Dün gece farklıydı biliyor musun?
Dün gece melekler yeryüzü ile gökyüzü arasında gidip gelmekteydiler. Gökyüzü
diğer gecelere nazaran daha göz alıcıydı dün gece. Ay, güneşten aldığı yardımla
daha parlaktı. Yıldızlar, safları oluşturan cemaat gibi kalabalıktı.
Dün gece rahmet kapılarının
anahtarlarına sahip kimse, ziyarete gelmişti bizi. Tüm âlem dün gecenin farklı
olduğunun farkındaydı. Ama biz davetimize icabet eden o nura karşı nasıl
davrandığımızın farkında değildik.
Hani biz bir ömür adamıştık o nura,
hani ömrümüzün en zor anlarında sığınmıştık. Bir ömür ismini sayıklamış,
çocuklarımızın ismini onun ismiyle şereflendirmiştik. Bir ömür onun saflarında
yer almak için yalvarmıştık. Yıllarca gel diye ısrar etmiştik hani.
Hani, onu bulmak için Kerbela’ya
gitmiştik kaç kere, Cemkeran’a mektuplar yazmıştık gel diye. Meşhed, Şam,
Necef, kaç kez gitmiştik de cevap alamamıştık. Yine de hiçbir zaman
vazgeçmemiştik bekleyişten. Gelmişti. Bir gün misafirimiz olmuştu da farkında
olmamıştık.
Her şeye zaman ayırmıştık. Eşimize,
çocuklarımıza, dostumuza, akrabalarımıza, kısacası dünya işlerine. Peki,
gerçekten davetimize icabet eden misafirimize zaman ayırmış mıydık?
Hiç düşündük mü acaba, nerede kusur
etmiştik? Yoksa gönülsüz olarak mı davet etmiştik misafirimizi? Acaba gerçekten
canımızdan çok seviyorduk da, dünya sevgisinden sonraya mı saklamıştık onun
sevgisini? Nerede yanlış yapmıştık?
Eğer o gece yeryüzü ile gökyüzü
arasında dolaşan melekler inseydi evimize ve:’’ Nerede misafiriniz, biz onu
görmeye geldik.’’ deseydi ne olurdu acaba halimiz? Hangi misafir mi derdik
yoksa? ‘’Yıllarca hangi misafire gel diye ısrar ettin ey âdemoğlu?’’
dediklerinde, sokaklara çıkıp kaybolan misafirimizi mi arardık yine?
Hayır, bir ömür nasıl aradıksa öyle
arardık. Değerli bir eşyamızın kaybolduğu gibi aramazdık onu. Gidip sokaklarda
gezen insanlara onu tarif edip, acaba gördünüz mü diye de sormazdık?
Bir ömür aradık, bir ömür
vesilelerle davet ettik. Gelmişti ve bizim kendimizde kaybolduğumuzu görünce,
anlamıştı ferecin bizim nazarımızda o kadar önemli olmadığını.
Yoksa arar mıydık? Nerede olduğunu
biliyor muyuz? Ömrümüzün geri kalanını da yine Kerbela’da, Şam’da veya diğer
ziyaret yerlerinde mi geçirirdik? Yoksa matem meclislerine gelir ümidiyle
meclisleri mi gezerdik?
Sadece böyle mi arardık onu? İnsan
hep hatırladığı ve bildikleri kadarıyla yetinmek ister. Peki, bu şekilde
kaybettiğimiz misafirimizi bulabilir miyiz sizce? Oysa bilsek kaybettiğimiz
misafirimiz yıllarca bilmediğimiz bilsek de hatırlamadığımız yollarda gizli,
acaba yine de kaybolan eşyamızı aradığımız gibi arar mıydık onu?
Gerçekten hatırlamak ister miyiz?
Hatırlamak ister miyiz gerçekten fakirleri, yolda kalmışları ve yetimleri?
İster miyiz sofralarımızı sade yemeklerle süslemeyi, ister miyiz Allah yolunda infakı?
Çevremizde bulunan gençleri evlendirir miyiz? Acaba evliliklerimizde
maddiyattan önce takvayı arar mıyız?
Bir ömür kendimizden kaçmışken, onu
mu aramak istiyoruz? Kendimiz kaybolmuşuz, kendimizi aramayı unutmuşken, onu
bulmakta başarılı olabilir miyiz acaba?
Biz çoktan unuttuk onu, ama o
giderken, çocuklarımızın başını okşamayı ve bizlere hayır dua etmeyi unutmadı…
selamlar imam ı zaman(as) ile ilgili yazılarınız gerçekten çok verimli. Allah razı olsun
başarılarınızın devamını diliyorum Rabbimden....
selam ile...
#FFFFFF">
zeynebi kübra
19-07-2010, 19:22:16
#FFFFFF">
Bu şehirden de kovuldum.Artık hazırlık yapmayacağım.Bohcamı geride kalanlara,kendimi ise karanlıklara bıraktım.Ne seni bulmaya çabalacağım ne de yolları hesaplayacağım.Kurak topraklar da su kuyularına varsam dahi serap sanacağım.Boşuna arşınlasam da yolları,ayaklarım su toplasada ismini anmayacağım.
Bu şehirden de kovuldum.Artık seni aramayacağım,çünkü Kerbela,Kerbela deyip karanlıklarda kaybolmaktan yoruldum.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.