Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Türkiye: 3 - Gürcistan: 1 | Molotof kokteyline müebbet hapis... | AK Parti'de "Uludere" çatlağı !... | “Amnesty International”ın 2012-ci il hesabatında – Azərbaycan | Nicat Əliyev Kürdəxanı istintaq təcridxanasına göndərilib | İtkin jurnalistin sorağı həbsdən gəldi | CHP'nin 4+4+4 iptal başvurusuna ret.. | İran ve 5+1 ülkeleri arasında nükleer kriz çözülüyor .. | Ay. Misbah Yezdi: Ayetullah Behcet, mücadelenin kültürel boyutunu vurgulardı! | Irak'ta iki İranlı ziyaretçi şehid edildi |
Spor-Aktüel | Bilim Teknoloji | Velayet-i Fakih | Güncel | Dünya | Siyaset | Eğitim Kültür | İnsan Hakları | Yaşam Sağlık |
Site içi Arama 
GENÇ KALEMLER
Hüseyin Tugay

Suçluyu Irak’ta mı Arıyorsun?
FATİH KAHRAMANİ

OLMAYAN SEVGİLİYE
Mustafa K.Taşpınar

DUA
Habib YAZAR

Kur'an Geldi, Fakirlik Kalktı
Serdar GÜNDOĞDU

KÖRLER ve SAĞIRLAR
Ali Mert

BİR ANAYASA TEKLİFİ DE BİZDEN-IV-
Ebuzer GÖKTAŞ

Dünya Müslüman Kadınlar Günü
Leyla GÖK

ERKEK VE KADIN
Feride Aliyeva

ANNEM
Öztürk ADIYEKE

YOBAZLIK MI, CEHALET Mİ, UŞAKLIK MI BİLİNMEZ
Aliekber Kocaaslan

TEPKİSİZLİĞE TEPKİ
Zehra Kıran

BAZEN
Arzu ÇETİNKAYA

FATIMA'NIN (S.A) ŞEHADETİ
Mehmet DEMİRER

BİR OLUP ÇÖZELİM KÖRDÜĞÜMÜ
HASİBE YEŞİL

HAZAN YAPRAĞININ SON BAKIŞI
ALINTI YAZILAR
Hüsnü Mahalli

İsrail Kıbrıs'ta
Orhan Dede

NATO zırvaları
Bülent ESİNOĞLU

"Amerika'ya Karşı Sorumluluklarımız Var"
Levent GÜLTEKİN

Hayrettin Karaman'a kızanlar neyi savunuyorlar?
Ahmet TAKAN

Gül’e gaz mı veriliyor?.. Yoksa Gül birilerine mi gaz veriyor?..
Sabahattin Önkibar

Haham Tuncay’dan, Ergenekon rejim değişikliğine araçtır itirafı
Murat ÇABAŞ

Füze kalkanı ve NATO, ABD’nin güdümünde
Hüseyin Vodinalı

İsrail’in “Düşman” Olmasında Nasıl Bir Yarar Var
Doç. Dr. Mehmet Seyfettin EROL

Bayram değil, seyran değil, NATO bizi niçin öptü?
Haydar Cemal

İslam ülkelerinde bahara doğru
Hasan DEMİR

Belgelerle iktidarın Suriye harakirisi!
Prof. Dr. Ata ATUN

İsrail Üssü ve Oyunun Kuralı
İbrahim Karagül

O kurşun atıldı!
Semih İdiz

Dışarıda bizi sıcak bir yaz bekliyor
Abdulkadir Özkan

Isıtan ortada, ısıttıran nerede?
Arslan Bulut

Karaman Hoca’ya öğrencisinden uyarı...
Serdar Akinan

Suriye olmadı Lübnan verelim mi?
Prof.Hüseyin Hatemi

Dünya ve Türkiye
Mehmet UYSAL

Kilis'e Rahmet Olarak Gelen Muhacirler
Fikret Ertan

İsrail-Çin: Çok önemli ilişkiler
Taha Kılınç

“Allah’ın demokrasisi” ?!
Ali Haydar Aksal

Uludere gerçeği bize neyi anlatıyor?
Deniz Ülke Arıboğan

Suriye'de El Kaide devrede !
Mehmet Ali GÜLLER

Kosova’da Gerilla Eğitimi!
İsmail MÜFTÜOĞLU

Yalnız Kalan Şövalye
Yılmaz ÖZDİL

Minare burada peki kubbe nerede?
Ali Bulaç

'Türkiye İslamı'nın üç versiyonu
Muharrem Bayraktar

Suriye’de işler karıştı
Akın Aydın

Suriye halkı bakın ne diyormuş
Savaş SÜZAL

NATO zirvesi sonunu bekleyin
Ertuğrul ÖZKÖK

Suriye'de Durum Bize Anlatıldığı Gibi Değilmiş!
Akif Emre

Türkiye Irak'ın bütünlüğünü istiyor mu?
M. Hilmi Yıldırım

Uluslararası toplum, uluslararası yalandır
Türker ERTÜRK

Yetki ABD'den
Zeki Ceyhan

Karışık işler!
Mehdi aksu

Hz. Ali'den yöneticilere-3
ANKET

Yönetici :..

İslami İran Avrupa ülkelerine karşı yaptırımlarını kaldırmalı mı?

Seçenekler
A)evet. kaldırmalı
B)hayır. kaldırmamalı

Sonuçları Göster

ÇOK OKUNANLAR
YORUMLANANLAR
ÜYE GİRİŞİ

Kullanıcı Adı

 
Şifre  
   

Üye Olun | Şifremi Unuttum

 

 
İdeoloji, Muhammedî ideoloji...
10/04/2011 - 21:42

Hüseyin Beheşti

Bismillah...

Bir müddet önce yazdığımız  “Körler ve İmamlar” adlı makalenin yorum kısmında Yavuz Kaya Bey’in bize yönelttiği eleştirilerden “ideoloji”  kelimesi, “Muhammedî ideoloji” söylemiyle ilgili kısmı  daha da aydınlatmak adına böylesi bir makaleyi o zamandan beri kaleme almak istesem de bulunduğumuz ortamın sıcaklığı dolayısıyla bugüne nasip oldu bu sorunu aydınlatmak.

