Ülkemiz malesef üç
askeri darbeyi yaşamak zorunda bırakıldı.Tamamen karanlık siyonist, masonik
mahfillerde hazırlanan darbe planları
uygulamaya geçirildi. 27 Mayıs darbesinde halkın çoğunluğnun oyu ile yönetime gelen bir hükümet saçma sapan
suçlamalar ile iş başından uzaklaştırılmış, üstelik mazlum ve mağdur bir
şekilde biri başbakan diğer ikisi bakan olan insanlar darağacına asılmışlardı. Suçlamalar
aylarca sürmüş taraflı ve baskıcı mahkemeler sonucunda idam edilmişlerdi. Bütün
Milletin gözü önünde haksız ve işkenceler ile Milletin istemiyle gelen insanlar
katledilmişlerdi. Elbette bu zalimliklerin ardında siyonist ve mason
teşkilatları vardı .Kan emici çevreler açısından ülkelerde kaos çıkarmak ve
kirli emmelerini yürütmek adına herşey onlara mubahtı. Bu satırların yazarının
babası dahi sadece Başbakan Menderese tebrik telgrafı çektiği için soruşturmaya
uğramış, neredeyse memuriyet hakkı elinden alınmaya çalışılmıştı.
12Mart darbesi zaten
malumunuzdur.Yine aynı kirli eller uyguladıkları plan ve proğramla ülkede iç
karışıklık çıkarmak ve bu kaostan nemalanmak adına fitne çıkarıyorlardı.Sonuç
ülkenin genç fidanları darağaçlarında sallandırılıyor ve ülke sözde
kurtarılıyordu.
12 Eylül askeri
darbesi ise daha içler acısıydı. O günleri yaşayan ellili yaşlardaki
büyüklerimiz bilir ki her gün onlarca vatan evladı hiç uğruna hayatını
kaybediyordu. Kimin eli kimin cebinde olduğu belli değildi. Aynı karanlık
mahfiller aynı oyunu farklı versiyonlarda oynatıyordu. Ülke sağ-sol Alevi-Sünni
kamplara bölünmeye çalışılıyordu. Okullarda eğitime sık sık ara veriliyor, ekonomi
karanlık günlerini en dipte yaşıyor, tüp,yağ
ve bilumum gıda ve tüketim ürünleri karaborsa ve kuyruklarda
satılıyordu.Elbette karanlık şer şebekeleri bu yolla halkın cebindekilerini
kasalarına yığıyordu. Kiralık katiller taraf bakmadan sırf ülkede kaosu
büyütmek adına cinayetler işliyorlardı. Sivas,Çorum,Maraş hadiselerinde
karanlık eller Alevi-Sünni çatışmasını körüklüyor, katliamlar
oluşturuluyordu.Üstelik sıkıyönetimin ve askeri güvenliğin had safhada olduğu bir
dönemde…
Nasıl olmuştu da 11 Eylül
günkü cinayetler ve karışıklık bir gün sonra aniden bitmişti. Hangi sihirli
değenek bu hadiseleri bir anda bitirmişti. Neden daha önceleri bu sihirli eller
çalışmamış ve o gün hadiseler son bulmuştu.Tüm ülke bir anda olaysız hale
gelmişti. Şimdi bu darbenin ve aynı mahfillerin tezgahının neden darbe ile
sonuçlandığını ve olayların bir günde nasıl bitirildiğini açıklamaya çalışalım.
