Ortadoğu
ülkelerinin çektiği zulmün, cefanın adıdır ARZ-I MEVUD."Arz-ı
mevud"; Yahudi inancına göre Nil nehrinden başlayıp Fırat ve Dicle’ye kadar
olan toprakların, ibadet amacıyla ele geçirme düşüncesidir. ARZ-I MEVUD
düşüncesi çerçevesinde yaptıkları kıyımları da haklı ve olağan bir olaymış gibi
dünya kamuoyuna lanse ettirilmeye çalışılıyor.Evet , dünyadaki bu karmaşanın en
önemli sebeplerinden birisi olan ARZ-I MEVUD düşüncesi, İsrail devletinin
ortadoğuyu kan gölüne çevirmesinin yegane temelini oluşturmaktadır. Bir başka
değişle Kenan diyarı veya vaat edilmiş topraklardır ARZ-I MEVUD’ un tanımı. ARZ-I
MEVUD düşüncesiyle olaya yaklaşacak olursak; İsrail’in yapmış olduğu eylemleri
ve planladığı ve yakın zamanda faaliyete geçirmeyi düşündüğü planları daha iyi
idrak edebiliriz.
Bilindiği üzere İsrail devleti
halkını yani Yahudileri seçilmiş ırk olarak görmektedir.
“5- Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama
uyarsanız, bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü
benimdir.
6- Siz benim için kâhinler krallığı, kutsal ulus olacaksınız. İsraillilere
böyle söyleyeceksin.” (Mısırdan Çıkış-19)
“31 “Sınırlarınızı Kızıldeniz’den Filistin Denizi’ne,
çölden Fırat Irmağı’na kadar genişleteceğim. Ülke halkını elinize teslim
edeceğim. Onları önünüzden kovacaksınız.” (Mısırdan
Çıkış-23)
Bu maddeler Yahudilere vaat edilen
toprakların müjdesini veriyor. Bunlarla beraber eğer ki vaat edilmiş topraklarda
İsrail devletini kuramazlarsa, onlara vaat edilene sahip olamazlarsa nelerle
karşılaşacakları kutsal kitaplarında şu maddelerle sıralanır;
14- “Ama beni dinlemez, bütün bu buyrukları
yerine getirmezseniz, cezalandırılacaksınız. 15 -Kurallarımı çiğner, ilkelerimden nefret eder, buyruklarıma karşı çıkar,
antlaşmamı bozarsanız
30 -Tapınma yerlerinizi yıkacak, buhur sunaklarınızı yok edeceğim.
Cesetlerinizi devrilen putların üzerine serecek, sizden nefret edeceğim.
31- Kentlerinizi viraneye çevirecek, tapınaklarınızı yıkacağım. Beni hoşnut
etmek için sunduğunuz kokuları duymayacağım.
32- Ülkenizi viran edeceğim, oraya yerleşen düşmanlarınız bile şaşkına
dönecek.
33- Sizi öteki ulusların arasına dağıtacak, kılıcımla peşinize düşeceğim.
Ülkeniz viran olacak, kentleriniz harabeye dönecek.
37- Kovalayan yokken savaştan kaçarcasına birbirlerinin üzerine yıkılacaklar.
Düşmanlarınızın karşısında ayakta duramayacaksınız.
38- Öteki ulusların arasında yok olacaksınız. Düşman ülkeler sizi
yutacak.
39- Artakalanlarınız gerek kendi, gerekse atalarının suçlarından ötürü düşman
ülkelerde eriyip gidecekler.” (Levililer-26)
Görüldüğü gibi Yahudilerin bu kadar
saldırgan ve bir o kadar da vahşi olmalarının sebebi kendilerinin tahrif ettiği
kutsal kitapları yani dini inanışlarıdır. Bu inanışları neticesinde Yahudilerin
dışında tüm halkların helakini dinlerinin bir gereği olarak görüyorlar.
Yeryüzünde başlatmış oldukları tüm çalışmaların birinci sebebi kendilerini
helakten korumak, vaat edilen toprakları ele geçirme düşüncesidir. Bu düşüncenin
temelleri eskilere dayansa da bariz olarak çalışmalarına Filistin’den parayla
toprak alarak başlamışlardır. Filistin’e tarım adı altında koloniler
yerleştirerek süreci hızlandırmışlardır. Ve nihayetinde Filistin topraklarından
başlayarak ARZ-I MEVUD düşüncesi çerçevesinde İsrail devletini kurmuşlardır.