İçinde bulunduğumuz asır kendine yeni bir metodoloji ve söylem yaratması hasebiyle ilginç bir asırdır. Kullanılan ıstılahlar ve jargonun değişime uğraması  şüphesiz belleklerimizde de belli bir anlama ve derk etme problemi yaratmıştır. Bu yüzden de düşmanlıklarımız ve hareket tarzlarımız sembol ve kelimelere dönmüş asıl hedefin jargon ve metodolojisini bugünün dünyasına ve mevcut sosyo-kültürel ve lingo-sosyolojik(dil sosyolojisi olarak yakın bir anlam verilebilir ancak tam karşılamayacaktır) ortamına nasıl ve hangi yollarla aktaracağımız konusunda takılıp kalmış durumdayız. Öyleki bu arkaik tarzda kalmış ve kendini bir ileriki nesle kodlarıyla aktaramamış din ancak müzelik bir din olarak kalmıştır. Bugün dini havzalarımızda yaşadığımız sorunların başında bu gelmektedir. Mevcut üstatların bir çoğu kavramlara o kadar saldırganca yaklaşmaktadırlar ki, aslında saldırdıkları bu kavramların batılı olmalarından başka suçları yoktur ve İslam’da başka bir adla vardır bu sözcükler. Diğer taraftan toplumda da din düşmanlığı adına batılı kavramlara sarılan ancak aynı kavramın yüzyıllardır farklı bir isimle İslam’da var olduğunu bilmezler.

Bir hazret varoluşçuluk felsefesinden o kadar etkilenmiştir ki, İslam’da insanın bir vasfı  yoktur oysa varoluşçular insanı kendi kendini gerçekleştiren varlık olarak tanımlar demektedir. Ahmak adamın İslam’ın tek sayfasına göz atmadığı ne açık. Halifetullah olarak tanımlanan insan mı daha yücedir yoksa varoluşçuların deyimiyle terk edilmiş insan mı? Hatta sonunda bir kül parçası gibi savrulacak insan mı?

Böylece içinde bulunduğumuz asrın mevcut iki eğilimi böyledir. Tamamen yok saymak ve saldırmak ya da İslam düşmanlığı yapmak. Ancak Mevlana’nın  ünlü üzüm hikayesinde olduğu gibi istenilen üzümü  hangi dilde dediğin önemli değil mi?

Markistlerin paranın köleliğine karşı açtıkları savaşı acaba İslam züht anlayışıyla ne zaman anlatmıştı? Ebu-Zer’in fikriyatının Marks’a nisbet eksikliği neydi acaba? Hiçbir eksiği yoktu ancak Ebu-Zer unutulmuş  bir dilin adamıydı. Ebu-Zer’i anlatan alim, molla, ahunt bugünün dilini unutmuş bugünün kavramlarına düşman doğal olarak da kendi gencinin konuştuğu dile yabancı birisidir. Bu yüzden Ebu-Zer bugünün gencine bir masal kahramanı gibi gelir. Ancak Marks gerçek bir savaşçıdır. İmam Huseyn bir devrimci olarak hayali bir kahramandır ancak Che Guevera pekala büyük bir devrimcidir. Çünkü  biri bugünün diliyle sunulur gençlere diğeriyse tarihin unutulmuş  bir sayfası gibi hazin hazin ve acınacak bir dille anlatılır.

İran’da Kum kentinde derslerimizden birinde Sakife meselesi ve konunun gelişimi anlatılırken üstat konuyu öylesine bir hikayeye çevirdi ki, böylesi bir olay ancak binbir gece masallarına konu olabilir. Daha sonra el kaldırarak dedim ki, Üstat Peygamber ile Ebu-Bekir kaç sene arkadaştılar? Uzun senelerdir. Sonra bir gün Peygamber geldi ve ben Allah Resulüyüm dedi. Ebu-Bekir bunu kabullendi. Ancak ne kadar kabullenebilir acaba? Düne kadar arkadaş olduğunuz birisini bugün masum bir Peygamber olarak ne kadar kabullenebilirsiniz? Diye sordum. Bana verilen cevap halen kulaklarımda çınlar. Bu mesele sosyologların işi bizim değil dedi üstat. Ben de artık konuşmamayı seçtim. Çünkü söz bitmişti. Bir din alimi işinin bir kısmını batı tarzı eğitimden geçmiş sosyoloğa bırakıp sonra da onlar da ne bilir diyemez. Bu konuda bir sözü olmayan onlarca üstat bugün dinin muhtevasını anlatırken bu yolu tercih etmektedirler. Böylece sosyologlar ve batı tarzı eğitim almış liberalistler, demokratlar vd... dinin muhtevasını daha akli ve güncel bir mecrada anlatarak gençleri etkisi altına aldıklarında da siz gençler bizlerden ve ilmi havzadan neden uzak diyemezsiniz.

Şimdi gelelim şu ideoloji meselesine;

Takva kelimesi Arapça  vekaye kökünden gelir. Anlamı da kollamak ve savunmaktır. Neyi acaba? Kendini korumak bir anlamıdır şüphesiz. Takva bir anlamda kendini korumaktır. Ama bu kendini korumak gözünü yummak, haramdan kaçınmak için susmak, ses etmemek, çekinmek değil. Birisi vardır kendini korumak adına tüm dünya kana bulansa, namuslar kirletilse umrunda olmaz, hiçbir kötü hareketi yoktur. Ne çalmıştır, ne hak yemiştir, ne yalan söylemiştir. Ama haksızlığa da susmuştur. Dünyada haremler bir bir talan edilirken o kendi inzivasında tabir yerindeyse cennetteki huri sayısını hesaba çekmektedir. Böylesi bir insan Kuran’ın diliyle takvası yarımdır ve hatta suçludur. Oysa Kuran korumak derken, kendini korumak derken bir yoldan bahseder. Yani modern dönemin kelimesiyle ideolojiden. Modern dönem sözlüklerinden biri ideolojisi olanı şöyle ifade ediyor: Bir ideolojiyle birlikte ona hizmet eden, onu savunan-inanan, onun için elinden geleni yapan(La Grande Dictionnaire, idéologue maddesi). Aslına bakılırsa İslam’ın iman tanımına çok yakındır bu tanım. Uyunul Akhbar’ul Riza kitabının birinci cildinde İmam Rıza imanı şöyle tanımlıyor: İman kalple inanmak, dille söylemek ve amelle/hareketle de yerine getirmektir. Ben burada amel kelimesini dini jargonun dışına çıkarabileceğimize inanıyorum. Dini alanın değil çünkü mümkün değil ama dini jargon amel kelimesini çok daraltmıştır ancak Arapçada kelime manasıyla عمل (amele) sözcüğü bir işi yapmak yani herhangi bir harekette bulunmak anlamına gelmektedir. Ve baktığınız zaman harekete geçmek ve amel etmek arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Bu amel etmek fıkıh risalelerinde yazanları uygulamak anlamına geldiği gibi hareketlerinde korumacı olmak anlamındadır da. Korumacılık da muhafazakarlık anlamında değil muhtevayı korumaktır. Takvalı insan kendi ideolojisini koruyandır modern jargonla ifade ettiğimizde. Yani Muhammedi ideoloji söylemi her ne kadar sizlere yanlış gelse de ve bizim gibilerin kulaklarına da hoş gelmese de Yusuf suresi 108. ayette ifade edilen قل هذه السبیلی yani de ki işte bu benim yolum ifadesini tasdikler niteliktedir. Sebil kelimesi bayağı bir yoldur. Yani bu yolda taş, çiçek, dağ vs... vardır. Bu benim yolum manifestosu yolu kutsamak ve korumak adına edilmektedir. Öyle ki, ayetin son kısmında da ben müşriklerden değilim denmektedir. Yani yol özelleştirilmekte ve yolun fikri ve ideolojik bir yol olduğu ortaya atılmaktadır. Burada ideoloji kelimesini seçmemiz sadece dönemin jargonundan ileri gelmektedir. Eski dilde kullandığımız nazariye kelimesi aslında bunu en iyi ifade eden kelime olsa da, bugün gençlerimizin belleklerinde ideoloji sözcüğü kadar etki bırakmamak da ve anlaşılır olmamaktadır.

