Bismillah…
Son yüzyılı ıskalayan Türkiye’nin bu yüzyılıda
kaybetmemesi için ciddi yeniden yapılanmalara ihtiyacı vardır.
Bunlar;
1-Bölgesel Yeniden Yapılandırmalar ve Merkezi
Valilik Atamalarının kaldırılması.
2- İnanç özgürlükleri-Laikliğin yeniden tanımı.
3- TSK nin sivil iktidara bağlanması.
4- Seçim sisteminin ve siyasi partiler yasasının değişimi-Lider
diktasının son bulması.
Tüm bunlar içerisinde görüş ve inancım en önemlisinin
siyasi partiler yasası ve seçim sisteminde yapılması gereken değişikliklerdir.
Bu tüm çözümün omurgasıdır.
1-) Seçim Sistemi ve Lider Diktası: Mevcud Partiler Yasası ve uygulamalar bize
gösteriyorki Siyasi Parti Başkanları diledikleri kişileri Aday yapabilmekte ve
bu durumda milli iradeyi yansıtmaktan oldukca uzakdır.
Siyasi partiler yasası değişerek olması gereken şudur:
18 yaşından itibaren diploması olan her birey istedikleri partiye üye olurlar.
Üye olup aylık minumum aidatlarını ödeyenler partinin adaylarının seçiminde rol
alırlar.Bir kişi birden fazla partiye üye olamaz.Aday adayları öncelikle kendi
üyelerini ikna ettikten sonra kapalı oy verme yöntemiyle seçilirler. Parti
Genel merkezinin Millet Meclisinin toplam vekil sayısının 10% u kadar bir
kontenjana sahip olmasi öngörülür.
A Partisinin
milletvekili önsecimi o ildeki parti üyelerince yapılır.
Herhangi bir
partiye üye olmayan biri ancak genel seçimlerde oyunu kullanabilir.
A Partisi üyesi bir
seçmende gizli oy prensibinden dolayı isterse genel seçimlerde B partisine
oyunu verebilir.Bu şekilde de millet iradesini temsil eden ve halkın seçtiği
kişiler Millet Meclisini oluştururlar.
Genel Seçimler dar
bölge ve çift turlu seçim sistemiyle yapılır.
Her bölgenin bir
milletvekili çıkaracağı seçim bölgesinde tüm siyasi partiler ve bağımsızlar
aday olur.
İlk turda 50% +1 oy
alan direkt seçilir. Aksi halde 14 gün içinde 2.tur seçime bu bölgede gidilir.
Bu milletin
iradesini meclise yansıtan ideal bir modeldir ve Türkiye biran önce bu modele
geçmelidir. Halkı kaynaştırma özelliği çok yüksektir.2.Tura kalınan bölgelerde
ortak değerler bireyleri kendine en yakın siyasi oluşuma oy verme yönünde
itecektir.
2-) Bölgesel
Yeniden Yapılandırılmalar:
Türkiye Halkları
Cumhuriyeti resmi dili Türkçe olan ve anadilin serbestçe konuşulup yayın
yapıldığı bir rejim olmalıdır.
Ülke MEGA
Vilayetler adı altında yeniden yapılandırılmalıdır. Bununla atıl
kapasiteler tam kullanılacaktır ve kaynak ısrafının önüne geçilecektir.
Vilayet
yapılanmasının mesafe + kültürel uyum + deprem+enerji ve ulaşım hattı
ve nüfus kriterlerince tekrar yapılandırılması il nüfusu 500 binin
altında olan mevcud iller için zaruridir.Yani bu iller merkez il ile MEGA
Vilayeti oluşturmak zorundadır.
Nüfusu enaz 1,5
milyon olan 20-25 Mega Vilayet ve Mega Kent den oluşan yeni bir yapı
elzemdir.Teknoloji bürokrasiyi azaltmalıdır.Mega vilayetlerde vilayet merkezine
uzak kent-kasaba ve köylere nüfusuna göre bürokratik irtibat noktaları
konularak idari mekanizmayla bağ oluşturulur.
MEGA Vilayet
Meclisi halkın seçtiği kişilerden oluşur.Bu seçimler Genel Seçimlerin
hemen ardından yapılır ve süresi genel seçimlerle aynıdır.
Mega Vilayet
başkanını (Mega Vali ) il meclisi seçer.
Meclis üyeleri
siyasi partilerin adaylarından veya bağımsız olarak seçime katılırlar.
Polis ve güvenlik
bu seçilen MEGA Vali tarafından idare edilir.
Örnek 1: Trabzon merkezli olmak üzere; Trabzon,Artvin,Rize,Gümüşhane ve
Bayburt’un tek Mega Vilayet olarak yapılandırılmasıdır.
Bu örnekteki Doğu Karadeniz MEGA Vilayetinin bugünkü toplam nüfusu 1,5
Milyondur. 74 bin nüfuslu bir Bayburt bugün bir ildir.Teknoloji ve ulaşımın
ilerlediği bu zamanda 74 bin nüfuslu bir yer ancak ilçe olabilmelidir.Butür
örnekler maalesef çok yaygındır.
3-) TSK nin Milli
Savunma Bakanlığına bağlı bir organ olması elzemdir ve bu konu son
Genelkurmay Başkanının 2 gün önceki tutklanmasıyla son seviyesine gelmiştir.
Atananlar seçilenlerden üstün olmamalıydı ve bu çarpık yapı yıllarca NATO-ABD
ve israil’in Türkiye üzerinde etkin olmasına vesile oldu.
