”Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayıp,
ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz.
O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp, ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeş
olarak sabahladınız. Yine siz, tam bir ateş çukurunun kıyısındayken, oradan
sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte
böyle açıklar. ( Âl-i İmran-103).Bu ayetten de
anlaşıldığı üzere yüce Ku’ran’ın toplumsal hayat da en önem verdiği konuların
başında ümmetin birliği ve vahdeti gelmektedir. Tarih boyunca İslam
düşmanlarının İslam’a ve Müslümanlara darbe vurmak için kullandıkları yeganemetotların başında vahdetin karşıtı olan
toplumlarda tefrika çıkarma yöntemi gelmektedir. Ümmetin risk açısından en
hassas noktası da burasıdır diyebiliriz. Geçmiş zamanlarda olduğu gibi günümüz
de ümmetin geleceği ve varlığını devam ettirebilmesi için vahdet konusu önemini korumaktadır.
İslam İnkilabının, Şubat 1979 yılında zafere
ulaşmasına müteakip İslami İran ,vahdeti
ön plana çıkaran stratejik yaklaşımlarından dolayı günümüzde İslam toplumları
için vahdet düşüncesinin öncüsü ve
merkezi durumdandır. Siyonistlerin,emperyalistlerin en büyük amaçları İslam
toplumlarının vahdetini engelleyerek bir
takım yapay gündemler oluşturarak onlar arasındafitne çıkarmaya yönelik olduğu bütünaçıklığı ile gözler önündedir.Küresel emperyalizmin sömürülerini sağlamaları için bu gün
ellerindeki en büyük güç sahip oldukları en son teknolojik silahlardan ziyade çok
ucuza mal ederek toplumlarda çıkardıkları fitneler ve kargaşalardır.Bu görüşünün
teyidi için şöyle bir etrafımıza, İslam
ümmetinin yaşadığı coğrafyaya göz gezdirdiğimizde bu tefrika siyasetlerini çok rahatlıkla görmekteyiz. Lübnan , Irak , İran
,Afganistan ,Pakistan da ve diğer bir çok ülkede emperyalistlerin baş
vurdukları en etkili metodunun toplumlara da fitne çıkararak bir işgal gücü
olarak bu ülkelerin sahip oldukları kaynaklarından
nemalanmak olduğunu gözlemlemekteyiz.
Lübnan da yıllardan beri oynanan tefrika
oyunu , İslam ümmetinin yüzakı, izzet sembolü olan SeyyidHasan Nasrallahın önderliğindeki Hizbullah hareketinin vahdete dayalı
siyasetlerini meyve vermesi neticesinde Siyonistlere ve müstekbir güçlerebüyük darbe vurarak onları ye’se düşürmüşlerdir.Yine Irakta, özellikle şia
taklit mercilerinin masum halkın maruz kaldıkları yüzlerce terör eylemlerine
karşın ülkedevahdet ekseninde izledikleri siyasetleri
neticesinde bilhassa son zamanlarda
emperyalistlerinin tefrikaya dayalı siyasetlerini başarısızlığa uğratmaya devam
etmektedir.ABD’nin maddi ve manevi desteğini alan Rigi (cundullah) terör
örgütünün özellikle İran’ın, Sistan, Bulucistan eyaletindeyaptığı terör eylemleriyle masum insanları
katlederek çıkarmaya çalıştıkları fitne
ateşi İslam inkilabının rehberinin siyasetleri ve halkın birlik bilinci
içerisindeki hareketi neticesinde amacına ulaşamamıştır.
Tefrikanın ve fitnenin bu etkili
tesirinin farkında olan İslam’ın büyük liderlerinin ve önderlerinin bu fitne karşındaki güç olarak her zaman vahdeti ve
birliği ve kardeşliği ön plana çıkararakkitleleri bu kutsal birlikteliğe yöneltmişlerdir. Zaten bu emir de
kuranın emridir. İlahi önderlerden beslenen ve feyiz alan günümüzdeki kimi
liderlerde bu konuda gösterdikleri hassasiyetleri nedeniyle gelecek için İslam toplumlarına ümit olmaya devam
etmektedirler.
Rahmetli İmam Humeyni tarafından ilan edilerek
ümmet bilincine sahip Müslümanlar tarafından büyük bir coşku ile bu günlerde
kutlanan vahdet haftası da bu düşüncenin güzel yansımalarındandır. Ümmetin
yegane birleşme noktası olan, "Aşk ve Muhabbet Peygamberi","İlim ve Hikmet Resulü Hz. Peygamberimizin(s.a.a)
ve onun hak
vasisi, hakiki Muhammedi İslam’ın yayılmasının asıl faktörü ve pak ehlibeytindenolan Hz. İmam Cafer Sadık’ın(s.a) kutlu
doğumlarında bu vahdetkutlamasının yapılması
bu günü daha da ehemmiyetli ve de anlamlı kılmaktadır.
