Tarihin muhtelif evrelerinde
Hindistan ile Türkiye arasında bir başka açıdan da bölge halklarıyla Türkler
arasında sürekli bir iletişim ve etkileşim cereyan etmiştir. Uzun yıllar Türk
hakanlığı olarak Babür Devleti adıyla varlığını sürdüren Hint ulusları İngiliz
işgal yıllarında da Osmanlı Hilafetiyle ilişkilerini sürekli sürdürmüştü. Milli
mücadeleye maddi manevi büyük katkıları bulunan Hint Müslümanlarını Anadolulu
kardeşleri hala şükranla anmaktadır.
Tarihi ve kültürel bağlar
elbette incelenmeli ve aradaki köprüler kuvvetlendirilmelidir. Hindistan’ın
bizim için bunun ötesinde bir değeri söz konusudur. Gelecekte bölgesinde ve
dünyada söz sahibi bir ülke olarak varlık göstermek istiyorsak ekonomik olarak
güçlenmek zorundayız. Bundan dolayı Hindistan Türkiye için bulunmaz bir pazar
gibi görünmektedir.
Genel Ekonomik Durum Özeti: Hindistan 1,1 trilyon Dolar GSYİH ile dünyanın en
büyük ekonomilerinden birisine sahiptir.
Kişi başına gelir ortalaması düşükse de çok önem verilmesi
gereken bir tüketim potansiyeli olan bir ülkedir. 63.100
km’lik demiryolu hattı ile dünyanın üçüncü büyük demiryolu
şebekesine sahip durumda bulunan Hindistan, 2225 mw’lık bölümü nükleer
santrallerde üretilen 81.000 mw elektrik enerjisi kapasitesi
ile güçlü bir ekonomi için sağlam bir altyapı oluşturmaya
çalışmaktadır. Fiziki altyapı faaliyetlerine ilaveten teknoloji
ve bilim altyapısında
da ilerleme sağlamış durumda bulunan Hindistan, bilim
adamı, uzman ve teknisyen kadrosu
bakımından dünyada 2. sırada yer almaktadır. Hindistan,
atıl düzeni kaldırmak ve ekonominin çeşitli sektörlerini
yeniden yapılandırmak için 1991
yılında ileriye dönük, kapsamlı bir ekonomik reformlar
programını başlatmıştır. Bu reformlar çerçevesinde nüfusun %75’ini
oluşturan ve GSYİH’nın %30’unu üreten tarım (hayvancılık, ormancılık ve
balıkçılık dâhil) sektörü başta olmak üzere tüm
sektörleri yeniden yapılandırmayı amaçlayan Hindistan,
yıllık %1,8’i bulan nüfus artış hızının beraberinde getirdiği
istihdam sorunlarını da aşmaya çalışmaktadır.
Hedef Hindistan
Yirminci asır müslümanların boynunun büküldüğü, dünya
sahnesinde yöneten değil yönetilen halklar olarak rol aldıkları, acının, gözyaşının
eksik olmadığı bir asır olarak tarihe geçti. Kimse yirminci asırda müslümanlar
için fevkalade iyi işler gerçekleşti diyemez. Yirmi birinci asrın da bu çizgide
gitmemesi ve bölgesinde, dünyada söz sahibi müslümanların gittikçe çoğalması
için manevi kuvvete ve akabinde de ekonomik güce ihtiyaç vardır. Mazlumların
gözyaşını dindirecek bir Türkiye ekonomik güç olmadan hayallerde yaşamaya
mahkûmdur. Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesi dosta güven, düşmana
tedirginlik verir hale gelebilmesi için yeni pazarlara ihtiyacı vardır.
Hindistan ise bunun için biçilmiş kaftandır.
1981–1995 yılları arasında dünya ekonomisindeki
büyümenin yaklaşık yüzde ellisi ABD ile Japonya kaynaklıydı. Japonya ile
Almanya birlikte o yıllarda tüm büyümenin yüzde 25’ine sahipti. Bununla
birlikte son on yılda, Amerika’nın büyümesi dünyadaki büyümenin çeyreği
oranında kalırken Japonya’nın dünya ekonomisindeki büyümeye katkısı yüzde 1,
Almanya’nın ise yüzde 3 oranında kaldı. Dizginleri Çin, Hindistan ile Brezilya
ele aldı.
Bu fotoğrafa biz Güney Afrika’yı, Türkiye’yi,
Kazakistan’ı ve Polonya’yı ilave edebiliriz. Batının uzun yıllardır görmek
istemediği ve 400 yıla yakın süren üstünlüğünün sönmekte olduğu gerçeğini,
diğerlerinin yükselişini ekonominin verileri reddedilmez şekilde ortaya
koyuyor. Türkiye tarih tarafından aslına dönmeye çağrılmaktadır, buna
zorunludur. Artık sınırların bir taş duvar olduğu 30 yıl evvelinin dünyasında
yaşamamaktayız. Çıkarlarımızı korumak için artık sınırlarımızın ötesine açılmak
mecburiyetindeyiz.
