Anadolu Ehl-i
Beyt (as) gençiliği Derneği ve Kevser Yayıncılığın düzenlediği iki ayrı
sempozyum düzenlendi.Birincisi Alimlere yönelik ikincisi ise Halka yönelik bir proğram.Bizde
ikincisi yani halka yönelik proğrama dostlarla katıldık. Havanın oldukça soğuk
olmasına rağmen katılım oldukça güzeldi.Özellikle üniversiteli gençlerin ilgisi
dikkat çekiciydi.En dikkat çeken bir başka katılımcı gurupta hanımefendilerin
ilgisiydi.Artık hem okuyan gençliğin ve hemde hanımların katılımları gelecek
adına güzel günlerin habercisi olmalı.Ancak henüz sempozyum kültürü
katılımcılar açısından çok gelişmiş sayılmaz.Burada görev Kevser Yayınevine
düşüyor.Sık sık düzenlenmesi gereken bu tür etkinliklerin sayısı çok
az.Tebliğicilerin sunumlarını çok iyi izleyemdik desek yeri
vardır.Katılımcıların çocukları ile katılması sayesinde konulara çok konsatre
olamadık.Aynı düşünceleri çoğu katılımcı proğramdan sonra dile getirdi.Sahnede
koşup oynayan ,solon içindeki çocuk sesleri ilgiyi azalttı diyebilirim.Bu tür
çocuklu sempozyumlarda Türkiye'ye özgü olmalı.Elbette ülkemize has bir gelenek
olsa gerek ki bu konuyu söylediğimizde insanlar tarafından
azarlanabiliyorsunuz.Türkiyede neden çok mizah sanatı bu kadar gelişiyor
diyenler aslında geleneklerimize bakmalı.
Proğramı sunan kardeşimiz ise
sunum anlamında çok başarılı olmasa da ,tecrübe kazanarak hatalarını telafi
edebilecek durumda olduğunu gösterdi. Fotoğraf çeken görevli ise sahneye olur olmaz
çıkarak dikkatleri dağıttı.Hem katılımcıların hem de görevlilerin salona girip
çıkmaları ise sempozyuma ilgimizi azalttı diyebilirim.İhtiyaç adına dışarıya
çıkanlar sigara molası verdiler.Bu tür kaçırılmaması gereken sempozyumları
sigaraya kurban etmemek gerek diye düşündüm. Özellikle dışarıya çıkarak ilgiyi
dağıtanlar maalesef ilim erbabıydı. Ancak yerlerinden oynamadan tebliğleri
dikkatlice takib edenleri buradan kutluyorum. Sempozyum kültürü geliştikçe bu
tür hataların olmayacağı ümidiyle sempozyum tebliğcilerinden de biraz söz
edelim.
Açılış Mikail Göreli hocamızın Kuran tilaveti ile
başladı. Muhteşem okuyuşu ile gönüllerimize taht kuran hocamız özeliklle
''Allah'ın ipine sarılın tefrikaya düşmeyin'' Ayet-i Kerimesi ile proğrama
uygun Kuran ayetlerini sundu.Açılış konuşmasını yine edip,belagatlı ,vurgulu ve
akıcı uslubu ile başlayan Kadir Akaras Hoca ise sempozyumun ilk başarısına imza
attı. Cemaat-ül Mustafa Üniversitesi temsilcisi sayın Dr.Resul Abdullahi
diyebilirim ki sempozyumun en iyi tebliği sunan kişisiydi.İfrat ve tefrit
meselesini anlayabileceğimiz şekilde adil olarak sundu. Şia'nın ifrat ve tefrit
meselesini kökünden hallederek orta yolu Masumlardan (as) gelen öğretiler
ışığında hallettiğini söyleyen sayın doktor diğer İslam ekollerinin henüz bu
meselede yol alamadıkları için sorunun Şia’da değil de diğer ekollerde olduğu
tespitiyle meselenin çözüm yollarını sundu.Diğer bir tebliğci ise değerli
ulemamızdan sayın Musa Aydın hocamız ise tebliğinde Kuran ayetleri ışığında
ifrat ve tefriti anlattı.Değerli katılımcı Mehdi Pişvai ise tarihi olarak
meseleye parmak bastı.Bu gün ifrat ve tefrite düşen Vahhabi akımı üzerinde
oldukça önemli tespitler yaptı.Vahhabiyetin sığ düşünceleri sayesinde binlerce
masumun kanınan girerek İslam dışı özelliğini anlattı. Son tebliğci
felsefeci alim ise kabul edemiyeceğimiz tespitleri ile katılımcıları şaşırttı
diyebilirim.İfratı sadece Şialar üzerinden değerlendiren İranlı Felsefe alimi
İmam Huseyn (as) Kerbela’sı üzerinden Şiaların ifratlaranı anlattı. Sayın felsefe
alimi ile bu konuyu tartışma imkanı olmamasından dolayı tebliğini kabul
etmediğimizi bazı tebliğcilerede ilettik. Uludağ üniversitesi tassavvuf bölümü
başkanı sayın Prof.Dr.Süleyman Uludağ da kendi penceresinden sundu.
