Bazı televizyonların üstüne basa basa dillendirdiği,
Bush’un ayrılacağı bugünlerde ön-gösterimi yapılan “Zero Lear” başlıklı film
Bush’u konu alıyor. Büyük bir kitle tarafından dillendirilen filmin reklamının
yapıldığı ve kısa süre için analiz edildiği bir kanalda duyduğum yeni (bana
binlerce defa duysam da yeni gelecektir çünkü asla kabul edilebilir değil) bir
sözcük gerçekten tüm hayal âlemimi salladı bir anda: “Bushizm”!
Bushizm ne demektir acaba? Yeni bir dünya görüşü olamaz
oysa. Bush’u doğuran toplumsal sebepleri biliyoruz bizler. Geçen günlerde bir
yerlerde yazdığım “Amerikan Seçimleri ve Bizim Yolumuz” başlıklı makalede de
Obama ile ilgili söylediklerim Bushizm’in temellerini incelemek adına
doyurucuydu zannımca. Bunun yanında Bushizm bana göre yeni bir zihniyet etiketi
de değildir. Şöyle ki evvelden dünyaya karşı takındıkları tavırları siyasi
platformlarda oturtamayan bu insanlar şimdi de şüphesiz düşünsel dünyalarda
açacakları gedikten insanların dünyalarına girmek niyetindedirler. Felsefi
dünya görüşü olduğunu iddia edercesine düşüncelerini bir ideoloji başlığı
altında çok masumane bir ortamda, bir film etüdü sırasında ortaya koyuyorlar.
Bushizm bir yıkımın meşrulaştırılmasıdır aslında. Hiçbir
düşünsel temeli olmayan ve yalnızca “ben” diyen bir zihniyetin kendini kabul
ettirişidir. Bushizm yeni bir Makyavelizm’dir. İnsanlar tarafından nahoş
görülen cümleciklerin yerine bir yenisini koymak kadar bayağı ve basittir.
Bushizmin temelleri yalnızca post-modern bir darbenin getirisi olabilecek kadar
alelade ve açıktır.
Bush’u bir kavram haline getirmek isteyen kitle aslında
Bush’un dünya siyasetinde yarattığı tüm yıkımı ve İsrail’in yaptığı katliamları
bir hakikat haline getirmek niyetinde olan kitledir. Dünya üzerinde olan
kitlelerin tüm hareketlerini kendi sınırlarıyla kısıtlamaya çalışıp modern
imparatorluğunu dimdik ayakta tutmaya çalışan Bush ve Amerika’sının tüm
icraatları, Irak yıkımı, İran ambargoları şüphesiz bir felsefi dünya görüşü
olarak sunulan Bushizm ile meşrulaştırılmak istenmektedir.
Bilimsel ve felsefi tartışmalar bugünün dünyasında bir tür
fetişizm sonucu herkesin tartışma metaı haline gelmiştir. Bunun yanında doğal
olarak bu tür tartışmaların yeri ve doğası da değişmiştir. Evvelden
felsefeciler tarafından büyük tartışmaların sonucunda oraya atılan bir felsefi
görüş bugün direkt olarak bir saatli bombaymış gibi toplumun en işlek yerine
atılıyor. Toplumların medya serüveni de buna yardımcı oluyor. Ve seviyesiz
medyacılık, bunun yanında insanların yalnız şehvetlerine hitap eden gazetelerin
yaygınlaşması akabinde ortaya çıkan dünya görüşsüz insanlar “yığını” artık
ortaya atılan her felsefi görüşün anlamsız bir hoşgörü mantığı ile kabulüne
sürüklüyor insanları.
Elimizde bulunan bir araştırma gösteriyor ki dünya
üzerinde en fazla okunan dergiler birkaç istisnayla popüler nitelikli çıplaklık
unsurunu fazlaca içeren dergilerdir. İşte tam da bu yüzden insanlar “Bushizm”in
ortaya atılışını önemsememiş ve Bushizm bir düşünce akımıymışçasına insanların
dillerinde yer edinmiştir.
Modern düşüncenin kuralsız kuralcılığıyla başlayan
değersiz özgürlük serüveni bugünün insanı için görüldüğü üzere bir hezimet
doğurmuştur. Medyanın dördüncü güç olarak tanıtılmasıyla başlayan bilgi
kirliliği ve ideolojilerin sonu diyerek insanları apolitizasyona iten
zihniyetle ortaya çıkan “değersizlik” görünen o ki Bushizm gibi insana hiç
değer vermeyen bir düşüncenin de kabulünü getirmiştir. Sanırım artık hepimizin
biraz düşünmesi gerek. Bu ideolojilerin sonu ve apolitizasyonla ne zamana kadar
“daha iyi bir dünya” düşüncesini savunabileceğiz vesselam…
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.