Bismillah ...
Bundan iki sene evvel eşimin ısrarıyla Şişli’deki o
dev alışveriş merkezine gidince içimde tarifsiz bir nefret, bir ürperti
uyandı. Orası bana boğucu, kasvetli bir mabet gibi geldi. Kapitalizm dininin
devasa bir mabedi. O vakitten beri alışveriş merkezlerine gitmiyorum.
Bakırköylüyüm. Adım başı alışveriş merkezlerinin
yerden mantar gibi bittiği, hafta sonları girsen çıkamayacağın bir trafik
çilesinin artık aşinası olduğumuz semt. Tüketimin teşvik edildiği
insanların ceplerinin onları mest ederek boşaltıldığı bu alışveriş
merkezleri hızla yaygınlaşırken, çevresinde geçim mücadelesi veren esnaf
kitlesini de güneş gören kardan adam gibi eritiyor. Bu kitlenin de alışveriş
merkezlerine büyük marketlere gitmesine ben de şaşırsam da hepimiz bu çarkın
içinde yaşıyoruz. Sen dirensen hanımın çekiyor, olmadı evladın sürüklüyor ve bu
merkezlerde bizim insanımız sömürülüyor.
Değme kalitede tesettür(!) kıyafetli ablalar,
altlarında kapitalizmin değme markaları ile otoparklarda endam eden
hacı(!) amcalar bu kapitalizm mabedinin müdavimleri. Tesettür defileleriyle
İslam’ın bir hükmünü ayaklar altına alan zihniyet ve sokaklarımızda rengârenk
gezen tesettürlü(!) ablalarımız erkek arkadaşlarıyla kol kola bu
mekânların lokantalarında karınlarını doyurarak, KFC, Mc. Donald vb. mekânlarda
tüketim yaparak Irak’taki, Filistin’deki hemcinslerinin yaralarına bir parmak
da kendileri basmaktadır.
Alışveriş çılgınlığı ve insanımızdaki marka
düşkünlüğü bizim değerlerimizden uzaklaşmamıza ve İslami hassasiyetin
yalnızca söylemlerde kalmasına yol açıyor. Dinimizi bir gelenekler yumağı
haline getirdik. Kutlu Doğum Haftasında konferans salonlarını doldurduk,
hepimiz yeri geldi ağladık ama kaçımız oturup halimizi tefekkür ettik. Etkinlik
dağıldı yine gelen ablalar rengârenk eşarplarıyla ortalığı canlandırmışlardı,
üstelik Vakko markalarla!
Sisteme kul olmayı çok güzel başardık. Sevgililer
sevgilisine ümmet olabilirsek o vakit söylemlerde değil, icraatta
bulunabiliriz. Yattığı hasırın izi vücuduna sinen Nebiye ümmet olmak için
pier cardin yataklar gerekmez, açlığını bastırmak için karnına taş bastırmak
zorunda kalan sevgilinin yolunda gitmek için yollar Mc. Donalttan geçmez. Daha
yazacak o kadar çok şey var ki, kardeşlerimin incinmesini, kızmasını istemiyorum.
Ve selam verilerek girilen esnaftan, hal hatır
sorularak yapılan alışverişlerden, çıkışmazsa kalanı elime geçince getiririm
deyince canın sağ olsun diyen esnaftan neden uzaklaşıyoruz? Müslüman kardeşimin
üç kuruş pahalı satmasına laf etmek Müslümanlıkla bağdaşıyor mu? Bugün ucuz mal
satan büyük marketler zaman içerisinde toplumumuzun ekonomik ve toplumsal
yapısını bozarak uzun sürede cemiyetimize telafisi zor hasarlar vermektedir.
Şuurlu Müslüman’dan düşene destek olması beklenir. Dini, meşrebi, kavmi ne
olursa olsun darda kalandan yana olması beklenir. Modernizmin dişleri arasında
eriyen bakkala, manava, tuhafiyeciye, kırtasiyeye… destek vermezsek o
insanların yüzlerine yarın nasıl bakacağız?
Bilal Atış/ Bakırköy