Bismillah,
İslam İnkilabının 1979 yılında ilahi yardımlar neticesinde başarıya ulaşmasına müteakip, dinin sosyal hayatta hüküm sürmesine yönelik sönen umut filizlerin yeniden yeşermesi, İslam’ın ve Kur’an’ın insanlık için evrensel bir kurtuluş reçetesi olma özelliğinin bu inkilap ile tekrardan ortaya konulmasıyla beraber dünyayı sömürü alanına çevirerek mazlumların kanını emen , başta emperyalistler olmak üzere onların dostları olan Siyonistler büyük dehşete kapılarak yeis’e düşmüşlerdi.
Bu müstekbir güçlerin , zaten tabiatlarında var olan İslam düşmanlıkları, inkilabın gerçekleşmesi ile beraber İslam’ı İran özelinde ,İslam düşmanlığını çok yönlü, büyük bir propaganda haline dönüştürerek günümüze kadar devam edegelmişlerdir.Bilindiği üzere bu sürecinin ilk piyonu melun Selman Rüştü olmuştu.Medya arenasında mürted ,Selman Rüştü ayağı ile İslam ve Kur’an’a karşı başlatılan bu büyük Siyonist oyun sahneye konulmuş oluyordu. Bunu takip eden çeşitli zaman aralıkları ile habis danimarkalı karikatüristin peygamberimize(s) yönelik alçakça saldırısı, yine bu şeytani projenin merkezlerinden olan Holywood’da onlarca İslam ve Kur’an karşıtı yapılan filmlerle devam etmekteydi. Küresel emperyalizm tarafından İslam’a karşıtı başlatılan bu savaşın piyonlarından olan danimarkalı karikatürist Kurt Westergaard'a Siyonist zihniyetli Almanya Başbakanı Angela Merkel tarafından İslam düşmanlığını teşvik etmek amacı ile son günlerde 'M100 Sanssouci Colloguium' adlı medya ödülü verildi.
Malum olduğu üzere, bu günlerde bu şeytani cephe küstahlıklara yeni bir boyut kazandırarak Washington’da İslam’ı protesto eden fanatik bir Hıristiyan grup ile beraber aralarında fanatik Çay Partisi’nin (Tea Party) Indiana lideri olduğunu bildiren Andrew Beacham ve kürtaj karşıtı kampanyasının öncüsü Randall Terry’nun bulunduğu 6 kişilik azgın bir grup Beyaz Saray önünde ABD polisin gözetimi ve koruması altında resmi törenle Kur’an’ı Kerim’i yırtarak yakma densizliğinde ve şirretliğinde bulunmuşlardır. Hakeza ,İki rahip Kur’an’ı Kerim’in yanı sıra üzerinde Muhammed(s) yazılan bir kitabı da ateşe verdikten sonra Danny Allen tarafından yere atmışlardır. Kansas’taki Westboro Kilisesi ve Wyoming’deki aşırı sağcı bir grup da Kur’an yakacaklarını ilan etmişlerdir. Yukarıda ,zikretmeye çalıştığımız ve birbirinden görünürde ayrı görülen bu olaylar aslında İslam ve Kur’an ile savaş projesinin farklı ve birbirini tamamlayan aşamaları , emperyalistler ve batılılar tarafından oluşturulan ‘‘İslamifobia’nın’’ semeresidir.
ABD`de İkiz Kulelere ve Pentagon`a 11 Eylül 2001’de yapılan saldırıların hemen akabinde ABD’nin o zaman ki terörist ruhlu, evangelist başkanı Bush, bütün Müslümanları tehdit ederekten küresel ölçekte haçlı savaşının başladığını dünyaya ilan ediyordu. İkiz kulelere ve Pentagon’a yapılan bu saldırıların arkasındaki sis perdesi hala net olarak aralanabilmiş değildir. Amerikan devletinin resmi açıklaması saldırıların Afganistan`da bulunan Usame bin Laden ve onun kurmuş olduğu sözde uluslararası terör ağı olan El Kaide tarafından işlenmiş olduğu yönünde olmasına rağmen . aklın başında hiçbir kimse ve de tarafsız araştırma kuruluşları kapitalizmin ve uygarlığın sembolleri ikiz kuleleri yerle bir eden saldırının faillerinin Usame bin Laden ve onun terör örgütü El Kaide gibi küçük ve donanımsız bir örgüt tarafından işlenmiş olacağına inanmamaktadırlar. Bu amaca yönelik olarak son zamanlarda ABD`de yapılan bir anket de Amerikan halkının % 75`inin böylesi iyi planlanmış, ve senkronize edilmiş bu saldırıların arkasında yine Siyonist zihniyetin hüküm sürdüğü çok farklı amaçlar taşıyan uluslararası güç şebeklerinin olduğuna inandıklarını ortaya koymaktadır.