Yavuz Bey’in mezkur eleştirisini anlıyor olmakla birlikte bugünün jargonunun da artık dini hayatımızda bir albenisi ve gerçekliği olduğunu da kabul etmek zorundayız. Bu işi eğer dini kendi heyulalarıyla yorumlayanların eline bırakırsak, o vakit dini anlama ve anlamlandırma konusunda gençlerimizin hayal dünyalarını binbir gece masallarına çevirme görevini üstlenmiş olacağız. Bu da kesinlikle takvanın gerçekliğine aykırıdır. Böylesi bir süreçte susmak, gençlerimizi İhsan Eliaçık gibilerin sofrasına altın tasta sunmak demektir. Bilmem anlatabiliyor muyum vesselam...

Hüseyin Beheşti

huseyin.behesti@yahoo.fr

 


Yorum Ekle

Arkadaşıma Gönder

Yazdır

Facebook

Digg

Del.icio.us

StumbleUpon

Google

Yahoo

YORUMLAR

Hz. Ali'nin Kamberi 11-04-2011, 08:45:26
Hüseyin kardeşim yazılarını sık sık takip ediyorum.Her makalenizde olduğu gibi bu makelenizde de gerçekten muhtevsı itibari ile çok önemli konuya değinmişsiniz.Bence bu konu burada bir miheng taşı olarak kalmalı ve bunun üzerine diğer arkadaşlarımız tarafından da yeni tezler ortaya atılmalıdır.Evet gerçektende acaba islam günün metedojik şartlarına uyumlaştıraladığından dolayı mı algılanamamaktadır? Bu durum benim şahşi kanaatimce bir başarıdır.Bu sebeple Yüce Allahdan başarılarınızın devamını diliyorum...
 
Yavuz Kaya 11-04-2011, 09:08:48
"Bu mesele sosyologların işi bizim değil dedi üstat. Ben de artık konuşmamayı seçtim. Çünkü söz bitmişti. Bir din alimi işinin bir kısmını batı tarzı eğitimden geçmiş sosyoloğa bırakıp sonra da onlar da ne bilir diyemez. Bu konuda bir sözü olmayan onlarca üstat bugün dinin muhtevasını anlatırken bu yolu tercih etmektedirler. Böylece sosyologlar ve batı tarzı eğitim almış liberalistler, demokratlar vd... dinin muhtevasını daha akli ve güncel bir mecrada anlatarak gençleri etkisi altına aldıklarında da siz gençler bizlerden ve ilmi havzadan neden uzak diyemezsiniz...."


Bu mesele dil bilimcilerin işi desem "sözü" bitirmiş olacağım..(Üstad işi ehline havale ettiyse işini yapmıştır)
"İdeoloji "kavramıyla ilgili olarak şu kadarını aktarmalıyım ki:




"Sosyal dünyayı tanımlama yöntemlerinden biridir ideoloji.. bu anlamda sosyal teoriye göre daha alt düzeyde bir yaklaşımdır.. sosyal teoride durumsal olan kavramlar ideolojide tartışılmaz kesin gerçekler olarak sorgulanmadan kabullenilir.. sosyal teori doğruları ararken ideolojinin her soruya verecek net bi cevabı vardır.. büyümeye, açılmaya izin vermez.. sorgulamayı şüphe etmeyi yasaklar.. aleyhindeki kanıtları kaale almaz.. şartlanmış, dallanmış ve budaklanmıştır.. tutarsızlıkları vardır ve fakat bunları önlemekle uğraşmaz.. tüm bunlardan hareketle iyi bir şey değildir..

(dingdongdaddy,)
İslam"statik" değildir,"ideoloji" ise statiktir.
 
JARRGON 11-04-2011, 09:50:46

Kum'da her ders diyen üstadın görüşü ölçü değil,aksine o ders diyen kişinin de bir üstadı var.sayın yazar üstadınız öyle demişse bu onun eksikliğidir.kusura bakmayın ama konuyu biraz demogojik bir " Jarrgon" a sürüklemişsiniz.Ders i xaric mi okuyordunuz üstad öyle cevap verdi.??
 
Huseyin Behesti 11-04-2011, 11:35:13
Sevgili Jargon isimli kardesim... Ben o dersi ders-i haricte okumadim ama emin olun bu yaniti veren dersi harici okumus biriydi... ben size kum havzasindaki bazi sikintilardan bahsettim. bunu ister kabul edersiniz ya da etmezsiniz... bu sizin bileceginiz is... ama bu sorunlarin daha bircok turlusunu size anlatacak benim disimda yuzlerce talebe vardir o yuzden dilerseniz ders-i haric bahsini hic acmayin. Cunku daha yazinin basinda muhteva yerine sembollere takillanlarin durumlarindan bahsetmisken sizinle semboller uzerinden tartismayacagim. Ben kum havzasi dedim ve sizin sanirim hosunuza gitmedi yerine istanbul universitesi deyin de iciniz rahatlasin belki boylece muhtevayi daha iyi anlamis olursunuz.

Sayin Yavuz Kaya bey... mesele dilbilimcilerin isi demisken... aslinda oyle dusunmuor olsam da yine de icinin rahatlamasi acisindan diyorum universite lisansim dilbilimiydi... ancak bence mesele ehline birakilmasi gereken bir mesele olmakla birlikte ehli kim bunu da iyi idrak etmek gerek vesselam...
 
Ali yigit 11-04-2011, 14:10:29
Saygıdeğer üstadım, öncelikle iyi niyet ve iyi niyet çerçevesinde yazdığınız yazınızdan ötürü Allah razı olsun.

Konularınız çok dağınık ve bize ait olmayan kelimeler, kullanılmamalı demiyorum ama bizi karşılamıyor. " jargon" kelimesinin fransızca kökenli mesleki grupların ortak dili ve argo içerikli ortak dil gibi anlamları var, eğer düzgün kullanmadığımızda "bozuk dil, yetersiz dil" gibi anlam kazanıyor.

İşin açıkcası bu dil öbeklererine tam anlamı yerleştirmek için çaba sarfederken dağınık yazı stilinizle beraber tamamen dağılıyorum.

