Bismillahirrahmanirrahim
Beni çok üzen bir o kadar da gülünç bulduğum ve özellikle toplantılarda
şahit olduğum olaylardan birisi de ; insanların farkında olarak ya da olmayarak
kibirlenip, yalnızken sohbet ettiği selamlaştığı ahbabını kalabalık ortamlarda
görmemezlikten gelerek, ilk selamı onun vermesini beklemesidir.
Okuyucudan çok rica ediyorum bu yazıyı
okurken kendisini söyle bir muhasebe etsin.Toplu yerlerde tanıdık bir
ahbabımızı görünce selam veriyor muyuz , yoksa gözlerimizi kaçırıp evvela
onun mu bizi selamlamasını mı bekliyoruz?
Belki birçok insan bilinçli bir Müslüman’a yakışmayan bu
davranışın Allah´ın sevmediği hasletlerden birisi olan kibirden
kaynaklandığının farkında bile değildir.
Bu çirkin haslete sahip olup olmadığımızı anlamak için önce
kibrin ne olduğunu inceleyelim.
İnsanın kendisinde bir kemal-üstünlük görüp bir tür
nazlanmasına (işve içine girmesine) Ucb derler. Aynı şekilde diğerlerinin bu
kemalden yoksun olduğunu zannedince de, onlardan üstün ve öncelikli
olduğunu düşünmeye baslar. İste böyle bir zandan diğerlerine karsı
büyüklük ve üstünlük taslama haleti ortaya çıkar.
Buna da “kibir” denir.
Kibrin tabiri, aslında büyüklük taslama, kendini başkasından
üstün görmedir ama birçok insan kendisini diğerinden üstün görmediği halde bile
selamı ilk önce verirse ya da ahbabının halini hatırını sormak için yanına
zahmet çekip giderse kendisinin değer görmeyeceğinden korkar..
Nitekim bu korku da yersiz değildir . Hani Türk
dilinde " Kendini ağırdan satmak" diye bir deyim vardır ya.. Bu tür
insanlar kendini ağırdan sattıklarını düşünerek değer kazandıklarını sanırlar.
Ve maalesef bu haletteki insanlarda, eşraf takımından tutun da alimlere,
zenginlerden tutun da fakirlere kadar (Allah’ın koruduğu kimseler hariç) birçok
insanın arasında revaç bulmaktadır.
Ne yazıktır ki; toplum bunun aksine, tevazu gösterip önce selam veren
ahbabının yanına giderek halini hatırını soran mütevazi insanlara da
gereken ihtiramı göstermekten acizdir.
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Lokman’ın oğluna şöyle
nasihatte bulunduğu bildirilir:
“Oğulcuğum ululanıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde kendini
beğenerek kibirle yürüme, şüphe yok ki, Allah ululanıp övünenlerin hiçbirini
sevmez.”[1]
İmam Cafer sadık’a (a.s) ‘İlhadın en alçak
derecesi nedir?’ diye soruldu. İmam: ‘İlhadın en aşağı ve alçak derecesi
kibirdir.’ diye buyurdu.”[2]
Doğrusu… Birine selam vermek; insanın gücü, makamı,
malı, parası ve itibarından hiçbir şey azaltmadığı gibi, tersine sevgi
oluşturucu ve mutluluk bahşedicidir; Allah’ın sevdiği bir hareket, Allah Resulü’nün
metodu, Allah velilerinin yol ve ahlakıdır. Aynı zamanda tevazu sahibi olması,
yücelme ve sevilmelerini de sağlamaktadır. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Alçak gönüllülüğün nişanesi, karşılaştığın herkese selam
vermendir.”[3]
Peygamber (s.a.a) ise şöyle buyurmuştur:
“Birbirinizle karşılaştığınızda, selam ve musafahayla karşılaşın.”[4]
Sonuç olarak diyebiliriz ki, mümin olan her insan bir
ahbabıyla karşılaştığı zaman şeytanın silahlarından biri olan olan kibre
aldırış etmez ve kardeşini selamlar..
Selam vermek müstehap ise de cevabı farzdır. Elbette en büyük
mükafat, ilk önce selam veren kimse içindir.
Ne mutlu nefsini ayakları altına alarak ilk önce selam
verenlere...
1-Lokman:18
2- Usul-i Kafi,c.2,s. 2,s.309. Kitabu’l İman ve’l-Kufr, Babu’l-Kibr,1.Hadis
3- Hasal-i Saduk, s. 11.
4- Sefinet’ul-Bihar, c. 1, s. 465.