Son zamanlarda bir İslam ülkesi olan Azerbaycanyöneticilerininİslami şiarlara karşı yönelik alçakça saldırgan, komploya dayalı tavırlarınaşahit olmaktayız.
Görünen şu ki Azerbaycan çalkalanıyor. Veya kasıtlı, bilinçli olarak çalkalandırılıyor.
Başta Karabağın özgürlüğe kavuşması, yolsuzllukların önlenmesi, ülkenin her yönden gelişmesi gibionlarca sorunu olan Azerbeycan’da neler oluyor? Bu İslam ülkesini çalkalandıranhangi güçlerdir? Azerbaycan’ı karıştırmakisteyen bu güçlerinasıl amaçları nelerdir?
Bu mihverdekisorulara cevap bulmak için kimliğini güvenliği açısından gizli tuttuğumuz Azerbaycanlı bir kardeşimizin göndermiş olduğu kapsamlı bir analizi siz değerli okuyucularındikkatlerinesunuyoruz:
“Öncelikle, Azerbaycan dediğimiz zaman ilk akla ne geliyor? Tabi çoğumuzun aklına ilk gelenler, sıradan bir Türk cumhuriyeti, petrol, gaz ve diğer doğal kaynaklara sahipbir ülke hafızlarımızda canlanmaktadır. Ama, Azerbaycan’ın daha önemli ve özellikle düşmanları tarafından çok iyi bilinen bazı önemli özelliklerini gözden kaçırmaktayız.
Bu noktada Azerbeycan’ın jeopolotik ve coğrafi yapısı hakkında şu tespitleri yapabiliriz:Azerbaycan Güney Kafkasıya’da çok önemli stratejik bir noktada, coğrafi açıdanHazar denizinin kıyılarında, Rusya, İran, Türkiye, Gürcistan ve Ermenistanın sınırında bulunannüfusunun% 97’nin Müslüman olduğu bir ülkedir. Kafkasların ise en büyük ve kapasiteli bir ülkesidir. Daha da önemlisi İran’dan sonra nüfus yönünden çoğunluk olarakdünyanın ikinci Şii ülkesidir. Azerbaycan’ın9 milyonluk nufusunun %85’ Şiidir. Ayrıca, Azerbaycan Batı ileİslam dünyasının sınır kapısıdır. Azerbaycan’dan sonra Hiristiyan devletlerinin coğrafyası başlamakla beraber bu ülkeBatı’nın Orta Asya’ya geçebileceği tek sınır noktasıdır.
Azerbaycan’ı az da olsaiyi tanımak ve bu ülkedegelişen olaylar hakkında sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için bu küçük ama çok önemli bu bilgileri bilmemizde faydaolacağını düşünüyorum. Şimdi bu bilgiler ışığında yukarıda sormuş olduğumuzşu sorulara cevap bulmaya çalışalım. Acaba, Azerbaycan’da neler oluyor?
Öncelikle şunu belirtelim kiki, Azerbaycan şu an tarihinin en hassas ve kritik dönemlerinden birini geçirmektedir. Maddi, zahiri bağımsızlığının20. yılına girerken Azerbaycan halkı gerçek bağımsızılığın faturasını ödemek durumundadır. Bilindiği üzere tarih boyunca milletlerin gerçek manada bağımsızlıklarına kavuşmalarınınbedeliise her zaman çok ağır olmuştur.
Azerbaycan iktidarı tarafından,yakın zamanda İslami değerlerekarşı alınan tavırlar son olaylarla patlak vermiş bulunmaktadır. Azerbaycan hükümetinin İslami semboller ileolanmücadelesinin işaretlerini bundan 2 yıl öncesinde görmek mümkündür. Siyonist İsrail , Gazze’yialçakca bombardıma tutarak, mazlum Müslüman Gazze halkını katlederken Azeri müminler bu zulüm karşısında ilk Hüseyni duruşlarını sergileyerek nihayetseslerini duyurmaya başlamışlardı. Ocak ayının ilk günleri Bakü’de havalar sıfırın altında -5,-8 soğukluğunda ve20-30 cm kalınlığında kar birikmişken , kışın sertliğitüm hayatı dondurken bu ülke Müslümanlarının inkılabi nefesleri soğuk hayata sıcaklık getirmişti. Gasıp İsrailin yapmış olduğu zülme karşı yüzlerce Müslüman azeriSiyonist rejimin Bakü’deki elçiliğine yürüyerek, pankartlar açarak, Siyonist zulümü lanetleyerektepkilerini göstermişlerdi. Gökyüzünden durmadan kar yağdığı gibi onların dilinden de İsrail’e ölüm sloganları yağıyordu. Polis müdahalesi sonucubir kaç Müslüman tutuklanarak, dövülerek göstericileri dağıtmayı başarıyorlardı. Ama direnişçi Müslüman’ların bir kısmı2 saat sonra yine Siyonistler aleyhinde gösteri yapmayabaşlıyordu. Polis gösterici Müslümanlara müdahale ederkenyılmayanAzerbaycanlı mümünler, gasıp İsrail’in yapmış olduğu katliamı kınamaya yönelik3 gün boyuncadireniş gösterilerine devam etmişlerdi. Bu gösteriler neticesindeSiyonistler büyük elçiliklerini güvenlik nedeniyle bir kaç günlüğünede olsa kapatmış ve büyükelçileri de Tel-Avive gitmek mecburiyetinde kalmıştı.
