Bismillahirrahmanirrahim
İnsanları hayata bağlayan en önemli unsurlardan birisidir ümit. Bir düşünür
şöyle der: "Ümidini kaybetmiş insanın kaybedecek başka bir şeyi
kalmamıştır."
Ümitli insan zorluklar karşısında dik durmasını becerir. Hayattan gelecek olan tüm negatif olaylara pozitif
bakar. Hastalık, ayrılık, ölüm vs.. onu yıldırmaz, pes ettirmez.. Her şeyi
güzel tarafından görmeye çalışır. Zira, ümitli insan teslimiyet gösterendir,
Allah(c.c)tan gelecek olanları kayıtsız şartsız kabul edendir. O bilir ki bu
dünya sınav dünyasıdır. O ümitlidir ki başına gelen musibetler, er yada geç
sona erecek; mabudu, onu sabrından dolayı mükafatlandıracaktır. Ve o ümitlidir
ki maşuku, sabrından dolayı verilene rıza gösterdiğinden dolayı onu daha çok
sevecektir. İstediği de o değil midir zaten?
‘’Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım!
Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları
affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer, 53).
Allah dilerse görünmezlerden kapılar açar, bilinmezlerden sebepler halk eder;
yeter ki onun kudretinden şüphemiz olmasın . Ona olan güvenimiz tam olsun.
Nasıl ki arabanın hareket etmesi için motora ya da lambanın ışık vermesi için
elektriğe ihtiyaç varsa mutlu bir yasam için de ümide ihtiyaç vardır. Ümitten
yoksun insanlar mutsuzluk deryasında boğulmaya mahkumdurlar. Her geceden sonra
bir gündüz olduğu gibi, her darlıktan sonra da bir genişlik vardır yeter ki
insan buna canı gönülden inansın..
Ümitsiz insan karamsar olur. Bilindiği gibi ruhun, düşünce yapısının
organizmaya etkisi büyüktür. Karamsar insan ruhu karardığı gibi bu zamanla
bedene de yansır.Bir bakmışsınız ki hiç bilmedik tanımadık hastalıklara müptela
olmuşsunuz..Yani ruhsal olduğu gibi bedensel hastalıklarından sebebi
karamsarlık çaresi ise ümittir. Velhasıl, Allahu Teala düşmüş olduğu karanlıkta
ümit ışığıyla aydınlanan insanları hem dünya hem de ahret saadetiyle
mükafatlandırır.
Umutla ilgili beğendiğim bir hikayeyi paylaşmak istiyorum...
Pers
kralı iki adamı ölüme mahkum etmişti...
Kralın atını ne kadar sevdiğini bilen adamlardan bir tanesi hayatını
bağışlarsa, bir yıl içinde ata uçmayı öğretebileceğini söyledi...
Kendini dünyadaki tek uçan ata binerken hayal eden kral bunu kabul
etti...
Diğer adam inanmayan gözlerle arkadaşına baktı:
-Atların uçamadığını biliyorsun. Nasıl olup da böyle delice bir fikirle
çıkabildin ortaya?... Yalnızca kaçınılmazı geciktiriyorsun o kadar...
“Pek değil” dedi birinci mahkum;
“-Kendime dört özgürlük şansı veriyorum... Birincisi kral bu yıl ölebilir...
İkincisi ben ölebilirim. At ölebilir... Ve dördüncüsü... Belki ata uçmayı
öğretebilirim..
Rabbim mazlumların ve mustazafların ümidi olan İmamı Zaman (a.f)nın zuhurunu
acil eylesin..
UMUT
Gün olur doğar.. Güneş
aydınlanır, dünyam
ısınır ruhum.
Tam zulmete eyvallaha
hazırlanmışken dilim
çöküverir karanlık.
Tutulur elim
güneşin batışıyla..
Kalırken yeniden karanlıkta
ümitle bakarım yarına
çünkü,
bilirim..
batan her güneş
bitecek karalığın
biten her kış gelecek baharın
habercisidir..
Arzu Çetinkaya