Sudan’ın güneyi, 1955’te başlattığı savaştan 56 yıl sonra bağımsızlığına kavuştu. Sudanı parçalanarak ‘Güney Sudan’ı dünyanın 193 nolu devleti olarak doğuşunu çıkarları çatışan ülkeler, alkış tutarak kutsadılar!Ne enteresan ki bu yeni devletin milli marşıda “Oh God” (Ey Tanrı) ile başlayıp “Oh God, bless South Sudan” (Ey Tanrı, Güney Sudan’ı kutsa) ile bitiyor.
Bu yeni ülkede ki Hıristiyanlaştırılmış nüfus yüzde 15 kadardır. Üstelik milli marş Arapça ya da yerel dillerden biri değil yönetici elitlerin konuştuğu dil olan İngilizcedir! Bu ara da İngilizce aynı zamanda bu yeni ülkenin resmi dilidir. Yeni kabine de İncil üzerine yemin ediliyor. Yine ne hikmetse çıkarları çatışan bütün uluslararası aktörlerin Sudanın parçalanmasında yolları kesişiyor!Hepsi de kadeh tokuşturarak bu kutsal doğumunu kutluyorlar.
Bilindiği üzere bu Sudan’ın bölünmesi ve parçalanması sürecinde Siyonist rejim İsrail, Amerika ve Avrupa birliği ülkeleri aktif rol oynayarak büyük çabalar harcadılar! Zaten, Amerika ve Siyonist rejim İsrail uzun zamandan beri İslam ülkelerini bölerek Ortadoğu bölgesine nüfuz etme gayreti içerisindedirler. Batı ABD ve Siyonistlerin bu şeytanı amaçları Sudan konusunda bütün açıklığı ile ortaya çıkıyordu.
Sudan’ın bölünme trajedisi, batının Afrika kıtası üzerindeki sultasının en dramatik öykülerindendir. Aslında bu açıklı öykünün adı “Referandum kılıfında işgal”dir. ABD , Siyonist ve Çin başta olmak üzere neredeyse dünya siyasetinde etkin olan bir çok ülkenin alkış tutarak Sudanın bölünmesine sevinmelerinin acaba sebebi nedir?Gerçekte bağımsızlıktan ziyade meydana gelen bu işgalin anlamı nedir? Peki bu bölünmedeki bu kadar ülkenin göz yaşartıcı bir şekil de ittifak etmesinin sebebi nedir?Acaba, Siyonistler ve ABD başta olmak üzere leşten beslen bu emperyal zihniyetlerin uzun süreden beri Sudan’ın bölünmesi için büyük çaba harcamaların asıl sebebi nedir? Neden, Siyonist İsrail son yıllarda Sudan’daki faaliyetlerini arttırdı?
ABD, bilindiği üzere yaptırımlar yüzünden Sudan’ın petrol sektörüne yatırım yapamıyordu. Şimdi ABD’li şirketler büyük bir iştahla ‘Güney Sudan’a hücum edeceklerdir. Aslında , ABD’nin asıl hedefi siyah altın olarak bilinen petrolden ziyade sömürge siyasetini güncellenmesi arzudur. ABD, Afrika’da sömürgecilerin şekillendirdiği eski yapının yerine kurmak istediği yeni bir siyasi, ekonomik ve askeri düzen kurma derdindedir.
Siyonistlere gelince, Filistin direnişine verdiği destekten dolayı Siyonistler zaten Sudan’ı ‘düşman’ olarak görmekteydiler. Parçalanmış bir Sudan tabi ki Siyonistlerin işine gelecektir.İsrail’in ,Sudan da ki iç savaş sırasında desteklediği Güney’i tanıması zaten sürpriz olmadı.Ama Siyonistlerin bu parçalanma da ki asıl iştahını kabartan ‘Güney Sudan’ın geniş tarım alanlarının olmasıdır. Kudüs’ün işgalcisi Siyonist rejim, Sudan’da çok tehlikeli bir projeyi hayata geçiriyor.Sudan’ın bölünmesi aslında İsrail ve ABD’nin Ortadoğu ve İslam dünyasında yer alan diğer ülkelerinde ki bölge faaliyetlerinin başlangıç noktasıdır.
Bu parçalanmadan faydalanan Siyonist rejim, Afrika’daki en yeni siyasi, ekonomik laboratuarını açma çabasındadır. Korsan rejim, uzun süredir Latin Amerika ve Afrika ülkelerin de gafil kaldığından ve yeteri kadar bu bölgelerde varlık göstermediğinden dolayı , Siyonistler Latin Amerika ve Afrika üzerinde sulta kurmak için yeni planlar üzerinde çalışmaktadırlar. Zaten Siyonist yetkililer, Afrika boynuzunda yer alan Etiyopya, Sudan ve Kenya gibi ülkelerin coğrafi ve stratejik konumları itibarı ile İsrail için büyük önem arz ettiğini ve bu kıtayı kendi başına bırakmamak gerektiğini dile getirmekteydirler.
Sudan’ın en büyük ticari ortağı ise Çin’dir .Sudan Petrolün nerdeyse yarısı Çin’e gidiyor. Sudan da Batı’nın silah ambargosunu Çin’i kullanarak deliyordu.Çin’in bu parçalanmayı desteklemesinin amacı , hem Sudan petrolü üzerindeki devasa yatırımlarını garanti altına almak, hem yeniden inşaa edilecek bir devletin geleceğinde kendine yer açarak etkin olma hesaplarıdır.
Güney Sudan sadece petrol değil gelecekte üzerinde büyük metal savaşları yapılacağı söylenen uranyum, altın gibi madenler açısından zengin bir kaynağa sahip olması bu emperyal güçlerinin iştah kabartmaya yetmektedir. Netice de ‘Böl-parçala-yut’ zihniyeti ile hareket eden bütün dış aktörler, güçler önlerindeki bu devasa pastadan pay kapmak için hepsi pusuya yatmış bekliyorlar. Halkının yüzde 85’i okuma yazma bilmeyen bu koca köy devlet olurken uluslar arası sömürü şirketleri cepleri şişirmenin planlarını yapıyorlar. Burada ne Sudan’ın Hıristiyan vatandaşlarının özgürlüğü söz konusu, ne de Afrika’nın geleceği!
Hiç bir altyapıya sahip olmadan sözde bağımsızlığına kavuşan ‘Güney Sudan’ bu parçalanma ile batılı güçlerin cirit atma sahasına dönüşmüştür. Geçen yıl bütçesi 2,3 milyar dolar olan Güney Sudan’a dünya bankası, ABD ve Siyonist İsrail rejimi mali yardımda bulunmaya, ülkenin yeniden inşaa faaliyetlerine yardımcı olacaklarına hazır olduklarını açıkladılar.Tabi ki yapılacak bu yardımlar ile Güney Sudan yönetimi hemen işin başında bağımlı hale getirilecek ve böylece yeni bağımsızlığını kazanan bu ülkenin ta baştan ABD , Siyonistlere ve batıya bağımlı hale gelmesini sağlanarak bu ülkenin geleceğine bu güçler tarafından yön verilerek gelecekleri ipotek altına alınmış olacaktır.