Kısacası bir sempozyumda böyle geçti.Sempozyum
kültürümüzün gelişmesi ve ilerleme kaydetmemiz açısından bu tür proğramların
faydalarını bilerek daha çok olmasını istemekteyiz.Gelişmemiz ve ilerlememiz bu
tür etkinlikler sayesinde olacaktır.Sempozyumda bilidiri sunan bilim adamalarının
tebliğlerini değerlendirmeyi başka yazılarımıza bırakarak hatta sizlerinde
katkılarını bekleyerek yeni yazılarda buluşmak ümidiyle.....
Şia alimleri arasında vahdet sempozyumunu anlayabilmiş değilim, alimler hangi dini konularda ihtilaf içerisindeler acaba? Sünni-Şii alimler arasında böyle bir toplantı yapılsaydı daha yerinde olurdu diye düşünüyorum.
Şia alimleri arasında da ihtilaf olur elbet, ama vahdet haftası şiiler arsındaki ihtilafı çözmek için değil, tüm müslümanlar arsındaki ihtilafları azaltmak , ortadan kaldırmak ve ortak değerlerde birleşmek içindir.
İstanbulda yapılan her iki sempozyumu da bidat olarak görüyorum.
#FFFFFF">
kadir
02-03-2011, 22:23:29
#FFFFFF">
s.a
Kardeşler! sempozyum kutlu doğum ve vahdet haftası munasebetiyle düzenlenmiş konusu yada amacı alimler arasında vahdet oluşturmak değil.
Sempozyumun konusu islam düşüncesinde ifrat ve tefritti.
bu konu alimler tarafından bir ilmi çalışmaydı.haberlerinden bu açıkça anlaşılıyor ama nasıl oldu da bu ilmi çalışma hemen bidat yaftası yedi anlamadım yada arkadaşımız dikkat etmeden acele etmiş.saygılar.
#FFFFFF">
Hüseyin Beheşti
03-03-2011, 11:33:24
#FFFFFF">
Bismillah... Şimdi birkaç meselesi iyi anlamak gerek sanırım:
1- Bugünlerde dillerde çokça pelesenk edilen bidat mefhumunun nasıl ve hangi şartlara ait olduğunu tanımladan yani bidatı safi sözlük anlamından çıkararak fıkhi ve ilmi çerçevede değerlendirecek bilgi birikimi ve insaflı bakış açısını sağlamadan bidat kelimesinin olur olduk yerlerde kullanılması dinî çerçeveyi daraltacak ve toplumu tekfir hastalığına düşürecektir.
