Bilindiği üzere, 2008 yılındaki ‘Furkan savaşında’ Siyonist canavarlar mazlum Gazze halkına karşı yaptığı vahşi saldırıları neticesinde binlerce masum Filistinli hayatını kaybetmişti. Bütün dünya kamuoyunun gözleri önünde Siyonistler Gazze'ye ölüm yağdırmıştı.Okullardaki çocuklar öldürülürken , BM binaları vurulmuş, hastaneler yerle bir edilmişti. Bütün dünyanın ekranlardan bir filim gibi seyrettiği üzere yasak olan fosfor bombası kullanılarak katliamlara devam edilmişti.Gazze'deki çocukların, kadınların , yaşlıların ve savunmasız bütün halkın üzerine ölüm yağmur gibi inmekteydi .Sistemli ve planlı bir şekilde masum ve mazlum halkın öldürmelerini zaten Siyonist askerler de bizzat kendileride itiraf etmişlerdi. Gazze’yi açık bir gösteri alanı ve tiyatro sahnesine çeviren Siyonistlerin ,kan ile beslenen halkı da Müslüman Filistinlilerin ölümünü seyretmek için , insanlık tarihinde nadir görülebilecek kıyım anını kaçırmamak için yüksek tepelerden, çekimler yapmaktan da geri kalmamıştılar.
Direnişçi ve onurlu Gazze halkını en son teknolojik silahları ile dize getiremeyen alçak Siyonistler silahların susmasına müteakip 2006 yılından itibaren başlattığı Gazzeyi abluka altına alma operasyonunu daha bir derinleştirerek burasını açık cezaevi haline getirerek saldırganlıklarına,haydutluluklarına başka bir mahiyet kazandırdılar. O zamandan beri Gazze` de büyük bir insanlık dramı, trajedisi yaşanmaya devam etmektedir. Siyonist canilerin saldırıları neticesinde Gazze’nin alt yapısının yüzde 75 ‘si tahrip olmuş durumdadır. Gazze `de şu anda elektrik ve su kaynakları tamamen tükenmiş vaziyettedir. Bir temerküz (toplama kampı) haline getirilen Gazze halkı, toplu bir şekilde her geçen gün ölüme yaklaşmaktadır.Sağlık hizmetleri yönünden en basit müdahaleler bile yapılamamaktadır.Siyonistlerin, bombalarına maruz kalan okulların tamiratı imkansız olduğundan eğitim zaten yapılamıyor. Masum çocuklar, kısmen yırtık çadırların altında eğitimlerini yapmaya çalışmaktadırlar.
İşin en ilginç tarafı ise yapılan en modern zulümler bu gün 'insan hakları tellallığı'! yapan kendilerini 'medeni dünyanın temsilcisi!' gören batılı ülkelerin ve kendisini 'insanlığa feda eden !' ABD‘nin gözlerinin önünde ve onların desteğinde gerçekleşmektedir.Tabi bu oluşturulan ablukanın asıl amacı Filistinlere ölümü gösterip, sıtmaya razı etme siyasetidir.Siyonistler yaptıkları bu Fravuni zulümleri ile mazlum Gazze halkını iki seçenek arasında bırakmıştır: Ya toplu halde ölümü göze alarak direnmeye devam edecekler veya Siyonistlere yalvar yakar bir halde onların modern köleleri olmayı kabul edeceklerdir.
Gazze’nin içerisinde bulunduğu bu insanlık dışı olumsuz şartlarda insanlığın ortak bir tepkisi olarak dünyanın 50 ülkesinden yaklaşık 600 kişilik insanlığın vicdanın sesi olmayı kendilerine şiar edinen bu merhamet topluluğu gemilerle Gazze’ye doğru gemi filoları ile hareket ettiler. Bu onurlu insanların Gazze’ye yiyecek, ilaç, ve insani malzemelerin yanında değeri maddiyat ile ölçülemeyen umut,özgürlük ve insanlığın vicdanını taşıyorlardı.'Bu özgürlük filosunun en önemli özelliği yıllardan beri batılı ve doğulu işbirlikçilerin yardımı ile oluşturulan kuşatma, ambargo ve tahakküme karşı insanlık vicdanının ayaklanması ve harekete geçmesiydi.'Bu özgürlük konvoyuna her dinden ve siyasi görüşten insanlar katılmışlardı. Bu gurubun içerisinde Müslümanlar yanında Hıristiyanlar ve Yahudiler de bulunmaktaydı. Bu teşebbüsü teşvik eden birinci derecedeki faktör, "siyasi" olmaktan ziyade ‘insani’ faktördü.
