Günümüzde
sinema hayatı öyle bir hal aldı ki sinemanın hızına yetişmek mümkün
değil.Tıpkı süratle akan zaman gibi… İnsanoğlu varlığını geliştirmede ve
kulluğunu sergilemede araç olarak kullandığı dünyada bir aktör veya aktris
gibidir. Kendisine emanet verilen hayatta yapmakla yükümlü olduğu görevlerinin
bilincinde olmalı. En iyi şekilde sahnedeki rolünü bilmeli ve
uygulamalıdır.Hayat sahnesinde hangi rolü oynuyorsak karşımıza da onun
yansıması ayna gibi parlayacaktır. İki cihan saadeti için gereklidir…
Şimdi
sizlere öyle bir film anlatacağım ki eminim hepimiz bu filme konuk olmuşuzdur.
Kimilerimiz başrolde oynamışızdır, kimilerimiz figüran rolünde, çoğunluğumuz da
seyirci statüsünde yer almışızdır.
Filmin konusu
SAVAŞ-KORKU VE GERİLİM. Filmin yapımcısı ve yönetmeni de herkes tarafından çok
iyi tanınmaktadır. Tahmin ettiniz değil mi kimlerin yapımcı ve yönetmen
olduğunu? Evet, tabii ki de kim olduğunu bildiniz. Bilinmeyecek gibi değil
zaten. Bugün savaş-korku ve gerilim filmini Amerika ve İsrail’den başka kim en
iyi şekilde gerçekmiş gibi çekebilir. Amerika yapımcı, İsrail de yönetmen. Tabi
bunlar sıkılınca yer değiştirebiliyorlar. Bu kez de İsrail yapımcı, Amerika da
yönetmen oluyor. Hem de ikisi de işlerini çok iyi yerine getiriyorlar. Filmin
yapımcı ve yönetmenini tanıdık, Amerika ve kankası İsrail. Şimdi oyuncu
kadrosuna gelelim.
Oyuncu
bulma noktasında sıkıntı çekmiyorlar. Bizim gibi insanlar oldukça da sıkıntı
çekmeyecek gibi… Evet, oyuncu kadrosunun başrolünde sözde Müslüman olan halk
toplulukları yer alıyor. Her türlü figüran rolünü üstlenmekten de hoşlanıyoruz
zaten. Filmin başrol oyuncusu da belli oldu. Sözde Müslüman ülke ve
topluluklar… Diğer oyuncu kadrosunda da yine bu halktan insanlar yer
almaktadır. Yer seçimi konusunda da hiç değişiklik yapmayan yapımcı ve
yönetmenler tabi ki yine Müslüman olan neresi varsa orayı seçiyorlar. Niye?
Çünkü oyuncu sıkıntısı çekmiyorlar; bizler de severek bize düşen görevi
yapmaktan gurur duyuyoruz. Film korku ve gerilim ya hani korkutmak ve germek
rolü de bu işi en iyi yerine getiren Amerika ve İsrail ordusuna kalıyor. Zaten
bu işi onlardan ve müttefiklerinden başka kimse dört dörtlük yapamaz. Evet,
oyuncular ve yer de belli oldu.
Amerika ve
müttefiklerinin yapacağı filme seyirci bulmak da zor bir şey değil zaten. Dünya
kamuoyu ve özellikle bizler de iyi seyircileriz… Anlayacağınız gişe rekorlarını
alt üst edecek bir seyirci kitlesi bulunmakta. Şimdi gelelim filmin ismine.
Filmin ismi;”AMACIMIZ ÖZGÜRLÜK”. Dillerinden düşürmedikleri özgürlük lafı ilham
oluyor yapımcı ve yönetmene. Filmin adı da belli oldu, şimdi filmin içeriğinden
bahsedelim. Bazılarımız seyirci, bazılarımız da figüran olduğumuz için eminim
kimseye yabancı gelmeyecek. Film uzun soluklu olduğu için yıllardır çekimleri
bitmiyor. Zaten bizler de bitmesini istemiyoruz ses çıkarmayarak.
Film
isminden de belli olduğu gibi Amerika’nın ve İsrail’in ezilen halklara özgürlük
getirmesini konu alıyor. Önce bir ülkede diktatör bir yönetim oluşuyor ve
insanların özgürlüğe ihtiyacı olduğunu düşünen Amerika hemen harekete geçiyor
ve ezilen halklara özgürlük götürüyor. Tabi özgürlük o kadar kolay değil. Biraz
fedakârlık etmek lazım, diktatör rejimle savaşmak lazım. Füzelerle yönetimi
çökertmek lazım, çocukları ve aileleri öldürmek lazım, gece uyurken evleri
masum halkın üzerlerine yıkmak lazım. Tanklarla önüne çıkan engelleri aşmak
lazım, ağır silahlar kullanarak savaşmak lazım. Kimini dul, kimini yetim,
kimini evsiz, kimini öksüz, kimini sakat bırakmak lazım. Filmde oyuncular gerçek
hayattan seçildiği için kendimizi öyle bir kaptırıyoruz ki yanı başımızda
fosfor bombalarıyla masum halklara saldırılıyor, biz pür dikkat filmin seyrine
dalıp gidiyoruz. Bir anda binlerce insan katlediliyor bizler gıkımızı bile
çıkarmadan devamını bekliyoruz.
Şimdi bir
an durup düşünelim ve analiz edelim biz filmin neresindeyiz? Bugün belki
seyirci rolündeyiz; ama yarın figüran rolünü oynayacak kimse kalmayınca sıra
bize gelecek. Belki öleceğiz, belki sakat kalacağız, belki evsiz kalacağız,
belki yetim, belki öksüz kalacağız. Bizler bu şekilde seyirci kalırsak olaylara
elbet bir gün bizler de birer Filistinli, Lübnanlı, Afganistanlı gibi özgürlük
için savaştıklarını söyleyenlerin birer esiri olacağız..
Bu filmde
figüran olmak istemiyorsanız gelin seyirci olmayalım bu gaddarlıklara.
Haklarımızla beraber ezilen halkların da haklarını arayalım hep birlikte. Boyun
eğmeyelim bu zalimler topluluğuna, herkese eşit özgürlüğün olduğu bir dünya
inşa edelim geleceğe. Zalimi de zulmünü de temizleyelim dünyadan. Yeter ki
davamıza inanalım ve çaba sarf edelim. Çocuklarımızı geleceğe silahın, savaşın,
kötülüğün olmadığı bir hayat hazırlayalım. Ali’ler, Ayşe’ler,Yusuf’lar,
İsa’lar, Yasemin’ler ölmesin. Huzurlu, mutlu bir yaşam ortamı oluşsun.
Yazını okurken insanın gözünde canlanıyor birçok şey yada oynadığımız oyun diyelim!Temas ettiğin noktalar gerçekten çok doğru,film sahnelerinde görmeye o kadar alışmışız ki acımasızlıkları,savaşları,ölümü...artık bunlar bize normal gelmeye başlamış.Gözümüzün önünde olan,müslüman kardeşleimizin başına gelen musibetlere bile öyle bakıyoruz ne yazıkki.Gerçekten beklemeyi de hak etmek lazım,Rabbim o günü hakkıyla bekleyenlerden karar kılsın bizleri inş...
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.