Kuran ve Ehl-i Beyt as birlikteliği ve hak çizgisi Allah teala
cc nın yeryüzüne ve kainata gönderdiği tüm elçi ve kitaplarının özü ve
hülasasıdır. Bundan dolayıdır ki hak ve ehli aslında Allah(cc) tarafıdır. Arzda
Salih kullar görevlendirildiği ve görevlerini izhar etmeye başladığı andan
itibaren iblis şeytani veledleri ile
mücadeleye başlar.İblis ve onun şeytan evlatları ve insan görünümlü veledlerinin
hücumuna maruz kalır. Elbette bu mücadele ve çatışma Sünetullahın cilevelerinin
doğal gereğidir.
Hz.Rasulu Ekrem (saa) ne zaman Nebilik görevini Rabbinin
emri ile açıkladıysa iblis ve taraftarları ve insan görünümlü veledleri
saldırılarına başladılar. Sihirbazlığı mı kalmadı, büyücülüğü daha nice nice
iftiralara maruz kaldı. İftira ve karalama kampanyası müşrik ,yahudi ve
taraftarlarının ortak kampanyası ile şiddetle devam edegeldi. Bitti mi? Asla. Hz.Muhammed
(saa) ahirete intikali ile aynı iftira, aynı saldırılar maalesef onun pak
masum kılınmış Ehl-i Beyt (as) ine karşı da sürdürüldü.
Yaklaşık yetmiş küsur sene Beni Ümeyye
kabilesi yani Muaviye ile başlayan Emevi hanedanı alemlere rahmet olarak
gönderilen hz Rasulu Ekrem (saa) in mübarek minberlerinden O’nun ehlibeytine küfürlerle ve tacizlerle toplum içinde
zulumler ettiler.İlahi kaderin gereği olmalı ki kim Hak taraftarları yani Ehl-i
Beyt (as) tarfatarlarının başı da asla
musibetlerden kurtulmamıştır. Zaten hz.Muhammed (saa) der ki: “Ey Ali şu dağlar
seni sevse musibete uğrar”. Ali'ye de
(as), o musibete de başlar feda olsun. Baş göz üstüne olsun.Maalesef iftira ve karalama
kampanyalarının mimarları iblis, şeytan çocukları ve yahudi siyonist tayfadır. O
cehhennem taifesi elbette İslam toplumu içinde İslam gözüken veledleri
vasıtasıyla gemilerine su taşıyacaklardır. Daim olarak Ehl-i Beyt (as) sevgisi
ile dolmuş taşmış Anadolunun saf temiz evlatları aldatma yolu ile ve gizli
mahfiller tarafındanları iğfal edilerek Ehl-i Beyt (as) taraftarlığı ile
meşhur olmuş, vatanları için canları feda eden, tüm Anadolu bilir namus ve
iffet abidesi ALEVİLER için oluşturulan ve yüzyıllara yayılan iftira ve
karalama kampanyası zaman zaman gündeme gelmektedir. Hiç bir hulefa mektebi
bilginleri tarafından da tasvip edilmeyen; 'kestikleri yenmez','kız alınıp
verilmez' '' mum söndü '' gibi insan onurunu hiçe indirgeyen iftira ve karalama
kampanyasının temeli siyonizm ve onun işbirlikçi uşaklarıdır.Türkyemizin onurlu
yurttaşları bilir ki ALEVİLER namus ve iffet abideleridir. Onlara rahatça
namusunuzu ve onurunuzu teslim edebilirsiniz düşüncesi ile yaklaşırsınız. Ancak
dediğimiz gibi tarihin karanlık dehlizlerinde maalesef bu tür kara
kampanyalarla Aleviler rencide edilmişlerdir. Alevi insan Alevi olma onurunu
açıklamaya bile korkutuğu dönemlerden geçmiştir. Evet bu tür iftira ve karalama
ile toplumsal yaşam içinde Aleviler ağır yaralar almışlardır.İftira ve yalnızlaştırma
operasyonları bilinçli ve zamana yayılarak yapılmıştır.Öyle ki Alevi olmak
vebalı olmaktan daha ağır ve kötüdür.Çocuklar arasında Alevi çocuğu olmanız
sizin oyun dışına itilmenize sebep olacaktır.Anneller çocuklarına Alevi
çocuklardan hiçbirşey yemeyin içmeyin telkinine tabi tutulduğu dönemler çokta
uzak değildir.Komşuluk ilişkilerinde ise durum daha da vahim olduğu dönemleri
yaşamadıkmı.Yaraları deşmek amacını taşımıyorum ancak sanki gizli eller hala
aynı seneryoları kaşımaktalar.Bu sorun aşılmalı.Bilinç altına yerleşmiş ALEVİ
portresi gerçek hüvviyetine bürünmelidir.Bizzat Aleviler kendilerini
anlatmalılar.Bu Alevi toplumunun hakkı.Hulefa okulu yani bilinen adı ile sünni
toplumunun bilginleri hususen hala sünni mektebin dini kurumu olan Diyanet
işleri tüm camilerde cuma hutbelerinde bu tür kara kampanyayı yerle bir
etmeli.Ve iftiralar hem din hocaları hemde bilim adamları tarafından tüm görsel
ve yazılı basında yer almalı.Toplumbu tür aydınlatıcı bilgilerle
donatılmalıdır.Nasıl ki yıllarca İmam Ali (as) a ve evlatlarına minberlerden
küfür ve hakaret edildiyse ve bir zaman sonra kaldırlıp sukut ettiyse şimdi de
camilerden açıklayıcı hutbeler verilmeli toplumun bilinç altına yerleşen
karalama kaldırılmalıdır.Gelelim ahlaksız PALYAÇOYA.Bu
iblisin oyuncağı adam zaten uzunca süredir toplumun ahlakını hiçe sayan
proğramlara imza atıyordu.Ahlak zaafiyeti içeren sözler ve halkı aşşağılayan
ekonomik düşüklükten gelen ve çekiliş denen kapitalist ve halkı kandıran
mantıkla elinde ki güçle insanları kendine yalvartan eda ile hususen de cinsel
içerikli aşşağılık diyalogların sahibi bu adam dersini almışmıdır? diyede
şüpheye düşmekteyim.Gerçi Güner Ümit denen adamda aynı bilinç altı mantığı ile
haraket etmiş ve Alevileri aşşağılamıştı.Mehmet Ali Erbili de toplum
dışlamalı.Özür getirmesi kabullenmemeli.O nun ahlaksız davranışları sanatçı
taifesine örnek olmalı.Sanatçılar EDEBLİ olmayı ve toplumun değer yargılarına
saygıda kusur etmemelidirler.Telefon açarak sadece sayın İzzetin Doğan
hocamızdan özür dilemesi ise bağışlatıcı değildir.Tüm Ehl-i Beyt(as) dostları
ve tüm sünni dünya bu tür hadiselere karşı duyarlı olmalıdırlar.
Allah razi olsun kardesim,isminin harflerinin zekatini verme babindan bile yazmis oldugun yazi gercekten takdir edilmeye layiktir.Insaallah müslümanlarin izzetli bir sekilde, müslümanlar arasinda fitne cikarmak isteyenlere karsi daha duyarli ve hesap sorucu olmalarina vesile olur yaziniz.Dakik ve yerinde yapmis oldugunuz aciklamanizin imam Huseyn in sefaatine nail olmaniz dilegiyle.YA Allah.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.