Çok küçüktüm sanırım beş altı yaş civarı. Bir akrabamızda kalmıştım o gün. Çocukken bir başkasının evinde kalmak başka bir mutluluk verirdi insana. Ama o gün görmüş olduğum, aradan çok uzun yıllar geçmesine rağmen hafızamda silinmeyen o sahne beni o gün o evde kaldığıma bin pişman etmişti.
Akrabamızın bir bebeği vardı şirin mi şirin güzel mi güzel. Zaten en çokta onu daha çok sevebilmek için arzulamıştım o geceyi orada geçirmeyi.
Sanırım sekiz yada dokuz aylık ancak vardı Hatice bebek. O akşam uyumak istemiyordu nedense .Artık sancısı mı vardı başka bir derdi mi vardı bilmiyorum, ama uyumak istemiyordu.
Sürekli ağlıyordu. Annesinin „sus sus artık“ bağırmaları çocuk yüreğimi korkuyla doldurmuştu.
Hem Hatice’nin ağlamasına, hem de annesinin karşısında büyük bir insan varmış gibi Hatice’ye bağırmasına üzülüyordum.
Ama yaklaşmaya bir türlü cesaret edemiyor, kapı aralığından annesinin Hatice’yi hırpalamasını hüzünle izliyordum.
O an öyle bir sahne ile karşılaştım ki bugün bile düşündüğüm zaman aynı hüznü, şaşkınlığı yaşıyorum. Annesi Haticeyi yatağa atıyor, kaldırıyor bir daha atıyordu. Korkunç bir sahneydi. Defalarca kaldırdı attı, kaldırdı attı.
Dayanamamış, hem korkudan hem üzüntüden ağlamaya baslamıştım. Benim kendisini izlediğimi fark eden annesi yanıma geldi. Sana ne oluyor diye öfkeyle bağırdı.
Korkuyla kaçtım saklandım beni de dövecek sanıyordum. O an istediğim tek şey anneme koşmak onun şefkatli kollarına sarılmaktı.
Evet aradan seneler geçti ama ben ne Hatice bebeği ne de o sahneyi unutabildim.Ve o gün çocuk aklımla bir karar almıştım. Benim bir gün çocuğum olursa onu asla dövmeyecektim.
Bundan bir kaç sene önce bir haber geldi memleketten. Büyüyen genç bir kız olan Hatice bebek, abisini bıçaklayarak hastanelik etmişti. Ne tuhaftır ki üzülmüş ama hiç şaşırmamıştım.
Şiddete maruz kalan çocuğun, ister erkek olsun ister kız bir gün gelip eşlerine , çocuklarına ,yakınlarına şiddet uygulama olasılığı oldukça büyüktür.
Malasef bizim kültürümüzde bir çoklarına göre dayak bir eğitim aracıdır. Hatta çocuğunu okula ya da eğitim için bir yere biraktığı zaman eti senin kemiği benim deyimini kullanarak, çocuğunu eğitimcinin de dövmesine müsaade eden bir çok aile vardır.
Yapılan araştırmalarda çocuk eğitiminde kullanılan şiddetin hiç bir işe yaramadığı tespit edilmiştir. Bir çok anne ve baba dayak yiyen çocukların daha çok yaramaz, daha az başarılı olduklarını ve öz güvenden yoksun olduklarının farkına varmışlardır.
Sözden anlamayan bir çocuğun şiddetli olmamak şartıyla popusuna ya da eline vurulması kabul edilebilir, ama idrak edecek yaşa geldiği zaman bundan da uzak durulması tavsiye edilmiştir.
Şöyle bir kendi çocukluğumuza dönelim. Kendimizi çocuklarımızın yerine koyalım; annemiz ya da babamız bize şiddet uyguladıkları anlarda neler hissediyorduk, hatırlamaya çalışalım ve bu şiddetin ruhumuzda bıraktığı kötü etkileri analiz edelim.
Dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar. Çocuk kendi yaptığının kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez, kendini döveni suçlar.
Çocuklar bizlere Allahın emanetleridirler. Onları dayakla değil sevgiyle büyütelim. Çocuk tertemiz bir toprak gibidir, o toprağa hangi tohumu ekersek, o mahsulü alırız.. Sevgiden yoksun büyüyen çocuklar bu eksikliği yanlış yerlerde arayarak büyük hatta telafisi güç hatalar yapabilirler. Çocuğun midesinin yemeğe ne kadar ihtiyaci varsa ruhunun da o kadar çok sevgiye ihtiyacı vardır.
Başarılı ve mutlu insanlar genelde şiddet görmeyen, sevgiyle büyütülen çocuklardır.
Çocuğunun elinden gına gelen bir baba, Hz. İmam Rıza'ya durumu açtığında "Onu dövme" buyurur, "mecbur kalırsan ona küsülü ve dargın davranabilirsin, ama bu da uzun sürmemelidir!"buyurmuşlardır.
BU GÜN BENI DÖVMEYIN!!!!!
Anne baba !!
size sesleniyorum
bu gün beni dövmeyin olur mu?
Dün attığın tokatın parmak izleri
bugün gitmedi baba..
Arkadaşlar güldüler bana
alay ettiler.. anne
Kaçtim ben de okuldan;
daha fazla alay konusu olmak istemedim
Kaçtım saklandım anne
Ne olur babama söyleme emi..
öğrenirse yine döver beni..
Çok utanıyorum artık
beden dersinde soyunmak istemiyorum elbiselerimi
o zamanda kızıyor öğretmen azarlıyor
söylemiyorum anne.
Dayak yedim diyemiyorum.
vücudumdaki morlukları,
görsün istemiyorum çocuklar
ama yüzümü saklayamıyorum ki
yüzüme vurma baba ....
Bir kez olsun okşa,
okşa saçlarmı
ellerini dövmek yerine
bir kez de okşamak için kullan ne olur...
ÇETINKAYA ARZU