Bu durum,büyükelçiliğinbir kaç günlüğüne de olsakapatılmasıAzerbaycan iktidarının çok yakındostu olanSiyonist İsrail’in Azerbaycan’daki mümünlerden iğrenç yüzüne yemişolduğu büyük bir tokat idi.Yemiş olduklarıbutokattan sonra Siyonistler kara kara düşünmeye başladılar. Çünkü, yakın dost adı altındasömürdükleriAzerbaycan halkından böyle tokat yiyeceklerini hiç beklemiyorlardı. Azeri yetkililerle görüşen İsrail’li devlet adamları Siyonistlerindünyada kendiülkelerindensonra en rahat yaşadıkları ülkeAzerbaycan olduğunu sık sık izah ediyorlardı. Ama şimdi durum değişmiş Gazze katlimanından sonra Azerbaycan halkınıngösterdiği tepkiler onların rahatlıklarını bozarak tedirgin etmeye yetmişti. Artık bu durumdansonra Siyonistyetkililer ellerinde oyuncak ettikleri Azerbaycan iktidarıyla üst düzey yetkiler seviyesindesık sık temasa geçmeye başladılar. Nihayet bu temaslar meyve vermeye başlayarakSiyonistler İlham Aliyev’eİslamcıların onunve saltanatı içinen büyük vetehlike olduğu safsatasına inandırmayamuvaffak oldular.
Siyonistler , Azeri iktidarınışu şekilde ikna ediyorlardı: “Şu an senin yönetim açısındanbir alternatifin yoktur. Ülkedeki mevcut muhalif partilerde zaten bizim elimizdedir. Ama, çok yakın bir gelecekte , muhtemelen gelişenİslami haraket sonucundaİslam ve Müslümanlar Aliyevlerinsaltanatına karşı yepyeni ve güçlü bir rakip olarak karşınıza çıkacaktır”
Siyonistlerin butavsiyesi ileİslami hareketin yükselişinden korkuya kapılanİlham Aliyev iktidarı“Ülkede yükselen İslamı ve Müslümanları bitirme planını” uygulamaya başlıyordu. Bu planın ilk aşaması , bir nabız yoklama hareketi olarakcamilerde ezan sesini kısıtlamakla başladı,sonra daezanı tamamen ortadan kaldırmagirişiminde bulundular. Ezanın okunmamasına yönelikbaşlattığıyasaklama ile Müslümanların nabzını yoklayan Aliyev iktidarı halkdan gelen yoğun tepkive direnişkarşısında geri adım atmak mecburiyetinde kalmıştı.
Planın ilk aşamasındaki amaçları toplumunnabzınıyoklamak ve Müslüman halkıdinini öğrenebileceyi her vasıtadan mahrum bırakmaktı. Bu amaca destek için öncelikle ülkeye dışarıdan getirilen dini kitaplara yasak getirildi. Gümrük kapılarında on binlerce kitaba el konularakbu kitaplar imha edildi. Ülkede dini kitap satan İslam marketlerine gelen vergi müfettişleri keyfi uygulamaları ile yasalara aykırı olarak ard arda cezalar kestiler. Hükumetin, Din işleri için kurduğu Devlet Komitesi tarafından satılan kitaplara el konularakçok az bir kısmının satışına izin verildi.
