Bismillah
Bugün, İslam ve İslam İnkılabı sayesinde bölgede genel bir İslami uyanış yaşanmakta olup bu uyanış kesinlikle önemli sonuçlar sağlayacaktır.Bölgede meydana gelen büyük halk kıyamlarının neticesinde yeni Arap yüzyılı dinamik bir süreçten geçmektedir. Bu ileriye dönük hareket için geriye dönüş söz konusu olmayıp bu hareketin geleceği ve sonucu bölge halklarının menfaatine olacaktır. Amerika, Avrupa ve Siyonistlerin bu bölgesel gelişmeler karşısında gafil avlanmalarından dolayı, emperyalist güçler bu gelişmeleri kontrol altına almak ve bu hareketi saptırmak için pusuya yatmış durumdadır.
Arap halk kıyamlarının İslam inkilabı ile bir takım ortak özellik taşıması ve yeni oluşacak yönetimlerin de halkların etkin olma ihtimali emperyalist güçleri oldukça rahatsız ve tedirgin etmektedir.Bu nedenle Arap devrimlerini kendi mecralarına yönlendirmek ve asıl mahiyetinden uzaklaştırarak tabir caizse bu devrimleri çalmak için Batı ve emperyalist güçler her türlü yola başvurmaktadırlar. Emperyalist cephe ve en başta da Amerika şunu pekala bilmektedir ki bu halk hareketlerinin modeli İran İslam İnkılabı'dır. Bu yüzden bu modeli, başarısız bir model olarak yansıtmak uğraşındalar. Düşmanlar Mısır, Tunus ve İslam dünyasının diğer noktalarındaki halk hareketlerinin İslami olmadığını savunma gayreti içerisindedirler. Halbuki , bu halka dayalı hareketler İslami sloganlarla başlamış olup –İslami değerlere dayalı bir devlet kurmak amaçlı olmasa da- kesinlikle İslami nitelikli kıyamlardır.
Bugün kapitalist değerlerin hüküm sürdüğü günümüz dünyasında sistem açısından alternatif olarak yegane güç ve değer İslam inkılabıdır. İslam inkılabı ilahi hedefleri doğrultusunda dimdik yürüyerek çeşitli alanlarda giderek artan ilerlemelerinin yanı sıra diğer milletler için de bir model oluşturmuş durumdadır.
Emperyalist Batı, İslami ve insani şeref ve azametin sembolü olan İslam nizamının başka milletler için bir model oluşturmaması için çalışmalarına her alanda hız vermektedirler.
Bu konuda İslam inkilabı rehberi şu noktaya dikkat çekmektedir: Düşmanın propaganda mafyası ve imparatorluğu, inkılabın başından beri bu nizam aleyhinde her ne söylemek istemişse, dile getirmiş ve fakat İslam nizamı iddiasız bir şekilde ilerleme yolunu kat etmekte olduğunu ve bu entrikaların batıl ve etkisiz olduğunu ortaya koymuştur. Günümüzde İran İslam Cumhuriyeti'nin adı ve yüce hedefleri, diğer halklar arasında görkemli bir şekilde anılmakta olup, bu ülke diğer halkların gönlünde taht kurmuş bulunmaktadır.'
Bu bahsedilen gerçeklerden dolayı ,inkilabın özellikle İslam toplumları nezdinden ki saygınlığını kırmak gelişmeleri kendi kontrollerine almak için emperyalist güçler Müslümanlar arasında ihtilaf çıkartmak ve Şii-Sünni tartışmalarını körüklemeye yönelik çalışmaları düşmanın entrikalarından en önemli kozudur. Bu projenin ilk ayağı olarak emperyalist güçlerin yaptıkları ilk icraatları Bahreyn’de Al-i halife hanedanın yıllarca zulmü altında inleyen Bahreyn halkının özgürce kendi kaderlerini belirlemeye yönelik seçimlerde oy verebilmek gibi hiç de lüks olmayan en temel bir haklarına, sivil talepleri karşısında Suudilerin Bahreyn’i işgal ve istilasına sessiz kalarak ve destekleyerek yürürlüğe koydular.
Halbuki Bahreyn halkının kıyamı, Mısır, Tunus, Libya ve Yemen halklarının kıyamından farklı değildir. Bahreyn halkının Şii kimliği gündeme getirilerek emperyalist güçler bu olayı İran aleyhinde karalama kampanyasına dönüştürerek İslami İran, Batı'lı güçlerin propaganda saldırılarının odağı haline getirildi.