Dünya düzeni 1929’dan bu yana görülen en büyük
ekonomik kriz ile yeni sahillere yelken açmıştır. Dünyamız enerji kaynakları,
su, gıda ve madenler gibi kıtlaşan kaynaklar ile yükselişe geçen ülkelere (Çin,
Hindistan, Brezilya, Rusya) aynı zamanda şahit oluyor. Bir dönem sanayi çağına
hamilik yapmış, solmaya yüz tutan dünya düzeninin köklerine sahip olan Avrupa
iç kısır çekişmeler, vizyonsuzluk ve zamanın ruhunu kavrayamama gibi sebeplerle
giderek etkinliğini ve belirleyiciliğini kaybediyor. Yaşlanan nüfusu, kıt kaynakları
ve enerjiye olan yüksek bağımlılığı, kendisini yenileyememesi ve şizofrenik
siyasi takıntıları, olgulara duygusal yaklaşımı ile Avrupa 21. yüzyılın mağlubu
olma yolunda hızla mesafe alıyor.
Türkiye Avrupa yolunda sarf ettiği enerjinin bir
kısmını dünya pazarlarına aktarma gayretindedir. Resmi ve gayri resmi heyetler
dünyanın dört bir tarafında yeni pazarlar peşindedir ve Türk hükümeti de bu
gayretlerin arkasındadır. Göz ardı edilemeyecek bir bölge de Hindistan’dır. 1
milyar 250 milyona yakın nüfusu ile eminim tüm dünyanın iştahını kabartan bu
ülkenin insan varlığının azamisi kötü koşullarda ve fakirlik içinde hayatlarını
sürdürmektedir. Ve gelecek zaman diliminde de Hindistan’ın nüfus olarak Çin’i
geride bırakacağı hesap edilmektedir.
Bir de başka bir Hindistan var. Yaklaşık yüz milyon
vatandaşının dünya standartlarının çok üzerinde lüks tüketim yaptığı,
kazanan ve harcayan bir Hintli kesim var ki, Türkiye’nin bu kesime hitap etmesi
ve bu zengin Hintlileri seyahat, eğitim, sağlık ve her türlü harcama kalemleri
için Türkiye’ye çekmesi mecburidir. Bu kesimin her türlü ihtiyacını karşılamak
için Hindistanlı girişimcilerle işbirliği yapılıp pazarı İngiltere’nin,
Amerika’nın ve Çin’in elinden almak zorundadır. (İthalat Yaptığı
Ülkeler :%6,9 Çin, %6,1 ABD, %4,9 Belçika, %4,6 Singapur) Hali
hazırda devam eden ticari ilişkilerimiz neticesinde Türkiye’den ağırlıklı
olarak; Yassı hadde ürünü, bakır cevherleri ve
konsantreleri, haşhaş tohumu, otomotiv sektörü ürünleri, beyaz
eşya, dokuma makineleri, taşkömürü, linyit ve turbdan elde
edilen Kok/Sömikok, Pamuk
(Denim, Renkli İpliklerden), mermer ve traverten,
altın kalemlerinde ithalat yapan Hindistan, Türkiye’ye; Reaktif boyalar,
suni lifler, kimyasallar, motorlu taşıtlar, giyim eşyası, aşılar, ilaçlar ihraç
etmektedir. İhracatçılarımıza, resmi ve sivil toplum kesimlerine bir hafiye
gibi çalışmak düşmektedir. Hindistan’ın ithal ettiği kalemler didik didik
incelenmeli ve Türkiye’den daha ucuza mal edebileceği kalemlere yönelik Hintli
iş adamlarına bilgilendirme yapmalıdır. Hintli girişimcinin Amerika’dan 1
dolara aldığı bir ürün, bir kalem mal, Türkiye’den 85 sente temin
edilebiliyorsa bu Hintli iş adamına duyurulmalıdır.
Hint nüfusuna göre küçük bir azınlık olan aşırı zengin
kesim Türkiye’nin nüfusundan fazladır. Türkiye en pahalı, en kaliteli ürünleri,
en kaliteli hizmetleri bu kesinin beğenisine sunarak bütçesini güçlendirmekle
yükümlüdür. Güçlü devlet olmak için güçlü maliye şarttır.
Türkiye Hindistan ile mevcut ilişkileri geliştirmek ve
ülke içindeki yüz milyon civarında olduğu anlatılan zengin kesimin
ihtiyaçlarını sağlayacak ataklar yamak zorundadır. Tarihi seyri içerisindeki
Türk-Hint ilişkileri gelecek devirlerde de olabildiğince parlak olmalıdır.
Türk girişimciler Hindistan’a ekonomik ataklar
gerçekleştirirken on sekizinci asır Avrupa mantığının çok uzağında manevi fetih
ruhuyla bu topraklara geleceklerdir. Sanayicilerimizin, iş adamlarımızın
beraberinde öğretmenlerimiz, ilahiyatçılarımız, gönül ve fikir adamlarımız da
Hint yarım adasına yayılacak ve 1 milyarı aşkın Hintlinin ruh dünyasını da
fethedecektir. Bizler Anglosaksonlar gibi sadece yağmalamak için sadece mal
alıp satmak için dünya yüzeyinde hareket edemeyiz. Ashabın (Allah hepsinden
razı olsun), müslüman derviş gazilerin dünyanın dört tarafındaki tebliğ
gayretleri gibi Hint yarım adasında da İslam’a susayan yürekleri fethederken
Hindistan Müslümanlarının da sıkıntılarını paylaşacak ve çözüm yolları
arayacağız. Gönül erlerimiz, yardan ve candan geçenlerimiz Hindistan’da
ruhların yeniden inşası için, yeni Gandi’lerin, yeni İkbal’lerin yetişmesi için
sarfı mesai edeceklerdir. Hindistan’ın bize bizim de Hindistan’a ihtiyacımız
var. Her şeyden evvel Hintli Müslümanlara gönül borcumuz var.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.