4-) Laik Devlet ve
Diyanet.
Son önemli bir
noktada devletin ideolojisine temel teşkil eden laiklik özünde tüm inançlara
eşit mesafede duran devlet yerine islamiyeti yok etme üzerine uygulamaya
sokulan bir rejim görüntüsünü vermiştir..
Şimdilerde AKP ile
devletimiz Sunni Reflexini yine göstermiş ve Diyanet eliyle mele projeleri (
Meeeele, yani koyunlaştırma) sunmaktadır.
Laik devlet tüm inançlara eşit mesafade durmalıdır.
Laik devletin
inancı olmaz.Vatandaşının olabilir.
Laik devlet hiçbir inancı ve inanç sembollerini
yapısında barındıramaz.
Laik devlet bir inacın diğerine tahakkümünü engeller.
Laik devlet hukuku inanç özgürlüğünü,bir inancın başka
bir inancın alanına girmemesi üzerine kurar.
Peki sorun nasıl çözülmelidir?
Diyanet İşleri Başkanlığı devletin bütçesinden alınan
parayla idare edilemez.
Bu laiklige-demokrasiye-hakkaniyete aykırıdır.Bu
haliyle Diyanet yapılanması lağv edilmedilir.
Tüm Vatandaşlara kendilerine ait olan bir numara
verilir.(Vatandaşlık numarası)
Ülkedeki tüm inanc olusumlari/dernekleri birer
Federasyon kurarlar.
Her vatandaş sene sonunda yıllık vergi beyannamesini
vermek zorundadır.
Bireyler Vergi Beyannamesinde inancını belirtir.(Nüfus
cüzdanında değil)
Ve inancının/mezhebinin temsilcisi olan inanç
federasyonunu işaretler.
Tahakkuk eden inanç vergisi bireyin arzu ettiği
federasyona gider.
Bu paralarla o inanc federasyonu kendi içindeki idari
örgüt yapılanmasıyla cemaatinin ihtiyacı olan ihtiyacları belirleyerek gereken
harcamayı yapar.
Tüm bunlar mali denetime açık olan yapılardır.
Pratikden örneklemelerle konuyu netleştirmek istersek:
Örnek 1) Türkiye deki Şiiler: Türkiyeli
Ehlibeyt şiaları muhtemelen ikiye ayrılırlar ve ayrı iki federasyonla temsil
edilirler.Vatandaş Ali vergi beyannamesinde inanı vergisinin Türk Caferileri
federasyonuna verilmesini istemesi halinde sözkonusu para bu federasyona
yollanacaktır.Devlet burada sadece aracı ve denetleyicidir.Şayet vatandaş Ali
vergi beyannamesinde Türkiyeli Ehlibeyt Şiaları Federasyonuna verilmesini
istemesi halinde para oraya gidecektir.Yapılan hizmetlere göre tarafdarı
artacak veya azalacaktır..
Belki kötü bir örnek fakat Avrupadaki Katolik
Kiliselerinde papazların çocuklara yönelik cinsel istismarları nedeniyle Vergi
beyannamesinde inanç hanesini değiştirmeler çoğalmıştır.
Örnek 2) Türkiye Alevileri örneğin toplam 3
federasyona bölündüğünü farz edersek Alevi kardeşlerimiz arzu ettiği
federasyonu vergi beyannamesinde işaretleyerek sisteme katılmış olacaktır.
Örnek 3) Ehli sünneti oluşturan cemaatlerde
Federasyona gittiğinde vatandaş Ömer istediği cemaate vergisini verecektir.
Burada da hangi cemaatin ne kadar üyesi olduğu ortaya
çıkacaktır.
Maliyeden giden vergi payları belli oluncada izahı
mümkün olmayan mali kaynakların sorgusu yapılacak ve takke düşüp kel
gözükebilecektir.
Örnek 4) Hristıyanlar/Yahudiler.Müslüman olmayan
kesimlerden vergi alıp cami yapmak,imamın maaşını ödemek gibi bir adaletsizlik
ortadan kalkacaktır.
Hristiyanlar da vergilerini arzu ettikleri (Ortodoks
veya Katolik) Federasyonlara verebilecektir. Kliselerin onarımı veya ihtiyaci
halinde (örnegin Alanya da) yeni kilise yapılmasının önündeki engeller
kaldırılmalıdır.
Örnek 5) Ateistler de vergi beyannamesinde dini
vergiyi reddeceklerinden bu kişilerden vergi kesilmeyecektır.Tipkı Almanya da
yaşayan müslümanların kilise vergisinden muaf tutulmak için yaptıkları gibi..
Degerli Kardeşlerim..
Bizler sadece kendi varlığımız üzerine gelen tehditler
üzerine reaksiyon gösteren bir cemaat olma durumundan biran önce çıkmalıyız.
Bizim üzerimize gelen tehdit yapısal arızası olan ve
haksızlık üzerine bina edilmiş Diyanetdir.
Diyanetin yapısı değişmeden tehditde ortadan
kalkmayacaktır..
Daha önceleride belirttiğim gibi bize Akil Adam
gerekmektedir.
Velayeti Fakih’e bağlı ve Kum-Necef Havzalarından
ilimlenmiş ve Türkiye yi iyi bilen İstanbulda mukim bir Akil Adam..
Ancak böyle bir Akil Adam sayesinde toplumun sorunlari
teshis edebilir.
Mevcud durum bilgi kirlenmesine sebep olmaktadır ve
birlik olmaya engel bir durumdur.