Camilerdeyapılandini dersleri, sohbetleri gayri resmi olarak yasakladı. Diğer ülkelerde ilahiyat eğitimi almış çok sayda din adamını ve araştırmacılarıcamilerden ve halkdan uzak tutma çaba ve gayreti içine girdiler. Eğitimlidin adamlarıpolisin ve istihbaratın baskısı neticesindeevlerine hapsedilereketkisiz hale getirildiler. Bu uygulamalardansonradin alimiolmadığı gerekçe gösterilerekçok az sayıda olan medreseler de kapatıldı.
2010 yılının ortalarında Azerbaycan parlamentosunda “Dini icmalar ve kurumlar hakkındaki kanun” iktidardakimillet vekillerinin oyuyla kabul edildi. Kanuna göre, şimdiye kadar devlet tarafından izin verilmiş bütün dini kuruluşların izni kaldırılyordu. Mescidler ve dini icmalar yeniden devletten izin almak için baş vurmak mecburiyetinde bırakılıyordu. Bu insanın inanç özgürlüğüneaykırı olan yasa taslağı ileİslami kuruluşların haraket alanı daraltılarak özgürce faaliyette bulunmaları tamamen engellenmiş oluyordu.
Tüm bunlar yapılarak sözde kanuni alt yapıhazırlandıktan sonra planın diğer bir aşaması ve en can alıcı noktalarına geçilmeye başlanılıyordu. Bin bir bahane, tutarsızsebepler getirilerek mescidler ve camiler sırasıyla kapatılmağa başlanıyordu. Bu olaylar karşısında ciddi bir direniş görmeyen Siyonist destekli din düşmanları yaptıklarıişlerinbaşarısından ilham alarak daha da ileri gittiler. Artık mescidleri kapatmak yetmiyor daha da ileri giderekbunları yıkmak hevesine düşerek mabedlerin köklerini kazımaya yelteniyorlardı. İslam düşmanları birbiri peşince iki yeni inşaa edilmiş camiyi inşaat makineleri, buldozerlerle yerle bir ediyorlardı.
Cami yıkımları devam ederken Azerbaycan halkı genel manadauykuya dalmış vaziyetteydiler. Azerbaycan’dasaylarıaz olan bu mescidlerin yıkım listesi, yemek listesi verir gibi basında boy boy yayınlanıyordu. Yüzlerce caminin yıkım emri gelmiş ve basında yayınlanıp duruyordu. Uykuda olan Müslümanhalk bu mescidlerin yıkılmaya başlaması ile meydana gelen büyük bir gürültüyle uyanmaya başlıyordu!.Sıra Şiaların sembolü olanHazreti Zehra mescidinin yıkımına gelince müctehitlerin de direniş fetvalarından manevidestek alan halk mescidin yıkılmaması içinharekete geçtiler. Uzun süren direnişin ardından mahkemenin yıkım kararı aldığı mescidin yıkılma emridurduruldu. Halk direnişininkötü sonuçlardoğuracağından korkan veihtiyat eden İlham Aliyev, caminin yıkımının durmasına yönelik olaya müdahale etmek zorunda kalmıştı.
Bu çalkantılı ortamlar yavaş, yavaşsakinleşmeye başlamış iken bu kez deplanlanan İslam duşmanlığında bir sonraki safhayageçilerek İslam’ın sembollerinden olan başörtüsü ile okullara gitmeyasağı uygulamaya konularak kızların eğitim hakkı gasp edilmeye çalışılıyordu. Azerbaycan Anayasası’nın iki maddesine ve eğitim hakkındaki kanuna aykırıolarak eğitim bakanı Misir Merdanov yukarıdan gelen bir emir iletelevizyon karşısına geçerek başörtülü kızların orta okullara gitmesinin yasak olduğunu açıklıyordu. Daha önceleri de üniversitelerde yaşanan bu problem Müslümanhak savunucuların desteği ve direnişi ile güzel bir neticeye kavuşmuştu. BöyleceHükümet yanlısı olan bir çok basın aracılığı ilehicab meselesi kamuoyunun gündemine taşınarak bu giyim tarzının sözde kanuna aykırı olduğu veTürk kadının giysisi ile uyuşmayan dışarıdan ithal edilen bir giysi olduğu propagandası yapılıyordu.
