Evet,
artık bizlere ayrılan vakit yavaş yavaş dolmakta. Bizlere tanınan ilahi süre
bitmek üzere. Hak ile batılın karşı karşıya geleceği sondan ikinci savaş haberi
kapılarımıza bırakılmakta ve haberi alan herkes sevinçle gülümsemekte. Evet,
artık korku ile değil sevinçle bekliyoruz savaşmayı. Artık daha hasretle
bekliyoruz Kerbela’yı.
Bazıları,
bu sözleri abarttığımızı düşünebilir. Bazıları söylenen sözlerin içinin boş
olduğunu söyleyebilir. Ancak, tarihimize baktıkları zaman göreceklerdir ki, dini
liderlerimizin şimdiye kadar söyledikleri sözlerin arkasında olduklarını ve
Allah’ın izniyle bu sözlerini gerçekleştirdikleri görülmüştür.
Asırlardır
kıyamlarımızın tek bir sebebi olmuştur, o da adalet sisteminin eksiksiz
uygulanması içindir. Kısacası yıllardır özlemini çektiğimiz Ali’nin adaletli
hükümetini kurmaya az kalmışken ve Allah’ın vaadinin kesinleşmesinden şüphe
duyulmazken, böyle bir zamanda şahadete haber göndermiş ve bizleri beklemesini
söylemişiz.
Bazıları
bizi, dünyada gelişen olaylardan bihaber olduğumuzu, ya da gelişen olaylara
karşı vurdumduymaz olduğumuzu sanıyorlar. Düşman elindeki son kozunu kullanarak
bizi tahrik ederken, dostlarımız ise suskunluğumuzun sırrını çözmeye çalışıyor.
Bazıları
sanıyor ki, biz evlerimize kapanmış sadece ruhban hayatı yaşamaktayız. Bazıları
ise bizleri sadece dünya hayatına meyleden ve dünya malı için her şeyi yapan
insanlar sanıyor.
Oysa
tarih var olduğundan bu yana onlar bizi anlamaya çalışmaktalar. Ama nedense
asırlardır bizleri tanıyamamış ve hakkımızda bizlerde olmayan özelliklerimizden
bahseder olmuşlardır.
Düşman
yıllarca Müslüman kitlelere korku ve ümitsizlik aşılamış, etraflarında gelişen
güzel olaylar karşısında bile şüphe ile yaklaşmalarına neden olmuştu. Geleceğe
ümitsiz bakan bir nesil yetişirken korkularından hakkı gizleyip batıla ses
çıkarmayan milletleri de
oluşturmuşlardı.
Her
şey istedikleri gibi gitmekteydi, bizimle birlikte ılımlı İslam’ı
kabullenmişler ve bizlerle birlikte ibadet etmişlerdi. Sevinçlerimize ve
yaslarımıza ortak olmuşlardı. Kendi kimliklerini gizlemekle kalmamış bizim
kimliklerimizi bile değiştirmeye yönelik operasyonlar ile mezhep çatışmaları
ile kardeşi kardeşe vurdurtmuşlardı.
Ancak,
onlar bir şeyi hesaba katmamışlardı. Müslümanlar arasında öyle bir fırka vardı ki,
ne yaparlarsa yapsınlar onları memnun edemiyorlardı. Dünyaları ayakları altına
serseler kabullenmiyorlar, bu da yetmezmiş gibi mevki ve makam hiç mi hiç
etkilemiyordu bu kitleleri.
Müslüman
nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan bu kitleler zillete boyun eğmeyiz
nidaları ile uyuyan kitleleri uyandırmakla kalmıyor hatta yenidünya düzeninde
üçüncü sınıf milletleri dahi peşlerine takıyorlardı.
Evet,
onlar bizi iyi tanıyorlar ve ne yapacağımızı da iyi bilmekteler. Bu yüzdendir
ki son zamanlarda, Irak’ta, İran’da ve şimdi de Bahreyn’de bizleri katletmeye ve
yeryüzünde kökümüzü kazımaya kararlılar.
Ama
yinede hiç bir şey istedikleri gibi olmayacak. Son zamanlarda Ortadoğu’da
gelişen olayları Müslüman kitlelere kendilerinin planladığı Büyük Ortadoğu
projesi olarak aksettirseler de bizler ve kendileri de biliyor ki, tüm bu
olanlar bölgede bulunan ve her zaman batılın karşısında olan devrimci İslam
gençliğinin insanlara aşıladıkları “Merg ber Amerika ve Merg ber İsrail”
sözlerinin etkileridir.
Bazı
Müslüman kitleler, Ortadoğu’da gerçekleşen devrimlerin Batı destekli olduğunu
ve son zamanlarda batının da bu devrimci halklara açık destek verdiğini
dillendirmekteler. Nitekim de son zamanlarda görülen durum bunu açıkça gözler
önüne sermektedir.
Ancak
bu konuda son anda elimize geçen Hizbullah Lideri Seyyid Hasan Nasrullah’ın
sözleri yüreklerimize su serpmekle kalmamış, bizlere yenidünya düzenini
Müslüman devrimciler tarafından belirleneceği ve daha önce dediği gibi bu
ümmete yenilgi kapıları kapanmıştır sözlerini tekrar hatırlatmıştır.
Nasrullah’ın
son demecindeki “Batı’nın halkın değişim yönündeki talebini destekliyor gibi görünmesi
aldatıcıdır ve bu hilelerin bölge halkları üzerinde hiçbir etkisi
olmayacaktır.”
Sözleri
bu davada ayaklarımızı sabit kılmıştır. Bizim Nasrullah gibi liderlerin
sözlerine itimadımız çok.
Ve
biz de biliyoruz ki, son zamanda Suudi hanedanı ve diğer Arap ülkelerinin
Bahreyn’e girip katliam yapmalarının tek bir nedeni var, o da İslam
Cumhuriyeti’nin bu ülkeye müdahale etmesini ve dünya ülkeleri tarafından tepki
almasını sağlamaktır.
Sözlerime
son noktayı koymadan önce açıklamam gereken diğer bir konu ise, medyada son
zamanlarda sıkça dillendirilen “Bahreyn Kerbela oldu” cümlesidir.
Onlar
bu kelimeyi bizleri korkutma maksatlı söylemekteler. Onlar Kerbela’yı
zihinlerinde Sünni ve Şii çatışması olarak bilmekteler. Ve bu yüzden yeni bir
Kerbela yaratmayın diye bizleri üstü kapalı tehdit etmekteler.
Hepimiz
biliyoruz ki, bunlar Batı’nın yıllarca Müslüman kitlelere oynadıkları oyundan
başka bir şey değildir. Onların tüm tehditlerine rağmen biz de diyoruz ki;
Bize
Her yer Kerbela’dır…