İnsan oğlunun yaratılışından itibaren Habil ile Kabil arasında başlayan hak- batıl mücadelesi ; bu cephelerin sembol isimleri olan Hz .İbrahim(a.s)-Nemrut, Hz .Musa(a.s) –Firavun, Hz .Muhammed(s.a.a)- Müşrikler, Hz Ali(a.s) – Muaviye ve uzantıları, Hz. Hüseyin(a.s)-Yezid arasında kesintisiz bir şekilde sürerek günümüze kadar devam ede gelmiştir. Bu mücadele günümüzde ise belirgin bir şekilde Velayet-i fakih ve taraftarları ile emperyalist ve sömürü güçlerinin arasında askeri, siyasi, ekonomik, kültürel ve psikolojik alanlarda bütün hızıyla devam etmektedir. İlahi bir sünnet olan hak ile batıl arasındaki mücadele, Rahman’ın vaadi olan yeryüzünde Zamanın İmamının(a.f) önderliğinde kurulacak ve güçsüz bırakılmış salihlerin hüküm süreceği ilahi evrensel adalet hükümetinin kurulacağı güne kadarda devam edecektir.
Velayet-i fakihin önderliğindeki İslam İnkilabının , emperyalist güçler karşısında dik duruşu , mazlumları koruyan ve İslam ilkelerinden taviz vermeyen siyaseti nedeniyle bugün başta ABD olmak üzere sömürü güçlerinin şeytani siyasetlerini uygulamalarına büyük bir engel teşkil etmektedir. Artık dünya kamuoyu şu gerçeği bütün açıklığıyla görmektedir ki , dünya gündemini sarsan önemli olayların, krizlerin, savaşların arka planlarında hep aynı noktaya ve neticeye varılmaktadır. Bu malum sonuç batılın sembolü olan bu günkü emperyalist güçler başta, ABD ve Siyonistler ile onların müttefiklerinin izledikleri şeytani siyasetlerinin dinamikleri olan, hile, komplo ve desiselerin arkasında İslam’a ve bu dik ve izzetli duruşu nedeniyle İslami İnkilab’ına karşı kötü emellerinin ve sinsice planlarının olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu şeytani planlarına yakın zamanda gerçekleşen birkaç olayı örnek vererek batılın gerçek yüzünü analiz edelim.
11 Eylül diye bilinen ve Amerika’da meydana gelen ikizi kule saldırılarının aslında, ABD ve Siyonist güçlerin kontrolünde ve desteğinde yapılarak Ortadoğu’da kurmayı düşündükleri hegemonya ile Irak’ı işgal etmeye ortam hazırlayıp , İsrail önderliğindeki BOP’u ve yüzyılın Amerikan projesini gerçekleştirmek için tezgahlandığı çoğu Amerikalı ve yabancı uzmanlar tarafından da beyan edilmiştir. Ayrıca ABD’nin evangelist (siyonizmi benimseyen hristiyan) başkanı tarafından bu savaşın İslam’a karşı başlatılan bir haçlı savaşı olduğu kendi diliyle ilan edilmiştir.
Yine yakın zamanda hiçbir askeri ve siyasi gücü olmayan ve Siyonist kadrolar tarafından yönetilen Gürcüstan’ı son yüzyılın süper güçlerinden Rusya üzerine salarak çıkarılan savaşın arka planındaki amaçları da İslam İnkılabına yöneliktir. Emperyalist güçler Gürcistan’a arka çıkarak orada kurmaya çalıştıkları hegemonyayla gerçekte İsrail’in güvenliğin sağlayacak bölgeyi oluşturmaya ve İslam İnkilabına karşı başlatılacak bir savaşta stratejik üst oluşturmaya çalıştıkları ortaya çıkmıştır.
Ama Allah’ın izniyle bu entrikaya , hileye dayalı iğrenç politikaları bozularak şeytani amaçlarına ulaşamadan her iki olayda da hüsrana uğramışlardır. Bu olayların analizleri, arka planlarını dikkate aldığımızda dünya gündemini meşgül eden ve batılın temsilcisi ABD’ den başlayan liberal ekonomide ve global ölçekteki kapitalizmde meydana gelen büyük sarsıntıyı, krizi nasıl okumalıyız? Şeytani hile ve komploya ve İslam’la savaşa dayalı siyasetleri varlık sebebi olan bu güçlerin acaba bu olayda da başka amaçları olabilir mi? diye düşünmekten insan kendini alamıyor.
Liberal ekonomi anlayışına dayalı global ölçekteki kapitalizmde meydana gelen ekonomik çöküntü neticesinde ABD’ de oluşan mali krizden sonra, ortaya konulan teorilerde bu devletin ekonomik gücüyle beraber siyasi ve itibari gücünü de kaybettiği buna paralel olarak da Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkelerin oluşacak yeni dünya düzeninde güçleneceği, ekonomik ve siyasi açıdan daha etkin olacağı şeklindedir. Sonuç olarak değerlendirmeler bir süre sonra ABD hegemonyası ve sömürüsünün tarih çöplüğünde yerini alarak inzivaya çekileceği yönündedir.
