Şubat
ayında başlayan ateşkesin ardından bugünlerde Husi’lerle Yemen hükümeti
arasında yeni bir tartışma başladı: Muhalif konumda olan Husi hareketinin
silahlı bir güç olarak var olma çabası ve bununla birlikte Husi’ler içindeki
genç neslin Güney Yemen ile birleşme konusunda istekli olmaması, Salih
hükümetini zora sokmakla birlikte, sinirleri de giderek yıpratıyor.
Yemen
bugün İran ile Suudi Arabistan’ın dolaylı yollarla karşı karşıya
geldiği yer. Eskiden Zeydî inancıyla yaşayan Husi’ler özellikle 1979 İslam
Devrimi’nin etkisiyle giderek İsna Aşeriyye inancına doğru evrilmiş ve 12 İmam
Şiiliği özellikle gençler arasında büyük bir kabul görmüştür. Bugün gelinen
noktada aylarca süren iç savaşın ardından Yemen yeniden bir soğuk savaş
meydanına dönmüştür. Özelde Husi’ler olsa da, bugün gelinen noktada Carudî
olmayan Güney Yemen’liler de merkezi hükümetin Güney Yemen’e ayrılıkçı
davrandığını söyleyerek, bir anlamda bağımsızlık düşüncesiyle Carudîlere
yaklaşıyorlar. Suudi Arabistan ise bu değişim ve ayrılık çağrısını kendi devlet
yapısı ve meşruiyeti için bir tehdit olarak algılıyor. Bu tehdit algısı şu
sebeplerden oluşuyor:
1- Suudi
Arabistan topraklarında çok stratejik noktalarda yaşayan Şii topluluklar da
bağımsızlık isteyebilir ve rejimin meşruiyetini tartışabilirler.
2- Bununla
birlikte bir monarşiyle yönetilen Suudi Arabistan’da Sünniler de rejimin
meşruiyetini tartışıp, Suudi Arabistan’ı kökten bir değişime götürebilirler.
3- Suudi
Arabistan, Husi’lerin muhtemel bir galibiyetiyle tamamen İran tarafından
kuşatılmış hale gelebilir.
Bu aşamada
Suudi Arabistan’la birlikte aynı hedefleri paylaşan ve Yemen merkezi
hükümetine muhalefeti saf dışı etme konusunda baskı yapan diğer
ülkeler de vardır. Bu ülkeler, sistem olarak Suudi Arabistan’la aynı sistemi
paylaşan ve nüfuslarının çoğunluğu ya da bir kısmı Şiilerden oluşan ülkeler ve
İran’la stratejik savaş içerisinde olan ülkelerdir.
Geçtiğimiz
hafta Yemen’de ateşkesten sonra ilk defa bir çatışma yaşandı. Bu çatışmada
ikisi polis biri sivil olmak üzere üç kişi öldü. Bu çatışma da yine özgür bir
Güney Yemen hayaliyle ortaya çıkmıştır. Fakat bunun da İran’ın stratejik
hamlelerinden biri olduğunu söylemek zor görünmektedir. Çünkü İran’ın diğer yumuşak
güç noktalarında uyguladığı siyaset İran eksenli güçlerin devlet içerisinde
belirli bir etkiye sahip olmaları ve merkezi otoriteyi bu şekilde etkilemeleri
yönünde olmuştur. Ancak bugün Güney Yemen’de gruplar özgürlük nidaları
atmaktadırlar. 6 Mart’ta Güney Yemen’de yapılan gösterilerde gençlerden oluşan
grup valilik binasından Yemen bayrağını çıkararak yerine Güney Yemen bayrağı
astılar. Ve gösteriler bir kez daha çatışmaya dönüştü. Yemen’de geçen haftada
ikinci çatışmaydı bu.
Muhalefet
liderlerinden eski başbakan Ali Salim El-Bid sert bir açıklama yaparak, merkezi
hükümeti Güney Yemen’i sömürgeleştirmekle suçladı. Böylece Yemen’de siyasal
ayrılık sinyallerini kuvvetlendirdi.
