlerini madden ve manen desteklemektedir.
Sadece Suriye'nin özel durumundan kaynaklanan sebeplerden dolayı ;
İran'ın Esed yönetimine destek vermesinden yola çıkarak , bu ülkeyi
şiilik stratejisi izlemekle itham etmek doğru olmaz. Çünkü İran ,
Suriye meselesine, Filistin ve Lübnan'da İsrail'e karşı gösterilen
direniş ekseninden bakmaktadır. Daha önceki yazılarımda bu konuya
değindiğim için daha fazla detaya girmiyorum.
İran'ın Fars
milliyetçiliği yaptığı iddiasını ise çok
komik buluyorum. Çünkü eğer İran'a komşu ülkelerde Fars kavmine mensup
unsurlar yaşıyor olsaydı , bu iddia belki bir anlam ifade edebilirdi.
Maalesef İran konusunda yazan kalemler , kendi taassuplarını görmeden
karşı tarafı kavmi ve mezhebi taassupla suçlama yanlışına düşüyorlar.
Bu arada '' şii
bloklaşması'' veya '' şii hilali''
sakızının da ağızdan ağıza daha çoook dolaşacağını tahmin etmek zor
değil. 2006 yılında Ürdün kralı tarafından büyük bir ustalıkla (!)
ortaya atılan '' şii hilali'' kavramı , bölgede İran'ı kıskaca alan ''
Amerikan kuşağını '' kamufle etmeye hizmet etti.
Bazı yazarlar , İran'ın
Ermenistan'la ilişkilerinin S.
Arabistan'la olan ilişkilerinden çok daha sıcak olduğunu yazarak ,
İran'ın İslam dünyası ile entegre olamayacağını dile getiriyorlar.
Bu kardeşlerimize şunu
sormak isterim ; İran'da 1979
yılında İslam Devrimi olduğundan bu yana hangi komşu İslam ülkesi
İran'a karşı dostane bir tavır takınmıştır acaba ? Hatta dostane tavrı
bir yana bırakın , Saddam yönetimindeki Irak'ın arkasına batılı
devletleri ve Arap krallıklarını alarak İran'a 8 yıl boyunca nasıl kan
kusturduğunu unutmak mümkün müdür? Aziz kardeşlerim , sizler hangi
İslam dünyasından bahsediyorsunuz ? Yönetimlerinin ABD ve İsrail'in
güdümünde olan İslam ülkelerini kastediyorsanız , onların kendi
halklarına bile bir hayırları dokunmazken İran'la nasıl entegre
olsunlarki?! Bu ülkeler , bugüne kadar izledikleri hasmane
politikalarla İran'ı Suriye ve Ermenistan'a mahkum etmişlerdir.
Burada İran'ı ; Suriye , Ermenistan , Çin ve Rusya ile işbirliğine
iten müslüman ülkelerin yöneticileri en büyük suçlu pozisyonundadır.
İran , dünyadaki diğer devletler gibi kendi varlığını koruma refleksi
ile hareket etmek zorunda bırakılmıştır.
Bir yazar kardeşimiz
şöyle soruyor : '' Acaba İran'da
da , tıpkı Türkiye'de İran'ı savunan bir grup olduğu gibi , Türkiye'yi
savunan '' Türkiyeci'' bir zümre var mıdır?''
Bu kardeşimizi
rahatlatalım...Evet , İran'da ''
TÜRKİYECİ'' bir zümre vardır. Tüm İran halkı bütün toplumsal
gruplarıyla , rehberinden en küçük idarecisi ve siyasetçisine kadar ''
TÜRKİYECİ'' DİR. İran milleti , Türkiye'yi ve Türk milletini kendi
canı ve özü olarak görmektedir. Bendeniz bu gerçeği yaklaşık üç yıl
kaldığım İran'da aynel yakin yaşadım ve gördüm.
Bu kardeşimiz ayrıca
İran'ın İngilizce olarak yayın
yapan PRESS TV kanalının , haber bültenine Bahreyn haberi ile
başladığına , Suriye haberlerinin 3. sırada yeraldığına ve haberlerin
Esed'i destekleyen bir dille verildiğine dikkat çekmiş. Bu kardeşimiz
acaba TRT'NİN ve STV'NİN haber bültenlerini hiç seyretmiyor mu ? Press
Tv'nin yaptığını , tersinden TRT ve STV de yapıyor. Gelin , adil
olalım. Karşı tarafı eleştirirken , kendi yanlışlarımızı da görelim.
Adil olmadıkça doğruya ulaşamayız.
Ayrıca ,
Türkiyemiz'deki hem muhafazakar hem de diğer
medya grupları Ortadoğu ile ilgili haberleri yaparken tıpkı batı
medyası gibi mezhep endeksli bir dil kullanmayı tercih etmektedir.
