Bismillahirrahmanirrahim
Kerbela
Kur’an‘ın tecellisidir ve o tecellinin iman ve şükür kanadıdır… Kerbela aşk ve
muhabbet tarlası, Kerbela iman ve ibadettir.
Kerbela
hakkın batılı yok edişidir…
Kendimizi
bildik bileli Kerbela topraklarına ve Kerbela‘da yaşanan vefaya, aşka,
itaate, mazlumluklara ağladık. Şimdi ise o gözyaşları uzaklarda değil Kerbela
topraklarında akacaktı…
Ve
biliyordum ki Kerbela‘yı ziyaret etmek diğer ziyaretlerden çok farklı olacaktı.
Sadece
Kerbela değil H.z Ali, İmam Musa Kazım, Samarra, Kufe, Sehle Mescitleri
ve diğer ziyaretler.. Her ziyaretten alacağım mutlaka bir şeyler vardı.
Allah’ın
hediyesi olan bu nimetlerin farkında olarak belki bir kere daha nasip olmaz
deyip bütün ziyaretlerden payımı almalıydım…
O
heyecanla günler birbirini kovalıyor, daha oralara gitmeden Kerbela‘nın
maneviyatını hissetmeye başlamıştım. Nihayet bekleyiş sona ermiş artık ziyaret
yolcusu olmuştum..
İlk
olarak İmam Musa Kazımı ziyaret ettik. İmam Hüseyn‘in huzuruna çıkmadan ön
hazırlık gibi olmuştu bizler için, yavaş yavaş ziyaret adabına giriyorduk. İmam
Musa Kazım'a (a.s) selamı olan dostların selamları iletirken farklı bir sevinç
yaşıyordum yüreğimde. Ne büyük bir hazdı.
Yine
Nechül Belağa eserini ortaya koyan büyük alimlerden Seyyid Razi adıyla meşhur olan Muhammed Hasan
Musevi’nin ziyaretinde de unutamayacağım bir anı yaşadım..
Ziyaret
duası okuduktan ve namazı kıldıktan sonra kapıdan çıkarken orada görevli olan
bir ağabeyin bana siyah bir tespih vermeye çalışmasını önce şaşkınlık ve
tedirginlikle karşılamış, tespihi gözleri yaşlı bir şekilde ısrarla vermek
isteyişine anlam verememiştim. Geç de olsa adamın hediye vermek istediğini
anlamış hediyeyi alırken hem çok utanmış hem de ağlamıştım.
Allah izin
verdikçe boynumda taşıyacağım, bu hediyenin bendeki tesiri çok farklı oldu...
İmam
Hüseynin ziyareti nasıl anlatılır bilmiyorum ki. Duygularımı ifade
etmekte gerçekten zorlanıyorum…
Hangi
topraklarda yürümek ölümsüz vefayı iliklerine kadar hissettirebilir.
Gecenin
sessizliğinde ve gizeminde İmam Hüseyin’den Hz Abbas’ın kapısına götüren “ “Beynül
Haremeyn” denilen o yolda tarifsiz bir haletle yürürken sanki bütün
kötülüklerden uzaklaşmış gibiydim..
Bir yanda
Hz.Abbas‘ın bir kolu bir km ötesinde
diğer kolu. “Hz.Abbasın” Bab‘ul Hevaiç olduğu topraklara basmaktan hayâ
ediyor, iki kol arasında yürürken vefanın büyüklüğünün karşısında kendimden
utanıyordum. Toprağın her noktasıyla bütünleşmek isteği beni benden alıp
götürüyordu, gitmek isteyip de gidemediğim uzaklara…
Ben kim
bu topraklarda yürümek kim sözleri düşüncelerimi meşgul ederken o toprakların
maneviyatından olsa gerek her adımında Allah‘a biraz daha yaklaşabiliyor, bir
hiç olduğuma biraz daha yakin edip kulluğu yaşayabilmek anlatılmaz bir
duyguydu…
Kufe Mescidinin
önünde yaşadığım duygusal anları da unutmam mümkün değil.
Kufe
Mescidi ziyaretinde Hz Ali’nin Kufe de okuduğu münacatın sözleri beni derinden
etkilemişti, münacattaki sözleri sesli bir şekilde okuyarak yıllarca tutsak
ettiğim duygularımın özgürlüğünü yaşıyordum.
İmam
Ali’nin yakarışları Allah‘ın yüceliğini gösteriyor, bir o kadar da Allah‘a
teslimiyeti yaşatıyordu.
Mevlam,
ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet
eder?
Mevlam,
ey mevlam! Sen varlığımın sahibisin ben ise sahip olunan; sahip onulana sahip
olandan başka kim merhamet eder?
Mevlam,
ey mevlam! Sen azizsin ben ise zelil; zelile azizden başka kim merhamet eder?
Mevlam
ey mevlam Sen yaratansın ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim
merhamet eder?
Ziyaret
arkadaşlarımdan saatlerce ayrı kalmanın etkisiyle münacattaki sözler birleşince
gözyaşlarımın her damlasında İmam Ali’nin garipliğini yaşıyor ve o duyguyla
gözyaşlarım durmak bilmiyordu... Bir kez daha İmam Ali’nin büyüklüğüne şahit
oluyordum. Birbirlerini tanımayan onlarca kadın sadece İmam Ali ismiyle
birleşiyordu..
Bir kez
daha inancın gücünü yaşıyordum. Evet, mümin müminin kardeşiydi birbirimizi
tanımasak ta aynı dili konuşmasak da H.z Ali sevgisi bizleri bir araya getirmiş
gözyaşları ziyaretçiler arasında bağ olmuştu..
Tanımadığın
insanların gözyaşlarıma gözyaşıyla cevap vermesi hüznüme sevinç katıyordu.
Bu
görüntü ömür boyu unutamayacağım bir güzellik olarak zihnime işlenmişti. Bir
yanda hüzün bir yanda sevinç…
İmam Ali âşıklarıyla aynı ortamda olmanın mutluluğunu yaşıyordum.
Hepimizin
de bildiği üzere İmam Hüseyn‘in ziyaretçisi ziyareti boyunca en güzel şekilde
karşılanıyor.
Bizler de
en güzel şekilde karşılandık. Her ziyaretçi gibi Kerbela topraklarının bizlere
bağışladığı birçok şey oldu.
Allah her
isteyene nasip etsin, Allahın hediyesi olan Kerbela ziyareti gerçekte Allah‘ın
kuluna bir hediyesidir bence.
Not…
İnanıyorum ki ziyaret dostlukları da hiçbir dostluğa benzemiyor. İmamların
bereketi olsa gerek ziyaret arkadaşlarına ayrı bir muhabbet hissedip sanki
yılardır tanışıyormuş gibi birbirimizle çok kısa zamanda kaynaşmıştık...
Başta
bizlere yardımcı olan âlimlerimizden, tanıdığım ve yeni tanıştığım tüm
kardeşlerimden Allah razı olsun.
Özellikle
de Süleyman Erkut ağabey ve ailesini örnek davranışlarından dolayı
tebrik ediyor, her zaman her yerde bizlere bir şeyler öğretecek ağabeylere ve
ablalara ihtiyaç olduğunu söylemek istiyorum... Kısa sürede birçok şey öğrendim
kendilerinden…
Yaşamlarının
her anı Allah‘ın rızası ölçüsünde İmam Hüseyn‘ine hizmetle geçer inşallah…
Allah razı olsun…