Bilindiği üzere İran’ın Bahreyn halkın kıyamına yönelik desteği mezhebi değildi . Çünkü aynı İran, Filistin halkını her zaman özellikle Gazze'deki 22 günlük savaşta desteklemişti. İslam inkilabı şimdi de Tunus, Mısır, Libya ve Yemen'deki halk hareketlerini, bu ülkeler Şii olmamasına rağmen desteklemektedir. Bu kıyamlara olan desteğini Bahreyn halkı içinde yenileyen İslami İran’ın bu haklı tavrı ABD tarafından duruma müdahele edebilmek için Bahreyn'de Şii ve Sünni ihtilaflarını gündeme getirilerek ve böylelikle Bahreyn halkının kıyamına olan halk desteğini kırmak amaçlandı. Bahreyn olaylarıyla ilgili olarak Şii-Sünni konularını gündeme getirmek, böyle bir hüviyet kazandırmaya çalışmak Amerika'ya ve İslam ümmetinin tüm düşmanlarına yapılabilecek en büyük hizmettir.
Böylece Şii İslami İran karşısında ABD’nin planladığı Şii-Sunni ayrışmasına ve çatışmasına yönelik projesi; Suudilerin önderliğinde diktatörlerden oluşan Körfez İşbirliği ülkeleri tarafında Bahreyn’in işgalinden sonra sözde ‘Sünni blok gücü’ oluşturularak devreye sokuluyordu. ABD devreye soktuğu projenin diğer ayağında ise Bahreyn’de sivil gösteri karşısında diktatörlere destek verirken diğer taraftan Suriye’deki silahlı ayaklanmaları desteklerken, hatta bir ay kadar önce Iraklı üst düzey bir yetkilinin Suriye hükümetiyle temas kurarak Amerikan güçlerinin Irak’taki 400 tutukluyu serbest bıraktığını ve onları silahlandırarak Suriye’ye gönderdiği ifade edilmiştir.
Suriye olayları ile ilgili ABD Dışişleri Bakanlığının Suriyeli bir yetkiliye hitaben, İran'la, Lübnan'daki Hizbullah örgütüyle ve Hamas ile ilişkilerinizi kesin, Suriye'deki ayaklanma bitsin ifadeleri bunların şeytanı amaçlarını ortaya koymaya yetmektedir. Hakeza, Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahallinin beyanatına göre telefonla kendini arayan Suriye’linin''Amerika'yı Esad'a tercih ederiz!'', Bir başkası ise 'Müslümanlar Suriye ve bölge ülkelerinde iktidara gelecek ve Kafir İran ile İsrail uşağı Hizbullah'ın kökünü kazıyacağız' diyebilecek kadar gaflet, delalet ve ihanete olmaları bu işte büyük ve bir o kadar pis, sinsice oyun olduğunu göstermektedir. Suudilerin önderliğinde oluşturulan işgalci askeri birliğine en son olarak körfez ülkesi olmaması ve binlerce km uzakta olmasına rağmen diktatör menşeli Fas ve Ürdün’ün dahil edilme çalışmaları ABD’nin bölgede mezhebi çatışmalar çıkarmaya yönelik projesinin devamı olarak okumak lazımdır.
Askeri cephede böyle bir yapılanmaya gidilirken diğer taraftan yumuşak savaşın medya cephesinde düşman bütün hızıyla çalışmaktadır. Suriye rejimi eğer ABD'ye karşı güçlerle birlikte hareket ederse, bu rejimi ortadan kaldıracaklarını emperyalist güçler her zaman söylediler. İki hafta önce açılan Londra merkezli muhalif Barada kanalına 6 milyon dolar destek verdiler. Daha önce Pentagon ve Beyaz Saray Suriyeli muhaliflere 51 milyon dolar para verdiklerini açıkladı. Maalesef son zamanlarda bizim sözde İslami internet sitelerimiz, basın yayınımızda ABD‘nin tasarladığı bu mezhep fitnesi çıkarmaya yönelik projelerine bilerek veya bilmeyerek çanak tutmaktan geri kalmamaktadırlar.Sözde İslami duyarlılığı olan bu yazarlar tarafından Bahreyn halkının Şii kimliğinden dolayı maruz kaldıkları akıl almaz zulümler gündeme gelemezken Suriye’deki olayların abartılı bir şeklide medyada yer alması ve olayların yönetimin halkına yaptığı haksızlık boyutundan çıkarılarak bir Alevi- Sunni kimliği kazandırma çalışmalarına yönelik yayınların artması oldukça manidardır.
