Allahın
adıyla
Büyüklerin
gözünde her zaman küçük bir çocuk olmanın üzüntüsü ve sevinci ile
anlatmak istediğimizi anlayabilen insanlara selam ederken, beyaz
sayfaları doldurulan bu kadar kelimenin doğuracağı tüm faydaları
anlamsızlaştıran fikir düşmanlarımıza karşı da Allah’tan sabır dileyerek
başlıyoruz.
Gençmişiz,
bundan dolayı heyecanlıymışız. Tecrübesizmişiz bundan
dolayı olaylara vakıf değilmişiz. Öykü yazıyormuşuz,
çünkü duygusalmışız ve duygusallık görme ufkunu karanlıklara teslim
ediyormuş.
Gençlerin
önünü kesmek için birbirleriyle söz birliği yapmışçasına önümüze dikilen
tüm engellemelere rağmen, gelecek nesillere en azından çabaladık kelimesini
bırakmak bile yazmamıza ilham veriyor.
Eğer
gelecek nesillere dair endişemiz olmasaydı oturur günlük yazar ve
günü birlik işlerle uğraşırdık. Oysa bugün burada tüm engellere rağmen
yazıyorsak, demek ki her şeyi düşünmüş ve gereken tüm imkânları kullanarak
amacımıza ulaşmayı planlıyoruz.
Son
yazımdan sonra gelen tepkilerden ziyade beni en çok yaralayan nasihatler
olmuştur nedense. Herkesin durumlarından memnun gözüktüğü bir ortamda,
dillerden düşmeyen “Kendimize bakalım” sözünü geleceği görebilen insanlara
aşikâr etmeyi kendimize vazife bilmekteyiz.
Birileri
bulunduğu konumları kendilerine yeterli görmekteler. Bu yüzden olsa gerek
geleceklerini inşa ederken temelin sağlamlığı onları hiç mi hiç ilgilendirmiyor
galiba. Yoksa onlar gerçekten kendilerini her konuda tamamlanmış olarak mı
görmekteler?
Bugün,
birçok kişi çocuklarını iyi yetiştirmenin peşindeler. İyi bir İslami
eğitim, iyi bir gelecek sunmak için çabalarlar. Oysa tüm işlerinde olduğu gibi
sadece yüz üstü konularla ilgilenip gerisini Allah’a tevekkül ederek
geçirirler. Çocuklarının iyi bir evlat olmaları, onların iyi bir eğitim
almaları ve toplumda saygın bir konuma sahip olmaları onları gururlandıran
olaylardandır.
Onlar
çocuklarının geleceğini düşüne dursunlar. Lakin istedikleri amaca da
ulaşacaklardır. Ancak, tek verimlik ağacı dikmenin yıllar sonra oluşan
yeni topluma, yeni insanlık düzenine yararı olmadığını herkesin
unutmaması gerekir.
"Rabbim!
Beni namaza devam eden bir kimse eyle. Soyumdan da böyle kimseler yarat.
Rabbimiz! Duamı kabul eyle." (İbrahim-40)
İlhamı
Allah’ın ayetinden alarak, yıllar önce büyüklerimizin zaafları ve kısıtlı
eğitimlerinden dolayı hor görülen bir
gençlik olarak bugün gerçekleri açıklamaktan nedense korkmuyoruz. Yıllarca
geleceğin temellerini fikirsel bazda ele alan kimseler bugün gençliğin ve
nesillerin söz dinlemez oluşlarını şaşkınlıkla karşılamaktalar nedense.
Oysa
birazcık tefekkür nerede hata yaptığımızı gözler önüne serecektir. Çünkü onlar
sadece kendileri ve çocukları için çalıştılar, çabaladılar. Öyle ki, dualarını
bile kendileri ve çocukları için ettiler.
Ya
nesilleri? Zürriyetleri? Hiç mi hiç hatırlamadılar. Hiç mi
hiç düşünmediler.
“
Kendimize Bakalım” sözünün arkasına korkakça saklananlar artık maalesef
gelecekleri hakkında düşünemez ve nesilleri hakkında ise şüpheye düşmüş hale
gelmişlerdir.
Toplumu
pasifize eden kitleler, yıllar sonra çareyi “ Kuşak çatışması”
psikolojisine bağlamakta buldular.
“Kendimize
bakalım” sözünü kendime uyarlayarak hareket edersem nelerin olacağını düşündüm
de, gerçekten büyüklerim ve yaşıtlarım karşısında benden önceki aile
bireylerimin bana hazırlamış olduğu gelecek dediğimiz bugünlerin kıymeti daha
değerli ve gerçekçidir.