2- Şiada bidat kelimesinin kullanılma alanlarına dikkat edildiğinde kelimenin ya da sözlük anlamından çıkarıldığı zaman ıstılahın dinî nassların bellice çizdikleri sınır alelade ortada olmasına rağmen başına buyrukça davranıp bunu da dine yamamak olduğu görülecektir. Şimdi bu çerçeveden bakıldığında mevcut toplantının hangi açıdan bidat olduğunu söyleyebilir misiniz acaba. Öte taraftan yazdığınız yorumdan da çıkarılan anlam bunun bidat değil tam anlamıyla başka bir şeye işaret ettiği ortadadır. Bidat kelimesi bana göre aklınıza gelen ilk kelime olarak oraya yazılmış olmakla iyi seçilmiş bir kelime değildir. Sanırım bu da internet sitelerine yorum yaparken yaşanılan içsel rahatlığın bir getirisi olsa gerek.
3- Alimlerin "bidat" mefhumunu halktan daha iyi bilmesi gerektiği ve iyi de bildikleri ortadadır. Kullanmış olduğunuz bidat kelimesi toplumca ciddiye alınırsa o zaman mezkur toplantıya destek veren ve iştirak eden onlarca alim arkadaşımız bir anda dinî çizgileri bilmelerine rağmen buna açıkça muhalefet eden günahkarlar durumuna düşeceklerdir ki, bu şekilde bu insanların dini perspektiften bakıldığında onların bidata düştüklerini iddia etmeniz onları fasıklar haline getirecektir.
4- Şia'nın bin küsür yıllık İslam tecrübesi içerisindeki ana gövdenin en belirgin temsilcisi olarak kalmasının sebebi kullandığı mefhumları çok dikkatli seçmesi ve lafız düzeyinden hareket düzeyine kadar her zaman itidal ehli olarak kalmasıdır. Bu perspektiften bakıldığında Şia tam da bu yüzden asla fikri olarak ayrıştığı Ehli Sünnet cemaatini kafir addetmemiştir. Ancak bugün modern dönemin mevcut hareketliliğinden ve bilgi kirliliğinden etkilenen Şia toplumu içerisinde göründüğü üzere bidat, küfür, mertud gibi mefhumlar çok rahatlıkla telaffuz edilmeye başlanmıştır. Bu da üzerinde durmamız gereken ve yorumu yazan aziz dostumun da üzerinde düşünmesi gereken bir diğer husustur.
5- Sevgili alim dostlara mevcut çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Çünkü ifrat ve tefrit konusu insan tabiaatının tarih boyunca her şekilde muhafaza ettiği ve tarihin sonuna kadar muhafaza edeceği melekelerinden biridir. bunun ıslahı ve bunun anlaşılması konusunda özellikle 21.yy.da atılan böylesi bir adım kendi namıma beni mutlu etmiştir. Ümit ederim bu konu alimler safından entelektüeller ve halk safına doğru bir harekete geçerek bir aksulamel bulur. Bu şekilde çok daha geniş katılımlı ve çok daha yenilikçi(kelimeyi tartarak kullanıyorum - bidatçi değil-) eylemler gerçekleşir insanı anlamak adına... vesselam...
#FFFFFF">
Mülaki
03-03-2011, 18:37:44
#FFFFFF">
Hüsyin kardeş amma da sözü uzatmışsın.
O fotoğraf karelerinde yer alan bazı zevatı iyi tanımadığın belli.
#FFFFFF">
Hüseyin Beheşti
03-03-2011, 21:30:19
#FFFFFF">
Oncelikle sayın beyefendi. Hüseyin kardeş ifadesinin ne anlama geldiğini anlayabildiğimi sanmıyorum. Sizin kim olduğunuzu da bilmiyorum. Ote taraftan saygı sınırlarını aşmadan - ki ben buna inanıyorum - belli goruslerimi herkes gibi dile getirdim. Bir diğer konuysa zevat kelimesi. Daha bir onceki yorumumda internetin getirdiği rahatlığa dikkat edelim dememe rağmen şimdi de siz zevat lafzını sizin bir çok kültürel meselenizde lideriniz olan şahısları tanımlamak için kullanıyorsunuz. Kusura bakmayın ama o zevat dediğiniz şahısların hemen hepsini ailelerine kadar tanırım onlar da beni tanırlar. Ya üstadım olmuşlardır. Derslerde yardımlarını almışımdır ya da arkadaşlarımdırlar. O yüzden neler hedeflediklerini de sizler kadar bilirim. Bununla birlikte bilmesem dahi hüsnü zan diye birşeyin varlığına ve gercekliğine iman ediyorum hala. Bilmem anlatabildim mi? vesselam...
