Ümitsizliği,
açlığı, dövülmeyi görmek için çok erkendi…
Daha
çok küçüktüm bütün bu olanları yaşamak için…
Zayıf
olana güçlünün egemenlik kurmasına, haklının hakkının verilmemesine şahit
olmak…
Çocukken zulme şahitlik ne de zormuş. Bir tarafta güçsüz
ve ezilen anne, diğer tarafta güçlü ve ezen bir babayı görmek çok acıydı…
Babam kötü alışanlıkları yüzünden anneme ve
ablalarıma zulmediyor, sebepli sebepsiz, küçük şeylerden dolayı bizleri
üzüyordu. Evde olumsuz bir şey olsa suçlusu bizdik, bir şey kaybolsa yine
suçlusu bizdik… Her olumsuzluk bizimle bütünleşiyordu. Kendimizi bildik bileli
evimizde “huzur- sevgi” yerine, “kavga- mutsuzluk”
vardı. Babam sadece kendini düşünüyor ne bizleri ne de annemi görebiliyordu.
Onun için tek bir şey önemli idi, kendi isteklerini yaşamak… Bu yüzden
isteklerine engel olanları rahatlıkla üzebiliyordu.
Davranışları onu gün geçtikçe daha acımasız hale
getiriyor, tahammül edilmez bir hal alıyordu.
Babam ve annem arasında kavgalar büyüyor ben ve
ablalarım çaresizce olanları izliyorduk.
Pembe dünyalara dalıyorum hiçbir şey bana acı vermiyordu,
güçlü bir dünyanın içinde hissediyordum kendimi.
Saçlarımın arasında şefkatli eller geziyor!
Güçlü sinesinde hayaller kuruyor!
Dizlerinin üstünde şımarıyordum.
Ne yazık ki bütün bunlar sadece hayallerde kalıyordu.
Bırak sevilmeyi, sillelerinden kurtulma yolları arıyorduk. Düşünsenize, bu
gerginlikte olan savunmasız bir çocuğun neler yaşayabileceğini.
Aile demek bu muydu? Birliktelik demek bu
muydu?
Babalık böyle miydi? Bütün babalar çocuklarına böyle mi
yaklaşıyordu?
Bir çocuk kendinden bildiği birinden korkar mıydı?
Anlayamıyordum!
Babaları düşünürken yüreklerde sevinçler yaşanırdı değil
mi? Yoksa ben mi yanlış biliyordum?
Sorular bitmeyen sorular, daha olgunlaşmayan
düşüncelerimi kemiriyordu…
Zaman geçtikçe her şey daha da kötüye gidiyordu.
Ablalarım bir an önce evden ve yaşananlardan kurtulmak için planlar
yapmaya başlamış, kurtuluşu evlilikte bulmuşlardı, aslında onların hedefi
evlilik değil evden bir an önce uzaklaşmaktı... Ve öyle de yaptılar evlenip
baba ocağından kurtuldular.
Ben ve annem kalmıştık…
Yıllar geçmişti… Babam bizlere her acıyı
yaşatıyordu. Annemle, çok zor günler geçirirken annem de evi terk etmek
zorunda kalmıştı.
Ben ise okula da gitmiyordum…
Annem şehri de terk etmiş ve gittiği yerde
evlenmişti... Evde yapayalnız kalmıştım. Tek başıma bu sorunların
altından nasıl kalkacağımın hesaplarını yaparken psikolojim iyice bozuluyordu.
Çaresizdim, annemin yanına yerleşmekten başka bir çarem yoktu. Ben de evi terk
edip annemin yanına yerleştim. Günler birbirini kovalarken artık oraya da
sığmaz olmuştum… Annemin yanına yerleştim derken, orda da başka zorluklarla
karşılaşıyor hiçbir yere sığmıyordum.
İnsanlara bir şeyin karşılığını vermek ne kadar da zordu!
Tabi ya anne ve babaya sığmayan evlat kimin yanına
sığabilirdi ki?
Oradan da ayrılmak zorunda kalmıştım. Ablalar ve
akrabalarda kalmak üzere annemin yanından ayrıldım.
Bazen abla, bazen akrabaların yanında kalırken
göçebe hayata alışmaya çalışıyordum. Küçük bavulum elimde bir o akrabada bir
başka akrabada geziniyordum. Günler geçmek bilmiyordu… Seyyar hayata ne ben, ne
de evinde kaldıklarım dayanabiliyordu.
Bir çıkmazdaydım, Allah’tan başka sığınacak kimsem
yoktu. Sıkıntılarımın içinde Allah’a dua ederek umutlanıyor, ondan yardım
istiyordum. Sorunlar içerisinde boğuşurken, biraz daha Allah’a yaklaşıyordum.
Önce Kur’an, sonra namaz ve başörtü derken,
Allah’ın bütün emirleriyle tanıştım. Hayatım anlam kazanmıştı...
