İşlemiş olduğu askeri zulümlerden ve yaptığı siyasi bozgunculuklarından dolayı devamlı olarak dünya kamuoyunun yoğun bir şekilde gündeminde olan fasit, kan emici, müstekbir ve korsan Siyonist rejimi için bu günlerde devamlı sorulan: ‘Acaba İsrail devleti yıkılır mı?’sorusuna bu ümmetin büyük komutanı, medar-ı iftiharı, emin sözlüsü, Seyyid Hasan Nasrallah, açık ve net cevap verdi: ‘’Evet İsrail devleti yıkılacaktır!!!’
Diyeceksiniz ki niye bu söz bu kadar önemli? Aslında sözü kimin söylediği çok önemlidir. Bu beyanatı veren şahıs öyle sıradan bir kişi değildir. Zamanın ve tecrübelerin göstermiş olduğu ve düşmanın bile itiraf ettiği şu gerçek vardır ki ; Seyyid Hasan Nasrallah, şimdiye kadar söylediği ve verdiği tüm sözleri ‘biiznilah’ gerçekleştiği emin , güvenilir ve özü sözü bir olan bir liderdir. Bu sözleri popülist söylemlerden uzak, söylediği sözün bilincinde olan ve sözlerinin muhakkak mantıklı bir delili olan şahıs, Seyyid Hasan Nasrallah söylemiştir. Onun için bu söylem çok ehemmiyetli ve dikkate değer bir sözdür.
Aslında bu kutlu vaadin nasıl gerçekleşeceğini, yıllar önceden rahmetli İmam(r.a) şöyle buyurarak beyan etmiştir: Eğer dünya Müslümanları birer kova su dökse İsrail bu su denizde boğulacaktır’ Ama imamın bu beyanına genel manada Müslüman hakların yöneticileri göz ardı ederek ve yerine getirmeyerek aksine bilinçsiz ve şuursuz bir şekilde ekonomik, siyasi manada İsrail’e teveccüh göstererek doğrudan veya dolaylı olarak İsrail güçlenmesine ve zulümün miktarını artmasına katkı sağlamışlardır.
Gelinen bugünkü noktada ise ; 2006 yılının Temmuz ayında Siyonizm ile verilen ‘33 günlük’ savaş neticesinde kazanılan ilahi zaferle gasp rejiminin çöküşü hızlanma sürecini yaşamaktadır. İslam İnkılab’ının bilge rehberi bu savaşın hemen bitimde şöyle buyurmuştur: ‘İsrail bu savaşta çok büyük darbeler almıştır. Bu darbenin neticeleri zaman içersinde kendini gösterecektir.’ Savaşın üstünden geçen 2 yıl neticesinde şu andaki zaman dilimi itibariyle İsrail’in düştüğü zilleti dikkate aldığımızda bilge rehberin bu tespitinin ve ileri görüşlülüğün ne kadar isabetli olduğu ortaya çıkmıştır. Artık bu zorba, gasıp, mazlumların kanıyla beslenen gayri meşru rejim için yok oluş alarmı yüksek düzeyde çalmaya başlamıştır. Bunun en büyük belirtileri bu gasıp rejimin yöneticilerinin son çırpınışlarını ifade eden beyanatlarındaki, Lübnan halkına korku salma, psikolojik savaşa dönük ve şantaj içeren söylemleridir. Bu söylemleriyle kahraman, direnişçi, inançlı Lübnan halkını yıldırmaya , bezdirmeye ve Hizbullah erlerinin üzerinde kamuoyu baskısı kurmaya çalışmaktadırlar. Ama nafile!!! .Onurlu, direnişçi, vefakar, Lübnan halkındaki mücadele ve inanç ruhuyla beraber, direnişin yılmayan savaşçıları ve onun cesaretli, basiretli komutanları olduğu müddetçe, Siyonistler oluşturmaya çalıştıkları bu korku ve zillet denizinde kendileri boğulmaya mahkumdurlar.