Düşüncem şu ki yazmak, kompozisyon çıkartmak, alıntı yapmak, bir konuda verileri paylaşmak çaba sarfeden herkesin harcıdır.Mühim olan yazmaktan ziyade aydın olmaktır, Aydın olmanın ilk şartı toplumla aynı dili konuşmaktır. Hem et ile eyleme geçen dili hem gönül dilini.

Güzel gönlünüz bizi size kardeş olarak belirlemişken, anlaşma dilinizi sade tutmanızı,, kullandığınız kelimeleri üslubunuz dışarısına atmanızı sadece tarafımca rica ediyorum. Yazınızda birkaç yerde "gençliğimiz" " gençlerimiz" diye bahsettiğiniz gençlik, dilinizi anlamakta çok zorluk çekecektir. Maalesef, fars'tan, araba, araptan fransıza,fransız'dan rusa kadar geniş coğrafyaya ve kültürlerine aşina olmayan toplumuza karşı kullandığınız dil çok ağır gelmektedir.

Eğer yazılarımı, benim dilimi anlayanlar okusun ya da yazılarımı anlamak isteyen benimle aynı hizaya gelsin diye düşünüyorsanız sizin bileceğiniz bir iştir.

Allah ın rahmeti ve bereketi, gönülden kendini O'nun yoluna adayanların üzerine olsun. Umulur ki hak yolda olanlar rahmetiyle hedefe ulaşırlar ve hak yolda olmayan saf gönüllerde hak yola erişirler.

dua ile...


 
Huseyin Behesti 11-04-2011, 15:42:44
Ustadim nazik uslubunuz ve temennileriniz icin tesekkur ederim. Ote taraftan jargon kelimesi konusunda ortaya komus oldugunuz anlamlar dogru olmakla birlikte sosyoloji ve felsefede jargon tercih edilen ortak dil anlamina gelen sade bir kelimedir. Aslinda bi ust kademesi de metodolojidir.

Uslubumu sadelestirme konusunda da inanin bans cabaliyor olmakls birlikte ancak bu noktaya kadar degistirebildim. Yine de sizin elestirinizi dikkate alarak daha fazla cabalayacagim... Vesselam
 
ozan kemal sarıalioğlu 12-04-2011, 16:00:34
Hüseyin Beheşti kardeşin tesbitleri doğru ve yerinde. "Anakronik" olmama kaygısıyla bazı modern kelime ve kavramların kullanılmasından çekinilmesi bizleri "arkaikliğe" ve tarih dışılığa itebilir.

Bu arada bazı kardeşler gençlerin bazı kelimeleri anlamama ihtimallinden söz etmiş. Eğer gençlerimiz facebookta harcadıkları vaktin (istisnalar "müstesna") üçte birini düşünce tarihi, felsefe ve edebiyat okumalarına teksif ederlerse inanın sorun hallolacaktır...

Kum'da okumuş naçizane bir kardeşiniz olarak Beheşti'nin verdiği menfi hadisenin örneklerine rastlanmadığını söyleyemeyeceğim. Fakat şu an üniversitede yüksek lisans yaptığımdan "aynel yakin" söylüyorum ki Kum Havzasının akademik özgürlüğü ve derinliği mesela bir İstanbul İlahiyattan birkaç kat daha fazladır. Kardeş sadece menfi bir örneğe işaret etmiş, genelleme yapmamış. Yoksa havza ümmetin kalesidir, ama gelişme ihtiyacından ve eleştirilerden de müstağni değildir.

Hüseyin Kardeşe tek bir nacizane önerim olacak, o da daha fazla paragraf kullanmasıdır, böylece okuyucu da "yorulmamış" olur.)

Fi emanillah
 
Ali yiğit 13-04-2011, 02:04:00
Selamınaleykum,

Sayın ozan kemal sarıalioğlu

Zaten problemımız facebook, gibi sitelerden gençlerimizin yönünü hakikatin söylendiği sitelere yöneltmek ve okumaya teşvik etmek değil mi?

Madem kolay buyrun siz milyonlarca gencimizi ha deyipte ahlak,felsefe, dil coğrafyasını okutun. Sizler kendi gözünüzden lak diye konuya balta vuruyorsunuz. Mesele okusunlar değil mesele gençlere facebooktan daha çekici gelebilme meselesi...

Okusunlar, etsinler ,yapsınlar,... çok güzel vallahi hemen yapsalar. Zaten bizim amacımız gençlere hitap etmek değil mi ?! Bir ingiliz benim dilimi öğrenmeye mecbur değilken neden ben ingilizce öğrenmeye mecbur edilip eziyet altına itiliyorum ki??? Benim yazarım konuşacaksa ya benim dilimi konuşur ya benim dilimi konuşur; bu, bu kadar basittir.

Kuran'a inanmayan bir ataisti ilk fasılda ayetlerle ikna edemezsiniz. Ateiste ateistin anlayacağı dil gerekir. Ve gençleri eleştirmek kolay mühim olan onların yerine kendinizi koyabilmek. Afedersiniz herkes kumda okumuyor, belki herkes üniversitede okumuyor. Bir insanı en iyi anlayan, o insanın yerine kendisini koyabilendir.

Affedin , memleketimiz gençleri bu kadar yüksek çıtaya sahip değil. Ne bekliyorsunuz. 25 yıaşına kadar günde 10 saat okula giden, 2 saat ders, 2 saat yemek, 3 saat eğlence ve ihtiyaca geriye kalanıda uykuyla geçirmek üzere dizayn edilmiş bir sistemin gençliğinden ???!!!

Eğer memleketin gençlerininin diliyle, Kum' da okuyan bir müslüman kardeşime seslenmek istersem şöyle derim.

"" Biz eziliyoruz, biz yıpratılıyoruz, bize göz açtırılmıyor, biz şaşkın edilmişiz, Allah rızası ve kendimiz için haram şeylerden uzak kalmak isteyip şurada iki satır kelam okumak istediğimizde de, anlam karmaşalarıyla bunalmak istemiyoruz!!! Bizler boğazdan zor geçen su gibi değil, tatlı ve içilmesi kolay bir su gibi yazılarınızı okumak istiyoruz...""

İşte budur: tek sebeb budur, biz gencimizi çekemiyorsak suç bizimdir! Ha her koyun bacağından asılır, siz sağ ben selamet diyenlere sözüm yok. Yollarına gitsinler. Ama İmam Zaman as'ın gelişi için zemin hazırlamak ancak insanları hazırlamakla mümkündür. Okumak ayrıdır, okumak ayrıdır.

Ben şimdi yazsam yazsam, sonra bir kardeşim dese ki çok karmaşık ben bu kelimeyi de bilmiyorum, bulamadım. Yada çok kelime bu şekılde, anlamını ararken konudan kopuyorum. Dese ; ben o kardeşe otur da iki kitap oku desem! ne kadar hoş olur?

Aynen sizde bunu diyorsunuz. Hem de yüzbinlere, milyonlara... "Otur da iki kitap oku..!" Dediğiniz hoş, ama deyişiniz yanlış ozan bey.

