Yol dedi, çok uzun zemheride yürümek yakacak bedenimi..
Kaçmak saklanmak için daha kuytulara mı gitmeli? Benlik evinden terki diyar mı etmeli? Nasıllar nedenler olmadan bir an nefes almak.. hesapsız sorgusuz yargısız bir an nefes almak..
Adımlarını sıklaştırırken diline doladığı aşk terennümlerini yineledi, bitmek tükenmek yok biz dava adamıyız yılgınlık yorgunluk olacak şey mi?
İki adım ötesi umut… ha gayret dedi. Ötelediği yalnızlık zehrini içine akıtırcasına, haykırdı iki adım ötesi umut... şimdi değil şimdi olmaz düşmek olmaz…
Bedeni, gayretkeş cümlelerin aksine olduğu yere yığılıverdi. Söz dinlemiyor gibiydi, etrafına göz gezdirirken ağlamaklı bir ses işitti iki adım ötesi umut…
Yara bere içindeki ayaklarına bakarken canım yanmıyor dedi, gözlerinden süzülenler daha fazla sükunete dayanamadılar...
Allahım! canım acıyor diyerek inledi.. Acı derinlerde saklanmışcasına gülümsedi. Unutmuştun beni, yüzleşme vakti geldi “acı” acıyla tebessüm etmişti…
Ayaklarımın takati yok, soluk alıp vermekte zorlanıyorum ne olur elimden tut iki adım ötesi umut şimdi olmaz …
Defalarca bu yolda ayakları kaymış tökezlemiş ve yüz üstü kapaklanmıştı defalarca…
Yerim burası değil… sen de biliyorsun ben bu değilim…öfkesi isyana dönmekte telaşlanırken bakışlarını semaya çevirdi…
umudun tükendiği... umuda iki adım kala …
Yerim burası değil biliyorum, yine de kanıyorum... Yanıyorum Ey yerlerin ve göklerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, ben'im Rabbim... Ellerimi Senden başka uzatacak kimsem yok, kime uzatsam açıkta kalıyor bir parçam, kime dönsem yüzümü, yönler kayboluyor. İki adım sonrası yar, üç adım sonrası meçhul… Sana getirecek sokaklar çıkmaza dönüyor ben girince; alem kararıyor kamerle şems ziyasıyla yüz çeviriyor...günahlarım bedenimden geçip afakı yakıyor.Solmuş bir gül edasıyla boynunu büktü,ben sensiz ne yapacağım…
Acıyı isyanla yakmalı, ateşi har etmeli, öfke dinmeli gayrı huzur istiyorum dedi huzur… İzin ver kalkayım izin ver yollar genişlesin çıkmaz sokaklarım sana dayansın senden öte yol yok densin izin ver…
Kanadı kırık umuduyla yerinden doğrulurken,yüreğindeki hezeyana bir muhatap bulmuşçasına gülümsedi razıyım kapında sürünmeye…
Düşmek yeniden ayağa kalkmaktı nefes almaktı umut etmekti..Düşmek rabbe kul olmak demekti…Düştüğün an sıkıca sarılacağın biri var bunu bilmekti..
“yarattığın kıvılcım her şeyi yaktı Rabbim
kaderim bana yalnız seni bıraktı Rabbim”