Hatta
aşırıya gidenlerden olup, kibir abidesine dönüşecek bir hal almak olsa da yine de
kendimize bakmanın keyfi kadar güzel bir şey olmasa gerek. Ya sonrası?
İslami bir
ailede doğmak, yaşıtlarına göre iyi bir eğitim almak ve birçok yaşıtlarının
ulaşamadığı araçlara sahip olmak kişiyi diğerlerinden farklı kılabilir mi? Ailesinden
dolayı saygı duyulan biri olması, maddi açıdan güçlü olması gelecek nesillerde
söz hakkı sahibi olmasını sağlar mı?
Kimileri
için bu nedenler yeterli olabilir. Ancak benim için değil. Yıllar sonra
oluşacak nesiller tarafından anlaşılmayan biri olmak, çok güçlü araçlara
sahip olsam dahi onları anlayacak iletişime sahip olamamak bugün “Kuşak
çatışması” dediğimiz sebepleri doğurabilir. Ve yeni nesil karşısında mahçup bir
hale gelebiliriz.
Bugün
mektep adına işleri bir kenara bırakıp, ya da mektebi konularda gereken özeni
göstermediğimiz takdirde gelecekte ne gibi sorunlar yaşayacağımızı hiç düşündük
mü acaba?
Bugünkü büyükler
olarak, âlimler olarak, aydınlar olarak, gençliğe gereken değeri vermedikten
sonra acaba onları gelecek yıllarda, mektebe gelecek en ufak bir tehlikede
yanımızda görebilir miyiz?
Bugün gençleri dışlarsak, söz hakkı tanımazsak
ve hatta toplumdan soyutlarsak bizlere gereken güvenlerini ve saygılarını ileride
nasıl sağlarız acaba?
Bazıları konularda
abartıya kaçtığımı düşünmekteler. Bu yazımda biraz abartıya kaçmayı
düşünüyorum. Birlikte birazcıkta olsa abartıya kaçmak önlem açısından zararlı
olmasa gerek.
Yaşadığımız
dünyada her şeyin olabileceğini hesap edersek, dünyamızda yaşanan ideolojik
savaşlarının yakın bir zamanda bizim ülkeye de sıçrayacağını düşünebilir miyiz?
Farzedelim
ve düşünelim. İslami toplumların bile sosyal sınıflara ayrıldığı ve büyüklerimizin
gençlere “Kendimize bakalım” dediği bir dönemde acaba mezhep savaşları çıktığı
zaman ne olacak.
Ben bu
durumda büyüklerimin nasihatlerini dinlemeli ve
susmalı mıyım şimdiden? Bulunduğum konum bulunduğumuz ortamda mektebe
gelecek en ufak bir tehdidi göz ardı etmemi mi sağlamalı ve işi ehline mi
bırakayım? Yoksa mektebe zarar gelir diye bu gibi işlere büyüklerim varken
karışmamalı mıyım? Yoksa en ufak tehlikede büyüklerimi ve yaşıtlarımı uyaracak
yazılar mı yazmalıyım?
Bugün,
yazdığım yazılara tepki gösterenler ve engelleyenler, gelecek yirmi yıl
içerisinde kendi yerlerine benim ve biz gençlerin geçeceğini düşünmüyorlar
mı da söz hakkı tanımıyorlar?
Büyüklerimin
anlayışına ve hoşgörüsüne sığınarak, acaba bugün mektep için en ufak hareket
eden biz gençleri susturmayı başarsanız, acaba gelecek yıllarda
karşılaşacak olaylarda bizlerden her konuda söz alabilir misiniz?
Bugün biz
gençler, bizden önceki nesillerin hatasını idrak ederek kendimizi eğitmeyi amaç
edinmiş bulunmaktayız. Nitekim bizlere,
“İnsanların
yapmış oldukları hataları idrak etmek kişinin kendisini eğitmesine yeterlidir.”
(İmam Hasan El-Askeri) hadisi ilham olmaktadır.
Bugün her
konuda “Kendimize bakalım” lafını bize ezberletip her durumda “İşin ehli var”
sen karışma sözünü hatırlatırsanız gelecekte bizlerin durumlar karşısında nasıl
bir tepki vereceğimizi düşünüyor musunuz?
Artık,
sözü bitirmeli ve ehli olmadığımız işlere karışmamalıyız. İleride olası bir
ideolojik/mektep savaşına karşılık şimdiden herkesin kendisini koruyacak
gençliği büyütmesini, aile birey sayısını çoğaltmasını,”Ekonomik Cihadı”
uygulayarak maddi açıdan güçlenmelerini temenni ederken, herkesin kendi haline
düşeceği o günde Rabbimizden ayaklarımızı sabit kılmasını niyaz ediyoruz.