Mesela ; '' Şii Maliki'' , '' Sünni Haşimi'' , '' Nusayri Esed'' vb.
Bu haber dili, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere halkları mezhep
gözlüğü ile bakmaya zorlamaktadır. Halbuki Ortadoğu'da yaşanan
gelişmeler mezhebi değil , tamamen siyasidir. Şu anda Ortadoğu'da sonu
savaşla bitmesi muhtemel çok denklemli siyasi bir satranç
oynanmaktadır. Bu siyasi hesaplaşmanın iki asli tarafı vardır.
Bunlardan biri İran'ın başını çektiği direniş ekseni , diğeri ise
ABD'nin öncülüğündeki şer eksenidir.
Yazımı Koca Yunus'un
davetiyle bitrmek istiyorum.
Şiisiyle sünnisiyle , Türkiyelisiyle İranlısıyla birbirimizi tanımak
ve sevmek zorunda olduğumuz bugünlerde Yunus Emre'nin sesine kulak
verelim:
GELİN TANIŞ OLALIM
( Eğer birbirimizi ;
birbirimizin dilinden tanımaz ,
başkalarının aktardıklarına ve zanlarımıza itibar edersek zulmün en
büyüğünü işlemiş ve düşmanlığa kapı aralamış oluruz. )
İŞİ KOLAY TUTALIM
( Birbirimizle diyaloğa
geçip işimizi kolaylaştırmak
varken neden işi zora sokarız ki?)
SEVELİM SEVİLELİM
( Birbirimizi seversek
daha bu dünyada iken
yaşadığımız bölgeyi cennete çevirmiş oluruz.ve gerçek cennete de
kolkola gireriz İnşaAllah.)
BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ
( Ne şahlar ne
sultanlar geldi geçti, biz de gelip
geçeceğiz. Önemli olan , çocuklarımıza sevgi ve kardeşliği
bırakabilmektir.)
Sevgiyle
coşan Yunus
gönüllülere selam olsun.
Allah c.c. kemal kardeşimden razı olsun düşüncelerine aynen katılıyorum .selam aleykum erzurumdan bir şii kardeşiniz
#FFFFFF">
Dilaver
15-01-2012, 15:21:06
#FFFFFF">
Tam bir iranli kafasi. Sanki Iran sucsuz, masum/ Allah sizleri islah etsin/ Iranin nasil farslardirma siyaseti yurutduyunu bilmek istersensen sayin yazar Iraka, azerbaycana, Bahreyne gitmeyin yeter, siiliyi tanimagimiz konusuna gelince, siilik kendisini iranin timsalinda tanitdi, takiyye perdesi arkasinda isini gordu/
#FFFFFF">
Arslan
24-01-2012, 17:38:17
#FFFFFF">
Farslar Karabağ'da işgalci ermeni devletini destekliyor , islami duygularla mı yapıyor yoksa ırk gayretiyle mi? Bırakın artık insanları isamla kandırmayı da doğru lafı konuşun. Ermenistan'ın desteklenmesi ne için yapılıyor, Türklere dostsa madem neden onları katleden insanları destekliyorlar?
#FFFFFF">
Mehmet DEMİRER
29-01-2012, 20:38:29
#FFFFFF">
İşte günümüzde Şii-Sünni fitnesini çıkarmak isteyen emperyal tağuti güç en müsait ortamı ve fırsatı bulma peşindedir; bazen Sünnileri kullanıp Şiilere saldırtmaktadır, bazen ise Şiileri tahrik edip Sünnilere düşmanlık yapmalarını sağlamaktadır. Bu oyuna gelenler de aynı şekilde ne gerçek Sünni’dir, ne de gerçek Şii. Şii’nin düşmanı Sünni değildir bilakis zalim, tağut, emperyalist güç ve onlara destek verenlerdir.Sünni’nin düşmanı Şii değildir bilakis aynı şekilde emperyalist tağuti zihniyet, kafir ve müşriklerdir. Şii ve Sünni’nin ortak düşmanı, İslam’ın, Peygamberin, Kuran’ın ve Masum İmamların düşmanıdır, kısacası gerçek Müslümanların düşmanı Allah’a düşmanlık edendir.
#FFFFFF">
muhammedi
01-02-2012, 12:29:01
#FFFFFF">
bir kaç arkadaşımız hemen yorumlara üşüşmüş tam bir iran kafası tam bir şii yorumunu yapmış bir diğeri yine bilindik ermeni iran meselesini gündeme getirmiş ilk iddiayı ortaya atan kişi de abd ve suudi vahhabi kafasıyla baktığının farkında mı ikinci kişi de iran da sözde ermeni soykırımı yürüyüşleriin yıllar öncesinden beri yasaklandığını bilmiyor mu ayrıca karabağ iddasının delili nedir acaba
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.