Aslında tüm bu sebepler esas etken olmayıp tali etkenlerdir. Asıl olan yüce Kuran-ı Kerim’de de sabit olduğu gibi dünya aleminde savaş Uluslararası siyonizm ile Velayetin savaşıdır. Başka bir tabirle hak ile batılın savaşıdır. Bu cihetten baktığımız zaman, Siyonistlerin varlığını sürdürmesi ve güvenliğini sağlaması meydana gelen bu mali krizden çok daha önemlidir. Meydana gelen krizde; terör! adı altında İslam ile verilen mücadeledeki askeri harcalamalar, üretim gücündeki azalmalar ve yeni iktisadi ve ekonomik güçlerin ortaya çıkması birer faktörlerdir. En son Hizbullah’a açılan 33 günlük savaşta başarısız olan İsrail in güvenliğinde meydana gelen ciddi ve aşılamaz sorunlar ve ulaşmak istediği hedefleri gerçekleştirmesi amacıyla meydana gelen durum ve ihtiyaç daha da etkili yeni askeri ve iktisadi krizleri zorunlu kılmaktadır.
Emperyalist cephede kapitalizmi kurtarmak adına sağlanan yüklü mali destekler ve alınan kararlar, batılı güçlerin revize edilmesiyle beraber, asıl arka planda şeytani düşünceleri ve emelleri olan Velayete karşı yapılması düşünülen saldırılar içindir. Bu bağlamda düşündürücü olan ve Aysberk’in sadece görünen yüzü olan şu iddia gündeme gelmektedir. · “Lehman Brothers'ın batışı kriz sürecinin en büyük yolsuzluğuna da zemin hazırlamış. Batmasına izin verilen, kurtarılmayan, 613 milyar dolarlık finans kuruluşunun batışı sırasında dudak uçuklatan olaylar yaşanmış.
İddialara göre, Lehman Brothers iflası öncesi devasa miktarda para, elektronik ortamda İsrail'e aktarılmış. Şöyle:
Lehman Brothers'ın 15 Eylül'de battığı açıklandı. Ancak yukarıda ifade edilen 613 milyar doların gerçek olmadığı şimdi ortaya çıkıyor.
Bu rakam verilirken tam dört ay önceki veriler kullanılmış. 19 Eylül'de, şirket varlığının 100 milyar dolar olduğu ortaya çıkmış. Peki geriye kalan miktar nereye gitti?
İşte büyük yolsuzluk operasyonu burada. İddialara göre tam 400 milyar dolar İsrail bankalarına aktarılmış”(Yenişafak Gazetesi.İbrahim Karagül)
Kapitalizmin kendini onaracak dinamikleri ve mekanizması olmadığından dolayı meydana gelen bu krizden dolayı oluşan bu kara delikler global kapitalizmin bu süreçte reel ekonomik sürecini tamamlamasını sağlayacaktır. Batıl cephesinde oluşacak bu iktidar boşluğu muhtelemen yerini ulusal çaplardaki askeri ve monarşik anlayışlara bırakarak zulüm ve fesat global ölçekte zorla ve isteyerek gerçekleşecektir. Velayet cephesi de bu global kapitalizmin yıkılmasıyla üzerindeki baskılar azalacak ve zuhurun alt yapısını oluşturmada daha büyük ilerlemeler sağlanacaktır.
Genel manada halkların ruhları esir alındığı için toplumsal bağımlılık anlayışına göre davranırlar. İnsanlık tarikat, endüstriyel kölelik ve sömürü mantığının, enerji ağalarının ve şeyhlerinin ablukasındadır. Bu açılardan baktığımız zaman bu zuhur çağında İmam-ı Zaman’ın(a.f) zuhuru ve fereci yeni dünya düzeninin ilkel anlayış ve uygulamaları karşısında ve velayet cephesindeki zuhur ortamının hazırlanmasındaki ilerlemelerden dolayı kaçınılmaz olacaktır. Akıl, kalp ve imandan müteşekkil ordular vaad edilen ilahi evrensel adalet hükümetine şahit olacaklardır İnşaallah...
Evet hak ile batıl mücadelesi ilahi bir sünnettir. Nasılki batılın temsilcilerinde bir kesinti sözkonu
değilse ve onların emeli yeryüzüne fesati ve zülümü hakim kılmak ise, hakkın savunulmasında
Yüce RABBİMİZİN ,yeryüzünün adaletle ,iyiliklerle donatılması ve idare edilmesi için
,RUBUBİYET sıfatın gereği hak cephesindede kesinti sözkonusu olmaz.Bu İlahi görev
gaybet zamanında VELAYET-İ -FAKİH idaresinde olup, bu terimin günümüzdeki kurulan islam
devletinden dolayı en geniş anlamı ve etki alanıyla en kapsamlı şekliyle bu görevi yerine
getirmektedir.Bu da Rahmanın bizlere lütfüdür. Baştada sonda da HAMD ona mahsusutur.