Günümüzde emperyalist ve Siyonist güçler,
Müslümanların yaşadıkları İslam coğrafyasını zulümleriyle pervasızca kasıp
kavurmaya devam etmektedirler. Filistin den, Irak’a , Afganistana diğer bir çok beldelerde
mazlumve Müslüman halkların feryatları
semada yankılanmaktadır. Bütün, aklı selim insanlar şunu bilmektedir ki , Müslümanların
bu zulümlere maruz kalmaları kesinlikle onların kaderi değildir.Vahdetin büyük öncülerinden olan rahmetli İmam (r.a) bu
kötü gidişi tersine çevirecek reçetenin tarifini şöyle yapmaktadır: “Bütün Müslümanlar kalabalık nüfusları,
zengin imkânları, geniş toprakları ve hakim oldukları coğrafi bölgeler ve
güçleriyle birlikte birlik olurlarsa, hiçbir süper güç onlara saldıramaz.
Rabbani bir lider etrafında ortak
düşmana karşı bütünleşen ve birlikte
hareket eden bir ümmette acaba bugünkü bu müstekbirler bu zulümlerini
yapabilirler mi?Kafalarının estiği zaman İslam beldelerini işgal edebilirler mi?Evet ,bu gün
emperyalistler mücadele etmenini tek yolu,bu zehirin tek panzehiri ümmetin
vahdetini sağlayarak ,birlik ve beraber olmaktan ibarettir. Genel olarak İslam ve Müslüman milletlerin izzet, şeref,
hürriyet, bağımsızlık ve güçle gelişmelerinin temel kaynağı ve garantörü İslami
birlik, Şii ve Sünni dayanışmasının ve kardeşliğinin tesisinden geçmektedir. Tabiatı ile İslam dünyasında ve toplumunda
ki ümmet bilincinin oluşmasıyla başlatılacak vahdete yöneliş süreci , Müslümanlara
karşı askeri, siyasi , propaganda ve psikolojik savaşı başlatan müstekbir
güçlerin fitnelerini etkisiz hale getirecek ve bunun neticesinde insanlığı şer, fesat,fitne, sultacılıktan, ve diktalıktan
kurtaracaktır
Küresel
emperyalist güçlerin günümüz de körüklemiş oldukları fitne ve tefrika ateşini söndürmek
için şayet Müslümanlar el ele vermiş olursalar bu ateş tutuşmayarak İslam
düşmanları istek ve amaçlarına ulaşamayacaklardır. İslam toplumlarının da ki bütün akil
insanlarında doğru bir şekilde tespit ettikleri gibi, dertlerin dermanı ve tek
bir kurtuluş yolu, geri kalmışlık, baskı ve çıkmazlardan kurtuluş yolu, öz
İslami hüviyete geri dönüş, gerçek anlamda Ümmet-i Vahideyi yeniden canlandırma
ve geliştirmekten geçmektedir.
Müslümanların, haklarını ve hukuklarını
savunmada başarısız kalmalarının en önemlisebebi, Siyonistlerin Amerika, İngiltere ve öteki İslam düşmanlarınınİslam
ümmeti içinde her türlü metodu kullanarak tefrika ve fitne oluşturulması
amacıyla sürekli çaba içinde olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu konu daİslam İnkılâbı Rehberi şöyle buyurmaktadır: "Bu sultacı zorbalar ihtilaf ve bölünmenin
İslam ümmetini çok önemli Filistin meselesinden saptıracağını ve
vazgeçireceğini çok iyi biliyorlar. Bunun için de mümkün olan her yolla Şia,
Sünni ve öteki mezheplerin mensupları arasında kavmiyetçi, mezhebi ve coğrafi
tefrika ateşini daha da alevlendirmeye çalışıyorlar".İslam devletlerinde
hükümetler, aydınlar, ulema, siyasi ve sosyal alanlarda hizmet verenlere
çağrıda bulunarak, "Eğer İslami uyanış geniş kapsamlı ve derin olur ve
Müslümanların gönülleri birbirlerine yakınlaşırsa, teamül, işbirliği ve
kalkınma için gerekli zemin oluşmuş olur ve Filistin meselesi de dahil İslam
dünyasının sorunlarının büyük bir bölümü çözüme kavuşmuş olur"
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.