Bizleri
Annemizin doğum yıldönümüne kadar yaşatan Rabbimize hamdolsun. Zehra-i
Betül(sa) hakkında konuşmak, bir şeyler yazmak, O’na ağlamak, sevinçli olduğu
günde sevinçli olmak, şahsiyetini anlamaya çalışmak ve sonra anlatmaya ve
tanıtmaya çalışmak ne kadar da güzel! Onunla ilgili olan her şeyin güzel
olmasının sırrı nedir?
Bir kere
konuştu. Bir konuştu, yani kâmilen bir defa büyük bir hutbe irad etti ve bu da
meşhur oldu. Meşhurdur, ama maalesef bizlerin arasında sadece ismi meşhurdur.
Muhtevası hakkında o kadar bilgi sahibi olanımız yok.
Türkçeye
tercüme edilmiştir, bulunuz ve okuyunuz. Fatımi asaleti göreceksiniz o hutbede,
Muhammedi hikmeti de. Ali’nin ‘demedikleri’ karşınıza apaçık bir hakikat
olarak çıkacak.
Batılın
hak, hakkın batıl gibi gösterilmeye ilk başlanıldığı, fitnenin kuduz bir köpek
gibi herkesi ısırdığı, mahir bir hokkabaz olarak bütün hanelere girdiği o
kargaşa zamanında iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmanın bariz bir
numunesidir.
Tevella ve
teberranın Fatımanın vücudunda aşikar olduğunu yine kendi sözlerinde bulmak
mümkündür. Ehlibeyt Mektebi öğretilerinin hülasası, bu yüce ilahi hareketin
özü, mücadelenin başlangıcı bu hutbededir. Hatta ariflerin başucu
kaynaklarından biridir. Şu ana kadar birçok şerh yazılmış olduğunu da bilmeli.
Bismillah.
Sanki babası Allah Resulü gibi yürüyordu. Etrafında hizmetçiler ve
beni Haşim hanımlarından bir güruh. Mescide
girdi. Mescit; yani Mescid-un Nebi, yani Mescid-ul Fatıme. Ensar ve Muhacir
oturmuşlar. Resulün müstesna kızı dâhil olduktan sonra bir perde çekildi, Fatıma
da arkasına.
Fatıma’nın serzeniş, feryat ve ‘ah!’larının, nasihat
ve din, velayet müdafaasının, kısaca dini yeniden ihyasının gerçekleştiği mekân
idi. O mekân ki hicretin ardından yapılan ilk iş ve İslam Devleti’nin
merkeziydi. Sahabelerin evleri onun etrafında yapılırdı. Sadece ibadet yeri
değil, İslam maarif ve ahkâmının öğretim yeriydi, hatta okuma yazma bile orada
öğretiliyordu. Hükümetin mahkemesiydi orası, peygamberin konuşmalarının icra
edildiği yerdi. Maddi ve manevi olarak bütün cihat hazırlıkları oradan başlar,
‘Allahu Ekber’ nidaları oradan işitilirdi.
Sonra değişti. Mescide açılan ‘tek kapı’, kapattırıldı
ve diğer taraftan, yakıldı.
İlginçtir, Hüseyn (as) Aşura günü bütün yaran ve
evlatları şehit olduktan sonra o zalimler topluluğuna, yine de tövbe kapısının
açık olduğunu belirtmiş, davetini tekrarlamıştı. Bu güzelliğini annesinden almıştır
derim ben. Hutbesinden bunu rahatça anlayabiliyoruz. Fatıma, velayetin en büyük
muhafızıydı, gitti.
Vahdeti,
risaleti, velayeti, Muhammed’i (saa),Ali’yi anlatır. Rabbin büyük emaneti
Kuran-ı Mecid’i, namazı, zekâtı, orucu, haccı, adaleti, itaati ve bütün diğer
hükümlerin felsefesini aşikâr eder. ‘Lâ’yı, ‘belâ’yı, isyanı, mücadeleyi,
hüznü, vefayı, vefasızları, ispatı, hidayet yolunu, emri, nehyi kıyamete değin
akıl sahiplerinin karşısında apaçık etti ki kimsenin bahanesi kalmasın.
Evet, Fatımi Hutbeye meth ve senaydı bu. “Anne” yi
tanımak için biri bütün vücudunu adasa yeridir. Her zaman o mümtaz hanımın
fikrinde olmalı. Çünkü o Zehra’dır. Parlaklığı bütün varlık âleminin gözünü
alıyor.
Basiret sahiplerine ibret olsun diye, tercümesinden,
cahiliye dönemi tasviriyle, yazıyı sonlandırıyorum. İslam’ın rolü ve hatta
yapılan vefasızlığın büyüklüğüne bir de bu açıdan bakmalı. Bundan sonrası
yorumsuzdur;
“… Bundan önce bir ateş çukurunun tam kenarında
duruyordunuz. Kolayca içilen bir yudumluk su kadar önemsiz, aç insanın bir
kerede yutacağı az bir lokma gibi değersizdiniz. Çabuk parlayıp hemen sönüveren
saman alevi gibi dayanıksızdınız. Başka toplumların ayakları altında
eziliyordunuz. Develerin kirlettikleri kirli su birikintilerini içiyordunuz ve
tabaklanmamış bir deri parçasıydı yemeğiniz. İtilip kakılan, aşağılanan
pespayelerdiniz. Çevrenizdeki toplumların sizi kapıp götürmelerinden
korkuyordunuz. Arap kurtlarına lokma olduktan ve Ehli Kitabın azgınlarına
tutsak düştükten sonra Allah sizi Muhammed’le (saa) kurtardı. Onlar ne zaman
savaş ateşini yakmak istedilerse, Allah onu söndürdü.”
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.