Bismillah,
Küresel çeteler Ortadoğu‘da oyun içinde oyun kurmaya devam ediyorlar. NATO şemsiyesindeki emperyalist güçler, kartel medyasını arkasına alarak tezgahladıkları oyunlardan sonuncusunu emperyalistlerin karşındaki direnişin kalelerinden biri olan Suriye için sahnelemektedirler. Bu büyük ve kirli oyunun senaryo yazım aşamasında Türkiye'deki holding medyası da attıkları manşetlerle ve yayınlara bu sürece katkı sağlıyorlar.
Suriye’deki olaylarla ilgili haberlerde, dezenformasyon en hat safhada olup bilgi kirliliği ile beyinler bulandırılarak küresel sermaye medyasının Türkiye uzantıları aracılığı ile kamuoyunu istedikleri yöne kanalize ederek emperyal arzuları için zemin oluşturmaya çalışılmaktadır.
Suriye haberleri, tv ve yandaş basının kamuoyuna yansıttıklarının gerçekle ilgisinin olmadığını ortaya koyuyor. Suriye ordusunun kendi halkına katliam yapmak üzere kuzeye doğru yöneldiğini, Suriyelilerin de korkudan Türkiye’ye sığınmaya başladığı aldatmacası üzerine kurulmuş durumda. Ne hikmetse 120 Suriyeli polisin öldürülmesinden hiç bahsedilmemekte! Evet küresel emperyalist çeteler Suriye için kurguladıkları oyunu büyük bir hızla ilerletmektedirler. Bunun için de önce Batı destekli medya aracılığı ile "demokrasi ve özgürlük" klasik yalanı ile ordunun Suriye sokaklarını talan edip 120 polisi şehit ettiği haberleriyle ortam oluştururken uluslararası medya ve onların yerel işbirlikçileri Suriye yönetimi aleyhine kamuoyu yaratmaya başladılar. Aynen, Irak Savaşı öncesi, her gün ekranlara getirilen "petrole bulanmış karabatak kuşu" haberlerinde olduğu gibi. Bilindiği üzere, dönemin kartel medyasınca yapılan "Saddam petrol kuyularını vurdu, kuşlar bile telef oldu" başlıklı yalan haberleri ile Irak savaşı ve istilası başlıyordu.
1991 yılında Iraklı mülteci kriziyle Çekiç Güç'ü Türkiye'ye yerleştiren güçler, bu kez de oyunun en dramatik sahnesi için perdelerini Suriye için aralamaktadırlar. Medyada koparılan yaygaralarla Suriye'den akın akın sığınmacılar sınıra getirildi ve Türkiye sınırlarını ardına kadar açtı. Oyunun ilk ayağında uluslararası emperyalist destekli medya Beşar Esad’ı katliamcı ilan ediyordu. Ardından da iyilik prensesi! merhametin timsali! Angelina Jolie, Suriyeli mültecilerin ayağına kadar geliyordu. Birleşmiş Milletler ve Amerika'nın müdahaleden önceki son kozu Angelina Jolie, tüm dünyanın dikkatini Hatay'a çekerek Suriyeli mültecilerin dramını dünyaya duyurarak kamuoyunun desteğini almaya çalışıyordu!
Küresel çetelerin savaş oyunlarında ünlü aktör ve aktristlere kullanması ve bu göz boyama mötiflerine yer vermeleri bir ilk değildir. Brook Shields da tıpkı Angelina Jolie gibi Birleşmiş Milletler ‘İyi Niyet !’ elçiliği görevi ile Fars Körfezine gitmiş, ziyaretin ardından Irak’a iyi niyet! ve insan haklarının! bir göstergesi olarak bombalar ve füzeler yağdırılmıştı.
Birleşmiş Milletler elçisi Angelina Jolie, iyi niyetini birçok yerden dünyaya duyurdu. Amerika ve NATO masum halka bomba yağdırırken , dünyanın iyilik prensesi Afganistan, Pakistan ve Sudan'a geziler düzenlemiş çocukları kucağına almış ve iyi niyetini bütün açıklığı ile göstermişti!
Hatırlanacağı üzere Angelina Jolie'nin bir önceki durağı Libya idi. Merhamet elçisinin(!) ziyaretinin hemen ardından NATO güçleri havadan ve denizden bombalar yağdırmaya başlamıştı. Jolie'nin ziyaret ettiği son adres Suriye'nin de küresel emperyalist güçlerin saldırısına ve istilasına uğrayıp uğramayacağını ise zaman gösterecek!
AKP hükümeti neden Suriye olaylarının içinde bu kadar etkin bulunmaktadır? Düne kadar “Komşularla sıfır sorun” diyen, Suriye ile “Şamgen” eksenli Ortadoğu Birliği kuran AKP, gerçekten medyaya yansıyan analizlere ve haberlere göre ikili mi oynuyor? Bu yaklaşımı destekleyen beyanatlara baktığımızda, Örneğin, Suriyeli Parlamenter Muhammed Zahir Gunnum, “Türkiye güvenirliğini kaybeder” derken, Şam Üniversitesi Hukuk fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammed Hüseyin de “ABD, Türkiye’yi kukla ve işbirlikçisi yapacak” uyarısında bulunuyordu. Hakeza Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Uzmanı Aleksandr Kuznetsov da AKP’nin ikili tutumuna dikkat çekiyor ve şöyle diyordu: “AKP, Suriye üzerinde ikili oyun oynuyor. Amaç, Müslüman Kardeşler’in başında olduğu zayıf bir Suriye yaratmak. Ancak Suriye’deki bu istikrarsızlık, Türkiye’nin güvenliğine Kürt meseleleriyle birlikte tehdit olarak geri dönecektir. Beşar Esad’ın istifası bölgede felaketlere yol açacaktır.” Bu beyanatlar ışığında konunun daha iyi anlaşılmasına yönelik olarak Türk medyasında sıkça gündeme getirilen şu realiteleri dikkatlerinize sunuyorum.
