Bismillah….
Türkiye’nin son
zamanlarda dış politikası tam anlamı ile çökmüştür. Bir sene içinde yapmış
olduğu dış politika alt yapısı, Suriye politikası ile yıkılmış ve bertaraf
edilmiştir. ABD’ye endeksli İsrail çıkarlarını koruyan varlığı dış politika olmuştur. Ne acayiptir ki
muhalefet suskun ve puskundur !?
Hepimiz de
biliyoruz ki politikada duygusallığa yer yoktur, dostluklar ise çıkarlar
üzerine kurulmaktadır. Bu doğrultu
üzerine dış politika ya da politikalar gelişmekte ve belirli bir çerçeve
dahilinde oluşturulup olgunlaştırılmaktadır. Buradan da demokrasinin ana
özelliğinin insan özgürlüğü değil, çıkarların özgürlüğüne
« individualisme, pragmatizme » dayalı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Özgürlük, demokrasinin hedefi olup fakat hiçbir zaman sahip olmadığı bir
tanımdır. Kısacası güçlü olanın çizdiği ve izlediği bir politikadır.
Bu son açıklamayı
yaptıktan sonra, Türkiye’nin dış politikada ve hatta iç politikada dahi hür
olmadığı geçen zaman içerisinde kendini açık ve net göstermiştir. Çünkü
Türkiye’nin iç politikası dış politikasına bağlıdır. Türkiye’nin dış
politikasını belirleyen güçler aynı zamanda da Türkiye’nin iç politikasını da
tayin etmektedirler.
Türkiye’deki
değişimler ; Türkiye’nin kendi iç ana dinamiklerinden gelmeyip, dış
etkenlerin, kendi bazı organizmaların bertaraf etmesini, hazırladıkları yeni
projeler « dünyayı yeniden şekillendirme » (Arap baharı) politikaları
çerçevesinde geliştirip, bunu hükümetin marifeti olarak lanse edip, bugünkü
hükümetin içerde ve dışarıda popülaritesini artırmasını sağlamıştır ve
başbakanın karizması ise onu seçtirmiştir.
İsrail ile olan
kapışma ise aynı şekilde oluşmaktadır, Türkiye’nin şu anki dış politikası
İsrail’in işine gelmekte ve İsrail’e güç vermektedir, hükümetin dış politikası
İsrail’in Türkiye’den istediği bir politikadır, dolayısı ile Türkiye’nin
İsrail’le yaptığı laf düellosu İsrail’i uzaktan yakından etkilememektedir
« Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış. » ya da saman altından İsrail’e
bugüne kadar verilmeyen çok güçlü bir
destek. Ne yazıktır ki Türkiye, İsrail’in çıkarlarını korumayı ABD ile
dostluğun birinci şartı olduğunu unutmuş gibidir. Türkiye, İsrail ile yaptığı laf düellosunu ilk baştan
kaybetmiştir.
Türk Hükümetinin dikkatine ;
1-
ABD hiç bir zaman
Türkiye’nin düze çıkmasına müsaade etmemiştir ve de etmeyecektir. ABD’nin dış
politikası çıkar üzeri dostluklar ve ‘’Kullan-at’’ politikası temeline
dayalıdır. Bugünkü Arap baharı, yeni dizaynın bir neticesidir, aynı zamanda
Türkiye’deki Ergenekon da. Oğul Bush’un dediği bir laf vardı « Bizler
Demokrasi bayrağının taşıyıcısı olacağız ve her yere bunu götüreceğiz. »
Buradaki hedef Arap ülkeleri idi. Aslında onun demokrasiden kastı her yeri kendilerine resmi olarak bağlamak;
tek ülke, tek para, tek politika ve tek
bir sistem ile her şeyi kendilerine bağlayıp dünyayı istedikleri gibi yönetmek
politikasıdır. Türkiye ise Araplara « model » olması için dizayn
edilmektedir.