VESSELAM...
#FFFFFF">
mert
10-11-2008, 09:44:54
#FFFFFF">
Mehmet Yetkin, kardeş çok güzel olayı ortaya koymuşsunuz. Elinize ve gönlünüze sağlık. Hak batıl mücadelesini günümüze çok güzel uyarlamışsınız ve temsilcilerini de çok güzel tespit etmişsiniz, Müslüman milletlerde artık bu konularda daha dikkatli olmalı ve olayları da çok iyi okumalıdır. Kan dökücülüğün, gözyaşının, işgalin, kötü ve çirkef olayların arka planında kimlerin olduğunu görmeleri gerekir. İyilik ve doğruluk önderleri kimler ve kimdir onu da iyi bilmeliyiz. Bu konularda; İslam düşmanlarının boş durmadığını bilgi kirliliğinden tutunda her yola baş vurarak hakkın ortaya çıkmasını engellemeye çalışacaktır. Ama Rabbim: Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlamaktan başka bir şey istemiyor. Diye buyuruyor VESSELAM….
#FFFFFF">
Kerbela35
11-11-2008, 02:04:02
#FFFFFF">
KEsinlikle iyi niyetinden süphe etmedigim ve cogunluguna gönülden katildigim bir yazi oldugunu belirtmek isterim...Yalniz bu 11.Eylül meselesini,ABD-Israil tarafindan yaptirildigini ve bu sebeple Irak ve Afganistan isgali icin bahane olarak kullanildigi iddiasi tamamen bos bir iddiadir...Hicbir Gücün özellikle böyle süper güclerin en büyük özelligi, kendilerini herseyden kuvvetli ve magrur olarak göstermeleridir...yani kendi kendilerini böyle tam kalbinden vuracak sekilde bir eylem yapmalari aklin aksinedir...Bizatihi bu eylem en cok güvendikleri yerde kendi evlerinde onlarin vurulacagini göstermis ve Karizmasini sifira indirmistir...Irak zaten 1.Körfez savasindan beri isgal altindaydi ve 11.Eylülle Saddamin iliskisi vardir diye bir iddiada hicbir zaman gündeme gelmemistir...Tam aksine El-Kaide kuruldugunda ilk tehdit ettigi insan Saddamdir.YAni her kim olursa olsun,dogruluk ve adaletten kacinmamak gerekir..Bizim bir dogruyu söylememiz icin yanlis degerlendirmeler yapmamiza gerek yoktur...Vesselam
#FFFFFF">
Mehmet YETKİN
11-11-2008, 09:32:25
#FFFFFF">
s.a
Sayın kerbela35 kardeş, öncelilkle yorumunuz ve eleştirileriniz için teşekkür ediyor ,aşağıdaki hususları dikkatlerinize sunuyor.
CEVAP BULMASI GEREKEN SORULAR
- Kaza esnasında uçaktan yapıldığı iddia edilen telefon görüşmeleri mümkün olamaz. Çünkü, bunu mümkün kılan sistem Amerikan Havayolları uçaklarına 11 Eylül'den çok sonra kuruldu. Ayrıca hükümetin açıkladığı listede bulunan hava korsanlarından bazılarının saldırılardan sonra hayatta oldukları ortaya çıktı
- 1999'da Kuzey Amerika Hava Savunma Komuta Merkezi (NORAD), bir uçağın kaçırılıp İkiz Kuleler ve Pentagon'a çarpmasıyla ilgili tatbikatlara başladı.
- 24 Ekim 2000: Pentagon, ilk egzersizleri MASCAL adıyla yürürlüğe koydu. Boeing 757'nin Pentagon'a çarpması simülasyonu bunlardan biriydi.
- Nisan 2001: Usame bin Ladin, Dubai'deki Amerikan Hastanesi'nde CIA'nın bölge şefi tarafından ziyaret edildi.
- 24 Temmuz 2001: Dünya Ticaret Merkezi'nin sahibi Larry A. Silverstein, olaydan 6 hafta önce kuleleri 99 yıllığına kiraladı. 3.5 milyon dolarlık sigorta poliçesi terörizmi de kapsıyordu.
- 6 Eylül 2001: Bomba koklayıcı köpekler kulelerden çekildi. Güvenlik görevlilerinin vardiyaları 2 hafta boyunca 12 saatin sonunda bitiyordu.