DİL İLE AHLAK PARALEL BİR GİDİŞATA SAHİPTİR. 50 lilerde merci, mösyöler memleketimdeydi, şimdi bye, hellollar...

Üretelim, şuan litaratürde 90000 kelimemiz var derlendiği zaman 100000 kelime yapar. Yetmiyor mu bu bize???

Sayın Beheşti bey makul karşılarken. Doğru sözünüz ama hoş olmayan tarzınız, üzücü bir durum.

Bu kelimeleri kullanıp kullanmayanlar değil, en çok insana ışık tutan yol gösteren asıl öğüt vericidir. En çok insanı hedefleyen o çokluğa hitap edebilecek bir dile sahip olmalıdır. Bu bir kaidedir. Vesselam.
 
Ali Yiğit 13-04-2011, 02:28:37
Selamın aleyküm

Şimdi aklıma gelmişken anadolunun tam göbeğinden, kendi dilimiz ve şivemizle yazayım. Sonuçta bu dil Türkçe ve yazım şeklimiz İstanbul şivesine uygun. Anakronik vb. ingilizce ve liverpool şivesi ;)

" Bıldır, örende elleğim bi pisik gördüm. Dasdarın altından keleteyi aldı, köpeleğe başıp tamın çamdusundan aşdı. bosdana dolandım, bahdım; gırahdan aşıp yazuya endi ordan üst başından asarın önünden kehe bellü seğirddim. Bahdım ki, yarın dibine ohmuş, oruya da gunnamış, enüklerünü emzürü. Bende gıyamadım gerisin geriye harmana fıllandım. "

Şimdi bunu okuyup anlayamayana veyahutta ben anlamadım diyene eleştiri yapma hakkım. Jargon, anakronik, .... gibi kelimeleri kullanıp anlamayanlara üstüne üstlük eleştiride bulunan birisinden daha fazladır.

Yapmayın, lütfen yapmayın , Allah aşkına, Al-i Muhammed aşkına yapmayın... Eleştirirken önce iyice bir düşünün. Eleştiri yapan insanın yerinde olmaya çalışın, her türlü insanın buraya gelip bu yazıları okuyabilme ihtimalini düşünün.

Tekdir etmeden önce anlamaya ve o insana birşeyler verilebilmesi için ortak bir güler yüze büyük bir kalbe ve anlayışa ihtiyacımız olduğunu unutmayalım...

Sadece amacım derdimi anlatabilmekti ve inşallah anlatabilmişimdir...

Dua ile..
 
ozan kemal sarıalioğlu 13-04-2011, 09:04:47
Ali Yiğit Bey Kardeşim,

Konunun tartışılması bir yana, "hoş olmayan yazım tarzımdan" bahsetmişsiniz ve takdir edersiniz ki bu bence duruma konudan da önemli bir hal kazandırmaktadır. Eğer lutfederseniz bu hoş olmayan noktaya işaret edin, ben de kendimi düzelteyim. Aksi takdirde hiç de yenilir yutulur olmayan bu iddianız bir "itham" halini alabilir ve hiç "hoş durmaz".

Eğer dikkat ederseniz gençlerin facebooktaki vakitlerinin "üçte biri" ifadesini kullandım ki hiç de sarfedilmesi muhal bir zaman miktarına tekabül etmiyor, ayrıca istisnayı da koydum. Facebooku kötülüyor da değilim.

Gelelim konuya, sözünü ettiğiniz kelime İngilizce bir sözlüğün ortasından durduk yere seçilmiş bir kelime değildir, tarih ilminde kullanılan "ıstılahlardan" biridir ve ehlince bilinir. Bilmek isteyen de tek bir "tıklamayla" öğrenebilir. Hele Hüseyin Kardeş çok iyi bilir.

Her platformun dili, konumuna ve muhatabına göre değişir. Burası cami minberi değil ve ben sözümün muhatabını bulduğuna inanıyorum.

Nefislerimizin şerrinden, fayda vermeyen bilgiden, kibirden ve boş sözden Allah'a sığınırız. Allah hepimizi ve Ali Yiğit kardeşimi Firdevs Cennetlerinde buluştursun.

 
Ali YİĞİT 13-04-2011, 10:38:20
Selamınaleykum

Sayın ozan bey, ben sözlerinizde yanlışsınız demedim. Ama sayın beheşti, den bir ricada bulundum. Hakkınız helal edin mesela itham, nefiscilik ya da altı boş bir kuru savunma değil.

Ben kıymetli üstadımın dilini biraz daha sadeleştirmesini rica ettim, sizin gibi ileri seviyede olmayan kardeşlerimin adına. Çünkü 1 dk kelimenin anlamına bakmaktan yola çıkıp 10 kelime olsa, bu 10 dk eder, sizde biliyorsunuz ki çabuk usanıp sıkılan bir gençlik var. Aynı kalb dilini konuşuyoruz. Farklı şeyler söylemiyoruz.

Gençler, hepimiz oturalım okuyalım. Lakin onlara abilik etmek, yol gösterici olabilmek için önce kalplerini celbetmek gerekir. Bir insanın kalbini celbetmek için o insanın anlayacağı dilden konuşmak gerekir.

acizene olarak üstadımın sayın beheştinin yazısına bir eleştiri yapmak bu yönüydü. zaten eleştirinin amacı da bu değil mi? Ama konuyu "okusunlar" deyip kestirip atmanın çok basit bir yaklaşım olduğuna inanıyorum.

Mesele okutabilmek değil mi? Birşey verebilmek? Gençleri okumaya, araştırmaya teşvik etmek?

Şu bir gerçektir ki, dil kısım kısımdır. Kişi mesleği veya yaşadığı coğrafyaya göre söylem edinir. Toplum nazarında gerçekten orta yollu dili elde etmek gerekir. Yazılan ile hedeflenen çok önemli bir bütündür.

Herneyse, umarım meramımı anlatabilmişimdir.

"""Bu ne nefsani ne şeytanidir. Siz müslüman gençlerin ahvaline dertlendiniz, biz ise bu ahval içinde şifası için bir noktaya dikkat edilmesine. Siz hedeflenen durumu istediniz, biz de hedeflenene ha deyince varılamayacağını dile getirdik. """

Sizi bilmeyerk incittiysem hakkınızı helal edin.

Söylediğiniz gibi kesinlikle, Nefislerimizden ve Şeytandan Allah a sığınmalıyız. Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin ve tüm inanaların üzerine olsun. Allah, Sizlerle beraber bu kardeşinizi de mahşer gününde Peygamber saa e yakın olanlardan ve yüzü aydın olanlardan eylesin. Allah a emanet olun.
 
ozan k. sarıalioğlu 13-04-2011, 14:23:13
Amin kardeşim.
 