ABD nin Ortadoğudaki
en büyük jandarması melun Şah’ın yönetimdeki İran idi. Ekonomik ve askeri
alanda ABD olanca desteğini vermekteydi .İran bölgenin en güçlü ülkesi haline
getirilmişti. ABD satranç tahtasında jandarmalığa-piyonluğa İranı oturtmuştu. ABD
nin ajanları İran’dan çok emin oldukları için raporlarını bu ülkede halk
yığınları hiçbir şey yapamaz yönünde vermekteydiler. Elbette İran halkı diğer
mazlum milletler gibi yoksulluk ve acı içindeydiler. Şah melununun zalim
diktatörlüğü devam ediyordu. Şah ülkesinde Dini otoritelere karşı olanca
baskısını sürdüyordu. Kuran ve Ehl-i Beyt as alimleri bu hak çizgiden aldıkları
ilhamla haksızlık ve zalimliklerin karşısında asla eğilmediler.Bir çoğu idam
ediliyor bir çoğu ise işkencelerden geçiyordu. Sadece dini boyutta fikir ve
ilim çevreleri de aynı kaderi payşmaktaydı .Ortadoğu jandarmasının ekonomik
desteği sadece saray ve çevresiyle sınırlı kalmaktaydı. Ülkenin petrolleri ABD
ve işbirlikçileri arasında pay edilmekteydi. Evet ilahi
destek ile
gerçekleştirilen inkılapla İmam Humeyni ve mümin İran halkı hem Şahı hem de emperyalist
ABD yi yerle bir edince ABD ordadoğu jandarmasını kaybetmenin telaşı içine
girdi. İlahi ve mübarek inkılabın hayat veren rüzgarları değil Ortadoğuyu tüm
Dünyayı sarmıştı. İslam ülkeleri ise en çok etkilenen ülkelerdi. İslami gençlik
ve halklar hem ezilmenin hem de dini değerlerin yok edilmeye çalışılmasının
karşısında uyandılar.Demek ki, gerçekten zalimler yıkılabilirmi düşüncesi
güçlendi. Zalimlere karşı durulabilirmiş imajı hergeçen gün yayıldı. İslam
İnkılabı ile haraketlenmeler başlayınca ABD ve uşakları tedbirlerini aldılar.
Bir gün önce onlarca
insanın katledildiği ve olayların had safhaya çıktığı bir ülkede bir günde
hadiseler bitti.Üstelik dini değerlere karşı dine olanca şiddetine rağmen
darbeci generaller dini değerlere önem vermeye başladılar. Din ve ahlak
derslerini zorunlu kılıyorlar ve güya dine bakışlarını yumuşak sergiliyorlardı.
Evrenin miting alanlarda ayet ve hadis okumalarını hatırlamak gerek. Sonraki
dönem ise tam bir oyun. Dini değerleri olan hatta namaz kılan hatta nakşiliği
ile ünlü biri başbakan yapıldı. Cemaat sayılarının hızla artması, tekkelere
olan baskının kalkması 'yeşil sermayenin'yükselen değer olmasına baktığımızda
oynanan oyunun zalimlere karşı kafir ve emperyalizme karşı duruşun simgesi olan
Aziz İslam İnkılabının zaferinden sonra gelmesi sizce manidar değilmidi? O
dönemin darbe şakşakçıları şimdi demokrat kesilseler de, darbe karşıtı
kesilseler de biz onların geçmişini gayet iyi bilmekteyiz. Üç komünist öldüren
cennete gider fetvalarını gayet iyi biliriz. Darbecilere selam duranlar şimdi
darbe karşıtları olsalarda beslendikleri kaynakları iyi biliriz. Aziz kardeşler
kurtuluş reçetesini yüce Allah cc ve onun seçkin kuları olan Ehl-i Beyt as
bizlere vermiştir. Gayemiz Kuran ve Ehl-i Beyt as çizgisini izlemek, yüce zuhru
beklemektir. Ancak yaşam devam ederken özgürlüklere de göz kapamamak gerekiyor.
Bundan dolayıdır ki önümüzde refarandum olacak. Bu refarandumda 12 Eylül darbe
anayasası oylanacak. Biz aslında İslam’a karşı girişilen bu anyasanın belli
maddelerine ya evet ya da hayır diyecegiz. Bendeniz İslama karşı yürürlüğe konulan,
özgürlükleri kısıtlayan binlerce mazlum insanın mağduriyetine sebep veren bu
anayasaya şahsen kaldırılması adına evet demekten kendimi alamıyorum elbette,
bu benim bakış açım ne haber sitemin ne de bu haber sitesinin müdavimlerinin
fikri, sadece bendenizi bağlayan bir fikir. Elbette sizlerle bu fikrimi
paylaşmak istedim.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.