- 10 Eylül 2001: Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleeza Rice, San Francisco Belediye Başkanı Willie Brown'u arayarak ertesi sabah uçmamasını söyledi.
- 11 Eylül 2001: Washington, Andrews Hava Üssü'nden üç F-16'yı, Pentagon'dan 15 mil uzaktaki Kuzey Carolina'daki eğitim görevine gönderdi. ABD'yi korumak için 14 uçak kaldı.
-Dylan Avery, Korey Rowe ve Jason Bermas'ın çektiği 'Loose Change' adlı belgesel, 11 Eylül'ün hemen ardından Bush yönetiminin üst düzey isimlerinden gelen çelişkili açıklamalarla şöyle
* Condoleezza Rice - Dönemin Milli Güvenlik Danışmanı:
"Bu insanların bir uçağı alıp Dünya Ticaret Merkezi'ne çarptıracağını kimse tahmin edemezdi"
* Donald Rumsfeld - Dönemin Savunma Bakanı:
"Pek çok uyarı vardı"
* Ari Fleischer - Dönemin Beyaz Saray Sözcüsü:
"Hiçbir uyarı yoktu"
1-Kaliforniya’dan 130 mimar ve mühendis, ABD Kongresi’ne 11 Eylül saldırılarıyla ilgili bir
Raporda, teröristlerin ele geçirdiği uçakların hedefi ikiz kulelerin “Kontrollu yıkım”la çöktüğünü belirtmişlerdir. Hani, köhne binaların dinamitlerle birkaç saniyede yerle bir edilmesi gibi.
Raporu yazan ABD Mimarlar Enstitüsü üyesi Richard Gage, “Korkunç bir sonuca vardık: 11 Eylül saldırıları ABD yönetimi içinden planlanıp yönetildi” demektedir.
2-Rus genelkurmay eski danışmanı Victor Baranets, “11 Eylül’de ABD gizli servislerinin parmağı olduğu ihtimali yabana atılmamalı. Çünkü yönetimin terörle savaşta yeni stratejisini meşrulaştırmak için büyük bir gerekçeye ihtiyacı vardı” dediği, Rus karşı casusluk servisi subaylarından Vladimir Bulatov’un da “İkiz kulelerin çökmesine yardım edildi” şeklinde konuştuğu kaydediliyor.
12.10.2007 / ERDAL ŞAFAK / SABAH
3-MOSSAD ve Amerikalı ortakları açık suçlulardır. Bu suçtan kim fayda görüyor? İkiz kulelere yapılan saldırı sabah saat 08:45'te başlıyor, dört uçak belirlenmiş hava rotalarından sapıyor ve hiçbir hava trafik kontrolörü alarm vermiyor. Ve saat 10:00'a kadar hiçbir Hava Kuvvetleri jeti kımıldatılmıyor.
Bu, aynı zamanda küçük çaplı bir Hava Kuvvetleri ihtilaline de işaret ediyor. Belki de, Pentagon'a karşı olmuştur öyle bir şey. Radarlar kilitlenmiş, transponderler durmuş. Hiç IFF -Dost musun, düşman mısın- sorgulaması-uyarısı yapılmamış. Pakistan'da, eğer IFF'e cavap verilmezse, başka hiçbir sorgulama yapılmadan anında jetler havalandırılır ve o uçak düşürülür. Bu, çok açık bir şekilde içerden yapılmış bir iştir. Bush korktu ve hemen bir nükleer korunma mahzenine götürüldü. Adam, açık bir şekilde nükleer bir ortamın oluşmasından korkuyordu. Bu, kim olabilirdi? Bu da, Kennedy suikastından sonraya bulutlara karışan Warren raporu gibi, soruşturmalar sırasında buhar olup uçacak mı?
MOSSAD ve işbirlikçileri yaptı. ABD 11 tane istihbarat servisine yılda 40 milyar dolar harcıyor. Bu, 10 yılda 400 milyar dolar eder. Buna rağmen Bush yönetimi bu saldırının sürpriz olduğunu söyleyebiliyor. Buna inanmıyorum. Dünya Ticaret Merkezi'nin ikinci kulesinin vurulmasından sonraki 10 dakika içinde CNN Üsame Bin Ladin'in saldırıyı yaptığını açıkladı. Ama bu, gerçek suçluların hedef şaşırtma amacıyla bilinçli olarak verdiği bir bilgiydi. Bu bilgi, anında önyargı oluşturdu ve kamuoyu düşüncesini bir transa (kapılıp gitme hali) soktu. Öyle ki, istihbarat elemanları bile artık kendi başlarına düşünemediler. De Borchgrave (UPI Editörü):
Tabi yaklaşımla,görüşler cevap bulması gereken sorıular çoktur ama yerimiz buna müsait olmayıp öyle sizin dediğiniz gibi kulelerin vurulması kolay bir şey değildir .Vesselam
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.