‘1923 Cumhuriyeti’nin demokratik ve çoğulcu
bir niteliği bulunmadığı, egemenliğin halka değil bürokrasiye ve orduya ait
olduğu, devletçi ekonomik anlayışın bir ‘soygun sistemi’ne dönüştüğü
tespitlerinden hareketle ortaya atılan, cumhuriyetin demokratikleşmesi ve
siyasal sistemin yeniden yapılanması amacı, İkinci Cumhuriyet’in kurulması
olarak nitelendi.
Atatürkçü/Kemalist aydınlar ise, Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki modern, laik, anti-emperyalist karakterini
yozlaştırmaya dönük bir girişim saydıkları ‘İkinci Cumhuriyetçiliğe’ büyük tepki
gösterdiler.’
***
Son paragrafın ise altını kalın kalın
çizdim...
Yıllardır, ‘Kemalist bir cumhuriyet’ten demokratik bir
cumhuriyet geçiş talebine’ insanlar neden tepki verir anlamam...
Nihayetinde istenen ‘Tek parti anlayışı yerine AB standartlarında bir
demokrasi’...
Faşizmden yana değilsen, böyle bir talebe karşı durmanın
ne anlamı olabilir ki?
Neyse...
Gülümsemem ona değildi...
Beni tebessüm ettiren Atatürk’ün de ‘numaralı’ cumhuriyetçi olmasıydı...
Üstelik Osmanlı İmparatorluğu’nun bir subayı ola ola...
***
Gelin, soru ve cevapları beraberce okuyalım:
Soru - ‘Atatürk daha jakoben ve katı laik olan Fransız sistemini
mi istiyordu?’
Cevap - ‘Evet. Ben daha doğrusunu söyleyeyim
size. Cumhuriyet Türkiyesi, Fransa’daki Üçüncü Cumhuriyet’in bir tür
replikasıdır. Cumhuriyet Türkiyesi’nin düşünce dağarcığı tamamen Üçüncü
Cumhuriyet’tir. Ayrıca Fransa’nın Üçüncü Cumhuriyeti’nin radikal partisiyle
Cumhuriyet Halk Partisi arasında çok yakın bir bağ vardır. Bu nedenle bizim
laikliğimiz de Üçüncü Cumhuriyet’ten gelmiştir.’
Soru -
‘Fransa’nın Üçüncü Cumhuriyeti’ni mi kurduk biz Türkiye’de?’
Cevap -
‘Bir anlamda öyle. Cumhuriyet’in sosyologu Ziya Gökalp’in
düşüncelerinin temelinde de Üçüncü Cumhuriyet’in sosyologu Durkheim vardır.
Durkheim’ın düşüncesi, bizim ulus-devlet inşamızda çok önemli rol oynadı.
Türkiye ekonomisinde devletçiliği inşa eden de gene Charles Gide’dir. Bunların
fikirlerini aldık biz. Bakın... Şurada Atatürk’ün okuduğu 24 cilt kitap var.
Önemli bir kısmı Üçüncü Cumhuriyet dönemine ait. Bunları okuyor Atatürk.’
Soru - ‘İngiltere’nin sisteminin temeli demokrasiyken, Fransız
sisteminde laiklik demokrasiden önce geliyor. Kázım Karabekirler, Rauf Orbaylar
aslında Atatürk’ü Fransız tipi katı laikliği tercih etmekle, demokrasiye öncelik
vermemekle ve tek adam sistemine yönelmekle eleştirmediler mi?’
Cevap -
‘Tabii. Onlar Atatürk’ü hilafeti ilga ettiği için eleştirmiyorlardı.
Onlar son kertede Atatürk’ü kendi iktidarını kurmakla, başkalarına yeterince
danışmamakla eleştiriyorlardı. Atatürk ise, din, kitleleri mobilize edebilir
düşüncesiyle Terakki Perver Fırka’ya izin vermedi. Rasyonel yurttaş kimliğinin
oluşmadığı bir ortamda insanlar inançlarıyla hareket ederler varsayımıyla
hareket etti.’
Soru - ‘Atatürk’ün kendisi de
‘ben maalesef diktatörlük kurdum’ demedi mi?’
Cevap - ‘Evet,
kendisi de söylüyor. Atatürk dönemindeki yapı otoriter bir yapıdır. Üçüncü
Cumhuriyet diyordum ya... Bu insanlar aslında cumhuriyetçi. Demokrat damarları
da var ama, cumhuriyetle demokrasiyi bir arada yürütemeyeceklerini gördükleri
an, demokrasiyi değil, cumhuriyeti tercih ettiler.’
Soru
-‘Atatürk Üçüncü Cumhuriyetçi mi aslında?’
Cevap -
‘Evet, tamamen ‘Üçüncü Cumhuriyetçi’dir.’
***
Soruları
kim soruyor?
Taraf gazetesinden Neşe Düzel...
Peki,
cevaplar kimin?
Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nün kurucu
başkanı Prof. Dr. Zafer Toprak’ın...
Yani bir Atatürkçünün...
Yani bir Kemalistin...
***
Peki, siyaset bilimci, bir
başka akademisyen, Prof. Dr. Ayşe Kadıoğlu ne diyor?
‘Kanımca Türkiye
Cumhuriyeti, eğer Fransa’daki cumhuriyet dönemlerine atıfla dile getirilirse,
sürekli bir ‘Üçüncü Cumhuriyet’ sendromu yaşamaktadır.
Türkiye’de
siyasal kimlikler bir cemaat olgusu çerçevesinde tanımlanmaktadır. Yani eğer siz
bir siyasal konumu eleştiriyorsanız, mutlaka kendinizi onun karşısında
tanımlamış olursunuz. Dolayısıyla ya Dreyfus yanlısı ya Dreyfus karşıtı misali,
ya Doğucusunuzdur ya Batıcı, ya sağcısınızdır ya solcu, ya laikçisinizdir ya
İslamcı gibi... Bu ortamda ille de mevcut takımlardan birini tutmak
zorundasınızdır.
Böylece, kendini farklı kimliklerin eklemlenmesinden
kurtaran siyasal alan, rakipler yerine birbirini her an yok etmeye hazır
düşmanların ve fundamentalist düşüncelerin çarpışmasına sahne olur.’
***
Belki de, Kemalistler, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir subayı
olduğu halde Fransa’daki ‘Üçüncü Cumhuriyet’in peşinde koşan Atatürk’ün öleli 70
yıl olduğu halde kurduğu ‘otoriter cumhuriyete’ çok bağlılar ama o
bağlılıklarına ters orantılı olarak da ‘demokratik bir cumhuriyet’ talebi olan
‘İkinci Cumhuriyet’e muhalif hatta düşmanlar...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.