Yıllardan beri Siyonist zülüm altında inleyen Gazze’ye umut olmak için Akdeniz sularına açılan insanlık vicdanının sesi olan ,özgürlük ve umut gemisi, Siyonistlerin deniz sınırlarına 75 mil uzaklıkta olan uluslar arası karasularında olmalarına rağmen terorist ve gasıp İsrail tarafından saldırıya maruz kaldılar. Herhangi bir devletin, bırakın insanî amaçlı yardımı, silah taşısa bile belirtilen uluslararası sularda yapacağı seyre bir engelleme hakkı bile yoktur. Bu korsanların saldırılarında savunmasız 16 özgürlük sevdalısı insan hayatını kaybetmiş bulunmaktadır. Uluslar arası temel hukuk kurallarını tanımadığını ilan eden Siyonistler karada olduğu gibi denizdeki korsanlık marifetlerini de göstererek onlarca masum insanı katletti ve onlarcasını da yaraladılar.Gasıp İsrail, bu alçak saldırısı ile aslında gemiye değil insanlığın vicdanına saldırdı.
Düne kadar özellikle İslam ile açık bir şekilde savaş halinde olan bu gasıplar artık bu saldırılarından sonra insanlıkla da savaş halinde olduklarını net bir şekilde ifade etmişlerdir. Savunmasız insanlara yapılan bu saldırı ile Siyonist barbarlığın bilinen gerçek yüzü bu kez bütün çıplaklığı ile dünya kamuoyunun gözleri önüne serilmiş bulunmaktır. Bu Siyonist cinayet ile beraber sessiz kalan insanlığın vicdanı artık harekete geçmelidir. Siyonistlerin ,Akdeniz’e gömmeye çalıştıkları o gemiler değil aksine kendi karanlık geleceğidir.Siyonistlerin pervasızca yaptıkları bu zulümler aslında onların çaresizliğinin en açık ifadesidir. Tarihi tecrübeler şunu göstermiştir ki bütün zalim , gayri meşru rejimleri yıkılışları yaklaştıkça zulümlerini de had safhaya çıkarmışlardır.
Gazze’ye umut için yol çıkan bu gemiler Siyonistlerin saklanan vahşet maskelerini düşürmüştür. Bu saldırı ile tabir caizse Siyonistler o kurşunları oradaki o sivil insanlara değil kendi kafalarına sıkmışlardır. Bu alçakça saldırıdan sonra mazlum insanların dökülen bu kanları ile artık uyuyan insanlık vicdanı uyanacak , yok olmaya yüz tutan bu gasıp,korsan rejimin yok oluş süreci hızlanacaktır.Siyonistler ve onların destekçileri şunu çok iyi bilmelidirler ki 'insanlar ölür', ama ' insanlık’ ölmez. İnsanlık bu zulmü bugün değilse de yarın, ama mutlaka durduracaktır ve durdurmalıdır. Aksi halde bu haydut rejimin bu "Astığım astık, kestiğim kestik", hiç kimse bana bir şey yapamaz, hiç kimse benden hesap soramaz,hiç kimseye hesap vermem tavrı insanlığın başına büyük bela olmaya devam edecektir.Özellikle gasıp Siyonistlerin yaptıkları bu zülüm karşısında sesini çıkaramayan devletlerin sessizliklerini bozma vaktidir.
Bilhassa ülkemizde ki terör örgütüyle bağlantısı bilinen ve onları istediği zaman şeytanı amaçlarına ulaşmak için kullanan da Siyonistlerdir. Son zamanlarda Reşadiyede ki baskında 33 askerimizin katledilmesi ve İskendurunda gemi operasyonu ile eş zamanlı olarak yapılan saldırıda 6 askerimizin öldürülmesinin arkasındaki güçlerin Mossad ajanlarının olduğu uzmanlarca belirtilen bir gerçektir. Bu konuda bir takım sadece sözde söylemler ile Siyonistlere tavır alan Türkiye hükümetinin etkili eylemleri ve uygulamalarıyla Siyonistlerin anladığı dilden konuşarak biran önce diplomatik ilişkilerin kesilmesinin tam zamanıdır . Bu gün yaşanan bu vahim ve insanlık dışı saldırı karşısında insanlık ve Müslümanlar yeniden sınavdan geçmektedir..
İnsan olma özelliğini kaybetmeyen bütün insanların yapılan bu zülüm karşısında sessiz kalmayarak insanlık bedeninde bir çıban başı, bir tümör durumunda olan Siyonistlere gereken cevabı vermesi bu necasetin bir an önce bedenden temizlenmesi ,atılması gerekmektedir. Müslüman yöneticiler ve halklar da bu son katliamlarda görüldüğü üzere artık şu gerçeği net bir şekilde görmelidir ki gasıp ,korsan ,haydut Siyonist rejim ile diyalog ,barış yapılması mümkün değildir. Bunların anladığı dil sadece kaba kuvvet ve direniştir. Bu nokta Müslüman halklar da birlik beraberlik içerisinde hareket ederek, Siyonist mallara karşı yapılan boykotu ciddiyetle sürekli olarak devam ettirerek bilhassa bu günlere vefat yıl dönümünde özlemle ve rahmet ile andığımız İmam Humeyni’nin(r.a) o kutlu sözüne 'Lebbeyk' diyerek kovalarından dökecekleri suların oluşturacakları nefret denizinde bu gasıp rejimi gark etme zamanıdır.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.