Hicabın,İslamda ne kadar önemli olduğunu bilen din düşmanları bu aşamayla da böylece Azerbaycan’da İslamın sesini kesmekve Müslümanları sindirerek, bitirmek istiyorlardı. Planın bu bölümünde medya aracılığı ileinananları daha da tahrik ederek, başörtülühanımlarapsikolojik baskı yaparak ve dindar insanlarınhükümete olannefret daha da artırılarak karşı karşıya getirmeye çalışmakta idiler. Böylece, yani hükümet yetkililerincebaşörtüsü yasağını savunulacak ve böylelikle dekarşı tarafı da tahrik edilmiş olacaktı .Siyonistler ve İslam düşmanları tarafından aşamalar halinde belirlenen planın bu bölümünde ise nüfüsunun büyük bir kısmı Şii Müslüman'lardan ibaretAzerbaycan halkı bu zülüm karşısın da Şiiler için kutsalolan Muharrem ayında sokaklara dökülecek ve sokak çatışmaları çıkarılacaktı. Bu plan neticesinde,İslam düşmanları kontrollerindeki medyayıkullanarakİslamcıları bozguncu , barbar, devlet düşmanı, terörist gibi göstererekhalk ile devletingücünü karşı karşıya getirmişolacaklardı . Bu sinsi planın son aşaması ile de nihayet 20 yıl zaman süresinde Azerbaycanda yetişmiş olanİslam alimlerini, aktivistlerini, önde gelen liderlerini, sivil toplum kuruluşlarını suçlu bularakya hapsetmek ya da sokaklar kötü bir vaziyete sokulmuş olacaktı. Böylelikle, Siyonistlerin hazırlayıp uygulaması içinAzerbaycan iktidarına sunduğu plan başarıya ulaşarak dindarlar aldıkları bu darbeler sayesinde kendilerine gelmeleri zor olacak ve böyle bir ortamın yeniden oluşması için 30-40 yıl gibi bir zaman daha alacağı düşünülmekteydi.
Ama bu tehlikeyi ve komployu önceden fark eden Azerbaycan’ın basiretlidini önderleriiktidarın bu oyununa gelmeyerek Aşura günü sokaklara çıkıp gösteri yapmaya yönelik eylemlerinden vazgeçerek bu oyunu boşa çıkardılar. Bu dini önderlerin aralarındayaptıkları bu anlaşma ile deAzerbaycan’da Siyonistler tarafından planlanan İslami ve Müslümanları bitirme planı sonuçsuzkalmaya mahkum ediliyordu.
Ama bu planı gercekleştirmek isteyenlerin tabii ki bu neticeyi kabullenmeleri beklenemezdi. Bu arada Azerbaycan İslam Partisi başkanı Muhsin Samedov’un parti meclis toplantısında hükümetinin zülmeve Siyonistlerinçıkarlarınadayılı siyasetlerinikeskin bir dilleeleştirmesi, ve İlham Aliyev’i haklı olarak zamanın Yezid’i olarak tanımlaması Müslümanları ilk fırsattabitirmek isteyenleri çıldırtmaya başladı. Halkın dini değerlerine saldırmakta kararlı olaniktidar güçleriböylece yarım kalan planlarını bitirmek için düğmeye basıyorlardı.
Siyonist güdümlüiktidar büyük bir kıyıma başalayarak önce İslam Partisi başkanı ve yardımcılarını daha sonra akrabalarını , partiyle hiç bir alakası olmayan diğer tanınmış din adamlarını bazı İslami sivil toplum kuruluşlarının başkanlarını, başka şehirlerdeki İslami aktivistleriteker teker toplayarak hapsetmiş bulunmaktadır. Bundan sonra da planın en sinsice safhası devereye sokularak ilgili bazı kişilerin evinde ve iş yerlerinde silah bulunuyordu!.
Tutuklulardan gelen son haberlerde kendileri ile hiç bir alakası olmayan bir komplo ürünü olan busilahların baskı altında , yapılan işkencelerneticesinde kendilerine ait olduğunubazıları mecburen kabullenmişler.
Peki bundansonra ne olacak ?