2-
PKK’yı icat eden ABD, bunu bize
karşı kullanmış, çıkarları doğrultusunda ateşlemiş ya da dondurmuştur. Ama
hiçbir zaman PKK’nın varlığından vazgeçmemiştir.
3-
Türkiye’yi Suriye’ye karşı belirli bir paylaşım vaatleri ile kullanmaya
çalışan Amerika’nın asıl hedefi Türkiye’yi İran’a karşı kullanmaktır. Bunu da
Suriye politikası üzerinden gerçekleştirmektir. Amerika’nın amacı Suriye
üzerinden İran’ı sıkıştırmak hatta
Türkiye eli ile Suriye üzerinden İran’a baskı yapmaktır. Ya da İran’ı zoraki
masaya oturtturup kendi sistemleri içine dahil etmektir. Türkiye burada
seçeneğinin olduğunu düşünüyor fakat çok yanılıyor. Türkiye’nin girdiği bu
oyunda istediği gibi oynama şansı yoktur. PJKA/halkın münafıklarının görevini Türkiye mi üstlenecek ?
4-
Suriye’deki Muhalefet
« İhvanı Müslimin » Amerika’nın bir kozudur, İhvan’ın da Amerikancı
olup olması önemli değildir, burada Amerika’nın çıkarı önemlidir. Şu zaman
diliminde Amerika çıkarı İhvan’a bağlıdır. İran’a karşı Sünni bir cephe
oluşturup bunun ile « Şia x Sünni » çatışma ortamını hazırlamaktır.
Türkiye aktif olarak bu politikayı
yürütmekte ve de ev sahipliği
yapmaktadır. Bu da Türkiye’nin Şia-Sünni çatışmasında cephesini ve rolünü
belirlediğini göstermektedir.
5-
Türkiye komşuları ile kendi arasına, kendi ana çıkar politikasına tezat
olan ateşten duvar örmektedir. Bu ateş
Türkiye’yi yakacaktır çünkü ateşi körükleyen ABD & İsrail’dir.
6-
İsrail ve ABD orta doğuda güçlü bağımsız devletler istememektedir çünkü bu
İsrail’i tehdit etmekte, İsrail’in bölgedeki politik manevra alanını
daraltmakta ve İsrail’i hapis etmektedir. Bunun için bölgedeki halkların
birbirine girmesi için bölgesel savaşlar çıkarma politikalarını
izlemektedirler. Ve akabinde Türkiye bir üs olarak seçilmiştir.
7-
Türkiye, dibi görünmeyen bir savaşın eşiğine doğru yol almaktadır. Halkı
ateşin içine doğru çekmektedir ve Müslüman halklarının birbirine girmesini
sağlayacak bir ortamı oluşturmaktadır. Türkiye’nin şu anki politikası barışa
çok büyük bir darbe indirmektedir.
8-
Türkiye Hükümeti dolaylı/direkt ABD’ye güvenmekle çok büyük hata
yapmaktadır. Onların politikası bizlere ancak ve ancak bölgede savaşı
getirecektir. Bop’lar Top’lar ve uyduruk bütün ne var ise hepsi de Amerika’nın
kendisini ekonomik krizden çıkmasını sağlamak için kurulmuş, icat edilmiş
« can yelekleri » dir. Aslında bu kriz kontrollü ve bilinçli olarak
geliştirilmiş ve dünyaya yeni bir « yönetim şekli » getirmeyi
hedeflemektedir. Bugünkü Matrix sisteminin kurucuları sistemin güncelleştirilmesinin
gerekliliğine inanmış olup bunun için de gerekli olan her türlü eylemleri
bizler için çok şaşırtıcı da olsa yapmaktadırlar. Dolayısı ile burada
Türkiye’nin hiçbir çıkarı yoktur. Sadece Türkiye’ye « ABD » nin bu
politikasını gerçekleştirmesi için kullanılmak istenen bir piyon rolü verilmek
isteniyor. Çünkü ABD kendisini ancak Türkiye ve diğer ülkeleri batırarak
dünyadaki gücünü tazeleyip dünyayı tek olarak yönetme peşindedir. Bu yönetim
ise başkent İsrail merkezlidir.