1.)AKP Genel Başkanı ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendisinin de 35 defa ayrı yerlerde söylediği gibi ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin ‘’Eşbaşkanıdır’’.
2.)ABD, Tunus ve Mısır’da başlayan ve kendi etki alanında kalan Bahreyn, Yemen, Ürdün gibi diktatörler tarafından yönetilen ülkelere sıçrayan halk kıyamlarına karşı önlem almakta gecikmedi .Bu önlemlerden biri Libya’ya karşı Fransa-İngiltere birlikte NATO desteğinde askeri saldırıyı başlattı. ABD’nin nüfuz alanının etkin olduğu ülkelerde (Tunus, Mısır, Ürdün, Yemen, Bahreyn gibi) halk hareketlerinin yönelimini değiştirmek için veya başka bir tabirle bu devrimleri çalmak için Türkiye, BOP kapsamında devreye sokularak 14 Mart’ta, İstanbul’da Türkiye’nin bölge liderliği hedefli “Değişim Liderleri Zirvesi” düzenletildi.
3.)ABD Başkanı Barrack Obama, değişime “istikamet” vermek üzere 29 Mayıs’ta “Ortadoğu Planı”nı açıkladı. Plan iki esas üzerine teşkil edilmişti. ABD , birinci olarak emperyal politikalarına teslim olmayan , direnişin hamisi olan Arap kimlikli tek ülke olan Suriye’yi hedef tahtasına oturturken gasıp İsrail’e de 1967 sınırlarını çekilmesi “şartını” koşarak, bölgedeki devrimci duruşunu kırarak,ABD karşıtlığını frenlemeye ve etkisini yok etmeye çalışıyordu.
4.) AKP hükümeti plan gereği, Suriyeli muhalifleri organize etmek için Antalya’da karargâh oluşturuyordu. ABD ve Batı ülkelerinden gelen liberalleri, Dera aşiretlerini, Müslüman Kardeşler’i ve Talabancı Kürtleri aynı hedefte birleştirmeyi hedefleyen Antalya toplantılarında “Suriye’ye Erdoğan modeli” bile gündeme getiriliyordu!
5.) 29 Mayıs günü New York Times’ın “Türkiye, Arapları birleştirebilir mi” sorusuna Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “Türkiye’nin sınırlarının hiçbiri doğal değil. Hemen,hemen tümü yapaydır” cevabını veriyordu!
6.) NATO’nun hava üssü olan İzmir’in, NATO’nun kara üssü yapılmasına karar verildi!
7.) 2. Gazze seferinden Mavi Marmara gemisi neden geri çekildi? Dünyanın dikkati Suriye'den İsrail'e kaymasın diye mi? ABD'nin ricası üzerine İsrail'i kurtarmak AKP’ye mi kalıyordu?
8.) Başbakan Erdoğan, 12 Haziran Genel Seçimlerindeki zaferini kutlamak üzere yaptığı balkon konuşmasında “Seçimleri Ankara kazandı, Şam kazandı” yaklaşımları asıl niyetlerinin ne olduğunu açıklamaya yetiyordu!
Bu açıklamalardan sonra gazetelere yansıyan haberler göre “ABD’nin planına göre, Suriye sınır kenti İdlib’e müdahale edecek, ardında Türk ordusu, Suriye topraklarına girecek. ABD, AKP üzerinden Türkiye’yi ateşe atarak ve komşularıyla karşı karşıya getirildiği bu sürecin sonucunda, sadece bölgemizi değil, dünyayı da yeniden şekillendirilmeyi amaçlanmaktadır.
Küresel çetelerin oyunu yine sahnede. İlk perdede, holding ve kartel medyası aracılığı ile Suriye ordusunu ve Beşar Esad'ı "katliamcı" ilan ederler. İkinci aşamada, ünlü oyuncu Angelina Jolie sahneye çıkar ve iyi niyetini ve masumlara olan sevgisini gösterir. Oyunun son perdesi ise trajediyle sonuçlanır. Bilinen finalde ise ; Birleşmiş Miletler olayları kınar, Amerika ve NATO ise o meşhur ‘’insan hakları ve demokrasi bombalarını’’ Suriye’nin üzerine dökerler!
Son söz ; Amerika ve İsrail, Suriye' de büyük kargaşalar çıkararak yönetimi alt üst etmek ve kaos oluşturmak peşindedirler. Suriye'nin direniş arenasından bertaraf edilmesi, Lübnan Hizbullah'ını bertaraf etmek demektir. Böylece plan gereği İsrail iki cephede güçlü hale getirilecektir. Bu şeytani amaca ulaşıldığında ise , İsrail bölgede izole edilmekten kurtulacaktır. Eğer, İsrail ve Amerika Suriye'nin direnişçi konumunu Türkiye aracılığı ile bertaraf edebilirse arzulanılan proje olan İsrail'e bağımlı bir Filistin'i de artık kurabilecektir. Böylece Suriye’nin Türkiye vasıtası ile direniş kimliği yok edilerek Ortadoğu'da İsrail'e cennet hazırlanmış olacaktır.