Bu son komplo sahnelerine göregörünen durum şudur ki :İslami yükselişi önlemek, liderleri ve aktivistleri bitirmek için Siyonist ağalarındanemiralmış olan Aliyev iktidarı tarafından 1. etapta içeriyealınanlara manevi ve fiziki işkence yapılarak böyle bir silahlı örgütün kabullenilmesisağlanacak, kabulenilen bu hayali silahlı örgütten sonra2. aşamada dışarıda kalan ülke sathındaki çok tanıdık isimler, aktivistler devleti devirmeye kararlı bu silahlı örgüte(!) üye olma veya destek verme bahaneleriyle devlete karşı savaşarakiktidarı yıkmak istedikleri duyurulacaktır. Bundan sonraki aşamada ise tanınmış din alimleri, İslami STK mensupları,aktivistler teker teker içeri alınarakdışarıda ya hiç kimse kalmayacak, ya da çok az kişibırakılacaktır. Böylece 20 yılda yetişen din adamları ve müminler sindirilerek etkinlikleri yok edilecektir.Tasarlananbu planın neticelenmesi ile beraber dehapisler ve baskılarla “Azerbaycanda yükselen İslami ve Müslümanlarıbitirme planı!” başarıyla sona erdirilmek istenecektir.
Acaba, coğrafi ve jeopolitik açıdan önemli bir İslam ülkesiolan Azerbaycan’ı kim veya kimler karıştırmak istiyor ?
Bazı Azerbaycan hükümet yetkilileri ve iktidara yakın olan şahıslar“Birileri dışardan ülkemizi karıştırarak halk ile devletikarşı karşıya getirmeplanlanları var” ifadesini sık sıktelaffuz etmektedirler.
Şu bir gerçektir ki bu amaçta olan devletlerveya istihbarat güçleri mevcuttur. Ama bu güçlerin veya devletin kimliği ve niteliğihakkında devlet yetkililerinin işaret ettiğihedefler yanlışve aldatmaya dayalıdır. İktidar ve iktidara yakın bazı insanlarAzerbaycan’da fitne çıkarmakisteyenlerin İslamiİran ve bu ülkenin istihbaratı olduğunu ifade etmektedirler. Bu yaklaşım hedef saptırmaya yönelik bir düşüncedir. Çünkü, vahdete dayalı siyaseti kendine şiar edinen, her fırsatta mazlum Müslüman halkın yardımına koşan ve hiç bir emperyal amaç gütmeyen İslami İranneden aynı din ve mezhepten olan Müslümanlarıtehlikeye atsın ki? Oluşturulacak bu fitne ortamının İslami İran’a ve Azerbeycan'daki mümünleri faydası ne olabilir ki?
Aslında bu sinsi yaklaşımlar, 1980 yılı ihtilalinden sonra Türkiye’de meydana gelen bir çokfaili meçhul cinayetleri Siyonist destekli medya aracılığı ile bu cinayetlerle hiç bir alakası olmayanİslami İranın üzerine yıkma siyaset ile birebir örtüşmektedir. O günde bu şomemellerinardında aynı Siyonist güçler vardı bu gün de Azerbaycan'daki fitnenin arkasında aynı güçler mevcuttur. Bu durum ,Siyonist rejimin klasik siyaseti anlayışı ile bire bir örtüşmektedir. Ancak bu yaklaşım ve söylemlerleİran hedef gösterilerek,dikkatler başka yerlere çekilerekİsrail’in emri yerine getirilmesi amaçlanmaktadır.
Gerçek şu ki, dünyanın diğer İslam coğrafyalarında olduğu gibi bu ülkemizi de karıştırma siyasetidünyayı kontrölünde tutmak isteyen şer/müstekbir güçlerin ve Siyonistlerinplanıdır. Biz, yazımızın enbaşında Azerbaycan'ın ne kadar önemli stratejik bir konumasahip olduğunu izah etmeye çalışmıştık.
Dünya müstekbirlerini ve şer güçlerini arkasına alarak İran’a baskı yapma ve köşeye şıkıştırmasiyasetini amaç edinenbu gasıp rejim için her zaman varlığı açısından hayati bir tehlike arz edenHizbullah ve Suriye’yi etkisiz hale getirmeye yönelik çalışmalara ilaveten Şiilerin çoğunlukta olduğu Azerbaycan'ı da kontrollerinde tutmaları kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bu maksat ile Azerbaycan’daki İslamihareketietkisiz hale getirmekle kendi kontrollerindetuttukları bir iktidara destek vermek İsrailin işi mi yoksa İran’ın mı?
Son olarak şunu ifade edelim ki, Azerbaycan üzerinde birilerinin şom emelleri ve şeytani planları olabilir. Azerbaycan iktidarı da bu şer odaklarına teslim olarak zilleti kabul ederekbu güçlerinoyuncağı olmayarazı olabilir. Ama şunu unutmayalım ki, herkesten güçlü ve her şeyi bilen Allah-Tealanın da bir planı var. Ve Allah (c.c.) mümünlere karşı ne kadar merhametliyse bir o kadar da onun dinine karşı savaşanlara karşı da Kahhardır.
