Allah’ın
adıyla
“
Cüppeli Ahmet ve Âlimlerimiz “ adlı yazıyı kaleme aldığımızda, çevremizde ve
şehrimizde görmüş olduğumuz ve perde
arkasında tezgâhlanan olayları insanlara nasıl aktaracağımızı düşünürken galiba
duygusallığımızın ötesine geçerek istemeden de olsa bir takım büyüklerimizi
üslup ve metot yanlışlığından dolayı kırmış bulunduk.
En
önemlisi sadece bireysel olarak mektebi kaygılarımızı büyüklerimize söylemiş ve
bir cevap alamadığımızda internet sayfalarından mücadele etmeye karar vererek
sesimizi bir yerlere duyurmaya çalıştık.
Kimilerine
göre yanlış yaptık kimilerine göre ise söylemlerimiz doğru ancak metodumuz yanlıştı.
Ancak ne olursa olsun bizler mektebi kaygılarımızdan dolayı bir nebzede olsa
insanları uyarmayı ve uyandırmayı amaç edinerek kendi bildiğimiz doğrudan
vazgeçmedik.
Ama
bugün o yazının ardından uzunca bir müddet geçmeden zamanında yapmış olduğumuz
işin düşündüğümüz gibi olduğunu ve söylemlerimiz ve iddialarımız konusunda
haklı olduğumuzu Allahın izni ile insanlara göstermiş olduk.
Biz
yazımızda Şia’yı tekfir eden bir grubun talebelerinin güzel şehrimiz Iğdır’da
açıkça Şia’yı kâfir bildiklerini ve daha da ileriye gittiklerini eğer bunlara
Âlimler ve aydınlar hatta toplum olarak karşı çıkmaz ve dur demezsek işi daha
da ileriye götürecekleri uyarısını yapmıştık.
Ve
uyardığımız hususlar maalesef gerçekleşti sonunda. Güzel şehrimizde son
zamanlarda korsan olarak “Şii-Caferi-Rafızî
Temel İnanç Esasları” adlı kitab dağıtılmış olup Şia’nın mukaddesatlarına saldırıda
had safhaya çıkmışlardır ne yazık ki.
Elbette
tüm bu olanlar Ehlisünnet ve Şii cemaatlerin iç içe yaşadığı şehirde fitne
çıkarma arzusudur. Ve bizler hiçbir zaman bu tür fitne olaylarını ehlisünnet
kardeşlerimize mal etmemiş ve onları da kendi canlarımızdan farklı
görmemişizdir.
Son
zamanlarda gizli olarak ve Cuma namazı sonrası dağıtılan bu kitap bir grup
mektep kaygısı güden genç olarak, mektebi duygusallıklarımızı bir kenara
bırakmış ve işin ehli olan Âlim ve Aydınlarımıza başvurmuş ve nitekim elimizde
bulunan açık delil ile bizleri hoşgörü ile karşılamışlardır.
Ve
bu konuda gereken hassasiyetlerini göstermiş olup biz gençlerinde bilinçli
hareket etmelerine sebep oldukları gibi yıllarca özlem duyduğumuz birlikteliği
ve hoşgörüyü de bizlere yaşatmışlardır.
Aslında
fitne uzmanları gibi bizler de bu konunun kimileri için önemsiz olduğunu
düşünmüş ve içerisinde yaşamış olduğumuz toplumun pasifize edildiği
kanaatindeydik. Kimsenin bu konuları ciddiye almayacağını insanların sadece
kitap deyip geçeceklerini düşünür olmuştuk.
Biz
olayın sadece birkaç âlim ve bilirkişi tarafından dillendirileceğini ve sadece ve
sadece sözde kalacağını düşünüyorduk. Lakin bu toplum Aşura gününde nasıl ki
siyah bayrakları görüp bir araya geliyorsa mukaddesatlarına karşı da bir araya
geldiklerine şahit olduk.
Bir
grup gençle tekrar bu konu üzerinde artık bir çalışma yapılması gerektiğini ve
kimilerinin bu olaya kayıtsız kaldığını düşünüp düşüncemizi değerli bir grup büyüklerimize
bildirdik.
Ve
sonraları öğrendik ki, Ehlibeyt âlimleri toplumun önde gelenleri ve aydınları
ile bir araya gelerek bu kitap üzerinde çalışmış ve nasıl bir metot ile hareket
edecekleri üzerinde durmuşlardır.
Sonraları
Âlim-Aydın-gazeteci-araştırmacı kısacası toplum olarak bir bütün olup bu
fitnenin karşısına dikilmiş ve bu konuda da elimizden gelenin en fazlasını
göstereceğimizi herkese bildirerek bu tür olaylarda birlik ve beraberlikten
ödün vermeyeceğimizi gösterme çabası içerisine girmiş bulunmaktayız
Ve
şimdi güzel şehrimizde çıkarılmak istenen bu fitneye şehrimizde yaşayan ve yaşamayan
tüm Sünni ve Şii kardeşlerimiz tarafından destek bekleyip bir kez daha İslam
ümmeti olarak vahdet çizgisinden vazgeçmeyeceğimizi bildirmek istiyoruz.
Ben
şahsım ve genç kardeşlerim adına, bu tür konulara kayıtsız kalmayıp gecesini
gündüzüne katan başta Cafer Yucal, Celal Yanık, Veli Beder ve tüm ehlibeyt âlimlerimize,
Değerli Gazeteci-Yazar Cabbar Şıktaş abimize, biz gençlerle değerli
büyüklerimiz arasında iletişim görevini üstlenen Doğan Aksu abimize, biz
gençleri mektebi duygusallıktan öte akıllıca davranmayı ve her zaman genç ruhu
ile bizlere yanlışı ve doğruyu hatırlatan Hasan Avcı abimize, Yıllarca bu
topluma biz aşkın çocuklarıyız diyerek hoşgörüye davet eden değerli şairimiz ve
büyüğümüz Hüseyin Yalçın’a ve uzakta olsa bizlerle gönül bağları bulunan
Zeynebiye liderleri Selahattin Özgündüz ve değerli Zeynebiyeli kardeşlerimize ve
nitekim şuan isimlerini hatırlayamadıklarımız büyüklerimize ve kardeşlerimize bu
önemli konuda bizleri her zaman destekleyen Rast haber ailesine teşekkürü bir
borç biliriz.
Ve
ayrıca yaz tatillerinde bütün zamanını mektebi konulara duyarlılıkla geçiren
üniversiteli genç kardeşlerimizi de saygı ile selamlıyoruz.