Bismillah…
Bugün her
doğulunun her fırsatta örnek gösterdiği Avrupa şehirlerinin bir vakitler ne
halde olduğunu eminim duymuş ya da okumuşsunuzdur. Avrupalı seyyahların doğu
şehirlerinin özellikle de İstanbul’un temizliğini ve tertibini methettikleri
asırlarda nasıl bir Avrupa mevcutmuş acaba?
1946 ve
1947 senelerinin Fransızca tarih dergisi “Lisez-moi histoira” ve 1930 lu
yılların “lecturures pour tous” dergilerinde Avrupa şehirlerinin hallerini
derleyerek beğeninize sunmak istedim.
Berlin
Tanınmış
Alman tarihçilerinden Max Kemmerich’in bu konuda topladığı notlara göre Almanya
imparatoru III. Frederic 1485 yılında Tübingen şehrini ziyaret etmek istemişti.
Daha şehrin kapılarından girerken atıyla beraber beline kadar çamura gömüldü.
Şehrin içindeki caddeler daha berbat olduğundan kral ziyaretini başka bir
zamana bırakmayı düşünerek geri döndü. O zamanki Alman şehirlerinin
sokaklarında domuzlar serbestçe gezerlerdi. Bu durum Berlin’de 1681 yılına
kadar sürdükten sonra yasaklanmıştır. Berlin şehrinde temizlik tedbirlerinin
alınması da bu tarihte başlar. 1671 yılına gelinceye kadar Berlin’e
arabalarıyla gelen köylüler çıkarlarken sokaklardan bir araba çöp yükleyip
şehrin dışına götürmekle mükelleftiler.
1940
yılında Nürnberg Belediyesi her gün sokaklarda bir adam dolaştırıp ölmüş domuz,
köpek, kedi ve fare leşlerini toplatmaya karar verdiği zaman şehir halkı adeta
bayram etmişti.
Paris
Meşhur
Paris şehrine gelince, eski devirlerin en pis şehirlerinden biri de şüphesiz
Paris idi. 1185 yılında bir gün Fransa kralı II. Philippe sarayın penceresinden
sokağı seyrederken hızla geçen bir araba sokağın çamurlu sularını birbirine
katmasıyla dehşet bir kokunun oluşmasını sağlar. Kokuya alışık olmasına rağmen
kral düşüp bayılır. Ayıldıktan sonra ilk işi sarayın önünden başlayarak bazı
işlek caddelere kaldırım döşenmesini emretmek olur. 1666 yılında ilk defa
olarak Paris sokaklarında yaptırılan umumi temizlik o kadar mühim bir hadise
olur ki, bu unutulmaz günü gelecek nesillere aktarmak için şehir meclisi
madalya çıkartır.
1697
yılına kadar Paris ahalisi gece gündüz her türlü pislik ve süprüntüyü
pencereden sokaklara pervasızca dökerdi. Paris’te XIV. Louis zamanında hiç
kimse sokakta giderken başından aşağı bir şey dökülmeyeceğinden emin olamazdı.
1780 de sokakları kirletmemeyi emreden birçok yasaktan sonra çöpler o zamanki
Paris’in Pazar meydanına götürülmeye başlandı. Bir müddet sonra da şehrin bu
meydanından geçmek mümkün olmaz hale gelmişti.
Ve insanlar
Şehirlerin
temizliği elbette ki insanların temiz olmasına bağlıdır. Andığımız devirlerde
Avrupa’da yaşayan insanların en az şehirleri kadar kirli olduklarını söylemeğe
lüzum yok.17. yüzyılda Avrupalılar gerçek manada suya sabuna dokunmazlardı.
Halktan yüksek devlet görevlilerine kadar hiç kimse suya el sürmezdi.
Ömürlerinde bir defa yıkananlar parmakla gösterilirdi. Yetmiş yedi yıl yaşayan
XIV. Louis sudan nefret ederdi. Devrin temizlik anlayışını kavramak için o asır
kibarları için yazılan bir adabı muaşeret kitabına bakalım; “bir sosyete adamı
senede bir iki defa elini yüzünü yıkayabilir. Ömründe iki defa vücudunu
yıkamasında mahsur yoktur!”
Her zaman
erkeklerden daha temiz olan kadınlar XVII. Asırda erkeklerden farksızdılar. O
devrin en meşhur ediplerinden Madam de Maintenon ile Madam de Sévigné’nin teke
gibi koktukları isimleri kadar meşhurdur. Kadınlar toplantılara gidecekleri
zaman fena kokularını iyi kokularla gidermeye çalışsalar da yıkanmak akıllarına
gelmemekteydi.
Aynı
asırlarda Doğu şehirlerinin ve özellikle Osmanlı topraklarının durumu için
elimizde onlarca batılı yazara ait seyahatname mevcuttur. Nereden nereye…
Bilal
Atış
b.atis73@gmail.com
1)Lecturures
pour tous, sep. 1937
2)Lisez-moi
histoire, 1946, 1947