Merkezi
hükümet başkanı Ali Salih ise, Güney Yemen yerine yeniden Husilerden
bahsederek, ateşkese uymazlarsa savaş başlar açıklamasında bulundu. Bu hızlıca
ve düşünülmeden yapılan açıklama Güney Yemen için işleri daha kötü duruma
getirmekten başka bir sonuç vermeyecektir. Çünkü ateşkes anlaşması iki taraflı
yapılan bir anlaşmadır fakat merkezi hükümet, ateşkes yaptığı bir grubun
varlığını hala reddetmektedir. Güney Yemen’liler dün Husiler üzerinden
yürütülen savaşın aslında Güney Yemen’le yürütülen bir savaş olduğuna
inanmaktadırlar bugün. Bu yüzden Carudi olan Yemenlilerle, Carudi olmayanlar
arasındaki siyasi farklıklar Güney Yemen adına unutulmuş görünüyor. Başbakan
Ali Salih’in söz konusu açıklaması ise, Güney Yemen’lileri tümden etkileyecek
ve Güney Yemen’in Kuzeyle ortak çizgilerde buluşma ihtimalini zora sokacaktır.
Bugün
gelinen noktada, Yemen Merkezi Hükümeti Suudi Arabistan ile ortak hareketini
doğal olarak onun çıkarları etrafında gerçekleştirmeye çalışırken, söz konusu
stratejinin tutmaması durumunda Yemen için işlerin hiç de güzel olmayacağını
görememektedir. Diğer taraftan söz konusu stratejik yakınlığın Amerikan
tarafının ilgisini çekeceğini bildiğinden, bu ilişkinin sürmesiyle hükümetin
maddi sıkıntılarının çözülmesi için bir Batı yardımı alabileceğini ümit etmekte
hükümet. Yine de sorun hükümetin sandığından daha derin görünüyor bugün.
Yemen’de
Güney ile Kuzey arasında oluşan uçurum, hükümetin Yemen’in kültürel ve tarihi
temellerini düşünmeden yapmaya çalıştığı icraatlardan kaynaklanıyor. Bugün
nasıl bir çözüm üretmeli sorusuna hükümetin tek başına verebileceği bir
yanıt yok gibi. Çünkü Yemen’de dış aktörlerin sözü merkezi hükümetin etki
alanının üzerinde. Tüm bu argümanlar hesaba katıldığında uluslararası
gözlemciler merkezi hükümetin şöyle bir hareket planı belirleyebileceğini ileri
sürmekteler:
1- Güney
Yemen’de halkın tümünün kabul ettiği bir temsilciler heyetiyle masaya oturarak
Güney Yemen’lilerin asıl isteklerini öğrenmelidir.
2- Husi
liderlerle özel bir görüşme yaparak, bir ulusal uzlaşı hükümetinin
kurulması için gerekli anayasal düzenlemelerin yapılacağı konusunda
onlarla anlaşmalıdır
3- Ulusal
uzlaşı hükümetinin kurulmasıyla birlikte Yemen ordusu dışında tüm silahlı
gurupların silahlarını bırakması sağlanmalıdır
4- Söz
konusu icraatların tutarlı gerçekleştirilmesi için İran ve Suudi
Arabistan’la masaya oturmalı ve sorunun çözümü konusunda gelinen noktada destek
aramalıdır.
Bölgesel
aktörleri ve içerideki siyasi gurupları göz ardı ederek/yok sayarak atılacak
her adım Yemen için birleşmenin değil, ayrımın işareti olacaktır. Yemen bir
devlet olarak kalmak istiyorsa, kendi çıkarlarıyla uyuşan bir devlet yapısı oluşturduğu
kadar, dış aktörleri de memnun etmeli ve onlarla da ilişkilerini gözden
geçirmelidir.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.