Bismillah...
Altı senelik bir aradan sonra ben, eşim ve çocuklar
tatil için Türkiye uçuyoruz. Çocuklar, Türkiye’yi tanımadıkları için onlara yol
boyunca Türkiye´den bahsediyorum.. Siz Almanya'da doğsanız da ana
vatanınız Türkiye diyorum...
İnişimiz gece olduğu için çocuklar
merak ettikleri Türkiye’yi hemen göremiyorlar, ertesi günü Türkiye sokaklarına
şaşkınlıkla bakıyorlar.
Büyük oğlum şaşkınlığını daha fazla
gizleyemiyor..
"Anne, burası Almanya´dan daha güzelmiş..
Hani Türkiye fakirdi...?
Onun böyle düşünmesine şaşırmıyorum.
Neden Almanya'da yaşıyoruz ?
Türk isek neden Türkiye'de yaşamıyoruz?
sorularının karşılığında verdiğim cevap aklıma geliyor...Hüzünle karışık
bir tebessümle gülümsüyorum.
Türkiye´de özellikle İstanbul´da çok şey
değişmiş.Gerçekten de birçok hususta Avrupa standartlarını aratmayacak kadar
gelişme olmuş.Trafik sorunu çözülmese de eskiye oranla azalma olmuş.. Metrolar,
metrobüsler oldukça güzel ve modern..
Yeşil alanlar, çocuk parkları
çoğaltılmış, özellikle parklardaki oyun imkanları Avrupa'dakinden daha fazla ve
halk için kurulan spor aletleri ise harika... Alışveriş merkezleri Avrupa'dakilere taş çıkaracak kadar
güzel...Kimsenin su, elektrik kesintisi derdi yok. (ödeyemeyenler
müstesna).
Bütün bu olumlu değişimin yanında bir şey var
ki hiç değişmemiş maalesef.
İnsana
saygısızlık
Maalesef altı sene önce de aynıydı şimdi de aynı,
Türkiye'de insana saygı diye bir kavram yok..
Bu durum en yüksek mertebelisinden en aşağı mertebelisine kadar birçoğunda
aynı.
Sanki her makama mevkiye gelen, geçmişte
kendisine yapılmış saygısızlığın intikamını alıyor...
Özellikle hastanelerin durumu, doktorların davranışları.... Gerçi bazıları : “Ne yapsınlar bizim halkımız
öyle cahil ki ancak o şekilde davranmaktan anlıyor.“diye savunuyorlar onları. Hayır...Ben buna katılmıyorum .O cahilse sen cahil
değilsin..Ona insan gibi davran ki senin ondan bir farkın olsun, senden bir
şeyler öğrensin.
İnsan olmak, insana insan gibi davranmak
diploma sahibi olmakla olmuyor..
Bir ara hastaneye kayınvalidemin ziyaretine gittim .Bir süre sonra bir
doktor içeriye girdi...
Sanki çok büyük bir suç işlemişim gibi..
Sert bir şekilde: “Refakatçi misin? diye sordu..
“Hayır, kayinvalidemi ziyarete geldim...“ dedim.
´´Çabuk dışarı çık.´´ dedi, neye uğradığımı
şaşırdım....
’’Neden, ne oldu ki..?.” diye sordum.
‘’Kardesim çıksana, ziyaret saati değil şimdi,”diye
cevap verdi yine sert bir tonla..
‘’İyi de, bunu bana daha kibar
bir şekilde söyleyemez misiniz, bağırmanıza ne gerek var ki?
Sonra doktor kapıyı çarptı ve çıktı..
İçimden:’’ Doktor olmuşsun ama adam
olamamışsın.’’ dedim....
Türkiye’de insanlara „siz“diye hitap etme
alışkanlığı çok az.. Kardeşim beni tanımıyorsun bana arkadaşınmışım gibi „sen
„diye hitap etme hakkını kim veriyor sana?
Bir işini halletmeye gidiyorsun...
„Evet ne istemiştin?“
„Buyrun size nasıl yardımcı
olabilirim?“ diye bir cümle sanki Türkiye’de kullanılmıyor..
Haa telefonlardaki karşılamalar müstesna
tabi... Gerçi o kadar kaba davranışlara maruz kalıyorsunuz ki telefonda bir
daireyi aradığınızdaki kibar karşılamada size aşırı derecede abartılı
geliyor.....
