Bismillah
Bilindiği gibi askeri silah ve teçhizat kullanılarak
yürütülen savaşlar sert savaş (Hard War)diye
tanımlanırken, savaşta düşünce ve kültürel malzemeler kullanılıyorsa, buna da yumuşak
(Soft War) savaş adı verilir. Yumuşak
savaş başka tabirlerle psikolojik, kültürel, beyaz savaş
veya medya savaşı olarak tarif
edilebilir.
Yumuşak savaşta asıl hedef; titiz ve planlı bir şekilde propaganda yapmak ve ilgili araçları
kullanarak , düşmanın inanç, kültür, siyaset, duygu, eğilim, davranış ve
düşünce koordinatlarını değiştirmek ve kendi mecrasına yönlendirmektir.Yani
psikolojik etkileme veya medya propagandası kullanılarak hedefteki toplum inzivaya sevk edilerek
yenilmeye mahkum edilmektedir. Hakeza yumuşak savaş ile hedefteki toplumun kendini meydana getiren değerlerden soğutulması,
hayal kırıklığının yaşanması, toplumda güvensiz ve huzursuz bir ortamın meydana
getirilmesi, halkın bölünmeye çalışılması amaçlanmaktadır.Yumuşak savaşta en önemli siyasi hedef ise; milli hakimiyeti yıkmak ve
onun yerine dışa bağımlı bir kukla devlet oluşturmaktır.
Yumuşak savaşta halkların düşüncesini etkilemek ve onları arzu edilen
doğrultuda yönlendirmek için her türlü araç ve gereç kullanılır.Günümüzde yumuşak savaşın sahaları çok geniştir. Sanat dallarının yanı sıra kitap, basın,
radyo, televizyon, sinema ve internet, düşmanların yumuşak savaşta sıkça
kullandığı araçlardır. Yumuşak savaşta düşmanın en büyük ve en
etkili silah olarak kullandığı araçların başında uydu, ve internet gelmektedir.
Bu araçlar, milyonlara yani toplumun büyük bir kesimine bir anda ulaştığı ve
nüfuz ettiği için oldukça etkin ve tesirlidir.
Yaşadığım çağda her türlü medya araçları ve onun
uzantıları bu savaşın olmazsa olmazlarındandır. Yumuşak Savaş projesinin
mimarları; bu araçlar ile toplum kitlesinin büyük kesimlerinin düşüncelerine
müdahale ederek kendi inanç ve düşüncelerini hakim kılmakta ve hedefteki
kitleyi kendilerine göre şekillendirmektedirler.
Yumuşak savaşta
amaca ulaşmak için muhatabın düşünce dünyasında karmaşa oluşturmak ancak medya
aracılığı ile yapılabilmektedir. Bu nedenle bütün medya araçlarının yumuşak savaştaki
özel işlevleri üzerinde durulması gerekmektedir. Buna karşın yumuşak savaşla mücadele
yollarını tespit etmenin çağdaş dünyada medyanın en önemli hedeflerinden
biridir.Basın, kültürel diplomasinin en önemli
aracı olup, medya yumuşak savaşla mücadelede etkili bir rol oynayabilmektedir. Bu savaşa karşı mücadele için yumuşak medya gücü gerekmektedir.Yumuşak savaşın boyutları
karmaşık, kaybı ise milyonlardır.
Bilindiği üzere klasik savaşlar, insanların beynini
ve düşüncesini ele geçirmekte pek önemli olmazken, çağımızda yapılan yumuşak
savaş ile zihinleri ve düşünceleri ele geçirmek, savaşların esas amacı haline
gelmiş durumdadır. Bundan dolayı yumuşak
savaş savunma değil bir saldırı savaşıdır.
Bugün İslam dünyası,
insanların katledilmesinden çok daha yıkıcı ve tahrip edici yumuşak terör
savaşları ile karşı karşıyadır. Müslümanlar,
emperyalist güçlerin önderlik ettiği, ilahi düşüncenin yağmalandığı yumuşak
diye adlandırılan kültürel kanlı savaşların odağında bulunmaktadır. Bu
yumuşak savaş onlarca kanlı savaştan ve binlerce katilden daha fazla ve daha
ağır, telafisi çok zor hasarlar oluşturmaktadır. Bu kültürel katliamdaki en büyük tehlike, sessizce ve
hissettirilmeden İslam toplumuna nüfuz etmesidir.
Maalesef düşmanlar
tarafından her ev ve her oda savaş alanına dönüştürülmüş bulunmaktadır.Bu
yumuşak savaş ile evlerin derinliklerine intikal eden İslam düşmanları genç
nesle şiddetli ve yıkıcı darbeler indirmeye devam etmektedir.Yani bu yöntemle Batı,
heyecanlandırıcı araçlar kullanarak gençlerin duygu ve düşüncelerine hakim olma
yönünde büyük çaba sarf etmektedir.