Bölgedeki gücü ele geçiren İsrail
devleti yavaş yavaş kapsama alanlarını genişletmeyi
hedeflemiştir. Bu hedef doğrultusunda diğer komşu ülkelere
savaş açmış, soykırımlar gerçekleştirmiştir. Önlerinde kendilerini
durduracak bir güç bulamayan İsrail bu bölgede rahatça at koşturmaya
başlamıştı. Ta ki Lübnan’da Hizbullah’ın zafer kazanmasına kadar.
Hizbullah’ın bu zaferinin başlangıç noktası 1979 İran İslam Devrimi’dir
diyebiliriz. Uyanışın simgesi Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin(r.a) ‘Nurlu
Kıyam’ı ilham olmuştur Hizbullah’a.
Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerim de
İsrailoğulları için şöyle der;
Biz, Kitap’ta İsrailoğullarına: Sizler,
yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız,
diye bildirdik.
Bu ikiden birincisinin vakti gelince,
üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her
köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.”
Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve
zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da
çoğalttık.
Eğer iyilik ederseniz kendinize etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş
olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler,
daha önce girdikleri gibi yine Mescide (Süleyman Mabedi’ne) girsinler ve
ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine
düşmanlarınızı musallat kıldık)
Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eğer yine (fesatçılığa) dönerseniz,
biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler için bir hapishane
yaptık.” (İsra- 4-8)
Bu ayetlerden anlaşıldığı
kadarıyla Hayber Kalesi’nin fethine iki tanesinden birincisi diyebilir miyiz? Sonrasında Yahudilerin Filistin topraklarında
İsrail’i kurması İsrail oğullarının zaferidir diyebiliriz. Şimdi ikinci yenilgi
ne zaman diye bir soru gelebilir aklımıza. İslam toplumunda İsrail’e kafa tutan
ve insanlığı İslami ilkelere davet eden ülke halihazırda tabi ki İran‘dır. Bu bağlamda Ortadoğu‘ da gitgide güçlenen ve
Amerika ile müttefiklerine karşı direnen ve durmadan güçlenen ülke İran’ın
durup dururken atom silahıyla tehdit edilmesihiç kuşkusuzsiyonist yahudilerin
kışkırtmasıyla ama Barack Obama’nın dilinden bu yüzden yapılmaktadır. İsrail ve
batılı hamileri korkularını artık
gizlememektedirler. İran’ın tüm yaptırımlara rağmen gitgide güçlenmesi
gözlerini korkutuyor. Ortadoğu‘ da İsraillilerin çıkardıkları bu fitne de
alametlerden bir tanesidir.
Yahudiler, Filistin’den
toprak alarak nasıl İsrail devletini kurdularsa bugün Güneydoğu Anadolu‘da da
ARZ-I MEVUD düşüncesi içerisinde toprak almaya devam ediyorlar. Filistin için
tarım yapmaya geldik diyen Yahudiler, Filistin’i nasıl ele geçirdilerse aynısı
bizim topraklarımızda da uygulanmaktadır. Belki bilerek veya bilmeyerek
güneydoğudaki mayınlı bölgenin 45 yıllığına İsrail’e verilmesinde de yine ARZ-I
MEVUD düşüncesi hakimdir.
Dünya ekonomisinin
gücünü elinde bulunduran Siyonist lobiler, teşkilatlar, kuruluşlar,
şirketler vb. birçok örgüt veya şahıs vaat edilen topraklara ulaşmak için
çalışmalar başlatmışlardır. Müslüman olmamız ve Kenan Diyarında bulunmamız
münasebetiyle çok dikkatli olmalıyız. Paranın kaynağının Siyonistler olduğunu
unutmamalıyız. Hedeflerinin ARZ-I MEVUD olduğunu unutmamalıyız. Düşmanımızın
bizim aramıza yerleştirdiği köstebeği iyi tespit etmeliyiz. Elini sıktığımız
insanların kimliklerini iyi araştırmalıyız. Kısacası kimin dost kimin düşman
olduğunu iyi tespit etmeliyiz.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.