Yüce Allah’ın inanlara büyük vaadi, Kuran-ı Kerim’de şu şekilde buyrulmuştur: “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler hoşlanmasa da Allah mutlaka nurunu tamamlayacaktır.” (Tevbe/ 32) ve “Allah içinizden iman edenlere ... vaat etmiştir: ... Onları yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak ve onları korkularından sonra güvenliğe kavuşturacaktır”(nur/55).
Siyonistlerle verilen 33 günlük Temmuz harbiyle beraber, Siyonizmin gücünün bir örümceğin kurduğu ağdan daha zayıf olduğunu bu ümmetin imanlı, yiğit, düşmandan kaçmayan kahraman evlatları bizlere ispatlamıştır. Bu ilahi zaferden sonra artık bu ümmet için yenilgiler çağı kapanmış, zaferler çağı başlamış olup bunun neticesinde de büyük zaferle neticelenecektir inşallah.Tüm inananlar ve mustazaflar Seyyid Nasrallahın şu vaadine canı gönülden inanmaktadır. İsrail yıkılabilir! ve İsrail yıkılacaktır!
Günümüze kadar yaşanan zaman diliminde nice zalim ve despot yönetimler, Firavunlar, Karunlar, Nemrutlar sürelerini doldurup dünyayı zulümle ve kaosla abad! edip tarih sayfalarında yok olup gitmişlerdir. Bunların çağımızdaki güncellenmiş versiyonu olan işgal devletinin akibeti de bunlardan farklı olmayacaktır. Aslında bu son örnek tüm zalimleri, bozguncuları yeryüzünü kanla, zorbalıkla imar etmeye çalışan tüm müstekbirleri bekleyen kaçınıllmaz sondur. Buradaki asıl mesele bu sonun sürecinin ne kadar olacağıdır.. Bu sürecin ne kadar olacağını belirleyecek olacak da İslam ümmetinin ve mazlumların Siyonizm ‘e karşı olan mücadelesi ve tavırları olacaktır.
Ortadoğu‘yu büyük bir çöplük olarak gören A.B.D ve Avrupalılar, Siyonistleri verdikleri siyasi, ekonomik ve uluslararası destekle bu çöplüğün horozu yapmaya çalışmaktadırlar. Eğer Avrupalılar geçmişteki cinayetlerinden dolayı Siyonistlere bir diyetleri varsa bu diyetlerini ödemelerinin yeri İslam alemine ait olan kutsal topraklar değildir ve kendi topraklarını Siyonistlere tahsis etmeleri daha mantıklı ve insancıl bir davranıştır. Siyonistler, İran cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ın söylemlerini dikkate alarak bir an önce kutsal toprakları asıl sahiplerine bırakarak terk etmeleri dünyalıkları açısından kendilerinin hayrına olacaktır. Dünya perest , gayrı meşru rejimin kendileri için bu son bir şans olabilir . Aksi taktirde onlar için takdir edilen kaçınılmaz son olan, İsrail devletinin çöküşü çok yakındır. Zaman ve süreç bizlere şunu göstermektedir ki, Siyonistlerin büyük arzuları olan Nil’den Fırat’ a kadar büyük Siyonizm devleti hesapları bir ütopya olarak kalacaktır.
İnsani erdemlere değer veren , barış dolu bir dünyada yaşamak isteyen dünya milletleri Siyonistlerin , zulümlerinden, kaosa dayalı siyasetlerinden, bir an önce kurtulmak istemektedirler.Yaşanılabilir bir dünyanın olmazsa olmazı İsrail tümürünün dünya bedeninden bir an önce atılmasıdır.Bu arzu ve amaç , bu değerlere ehemmiyet veren tüm dünya haklarının ortak talebidir.
Evet, büyük komutanın buyurduğu gibi ‘ İsrail yıkılacaktır’ vaadinin en kısa zaman diliminde gerçekleşeceği inancıyla, bu müjdeyi ilahi evrensel adalet hükümetinin kurulacağı günün çok yakın olması umudu ile selamlıyoruz. Güzelliklerin , erdemlerin, insaniyetin hakim olduğu bir dünya için , Ey Müslümanlar ve Mus’tazaflar bir kova su da siz dökün….