Salih Okur 13-04-2011, 14:34:03
Tartışma seviyeli olunca takip edenler de da yararlanmaktadır ister istemez.
İyi niyetşli insanlar arasındaki güzel görüş alış verişi beni sevindirdi.
Bizlere bu ortamı sunan ve sabırla her görüşe yer veren rasthabere teşekkür ederim.
 
Huseyin Behesti 13-04-2011, 16:05:42
Öncelikle yorumculara yorumlarından ve tavsiyelerinden dolayı teşekkür ederim. Öte taraftan bazı meseleleri de daha açık ifade etmemin yerinde olacağını düşünüyorum. Internet sitesinin dışında da bir çok telefon, facebook yorumu aldım ve bunları da hesaba katarak açıklama yapacağım inş.

1- Yapılan eleştirileri yerinde buluyorum. Bir okuyucumuz mailinde yazınızı sözlükle okuyorum dedi bu benim için büyük bir başarı sanırım. Bana bazı dostlar da neden bu kadar anlaşılmaz kalıyor ve toplumu kendinden uzak tutuyorsun. Topluma istediğini ver ve onları doyur dediler. Kusura bakmayın ama ben ne birileri için tömbeki ya da nargile tütünü olma niyetindeyim ne de toplumu rahatlatma yetisine sahibim. Alimin görevinin put yıkıcı olduğuna inandığım için bazı şeyleri açıkça dillendiriyorum. Ne fil dişi kulemde topluma ahlak öğütleri verme gibi bir niyetim var ne de bir afyon dini sunma enaniyetine sahibim. Bu toplumun bilmesi gerekenleri akli ve nazari bir dille anlatmaya gayret ediyorum.
2- Dilin ağırlığı konusunda da siz de taktir edersiniz ki yazdığım mesail ne internet sitelerinde konuşulacak şeylerdir ne de 2 sayfalık yazılarda verilecek. Bu yüzden koca muhtevayı kısa yazılara hapsedince geri kalan işi okuyucuya bırakıyorum. Anlaşılmayan kelimeler yerine inanın başkasını koyamayacağınız kelimelerdir. Kavramdırlar turkce yetersizdir bu aşamada. Özellikle bzim gibi sosyoloji felsefe dinin içtimai felsefesiyle ilgili yazanlar için türkçe bir katliamdır. Bir arkaik kelimesinin yerine eski kelimesini kullanamazsınız o zaman vermek istediğiniz mana başkalaşır. Ya da anakronik kelimesi. Bakın ben sayın eleştirmenlerin eleştirilerini çok iyi anlıyorum. Ve gençlerin durmunu da iyi biliyorum. Ve bu yorum köşesinin sorular için kullanılmasını yerinde buluyorum. Keşke şu kelimenin anlamı ne ve bu kavram neden kullanıldı soruları gelseydi... o zaman daha bir farklı olurdu tartışma ortamımız.
3- Kendimi topluma adapte etmek ya da toplumun bana gelmesini beklemek bir mesele değildir. Ben kendine ait nazariyeleri olan ve bunu bir çok platformda farklı dillerde aktaran birisi olarak hep mevcut kelime düzeyini tercih ettim. Akademik ya da ilmi ortamda dahi anlamadığını söyleyen çok oldu. Bu toplumun bu konulara yabanılığından bir nebze kaynaklansa da, ikinci sebep benim düşünce sistemimle ilgilidir. Yorumculardan bu aşamada bundan sonraki makalelerde beni eskiyle kıyas ederek değil müstakil bir nazariye olarak değerlendirmelerini rica ediyorum. O zaman sarf ettiğimiz soru cevap sureci de daha verimli olacaktır.
4- Gençler konusunda bir teklifim de bir gelecek vizyonu çalışmasıdır. Ali bey.den Yavuz bey.den Kemal bey.den ve diğer okyuculardan dileğim ben hazırım gelin 2015 Ehli Beyt Gençlik Vizyonu başlıklı bir çalıştay düzenleyelim ve aydınlar ve ulema ve genç arkadaşlar burada birleşsin ve bir 2015 vizyonu belirlensin. Bu konuda da ben proje aşamasında da sonrasında da hizmete hazırım.
5- Yavuz Bey'in dinamik ve statik sözcükleriyle yaptığı değerlendirmeyi de bir sonraki makalede genişçe ele alacağım inş...

Maakum Allah vesselam ve berakatu...
 
salih okur 13-04-2011, 19:57:42
Hüseyin kardeş, Allah’tan senin için başarılar diliyorum. Ama birkaç hatrılatmda bulunmak istiyorum:
1- Okuyucunun yazınızı sözlükle okuyorum demesi ni kendiniz için nasıl bir başarı olarak görebilirsiniz? Hemen ardından da alim olduğunuz intibaını vermekten çekinmiyorsunuz maşallah. Yabancı dil bilmek, alim olmak takdir edilecek şeylerdir, ama her yabancı dil bilen böyle davranırsa kimse kimseyi anlayamaz birader. Çünkü arapça bilen biri mesela yazılarında arapça kelimeleri sık sık kullanır ve bunlar Kur’anda geçen terimler derse ve muhatabı da bu seviyede değilse yazar mı haklıdır yoksa okuyucu mu? Açıktır ki, haklı olan okuyucudur. İnsanlara bir şey vermek istiyen onların anladığı dilden vermesi gerekir.
2- Türkçenin yetersiz olduğu tezinize katılmıyorum. Türkçe oldukça zengin bir dildir, ancak yeni bir bilimsel terim kullanmak istendiğinde bile yanına türkçe açıklaması parantez içerisinde verilebilir elbet. Ama birader anlatmak istediğiniz konu öyle bilimsel bir konu değil ki. Yabancı terimler kullanılınca konu bilimselleşmez ki. Havzadaki ve alimler arasındaki bir eksiklikten bahsetmişsiniz, haklı olarak bazı gerçekleri yakalamış ve aktarmışsınız. Çok da iyi etmişsiniz, ama bunu türkçe kelimeler kullanarak da aktarabilirdiniz.
3- Daha önce de yazılarına bilimsellik süsü vermek için ortaya çıkanlar oldu elbet. Ama 30 yıldır dergilerde, gazetelerde yazan bu zevatın şimdiye kadar bir tek düşünce ürettiğine tanık olunmadı maalesef. Ama halkın anlayacağı dilde konuşan ve yazan Şehid Mutahhari bir inkılabın gelişiminde etkili olabilmiştir. Şehid Mutahhari’nin felsefi eserleri de vardır elbet, ama bu dar bir kesimin yararlandığı eserlerdir. Her ikisi de yerinde, biri halka yönelik biri de okullarda ve üniversitelerde ilgili dersin terimlerini ve yöntemlerini n öğrenimini gören öğrencilere yöneliktir.
Lütfen daha işin başında muhatapları küçümsemeyelim ve sahte mesafeler oluşturmayalım. Sizden ricam bu Türkçesini bulamadığım dediğiniz terimleri yazacağınız kitapta kullanın.
Saygılarımla.
 
