Allah’ın
adıyla
İslam
dünyasında istikrar bozuldu. Bozulan bu istikrar, şu ana kadar var olan
despotların cebr ile uyguladıkları istikrardır. Bugün zirvesinde olan
istikrarın bozulmaya başlama süreci, bundan 32 yıl önce başlamıştı.
Nitekim
İslam İnkılabının zaferinden sonra, Rahmetli İmam Humeyni, İslam dünyasına
atıfta bulunarak: “Bölge yeniden kendi dinamikleri ve aktörleri eliyle
şekilleninceye kadar istikrar bozulmuştur. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak,
büyük ve çalkantılı bir döneme giriyoruz.” dediğinde İslam Devriminden
otuziki yıl sonra baş gösteren evrensel buhranları o günden, gördüğünü söylemek
istiyordu…
Batı dünyası,
özellikle aydınlanma ve akabindeki sanayi devriminden sonra sömürüyü sürdürme
kılıfının içini modernizm, demokrasi ve sair kavramlarla doldurarak ve İslam dünyasını sömürerek ayakta kalmasını
başardı. Hala da başarıyor!
Yine Batılıların: “Birisi kimlerin insan olduğuna karar verene kadar insanlar
kim olduklarına karar veremez“ sözüyle, kendisini karar veren mekanizmanın
nihai mercii olarak kabul ettirirken, Batılıların değerleri adına, içimizdeki
batılıların bugüne kadar hala vazgeçilmez düsturu olmuş içi boş dışı süslü sözler!
Ama dünyada ve özellikle İslam dünyasında dengeler değişmekte…
Batı
dünyasının aleyhine değişmesini istemediği söz konusu dengeleri, korumak ve
yaymak için ılımlı İslam maskesi altında varlığını sürdürmek istediği de
biliniyor.
Bu
cümleden: Bin Laden‘in ölüm senaryosu da ılımlı İslamı ve öncülerini İslam
dünyasına manevi lider olarak legalleştirme cabası olarakta okunabilir!
Nitekim
Bin Laden‘in kendisi başlıbaşına ABD‘nin kurgusuydu. Bu kurgu dağılan
Sovyetlere karşı ABD ve mütefikleri adına direnişinin akabinde asıl hedefine
ulaşamayacak kadar yıpranma ve kırılmalara uğrayınca ve elbette İslam İnkilabına
karşı varoluşsal paradigmalar geliştiremeyince miadı doldu…
Buna en
bariz örnek İliklerine kadar sömürülmiş ülkelerin sembolik liderlerini
İstanbulda bir araya getiren, adı da efendilerinin istekleri doğrultusunda daha
az gelişmiş ülkeler olarak halklara empoze edilen, oysa sömürülmüşlüğün yegane
müsebbibi olan bu kirli yüzler, Batının makyajı ile beyazlatılmış, adına da
güvenliği sağlama anlaşmaları adı altında ümmetin sermayesini silah tüccarlığı
yapan katillere aktaran dostlarıyla hemhal olmalarıdır..
Obama‘yı
iktidara getiren siyonistlerin, bu yönetimin Ortadoğu’da kendi alehylerine olan
gelişmeleri engelleyeceklerini böylece sömürü tezgahlarının devam edeceğini
sanıyorlardı.
Batılıların
kendilerine has ekabirliği ile adeta yenilmezlik zırhı ve demokrasi havariliği
onlara Ortadoğu’daki hareketleri sanıldığının aksine yeniden filizlenen İslam
medeniyeti karşısında kaybettikleri bir mevzisinden çekilerek merkezine yakın
bir geri mevziye yerleşme hamlesi sırasında yakıp yıkma psikolojisi, normal
karşılanmalı…
İslam
dünyasınaki halk hareketlerindeki evrimlerin sancılı süreci, sözkonusu evrime
öncülük edebilecek liderlerin olmayışı, mevcut liderlerin ise statükoyu koruyan
kimlikli kişilerden olması, hareketlerin asıl ilhamı olan onur , erdem ve
tabiiki adalet ve hürriyet adına olan kıyamlardır. Gençlerin değer vemediği,
Saray ulemalarının düştüğü traji-komik durumu ifade etmek için “Suriye rejimine
el çektirilmek farz“ diye ahkam kesenlerin kendi ülkelerindeki zulüm ve
despotluğa fetvasal kılıflar bulmak için Rahmanın kutsallarını, Yahudi
hahamları gibi tahrif edebiliyorsa, yeni nesil İslami gençliğin /ki bu yeni
nesil İslami gençlik, egemenlerin payandasına ram olmamış özislamı referans
alıyor…/ kendi asli mecrasına akmasını engelleme değilse nedir?
Filistini
ayrı bir değerlendirmeye tabi tuatacak olursak, Yemende‘ki kıyamın geriye
dönük tarihinde nedense İslamcılar ve İslam dünyasının kahır ekseri görmezlikten
geldi! Bahreyndeki kıyamın Şia eksenli olduğundan kabul etmediklerini bir an
için biz de kabul edelim! Peki Libyadaki halka karşı AB ve ABD nin yanında yer
alan kendi hükümetlerinin eylemlerini legalleştiren söz konusu ulema
geçinen kişilerin Suriye‘ye karşı adeta cihad fetvası vermesinin arka planı ne
olabilir?
Keza
Suudi-siyonistlerin işledikleri cinayetlere kör olmak bir yana, lal olanlara ne
demeli? Bu duruş; İslami duruş bir yana, hangi vicdanla izah edilebilir?
İslami
gençlik: Batının gönlünde uyuyan güzel olan ılımlı İslam‘a ve hedefleri için Pensilvanya
sakinince yorumlanan İslam‘ın, İslam dünyasına yeni bir Muaviye türeteceğini bilmiyor değil…
Daha düne
kadar ekonomik çıkarlarından ötürü kardeş ilan ettikleri rejimlere
bir gecede düşman olan sözde İslamcı aydınların haline ise Devekuşu misali
kafayı gömmek geride kalanı gizlemez demekten başka sözümüz, sizinde
istikrarınız bozulmuştur!?
Gerçi bu vadide yankılanacak nice sözler var ama…
Rahmetli
İmam Humeyni: “Bölge yeniden kendi dinamikleri ve aktörleri eliyle
şekilleninceye kadar istikrar bozulmuştur; hiçbir şey eskisi dibi olmayacak,
büyük ve çalkantılı bir döneme giriyoruz" demişti.
ve o çalkantılı dönemin bozduğu istikrarsızlık, bugün zirveye çıktı.
Gerçekten Ortadoğu‘da bir çok ülkede rejimler köklü değişime uğrayacak. Bölge
halkları süratle öz İslam'a akın ediyor. Halihazırda kaçınılmaz iki altanatif
rejim var. Biri malum ABD demokrasi terennümü altında sinsi ılımlı İslam,
diğeri ise Muhammed(s.a.a)’i İslam!
Sahi bütün
bunlar kime karşı ? Dün kimlere karşıydıysa bugünde yine onlara. Bir farkla!
Muhammed CAN/ mcan313@msn.com