İran özelinde Şia’nın değerlerine ; başta müçtehitlere ,Velayeti Fakih’e, besiçlere ve Hizbullah’a yönelik medyada iftiraya dayalı ve mesnetsiz iddiaların havada uçuşması ABD fitne projesinin ülkemizde de hız kazandığını düşünmeden edemiyoruz. Ayetullah Sistaniye yönelik El-Arabiye mesnetli iftara içerikli haber bir çok sözde İslami sitelerde hemen manşetlerde yeri almakta, yaptırılan yorumlarla maalesef kin ve nefret tohumları ekilmektedir.Suud işgal ve zulümu söz konusu edilmezken Suud’ların ümmetin manevi lideri! olduğuna dair çeviri yazıları fazlası ile kendini göstermektedir. Suriye’nin, İslami direnişteki yeri ve katkısından dolayı Hizbullah ve Hamas tarafından aynı amaca yönelik açıklamalara yapılmasına rağmen Hamas için hiçbir olumsuz açıklama yapmayan insafsız kalemler her halde Şii kimliğinden olsa gerek bu ümmete mutluluk, onur, şeref duygularını tattıran direnişin bel kemiği olan Hizbullah’a alçakça saldırmaktan ve onun liderine uyarı mektubu yazmaktan geri kalmıyorlar. Ne hikmetse, Bahreyn kıyamını fitne olarak niteleyen Yusuf –El Kardaviye gelince bu duyarlı kalemlerinin mürekkepleri kuruyordu!
Malum olduğu üzere Bahreyn’de ABD tarafından sahneye konulan mezhep fitnesi çıkarmayı başarmayan güçler, Suriye özelinde İslam inkilabına ve Şia’ya yumuşak savaş alanında saldırmaya devam etmektedir.Yine aynı menşeli kaynaklar sözde Hizbullah direniş erlerinin ve besiçlerinin Suriye ordusuna yardıma gittiği gibi komik ama şeytanı haberlerle İslam toplumunun nazarında büyük bir değeri ve saygınlığı olan inkilaba ve direniş cephesine darbe vurarak bu saygınlığı yok etmeye çalışmaktadırlar.
Hakeza ömrünü ümmetin vahdeti ve kardeşliğine yönelik uygulamaları ve açıklamaları ile dost ve düşmana kendini ispat eden ‘Velayeti fakihe’ yönelik yine aynı kaynaktan gelen iftira ve karalama haberlerin ülkemiz sözde İslami duyarlılığı olan köşe yazarlarında hemen yer edinmesi oldukça manidardır. Yine ne hikmetse bu köşe yazarları BAHREYN haklının uğradığı zulümü ve Rehberin daha Tunus’ta, Mısırda, Yemen’deki kıyamların başında büyük riskler taşımasına rağmen halklarının yanında onları destekleyen cesur duruşunu bir gün köşelerine taşımadılar!.
Özellikle Arap halklarının kıyamı ile başlayan bu süreçte bölgede ABD, yandaşları , emir kulları olan ve son kullanma tarihlerinin dolması beklenen malum diktatör yönetimler aracılığı ve sermayesi ile İslam’a ve İslami İran’a yönelik yumuşak savaş faaliyetlerine büyük hız vermiş bulunmakta olup oyun içinde oyunlar kurmaktadır. Uzmanlarının belirttiğine göre, Suudi prenslerin sahibi olduğu El-Arabiye ile Katarlı Emir'in malı olan El-Cezire televizyonları Ortadoğu'da Amerikan demokrasisinin sözcülüğünü yapmaya devam ederekten BBC ve Fransız Kanal 24 ile birlikte işini gücünü bırakmış bölgede mezhep kaynaklı provokasyonlara devam etmektedir.Türkiye’de Suud sermayesinden beslenen malum kişiler neredeyse bütün gücünü İran ve Şia aleyhtarlığına harcayarak bu ABD tasarımlı mezhep fitnesinin Türkiye uzantısı olarak görevlerini büyük başarı ile yerine getirmektedirler! Tabi bizlere düşen bu oyunlar ve komplolar karşısında uyanık birer fert olarak ‘Velayeti Fakihin’ önderliğinde ilahi nusreti beklemek olmalıdır.