#FFFFFF">
ali
04-03-2011, 11:29:29
#FFFFFF">
Selamun aleykum,
Sayın yazar bu yazınızı sadece yazmak için yazmışsınız. Tabii ki eksiklikler eleştirilmelidir fakat eleştirirken kastınız yıkıcı değil yapıcı olmalı. üslubunuz çok sert ve ....
vesselam ..
#FFFFFF">
hüseyin cahit
04-03-2011, 17:13:55
#FFFFFF">
bismillah,Kevser Yayınevi ve organizasyonun düzenlediği ve düzenleyeceği tüm etkinlikleri destekliyor ve katılımların olması içinde var gücümle çalışıyorum.Ancak yapılan hatalar veya eksiklikleri de söylemek zorundayım ki eleştirilerim bu yönde yapıcı konumda olsun.Felsefeci alimin söylediklerine katılmadığım gibi sayın Dr.Abdullahi ,Musa Aydın ,Kadir Akaras gibi başarılı ve aydınlatıcı alimlerin tebliğlerinede tebrikler gönderdik.Toplum olarak sempozyum disiplinini henüz kazanamadığımızı ilgiyi azaltacak,dikkatleri dağıtan haraketleri doğru bulmadığımızı anlattık.Sert değil oldukça da kibar davrandık.Hatalara geçit vermek değil düzelterek ilerlemek gerekir.Yazmak için yazmıyorum Babamın bıraktığı asil ismimle yazıyorum meşhur olmak için değil Hakka hizmet etmek için buradayım.Müstehar isimlerle yazamayı uygun bulmuyorum isterseniz sizde muhterem velinizin size bıraktığı isimle yorum yazın ,yazın ki yazınızı kaale alayım. Bu cevabı da hiç bir müphem şey kalmasın diye yazdım.Rast Haberi de eleştirilere açık olduğu için kutluyorum.
#FFFFFF">
Serkan A.
04-03-2011, 17:39:55
#FFFFFF">
Bana kalırsa olayın bu kadar büyütülmesine gerek yok. lehte ve aleyhte görüş ortaya konması da normaldir. Doğrusu ben de alimlere mahsus böyle bir toplantı yapılmasını yadırgadım. Çünkü konu ifrat tefrit ise toplum üzerinde etkili olan her kesimden davetler yapılması daha iyi olurdu. Halka açık ikinci toplantıya zaten herkes davet edilmişti denilebilir, doğrudur da. Demek ki "ağ adam gara adam" düşüncesi hala geçerliliğini koruyor.
#FFFFFF">
kadir
05-03-2011, 00:29:13
#FFFFFF">
s.a
Sempozyum için değerlendirme yapan tüm arkadaşlara teşekkür ederim.eleştiren arkadaşlara da teşekkür etmek gerekir eksilerimizi gidermek için yardımcı oluyorlar çünkü.
Şunu da belirteyim daha önce de söylemiştim bu bir vahdet oluşturma yada buna benzer bir amaç için yapılmadı bu toplantı.Arkadaşlarımız takdir eder ki bu toplantı birazda mesleki bir çalışmaydı her meslek gurubunun kendi arasında bazen bu gibi toplantılar yaptığı gibi bunun yadırganacak bir tarafının olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Yine de tüm eleştirileri dikkate alacağımızı söyleyebilirim.Allah yapıcı eleştiride bulunan tüm kardeşlerden razı olsun.