“Onlar Allahın nurunu (islam dinini) ağızları (öz iftiraları ve şer sözleri) ile söndürmek istiyorlar. Allah isekafirlerin hoşuna gitmese de, nurunu (dinini) tamamlayacakdır.” (Saff suresi, 8. ayet) “
Salam olsun Azerbaycandaki ve Türkiyedeki qardaşlara.
Gercekden bu mantikli ve gerceyi yansıtan yazını okdukdan sonra bize sadece helal olsun dimek düşer. Cok muhteşem analiz vermiş qardaşımız. Men Azerbaycanda yaşamağıma bakmayarak bir cok şeyleri gözümden kaçırtmışam. Ama bu yazını yazan qardaş gerçekden cok dikkatli ve akıllıca seyr etmiş olayları. Keşke adını bilib de tanışmak fırsatı bulsaydık.
Ama Rasthaberden bir ricam var lütfen bu yazıyı diger sitelere de posta edin. Çünki bu yazı vasıtasıyla bir cogumuz olub bitenleri daha iyi anlaya biliriz.
İnşallah zalimlerirn istekleri ve her cür hiyle planları kursaklarında kalır.
Teşekkürler bu yazını yazan Mechul qardaşımız!
Teşekkürler Türkiye!
Teşekkürler Rasthaber!
#FFFFFF">
elmehdi
18-01-2011, 23:29:09
#FFFFFF">
Allah in adiyla,
Azerbaycandan mektup var basligini gorunce biran ebugureybden mektup var basligi ile ebugureyb de tutuklu kadinlarin yasadigi vahsetleri anlatan bir mektubun bu sekilde internet sayfalarinda dolastigi gunleri animsadim. Gercekten sozun bittigi an derler ya! iste son zamanlarda degisen dunyamizda o durumlarla cok SIK karsilasir olduk malesef, tabiki sozu bilenler konussun yazsinlar degerli yazarlarimiz, Alimlerimiz gibi ama bizlerde o dogru sozleri duyup ona uyanlardan olalim insaAllah, ama bu zalimleri ve taguti duzenleri yikmanin yolu dogru soze uyup ve ona amel etmekten gecer diye dusunuyorum, sozden cok amel etmek tipki Peygamber efendimiz (sav) gibi zira Peygamber efendimiz in hayatina baktigimizda 40 yasina kadar Islami, Ameli olarak sadece yasayarak gostermis ve 40 yasindan 63 yasina kadarda hem soylemis hemde amel etmis soylediklerine, yani toplamda baktigimizda 3 kez amel etmis birkez soylemis, ve simidi goruyoruzki dunyanin heryerinde Lailahe illallah, Muhammed in Resulullah nidalari yukseliyor. tabiki bu nidalari seslendirenlerin odemesi gereken bir bedel var, iste o bedellerden bazilarini Dunyanin hemen her yerinde mazlum halklarin odedigi gibi bugunde Azerbaycandaki Kardeslerimiz odemek durumunda birakilmislar, Rabbim Azerbaycandaki Zulme gogus geren Kardeslerimizin ayaklarini sabit kilsin bu kutsal davalari icin direnislerinin Rabbim katinda basariya ulassin InsaALLAH bir sozde zamanin yezidi Aliyev icin soylemek gerekiyor galiba Ey ! Aliyev zalimi Iranda 2500 yillik sah rejiminin nasil yikildigini, yillarca bu siyonistelere usaklik eden Saddam in sonunu , daha dun Tunus un Zeynel Abidin Bin Ali nin nasil ne durumda kactigini gormedinmi? zulumle hukumet edilmeyecegini gec kalmadan ogrenmeye bak..
Selam olsun zamanin tum huseyinlerine ve takipcilerine, Lanet olsun zamanin tum yez it lerine ve onun takipcilerine, Selam olsun yazilariyla bilgileriyler bizleri aydinlatan Alimlere ve yazarlara
selam ve dua ile
#FFFFFF">
Muselmanlar
18-02-2011, 12:46:04
#FFFFFF">
Selâmün aleyküm.
Azerbaycan'ı yakından ilgilendiren konulara değinmeniz gerçekten çok anlamlı. Teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
http://www.muselmanlar.com
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.