Dostlara
selam. Bundan sonra dost olacaklarımıza da selam. Uzun
bir süre yazmaya ara verdim. Kendime göre sebeplerim ya da bahanelerim var. Canımızı elinde bulunduranın yüce lütfü ve inayetiyle,
kaldığımız yerden yazmaya devam…
'Eyyam-ı
Fatımiyye'yi derk etmekteyiz şu sıralar.
En güçlü nakille Fatıma'nın şehadet günleri. Bu günlerde
O'nun hakkında birkaç satır yazmazsak vefasızlık etmiş oluruz. Çünkü Rahmet
Peygamberi'nin kızının varlığı, unutulmayacak
kadar azametlidir.
Din mevzusunda hangi sayfayı açarsanız,
Musibetle ilgili hangi sözü işitseniz, Tevella ve Teberranın manasına baksanız,
bir irfan sohbetine kulak verseniz, zulmün tarihini açsanız,
mazlumiyyetin ne olduğunu, gözyaşının ne zaman şeref kazandığını bilmek, şecaat,
itaat, muhabbet nedir derk etmek isteseniz, şefaatin hikmetine sahip olmak,
hitabet nasıl olur, kâmil ibadet nasıl yerine getirilir
bilmek isteseniz, karşınıza daima, yüce bir isim çıkacaktır:
Fatıma.
Yeryüzünün
en ahlaklısının peşinde koşanlar mı var, iyilik ve
güzelliği tanımaya çalanlar mı? Hiç işitmemeliler mi; Resulullah (s.a.a)
buyurmuştu: "Eğer iyilik ve güzellik bir şahıs olmak isteseydi, o mutlaka Fatıma olurdu; oysa Fatıma ondan daha üstündür.
Kızım Fatma soy, yücelik, keramet ve bağış bakımından yeryüzündeki insanların en üstünüdür." Güzellikler, Fatımanın
ulvi vücudunda cem olmuştur. Öyle ki ondan ayrı değillerdir. Güzellik, Fatıma'ya
müntesip olması sebebiyle iftihar edebilir ancak.
Yoksa bazıları
namusu, hicabı mı tanımlamaya çalışıyor? Öyleyse
dinlesinler: Nakle göre Resuli Ekremin (saa) vefatından sonra tebessüm dahi etmeyen Zehra
(sa) o tabutu görünce gülümsedi ve böyle buyurdu: "Bu tabut ne kadar güzel
bir şey, bunun içindekinin kadın mı erkek mi olduğu
belli olmaz."
Baştan
alalım. Zehra'nın habibi, Habibinin yanına gitti. O günden
itibaren dünya Zehra'nın yüzüne karardı. Şu sözleri söylüyordu;
"takatim kalmadı, sabrım tükendi, bitab
düştüm, düşmanım sevindi. Sevgili
babacığım bu acı beni öldürüyor, yalnız, şaşkın ve kimsesiz kaldım, sesim tutuldu, belim
büküldü, hayatım karardı. Babacığım senden sonra korku anmda artık bir dostum kalmadı, beni sakinleştirecek
kimse yok."
Başına öyle musibetler geldi ki aydınlık
gündüzün bana gelseydi, dönüp karanlık gece olurdu.
Ve ağladı… Öylesine ağladı ki Adem'den kıyamete, en çok ağlayan beş kişiden
biri oldu. Öylesine ağladı ki Medine'nin vefasız sokakları
onun naleleriyle inledi. Huzur dostun ve düşmanın evinden firar etti. Bazıları
gelip, 'ya gündüz ağlayıp, gece sussun, ya gece ağlayıp gündüz sussun' demişlerdi;
gece ve gündüz ağladı. Onun feryadından, gece ve
gündüz de hatta, ağladı. Şerif babası buyurmuştu hani; "Ey
Fatıma! Allah'a and
olsun ki senin ağlamandan dolayı, Allah'ın arşı ve onun etrafındaki melekler, gökler ve yerler ve onlarda
olan her şey ağlayacaktır."
Şeyh Abbas Kummi, kitabı 'Beytul Ahzan'da, Keşfu'l Gumme
kitabından, hülasa İbni Abbas'tan
nakleder. İstisna olarak gülümsediği bir an vardı Zehra'nın. Ama o andan önce
endişeliydi. 'Kırık kapı macerası'ndan sonra, visaline
yakın zamanlarda Esma BintiـUmeys'ten üstü kapalı
bir tabut yapmasını istedi. Çünkü o vakitlerde ölen
kadınlar, üstlerine parça atılıp üzeri
açık tabutlarda teşyi ediliyordu. Bunu hoş karşılamıyordu
Zehra-yi Betül. Esma, Habeş Halkından gördüğü üzere,
tabutu yaptı.
Nakle göre Resuli Ekremin (saa) vefatından sonra tebessüm dahi etmeyen Zehra o
tabutu görünce gülümsedi ve şöyle buyurdu: "Bu tabut ne kadar güzel bir
şey, bunun içindekinin kadın mı erkek mi olduğu belli olmaz."
Ey Fatimi
hanımlar ya da kendisini Fatma'nın
takipçisi ilan edenler! Zeyneb'in annesi, mübarek naaşının
bile bir zerre görülmesini istemiyor. Dikkat edelim daha cazip bir nokta daha
var: Sahi, Zehra'yı gecenin karanlığında defin etmediler mi? Ve bir elin
parmağını geçmeyecek 'has yaran' haricinde kimsenin de haberi yoktu değil mi?
Şöyle geriye çekilip yeniden düşünelim. Hanım'ın
-yoluna canımız feda- hassasiyetinin ulaştığı
haddi görebildiniz mi?
'Kevser'in
hayatının yeniden tahkik edilip, onu derk
etmeye çalışmaya meşgul olunduğu bu günlerde -ki temenni ediyorum öyledir-,
bunu söylemenin de vakti gelmiştir; kadınlarımız Fatımi
bir yaşam anlayışına sahipler mi, dört dörtlük?
s.a kardeş seni ve güzel yazılarını tekrar görmek memnun etti bizleri.İnş bu kavuşmanın yerini tekrar uzun ayrılıklar almaz.Yolumuzu aydınlatan ve ufkumuzu açan yazılarını özlemiştik.Allaha emanetsin inş birgün tekrar karşılıklı görüşmek ümidiyle.
#FFFFFF">
Resul
24-05-2010, 11:51:40
#FFFFFF">
Selamun aleykum
Değerli kardeş, yazılarını ta baştan takip ediyorum. Çok hoş, akıcı edebi bir kalemin var ve yazıların gelecek vaad ediyor. İnşaallah ara vermeden ve ciddiyetle okumaya ve yazmaya devam edersen, parlak bir geceğin olacaktır inşaallah. Allah yar ve yardımcın, Hz. Fatıma şefaatçin olsun...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.