Huseyin Beheşti 13-04-2011, 22:20:54
Sayın Salih Okur bey...

1- Okuyucunun sözlukte aramasını başarı sayıyorm çunku bizim okuyucularımızı arastırmaya itmiş ve yerinde durup onlarca dakika okumakve okudugunu sindirmek yerine biraz da olsa aktif kılmıştır. Dıger taraftan alim oldugum intibaını vermedim... Alimin görevinin put yıkıcılık olduğuna inanıyorum ve ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Yani alimleri taklit ediyorum :) Ote taraftan yazar ve okuycu arasında bir haklılık yarışı da yok...
2-Turkce zengin bir dildir... Bu sizin teziniz ama hangi alanlarda zengin bir dildir diye sorarlar adama. Ben turkcenin sosyal bilimler alanında yetersiz olduguna inanıyorum. Her kelimenin bir yeri ve durumu vardır öyle her yakın anlamlıyı parantez içinde sunamazsınız okuyucuya. Anlatmak istediğim konunun yuzyıllardır felsefe ve sosyal bilimlerde önemli bilimsel bir mesele oldugunu da kavramayadıgınıza uzuldum dogrusu. Bilimsel mesele nedir mesela? Fizik teoremleri mi? Ya da sosyal bilimlerdeki siyasi teorilerden daha az mı bilimseldir Muhammedi ideoloji meselesi? Bazen şaşırıyorum gerçekten.
3-Bakınız ustadım... Sehıt Mutahhari kendi yöntemine sahip bir ustatdı. Tam tersi mesele de Ayetullah Cevad Amuli'dir o da hiç anlaşılmıyor diye insanlardan eleştiri aldı. Ne yaptı peki? Değiştirdi mi kendisini. Sayın Abdullah Özgur, Muhsin Kucuker ya da genc kalemlerden herhangi bir arkadaşımın uslubu neden sorun olmadı şimdiye kadar da benim uslubum sahte bilimsellikle suçlanıyor bu da ayrı bir konu. Özur dileyerek belirtmeliyim ki dun kimler ne yaptı bu benim için ibret alma açısından önemlidir. Daha fazlası da yok... Okuyucuyla arama mesafe koyma noktasında da okuyucularımın birçoğuyla bilgi alışverişinde bulunan ve yazdıkları yorumlara cevaplar vermek için dakikalarca uğraşan birisinin bu suçlamayla yuzleşmesi gerçekten insaf sınırları dışındadır. Yolun başında oldugumuza dair sözunuze de katılıyorum ins 30 yıl sonra da yolun basında oldugumuzu idrak ederek yazacagız... Vesselam...
 
Yavuzkaya 14-04-2011, 08:57:52
Muhterem yazar ın henüz ilk yazıları
Tarih:17/11/2008
konu: Aşka Dair Notlar(1)
Tarih:24/11/2008
Konu:Aşka Dair Notlar(2)

Bu iki yazıyı dikkatlice okuduğumda bir tane bile İngilizce ve Fransızca kelime bulamadım..

"Bu makaleyi okurken"sözlük" kullanarak okudum "dediysem ve yazar da bunu kendisi için bir "başarı" olarak görüyorsa... Demek ki konu "Aşka" dair olunca okunuyor, çünki batıda karşılığı yok" İdeoloji" olunca da anlaşılması zorlaşıyor..


Kısaca: "Absürt" bir durum
 
Huseyin behesti 14-04-2011, 12:48:54
Yavuz bey gercekten tesekkur ederim... Bu aciklama cok yerinde oldu... Ilk yazilardan itibaren okursaniz islenilen konularin baglamlarinin farkliligini gormus oluruz. Askin batidaki karsiligi cidden yok ideolojinin de islamda albenisi... Ancak su sozluk meselesini de soyle basari gordugumu ifade etmeliyim ki bir yazar icin okurlarini arastirmaya itmek bir basarisidir. Ancak nazik uslubunuz ve onemseyen dikkatiniz icin tesekkur eder ve bundan sonra bu internet sitesinde yazacagim yazilarda gerekli kavramlari kisa bir sozlukceyle aciklayacagimi sahsim adina temenni ederim... Tum okurlara ve yorumculara tesekkur ederim... Allah varliginizi ehlibeyt a.s yolunda daim etsin ins... Vesselam...
 
mim nokta 15-04-2011, 18:11:50
Guzel yazmissiniz evvela tebrik ederim,
Yalniz bu guzel yazinin icerigine katilmak mumkun degil, zira rahmetli Imam Humeyniyi buyuk imam yapan ozellik onun Kuran-i ve islami terimleri kullanmasi ve onlari dunyaya kabul ettirmesinde gizli idi. O emperyalist yerine, mustekbir kelimesini secmisti. Mustazaf kelimesini kullandiginda mustazafin anlamini ve kurandaki yerini bir dhaa anlamistik. Oysa siz batinin terminolojisini kabul etme taraftarisiniz. Her ne kadarda bati terminolojisi onlara birseyi anlatma anlaminda kolayliklar saglayacaksada, onlarin terminolojisini kabul etmekle onlarin ustunlugunu kabul etmis olursunuz.
Islami durusu savunan kisiler genel olarak bu tavri hos gormezler. Ama ne yazikki "entellektuelligi" " alimligin" onune gecirme istegi sizin baskalarina hayranliginiz konusunda tohmetleri uzerinize cekecektir.
 
Malatyalı Abdullah 29-04-2011, 22:09:31
Allah ın rahmeti ve bereketi tüm eşref-i mahluk olanların üzerine olsun. Sevgil yazar Hüseyin Beheşti: Yazılarınız çok güzel. Kim ne kadar anlayabiliyor o onun kapasitesine bağlı. İlahi kelam olan Kuranı kerim bile bu insanların çoğunu tatmin etmemiş. Peygamber dönemindede peygamber anlattığı halde, "iman ettik dedikleri "halde, çoğunu tatmin etmemişti. Sanki bu gün kuran herkesin anlayacağı bir dile çevrilse herkes iman edecekmiş gibi konulara değiniliyor. Ayrıyeten yorumcu kardeşlerimde çok güzel konulara değiniyorlar. Amma velakin ,Yorumcular trenide rayından çıkartıp hedef saptırıyorlar. Karınca gibi harmanı bırakıp tanelerle uğraşmasak ve sayın yazarıda uğraştırmasak daha iyi olacağı kanaatindeyim. Hatası ile doğrusu ile okuyoruz. Lütfen bazı kelimeler takılıp abartıp kabartmıyalım. Bal gibide herkes yazarın ne demek istediğini anlıyor. Yazar kardeşimiz "Elma" dememişte "Alma" demiş. Bu kadarını anlamıyorlarmıki satırlar dolusu yazılar yazıyorlar. Arkadaşlardan istirham ediyorum ve diyorumki : Yorumlarınz çok güzel ama okuyacak kadar zaman yoktur. Yazar kardeşimizden Allah razı olsun diyorum ve artık sizde sevgili beheşti bu kuş dilini bırakın herkesin anlayacağı veya bazı meslek guruplarının anlayacağı veyahutta anlaşılması mümkün olmayan JARGONLAR dan vaz gecçin. NÜRNBERG
 