Bir yerde sıra bekliyorsun....İnsanlar adeta
patlamaya hazır bir bomba, biri bir şey dese de kavga etsem havasındalar
sanki.....Kavga etmeyi, tartışmayı çok mu seviyoruz ne.....
Ha bazıları bunu geçim sıkıntısının vermiş olduğu
gerginlik olarak savunuyor...Ben buna da katılmıyorum....
Kabalık bizim Türk olarak genlerimizde mi
var ne … Almanya’daki Türkler de bu konuda çok da farklı değil....
Birileri bizi
öyle davranmaya sevk etse bile ondan önce kendimize saygıyı
kaybetmemeliyiz...Biz eğer o şekilde davranmayı tasvip etmiyorsak...Ve
bizi tahrik edenlere karşı o şekilde davranıyorsak, kendimize saygımız yok
demektir. İnsan önce kendine saygı
duymalı, kendi kişiliğine sadık kalmalı bence...
Türkiye’de hoşuma giden bir gelişme de İstanbul’daki
Caferi camilerinin çoğalması..Hemen hemen her ilçeye yakın bir cami var.... Var olmasına var da....Buna rağmen tanıdık
çevrelerdeki insanlar çocuklarını Sünnilerin kuran kurslarına
gönderiyorlar...Özellikle yazın yatılı Kuran kurslarında Şii çocuklar birer
Sünni olarak yetiştiriliyorlar...Aile de bilinçli olmayınca maalesef Şia
çocukları birer Şia düşmanı olarak yetiştiriliyorlar...
Ramazan´da İstanbul’un Beyazıt semtindeki Velidehan
camisine gittim...Türkiye’de o kadar dininden ve mezhebinden uzak insanlarla
karşılamıştım ki o an o caminin vermiş olduğu huzuru anlatamam..Camide gördüğüm
bayanlara sarılıp : ‘’işte bu bizden biri.’’ deyip öpmek geldi içimden...
Sonra Alibeyköy’deki tanıdık akrabalarıma tavsiye ettim..
Birisi bir ara Beyazıt semtindeyken oğluyla camiye gitmek
istemiş..
Oğlu,´´Anne deli misin orası Şiilerin camisi, onlar kafirler.
´´demiş..Kadın, ´´Çocuğu camiye sokamadım.´´ dedi. Çok üzüldüm.İçler acısı bir durum bu ve bu çocuk Şia düşmanı olarak
yetiştirilen çocuklardan yalnızca birisi.
Evet kuran kursuna kuran öğrensin diye gönderilen
bu Şia çocuğuna Şiilerin kafir olduğu öğretiliyor...
Annesine ´´Gönderme dedim sen de oraya..´´ „Ne yapayım Arzu „dedi yine hiç yoktan iyidir... Ben
cahil bir kadınım kendim bir şey veremiyorum .Hiç olmazsa orada
Allah korkusunu öğreniyor kötü yola gitmiyor.....Bizlerin de bu tür
yatılı kursları yok , oraya göndermekten başka çarem yok...“ Üzüldüm...
‘’Ne büyük bir eksiklik.’’ dedim..Camilerimizin
olduğu bölgelerde kuran kurslarımız vardır belki.
Peki olmayanlar ne yapacaklar..? Bu konuyla yetkili alimlerimizin bir an
önce Caferi fıkhına yönelik yatılı kuran kursları açmaları gerekiyor...
Çünkü, ruhun bir inanca bağlanmaya
ihtiyacı vardır bu ihtiyacı gideremeyen ruh aç kalır...Bu açlığı da
biz gidermezsek başkaları içine zehir katarak
giderir....
Bir zamanlar ilerde Türkiye´ye kendi Anavatanımıza
geri döneriz diye düşündüğüm anlar oluyordu...Sonuçta burada bazen
almanlar tarafından ikinci sınıf muamelesi görmek de hoş olmuyor..
Ama bu sene anladım ki bazı cahil Almanların o muamelesini Türkiye’de
benim anavatanım dediğim yerdeki insanların bana saygısız davranışlarına tercih
ediyorum....
Onlar, nede olsa Alman ve Hıristiyan beni sevmelerini
bekleyemem...Yabancı düşmanı der geçerim...
Ama benim kendi vatandaşım kendi dindaşım..Peki o ne düşmanı??????