Aslında, malum şer odaklarının planladıkları bu ikiz kule saldırıları , ABD ve onların ortakları olan uluslar arası güç şebeklerinin sözde insan hakları ve demokrasi getirme adına yıllardır Afganistan, Pakistan, Irak, Lübnan ve Filistin’de milyonlarca Müslüman’ın haklarını, saygınlıkları ve kutsal değerleri başta Kur’an ve camiler olmak üzere ayaklar altına alınmasına işgallerine ve zulümlerine meşrutiyet kazandırması için yeterli oluyordu. Hakeza ,yüz binlerce masum insanın ölümü, on binlerce esir ve işkence altında inleyen, kaçırılmış kadın ve çocuk, milyonlarca kişi sakat, evsiz barksız bırakılarak bu mazlum insanların yaşamlarını cehenneme çevirmiş olmaktaydılar.
Özellikle bir kısım sözde Hristiyan din adamının, Siyonistlerin şeytani amaçları doğrultusunda ve Kur’an’a karşı başlatılan savaşın bir parçası olarak bu günlerde Kur’an yakma adı altında sahnede yer almalarını, ferdi bir küstahlıktan ziyade İslam’a ve Kur’an’a karşı başlatılan bu alçakça saldırıların uluslararası boyutunun bir yansıması olarak görmek gerekmektedir.
Müstekbir güçler, Müslümanlara karşı global ölçekte başlattıkları bu adi ve küstah saldırıları ile bu aşamada kilise önderliğinde , din adamı kılıklı papazları ve rahipleri ön plana çıkararak çatışmayı Hristiyan halklara ve tabana yayarak Müslüman ve Hristiyan halkları karşı karşıya getirmeyi amaçlamaktadırlar. Müslüman halklar uyanık ve basiret davranarak bu fitneye yönelik amacı boşa çıkarmaları Siyonistlerin şom emellerine ulaşmalarına engel olmalıdırlar.Bu büyük fitne tehlikesine dikkat çeken , İslam inkilabının yüce Rehberi şöyle buyurmaktadır: ‘’Hepimiz dikkat etmeliyiz ki, son hadisenin kilise ve Hristiyanlıkla bir ilgisi yoktur. Birkaç aptal rahip ve satılmışın oyuncaklığını Hristiyanlık ve onların din adamları hanesine yazmak doğru değildir. Biz Müslümanlar, başka dinlerin kutsalları konusunda asla benzeri amellerde bulunmayacağız. Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında halklar düzeyinde kavga çıkarmak bu delice oyunu planlayanlar ve düşmanların bir komplosudur. Kur’an’ın bize vermiş olduğu ders tam da bu komplonun karşısında yer almaktır.’’
İşin ilginç tarafında ,11 Eylül saldırılarında yıkılan bu ikiz kulelerin hemen yanı başına ABD yönetimi tarafından İslam merkezi! inşaa edilmesi düşüncesi ve projesidir. ABD‘nin bu merkezi yapmalarındaki amaç tabi ki hayra işaret değildir. Bu müstekbir zihniyet yapılacak sözde İslami merkez ile emperyalist emellerine karşı direnen ,izzeti bir yaşamı tercih eden Müslümanların aksine kendi siyasetlerine teslim olan ve onların şom hedeflerine hizmet eden bir Amerikancı İslami anlayışı İslam alemine hakim kılamaya çalışacaklardır.Bu aşama da şuna dikkat etmek gerekiyor ki bir taraftan sözde İslam merkezi binası yapan ABD yönetimi diğer taraftan İslam’ın sembolü olan Kur’an’ı beyaz saray önünde polis nezaretin de yaktırtması bunların şeytani amaçlarını ve sahtekarlıklarının ortaya koymaya yetmektedir.
Bugün, dünya genelinde insanlara ilk günkü tazeliği ile Nur ve hidayet saçmaya , Ab-ı hayat olmaya devam eden Kur’an güneşi ve onun kutsal değerleri karşında ; Müstekbirler ,Emperyalistler , Siyonist zihniyetler ve bütün uluslararası şer odakları tek bir güç halinde bütün imkanları ile dikilmiş bulunmaktadırlar. Kuran’a ve İslami değerlere karşı yapılan bunca alçakça saldırılar karşısında yapılması gereken en önemli vazifemiz Kur’an’i değerlere daha çok sarılaraktan yüce Kur’an-ı Mecid’in emrettiği istikamet de , bu küfür ve şer cephesi karşında Müslümanlar olarak yek vücut halinde onlara karşı mücadele ederekten, yüce nurun tamamlanması , Kur’an’i değerlerin yeryüzüne hakim olması için beklenen ‘Canlı Kur’an’ın’ zuhurun yakın olması yönelik çalışmak olmalıdır.