Bu bağlamda
Türkiye, Suriye yönetimi başında olan Beşşar Esat ‘ın bir melek
olmadığını, İslam’a düşmanlık ettiğini ve de Müslümanları, babasının
katlettiğini bilerek, Türkiye’nin çıkarı için, bölgedeki Müslüman halklarının
çıkarı için bölgemizde yeni bir Libya, yeni bir Afganistan ve yeni bir Irak
oluşmasına müsaade etmemelidir. Türkiye
hükümetinin ABD’nin gözünde B.Esat’tan
fazla bir değeri yoktur. Eğer Suriye yönetimi İran’a karşı cephe almış olsun,
Arap dünyasında B.Esat en liberal ve en büyük lider olur.
Bugünkü
gelişmeler, ABD’nin krizden çıkması ve Matrix kurucularının yeni dünya düzeni
kurmalarıdır ki , onun adı ise sömürü
demokrasi düzenidir. Bölgemizde ve İslam coğrafyasında savaşların
oluşmasını sağlamaktır. Biz « Hür Bir ülke » olarak buna müsaade
etmemeliyiz, çünkü bugünkü kriz, ekonomik açıdan ve adaletsizlik olmasıdır. Çünkü Matrix
tıkanmıştır, bu krizlerin bizi etkilemesi bizlerin ABD ve AB indeksli olmamız
kısacası bu Matrix düzeni içinde olduğumuzdandır.
Görünmeyen diğer bir
sorun ise AB içinde de savaşların olması olasılığıdır. Çünkü Avrupa ülkeleri
içinde de çok aşırı dengesizlik ve adaletsizlikler vardır. Fransa ve Almanya
tarihteki gibi birlik olarak İngilizlere karşı tavır alabilirler ve diğer
Avrupa ülkelerini kendilerine bağlayabilirler !?
(2. Dünya savaşında, İngilizlerle birlikte
Almanya’ya karşı savaşan Fransa değildir. ABD’nin Fransa’ya müdahalesi
Fransa-Almanya birliğini yıkmak içindir. Fransa’daki Reziztanas grubu oluşturan
ise ABD & İngiltere’dir. Bu konuda ve Yahudileri katletme konusunda tarih
daha gerçekçi olarak tekrardan araştırılmalıdır.)
ABD&İsrail
dünyayı tek elden sömürmek, dini ve kültürel kimlikleri yok edip, kendisinin
şekillendirdiği dini, tek tip bir kimlik oluşturup insanlığı şeytana köle etmek
istemektedir. Ki bunu da gerçek insani özgürlükleri ve insani, ahlaki değerleri
yok ederek gerçekleştirmek istemektedir..
Türkiye, ABD
kuklalarına karşı ve ABD’nin şeytan’a hizmet eden bu politikalarına karşı bir
blok oluşturmalıdır.
Evet, önüne
geçemeyeceğimiz ve engelleyemeyeceğimiz savaşta yerimizi/cephemizi İslam’dan
yana almalıyız, İslam’a karşı değil. Türkiye olarak şeytanın ordusuna karşı
İslam Ümmeti olarak bir cephe oluşturmalıyız. Tabi eğer biz de onların bir
kuklası değil isek.
Ama ne yazık ki bize
de bu Matrix kurucuları bugünkü devleti kurdurdular, istedikleri gibi de yön
verdiler ve de hala vermekteler, biz halkı da istedikleri yöne yönlendirdiler.
« Sağcı, solcu, dinci, laik ve bir suru cici bici »
Atalarımıza Kurtuluş Savaşı verdirdiler
onlara köle olmak için. Ve bu devirdeki yeni adı ise « Arap
Baharı »
Ya ferec Allah
Mustafa Kemal TAŞPINAR