BİSMİLLAH
Bir mushaftı o annesinden sonra,
Yaprak yaprak kokuyordu Zehra (s.a.)
Zeyneb (a.s.), Zehra’nın (s.a.) temiz tahiresi,
Rüzgârın yıldıramadığı bir gelincik tanesi.
Ve zambaklar en ıssız yerlerde açardı
Ve zeyneb vefanın ıssızlığında; Kerbela’da açtı…
Fatıma’nın (s.a.) Allah (c.c.) sesindeki gölgelikte
Damlayan bir mürekkepti Zeyneb (a.s.), ilim eteğinde,
Bir manolya ıssız çölde
Anıyor annesini ilahi bir sesle…
Annesinin diliyle söylenen,
Babasının eliyle işlenen,
Bir mushaftı; zarif ve narin…
Aşkın eşsiz tarifi mushaf-ı Fatıma (s.a.) natık şimdi…
Kalbim bu aşktan deli olmuşken sessizlikte,
Sultanından uzakta nasıl nefes alsın şehrim?
Fatıma (s.a.) kokulu bir banunun eşsizliğinde
Yolumu ararken aşkından kendimi yitirmişim
Zehra (s.a.) kokusunu solurken sabahların mavisinde
Gizli kabrin aşikâr halinin hayalindeyim…
Bu sarhoşluk aklımı başımdan alıverdi
Fatıma (s.a.) esintisi biricik Zeynebi (a.s.) nerede şimdi?
O zarif ve ıssız yerde açan zambak
Nekadarda cesurdu kendine ait olmayan bir bataklıkta,
Çiçeklerin yeri bahçedir
Hiçbir çiçeği kan sulamaz
Şems olmazsa kamer ışık bulamaz
Gökteki yıldızlar anlatsın şimdi
Hangi kar tanesi soldurabilirdi Akileyi beni Haşim’i (a.s.)?
Annesinin iffetinin en açık nişanesi,
Babasının cesur askeri,
Mushaftı Zeyneb (a.s.) tarihe nakşedildi
Yorgun yüreğimin sefası
Sende gizli Fatıma’nın (s.a.) konuşan mushafı
Senin muhabbetin dilber
Aşığı alır ubudiyete sürükler…
Ben susuzum bu dünya çölünde
Susuzluğumu giderecek senin aşkınken sadece
Rabbim vaad etmiş bizlere
Hüccetini tamamlayacak diye
El ecel azizi Zehra (a.f)
El ecel bagıyatallah (a.f.)…
Allahumme accilliveliyyikel ferec…
vefa şahit