Evliliğe soğuk bakıyorken, evlenmeye karar verdim
ve evlendim. Böylelikle sorunlardan uzaklaşacağımı düşünüyordum.
Şu
an evliliğimin ilk yıllarındayım. Geçmiş yıllarda yaşadığım acılardan kurtulmuş
değilim, birçok soruyla karşı karşıya evliğimi sürdürmeye çalışıyorum.
Çalışıyorum diyorum, çünkü aile içinde yaşadığım
sarsıntılardan, geçmişte yaşadığım olumsuzlukların tesirinden halen kurtulmuş
değilim. Çocukluğumda yaşamam gereken anne ve baba sevgisinin boşluğunu yaşıyor
ve o boşluğu doldurmak için arayış içine giriyorum…
Özellikle kız çocukları için babalar çok önemlidirler.
Babalar gücün temsilcisidirler. O gücü hissetmemek, beni güçsüzlüğe
inandırmıştı. Sevgi boşluğundan, çevremdekilerden beklenti içerisine giriyor
özellikle eşimden fazla ilgi ve alaka bekliyorum. Bu durum zaman zaman
evliliğimde sıkıntılar yaşatabiliyor.
Evde yaşadığım şiddetten dolayı hayata karşı sürekli
güvensiz bakıyor, etrafımdaki insanlara korkuyla yaklaşıyorum. Her ne kadar
Allah’ın bizlere koyduğu ölçüde evliliğimi devam ettirsem de geçmişteki izler
peşimi bırakmıyor. Ve
her yaşadığım sıkıntıda dağ gibi önüme çıkabiliyor.
Buradan
babalara sesleniyorum, babayım demekle baba olunmuyor. Eğer sağlıklı bir evlat
topluma yetiştirmek istiyorsak çocuklarımıza yaşamın anlamı olan “sevgiyi”
verebilmeyiz. Çocuklarımız zor anında babasının yanında olacağını bilmeli. Aile
kavramının getirdiği güzellikleri yaşayabilmelidirler.
Allahtan
uzak olunca ne gerçek anlamda bir anne, ne baba ne de topluma faydalı bir insan
olabiliyorsun. Diğer haliyle sadece kendi doğrularınla yaşamaya çalışıyor ve o
doğrularla ne bu dünyada ne de ahirette kurtuluşa erebiliyorsun…
Şimdi
en büyük amacım çocuğuma anne, baba sevgisini verebilmek…
Tek
tesellim ve umudum Allah’ın istediği şekilde yaşamı sürdürebilmek…
Allah
kimseyi aile sevgisinden uzak etmesin. Allah hepimize annelik, babalıkgörevini hakkıyla
yapmayı nasip eylesin.
Zeynebin yüreğindekilere tercüman olarak aslında hepimizin içinde var olan bir hüznü dile getirmiş yazar,bunları yaşayan biri asla dile getirecek cesareti bulamaz bu yüzden yürekler bilmediği hissetmediği duygunun önünde tepki veremezler.şevkat ve merhamet duysunun insanlar tarafından benimsenmesi sağlıklı nesillerin geleceğinin müjdecisidir.özellikle ve özellikle çocuklarımıza en ufak bi ihmalde ve şiddette bulunmayalım bunun acısını fazla sürmez aklı kemale erdiğinde bizler ve toplumumuz çeker.selam ve dua ile kalemine sağlık..
#FFFFFF">
kul
05-11-2010, 10:24:58
#FFFFFF">
Degerli bacim, Allah razi olsun. Gerceltende cok ince bir noktaya deginmissiniz. Topluma ruhen saglikli insanlar kazandirmanin yolu cocuklarimizi sevgi ve muhabbettimizden mahrum birakmamaktir. Cocuklarimizin 7 yasina kadar kisiliklerinin olustugunu düsünecek olursak, özellikle anne ve babalarin bu konuda hassasiyetle davranmalarinin önemli oldugunu görürüz.
#FFFFFF">
murat gurel
08-11-2010, 23:52:44
#FFFFFF">
Sevgili yazar oncelikle agzına yureyıne saglık bu ne guzel yazılar ben cok beyenoyor ve okuyorum .ve ayrıca avrupada.da iyi bir sekilde.de takip ediliyosun ben hollandadan sesleniyorum
zeyneb hanım helal olsun sana iyi dayanmıssın ve ıyı mucadele etmısıın ben bır baba olarak 10 yasındakı oglumun hep pesındeyım ama o benı ıstemıyor nedense oluyor ıste bole babalarda var ole babalarda var bunlarda bızlerın ımtıhanı hoscakklaın
#FFFFFF">
selma
15-11-2010, 12:08:12
#FFFFFF">
selam ağzına sağlık .çok güzel yazmışsın .gerçektende ibret almamız gereken bir yazıdır.allaha emanet ol.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.