Fesat,
başıboşluk, ahlaksızlık, uyuşturucu müptelalığından dolayı gelişme ve kemale
doğru hareket etmede yollarının önünde engel konulmuş, içine düştükleri zor
durumla kendilerinin, ülkelerinin ve İslam toplumunun önünü kilitlemişlerdir.
Bu durumda din ve takva yolunun hakimiyet ortamı bütünüyle ortadan
kalkmaktadır.
Bugün, ABD ve diğer
Batılı güçler tarafından İslam ve Müslümanlar aleyhine başlatılan yumuşak ve
kültürel savaşa şahit olmaktayız. Mevcut
şartlarda bölge düzeyinde Liberal demokrasi değerlerini savunan Batı ve onun
yardımcıları ile İslami değerleri savunan
iki iradenin birbiriyle birçok alanlarda savaş halinde olduklarını
açıkça görmekteyiz. İslam düşmanı ülkeler, özellikle uydu aracı ile yayımladıkları
ahlak dışı, müstehcen filmlerle gençleri hedef almaktadırlar. İstilacı süper
güçler yumuşak savaş kapsamındaki uydu kanallarındaki çeşitli film ve programlarla
ve internet aracılığıyla gençlerin
manevi ve dini inançlarını silmek ve onun yerine Batılı sapık ilişkileri normalmiş gibi göstererek ve böylece İslami
gençliği kendi istedikleri mecraya çevirmek istemektedirler.
ABD ve Batı, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika halk
kıyamları ile meydana gelen İslami uyanış ile mücadele için yumuşak savaş ve karşı
koyma taktiklerine başvurmaya devam ediyor.
Bu yüzden Batılı propaganda araçları propaganda ve psikolojik savaşları
dahilinde kendi güçlerine dayanarak bu ülkelerde yaşanan İslami uyanış ve
halkçı inkılapların takip ettikleri çizgiyi saptırıp kendi amaçları uğruna
yönlendirmeye çalışmaktadırlar.Bu yöntemle emperyalist güçler böylece bu İslami
uyanış sürecini kendi amaçları doğrultusunda yönlendirmeye veya en azından
saptırmaya çalışmaktadırlar. Batılı
medya çok yönlü olarak başlattığı bu yumuşak savaş ile İslam inkılabının, Arap
ülkelerinde yaşanan İslami uyanışı etkilemesini engellemek için asılsız
konuları gündeme taşıyarak gerçekleri beyan etmekten kaçınmaktadırlar.
Şimdi eğer düşmanın
bu çok yönlü saldırıları karşısında direnmek istiyorsak, bizlere miras olarak
kalan İslam kültürüne dayanmamız gerekiyor.Gençlerin, zengin İslam kültürünü kimlik
edinmeleri sağlanarak, onları düşmanın sapık kültür saldırıları karşısında
sigortalamalıyız.Yumuşak savaş alanında
başarılı olmak; İslami vahdet, sosyal adalet, İslami medeniyetin ihya edilişi,
İslami uyanış seviyesinin geliştirilmesi, İslam dünyası kimliğinin ihya
edilmesi, Siyonizm ile mücadelenin küreselleştirilmesi ve Batının siyasi
kültürü ile mücadele edilmesine bağlıdır.
Yumuşak savaş cephesinde moralin yüksek tutularak iyimser
ve umut dolu bakmamız gerekmektedir.Geleceğe dair olan ümidimiz, kuruntuya
değil basiret üzerine olmalıdır.Eğer ki geleceğe bakışımız kötümser olursa ardından
pratiksizlik ve hareketsizlik ve peşine
de inziva başlar. Bu da yumuşak savaşta düşmanın istediği şeydir. Bu nedenle gençlerimiz de şayet hamaset ve cihat duygusu olmazsa yumuşak savaşın tesiri
altında kalacaklardır.
Bugün İslam
düşmanlarının çok yönlü olarak başlattıkları yumuşak savaş ile, İslami
değerleri yenilgiye uğratmak, genç nesilleri ümitsizliğe ve fesada sürüklemeye çalışmaktadırlar.İslam
ve insanlık düşmanlarının bütün bu saldırıları karşısında uyanık ve bilinçli
vicdanlar varlığını sürdürmeye ve kalkan olmaya devam ettikçe onların şeytani
hedefleri boşa çıkacaktır. Düşmanın
bugünkü hile, plan ve tuzaklarına karşı durmak için Müslüman halkın, hep beraber ayağa kalkması,
sahnede rolünü alması ve İslam düşmanlarının kültürel savaşına güçlü duruşunu
göstermesi gerekmektedir.