Allah’ın
adıyla
(…)
“YETiŞ YÂ ALİ!”
(…)
O mu! 25 yıl boyunca gözüne diken, boğazına kılçık batmış gibi
sabretmekten başka ne yapabilirdi ki? İnsanların cüretkâr itaatsizliğine rağmen
doğruluk, sabır ve tahammül ahlâksal mükemmelliktir. Böylesi bir durumda sabır
çok büyük bir erdemdir. İmâm yapılması gerekeni yaptı ve sabretti. Şimdi ne
oluyor size “Yetiş yâ Ali” feryatları ile onun evine hücûm ediyor, onun başına
üşüşüyorsunuz! Ortalık karışmışsa, düzen bozulmuşsa suç kimin?
(…)
Yüce Allah’ın nimetinden ve lütfundan yüz
çevirmenin elbette bir bedeli olmalıydı! Oldu da! Allah Resulü (s.a.a) “Benden
sonra dalâlete düşmeyesiniz diye size iki emanet bırakıyorum. Bunların ilki
Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim, diğeri ise Kur’an ve sünnetimin muhafızı olan
ıtretim-Ehl-i Beyt’im. Bunlara sarıldığınız süre dalâlete düşmezsiniz.”
(…)
Bu girizgâhtan sonra diyeceğimiz o ki, üçüncü halife Osman bin Affan
öldürüldükten sonra söz konusu ayet ve hadis hatırlanmış olmalı ki, Medine
halkı velâyet güneşinin evine varıp “biz ettik sen etme yâ Ali” diyerek
başlıyorlar yalvarıp yakarmaya.. İmâm Ali’nin (a.s) evinin avlusunda
biriken-yığılan binlerce insan büyük bir coşku ve heyecanla kendilerine
verilecek cevabı bekliyor. İmâm (a.s) evinin önüne çıktığında öylesine bir
izdihâm içerisinde insanlar birbirlerini itip kakarak üzerine atılıyorlar ki
pabuçları ayağından çıkıyor, elbisesi omuzundan yırtılıyor. İzdihâmdan Hasan ve
Hüseyin sıkışıp zor durumda kalıyor. Âdetâ büyük bir arbede yaşanıyor.
(…)
İMÂM ALİ’NİN
HİLAFETİ
İmâm Ali (a.s) işbaşına geçtiği zaman geniş
kapsamlı bir durum değerlendirmesi yapıp kaos ortamının giderilmesi ve yılların
birikimi olan olumsuzlukların bertaraf edilmesi için köklü değişikliklere
giderek yapıcı ve onarıcı kararlar almış oldu. İmâm (a.s) öncelikli
olarak, merkezi hükümette önceki halifenin akrabaları olma hasebiyle kayrılarak
veya entrika ile bir takım makam ve mevkilere çöreklenmiş liyakat sahibi
olmayan kişileri tebelleş oldukları yerden uzaklaştırmakla ve çevre
şehirlerdeki huzursuzlukların kaynağı olan valileri de azletmekle işe
koyulmuş oldu.
İmâm (a.s) azletmiş olduğu valilerin yerine
yenilerini tayin ederken en hassas davrandığı ve en dikkat ettiği husus
kişilerin takva sahibi ve işe liyakatli olanlarını seçmesiydi. Ayrıca bununla
da yetinmeyip kendilerine nasihat ediyor ve genelge (yazılı talimâtnâme)
hazırlayıp ellerine teslim ediyordu. Bütün zamanların yöneticilerine ve idareci
konumundaki herkese ilkesel bazda rehberlik edecek evrensel prensipler içeren
bu nasihat mektupları aynı zamanda İmâm’ın (a.s) kişliğini ve yönetim
anlayışını da ortaya koymuş oluyordu.
(…)
Yazının devamını rastdüşünce sayfasından takip edebilirsiniz:
http://dusunce.rasthaber.com/HD815_-hz-ali-donemi-1-.html