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

13/04/2012 Bir Davanın Eşiğinde ya da Betül Hanzala’ya Cevabımdır
16/06/2011 Bilinmeyenler ve Suriye
10/04/2011 İdeoloji, Muhammedî ideoloji...
28/03/2011 Körler ve Filler…
14/03/2011 Körler ve İmamlar
19/02/2011 İnkılâp Ateşi...
26/05/2010 İran Nükleer Meselesi ve Stratejik Hesaplar
24/04/2010 Şii Çalıştayı ve Stratejik Hatalar
16/04/2010 ABD ve Ortadoğu’da Siyasal Stratejiler(2)
03/04/2010 ABD ve Ortadoğu’da Siyasal Stratejiler (1)
12/03/2010 Yemen’de Sorun Biter mi?
22/01/2010 Fransa’yla Eşitliği Yeniden-Düşünmek
19/12/2009 "YENİ-OSMANLICILIK" MI "POST-OSMANLICILIK"MI?
10/12/2009 Amerika Velayet-i Fakih’i Neden Sevmez?
03/12/2009 Amerika, Ortadoğu ve Terör…
17/11/2009 "Açılım" ı Başka Bir Açıdan Değerlendirmek!
29/09/2009 İDEOLOJİLER DÖNEMİ GERÇEKTEN SONA ERDİ Mİ?-1
10/08/2009 İSLAM İNKILABINA NELER KATTIK(3)
11/07/2009 İslam İnkılâbına Neler Kattık(2)
27/06/2009 İslam İnkılâbına Neler Kattık(1)
28/05/2009 Seyyah Olup Gezsem Şu Alemi
11/05/2009 SERZENİŞ
20/04/2009 ALİ' NİN SİYERİNDE İLAHİ NURUN TECELİSİ
15/04/2009 İYİLİĞİ EMREDİP KÖTÜLÜKTEN MEN ETMEYE DAİR...
05/04/2009 İSLAM'A KARŞI İSLAM
23/03/2009 (Üç işaret bir tevil)
12/03/2009 Fransa’da Anti-Siyonist Parti
27/02/2009 ALİ(a.s)
29/01/2009 Hürr Örneğinde “Nefs-i Levvame”
22/01/2009 İslamî Fundamentalizm ve Gerçekçiliğin Ölümü
03/01/2009 Aşka Dair Notlar(3)
17/12/2008 BİR TOPLUMSAL TEORİ OLARAK EL-GADİR...
11/12/2008 ŞUURUN DİRLİŞİ
05/12/2008 BİLGİNİN TEVİLİ: EHLİ CEHENNEM DE HAZ DUYAR...
24/11/2008 Aşka Dair Notlar(2)
17/11/2008 Aşka Dair Notlar (1)
07/11/2008 Mustafa Özcan'ın Birkaç Sözünün Şerhi
03/11/2008 '' Bushizm '' : Değersizlik Problemine Değin...
29/09/2008 Amerikan Seçimleri ve Bizim Yolumuz
 
 
YAZARLAR
Y. ZİYA T.YILMAZ

YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN DÖNER
ABDULLAH ÖZGÜR

Azerbaycan’ın Gayretli Müslümanlarının Direnişi
MUHAMMED AK

Devrimci bir Sufi: İmam Humeyni!
Hüseyin TAŞ

İslami İran ile Türkiye Rakip Ülkeler mi?
MEHMET YETKİN

Bahreyn ve Halk Kıyamı
Abdulkadir Çuhacıoğlu

AKAN KANLAR VE ÂLİMLERİN SESSİZLİĞİ
MUHSİN KÜÇÜKER

İKİ ALİ ÜNAL MI?
KEMAL KEMAHLI

ALİ ÜNAL’IN, ŞİA VE İRAN YANILGILARI
MEHDİ AKSU

SEYYİD ALİ HAMENEİ VE BİLİNMEYEN YÖNLERİ-3
KONUK YAZARLAR
Ali ERDEM

SİNCAN OLAYI VE BİR HUKUK SKANDALI
Mikail GÜREL

En Büyük Kusur Kibir ve En Büyük Allah
RIZA BAKIRLI

AKLIN ÖNÜNDE SET OLUŞTURMAK
Rahmi Onurşan Rahmani

Adın “Ali” ama gözlerin “Muaviye”ye benziyor (1)
HAZIM KORAL

SIFFİN SAVAŞI
Bilgehan Ova

SANAT YAZILARI (II)
FUAT TÜRKER

Özgürlük Değil Şeytan’a Tutsaklık
AZERİ YAZARLAR
Muhammed Mustafa

Evroviziyon-Gaylar, İnsanlığı çökertmeye yönelik sinsi planlar
Meşedi Natıq

Gənc Hüseynin anası Zəhraya və bacısı Rüqəyyəyə ünvanladığı məktub
Tural Əli

Zindanda bir gün...
Emin Gənciyev

AYIL EY AZƏRBAYCAN !!!
Emin İmanlı

Dinin gövhər və sədəfi
Gönül İsmayılkızı

Təhqir edilən ŞƏHİDLƏR
Hacı Arzu

Açıq!
Devran Abdullah

Quba aksiyası ilə inanclıların aksiyalarını birləşdirən məqamlar var
Kənan Rövşənoğlu

AZƏRBAYCANDA RUHANİLİK
Vüsal Hətəmov

Hər zadı tərsinə ölkəm…
Ali Caferi

Ölümüzü dəfn etməyə bir molla var?ali
NAMAZ VAKİTLERİ
TV KANALLARI
Türkçe Kanallar
Zehra Tv
Ulke Tv

Tv5
Hilal Tv
Yumurcak Tv
Kudus Tv
Arapça Kanallar
Almanar
Alalam Tv
Alforat Tv
Alkawthar Tv
Farsça Kanallar

Irib 1

Irib 2

Irib 3

Irib 4

Irib 5
Press Tv
Jam e Jam 1
Jam e Jam 2
Jam e Jam 3
Quran Tv
Azeri Kanallar
Sahar Tv
HAVA DURUMU

TARİHLİ ARŞİV



GAZETELER

DERGİ ve MECMUALAR

BAĞLANTILAR

YABANCI GAZETELER

 

Ana Sayfa   |   İletişim   |   Giriş Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle |   Sitene Ekle

Yazarlar ve makalelerin Yayınlanan  haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur

 
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.
2008 © RAST HABER   www.rasthaber.com
Tüm Hakları Saklıdır.
Tasarım :Networkbil.net
Atanur Evden Eve Nakliyat Küçükçekmece Evden Eve Nakliyat