Allah’ın
adıyla
Ne
kadar acıklıdır senin hikâyen ve bir o kadar da sevinçli. İmanından şüphe
edilmeyecek kadar gerçektin, ölümüne inanmayacak kadar yalandık bizler. Sahi
nasıl inanabilir ki insan senin vefatına? Senin gibi kaç tanesini uğurladık ki
şimdiye kadar?
Senin
döneminin çocuklarıydık bizler. Dizlerinin dibinde oturmak nasip olmadı ama
senin yetiştirdiğin öğrencilerden çok şeyler dinledik hakkında. Varlığından
belki habersizdik ama yokluğun bizlere o kadar şey öğretti ki Ağacan, söyle
yokluğuna mı üzülelim yoksa hakka lebbeyk deyişine mi sevinelim?
Heybetinle
erirken karşında, sıcak gülümseyişinle sevinirdik. Bugün bir yıldız kaydı
gökyüzünden ve bir dilek tuttuk senin ardından.
“Her
yer Kerbela, Her Gün Aşura” sözlerin çınlarken kulaklarımızda karalar bağladık
bir kez daha. Kalem yazmaya acizdir seni.
Vefatınla
yıkılan binlerce insan vardı mateminde ve bir de sana son görevini yerine
getiren,
“Eşhedu
Enne Aliyyen Veliyullah” nidaları her köşesinde duyulan şehrin “Iğdır.”
Yetim olmayı Hz.Rugayye’den öğrenmiştik
ağacan ve senin gidişinle idrak ettik.”Yetim yani ne?”sözlerini daha iyi
anlamaktayız şimdi yüreğimizde yanan kor bir ateşle.
Bir boşluk var şimdi içimizde,
çocuğundan tut büyüğüne kadar bu nasıl sevgi ki adın zikir olmuş dillerinde.
Ağacan, bir yakınımızı kaybetseydik bu kadar üzülür müydük acaba?
Mükemmel şahsiyetinle kuşak çatışması
yaşayan topluluk üzerinde köprü görevi üstlenişin vardı ve Aşura meydanlarında
hakkı korkusuzca haykırışın. Bir çocuğun masumluğu ve bir gencin heyecanı vardı
sende bizlere örnek olan.
Küçük
çocuklara gösterdiğin sevgiyi hatırlatıyor dostların. Abanı ve Emmameni onlara
giydirişin ve onlara baktıkça riyasız gülümsemen kalıyor hatıralarda. Gençlerle
sanki yaşıt taşınmış gibi sohbet edişlerin ve geceler boyunca sıkılmadan ehya
günlerinde olduğu gibi kendi ekmeğini bölüşün anlatılıyor dostların arasında.
Ve
sen şimdi aramızda yoksun Ağacan!
Namaz
öncesi gençlerle futbol oynayışın vardı “Sahibuz Zeman Camisi” önünde. Sen
onlara Camiyi sevdirmiştin Ağacan. Ve futbol sonrası cami avlusunda ilk abdest
alışları vardı senin farkını tanımlayan. Bir Âlim böyle yapamaz deyişlerine
aldırış etmemiştin kimsenin.
Sen
onlara sadece cami içinde Âlim olduğunu söylesen de herkes sana yine dışarıda
Âlim gözüyle bakmaktaydı Ağacan ve sen bunun farkındaydın. Bununla kibirlenmediğin
gibi onlar seni incitse de sen onlara hep tebessüm ederdin.
Yaşantında
olduğu gibi vefatında da herkesi birleştirmiştin. Namaz kılan, kılmayan,
dindar, eş, dost, akraba. Hepsi sana son
vazifelerini yapmaya gelmişlerdi.
Ve
ilk kez bir hadisi yaşayarak idrak ediyorduk Ağacan.
“Âlimin
ölümü alemin ölümüdür.”
Gerçekten
de senden sonra içimizde bazı âlemleri öldürdük. Büyüğün küçüğe sevgi duymadığı
zaman geldi çattı da küçük de büyüğe saygı duymaz oldu. Bilginler sadece kendi
bildiklerine amel ettiklerini ima edince, bilgisizler bilgiyi gasp etti.
SELAM
OLSUN SANA VE SENİNLE ALLAH’IN MÜTEVAZİ KULLARINA.