#FFFFFF">
yrlmzm
05-03-2011, 16:17:02
#FFFFFF">
Dolaylı ve kısmen deeğinilen "Sempozyum" kavram itibariyle şimdilik "yeni" dir. İnş. gelmeyi bekleyen sempozyumlarda ayağı yere bir öncekinden daha sağlam basan; olayı daha net bir biçimde ortaya koyan mesafeyi katedeceğiz. Yanisi meramını anlatmak istediği kesimlere güzelce bildiren bir altyapıya kavuşacağız.
Tahmin edileceği üzere yeni olan işler "getireceği farklılıklar nisbetnide" yeni addedilir. Yeniliğe açık olmaksa yeniyi olağanlaştırmak için şarttır; bayağılaştırmadan fakat.
=>Demem o ki, bir zaman vardı diyeceğiz: "sempozyum" kavramının toplumda tabanı olmadığı için "yeni" diye lanse ediliyordu. Nevar ki artık toplumun seviyesi sempozyumun ne olduğu, nasıl yaypılması lazım geldiği ... konularını çoktan hazmetti. Bundan sonra insanımız için hedef eşik, yapılan sunumlardan hangi hisse çıkarılacağıdır.
EMİN OLALIM BUNU YAPACAĞIZ Bİ-İZNİLLAH!
#FFFFFF">
Yavuz Kaya
05-03-2011, 17:58:32
#FFFFFF">
Eğer İslami toplumda "taraf" olanlar için bir sempoyum düzenleniyor ve adı da "İfrat ve Tefrit Sempozyumu" ise be şöyle düşünürüm...
1."taraf" toplumu taraf olduğu düşünceleri anlatırken "İfrat ve"tefrit"e düşüyor,
2.Yok konu seçmi öenmli değil;bütün duyarlı insanları bir araya topla karşılarınada "söz" ehlini topla"torbayı doldur"
Bence bu iş"ciddi" kışta kıyamette kimse işini gücünü bırakıp ne dinleyen olur nede dinleten..Ya biz dışardan"gazel" okuyanlar yani bana ne oluyor...
1. maddeyi dikkate alarak şu ifrat ve tefrit konusundan ne anlamamız gerektiğini sempozyum sunularını okuyana kadar(Biran önce sunular yayınlanırsa tabi)..kendim biraz araştırdım gördüm ki;"onlar sözü dinler en güzeline uyarlar" emeği geçenlere teşekkür ederim..Selam ve dua ile...
#FFFFFF">
Soner Akinci
07-03-2011, 08:36:40
#FFFFFF">
sa.
Bu sempozyumun sadece alimler arasinda yapilmasi ne kadar verimli oldu? Alimler ne kazandi? Madem bilimsel bir calisma idi, neden halkinda faydanilmasi saglanilmadi? Alimlerimiz son yillarda sosyal faliyetlerini artirmaya ve medyada yer almaya basladilar. Ama her seyden önemli kendi cemaatlari ve onlar üzerindeki sorumluluklari oldugunu unutmamalidirlar.
#FFFFFF">
Yavuz Kaya
07-03-2011, 13:49:28
#FFFFFF">
Aşağıda isimlerini ve ilgi alanlarının ehliliğini görebildiğim muhterem yazarların, Mümkünse yazılarını daha sık güncellemelerini temenni ediyorum......
."hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?"
Hepsini muhabbetle selamlar ilim ve düşüncelerinin gelişmesi için dua ederim...
Y.Ziya T.Yılmaz: (Siyasi-Güncel Dünyadaki gelişmeler)
Abdullah Özgür: (Ulema ve Siyaset-Ilımlı Şiilik Tehlikesi v.b yazıları)
Bülent Ayyıldız:İstikbar-Müstekbir-Düşman ve hilelerinin tanınması)
Hazım Koral: Ehl-i Beyt in tarihi kırmızı çizgileri(Gadir-i hum,Mubahale-Fedek v.b)
Sabahattin Türkyılmaz: Din-Devlet- Velayet-i Fakih v.b)
Hüseyin Cahit: Rehberin mesajlarının anlaşılması- Ehl-i Beyt kamuoyunun etkinlikleri
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.