Birinci Dünya Savaşı sırasında, tek kurşun bile atmadan 60 binden fazla Türk
askerinin donarak öldüğü Sarıkamış faciasının yaşandığı bölgede iki yılda bir
yapılan Kış Tatbikatı..
Bugün...
Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen Ergenekon
iddianamesinde 1. sıradaki sanık olarak gösterilen 3. Ordu Komutanı Orgeneral
Saldıray Berk komutasında başlıyor. Orduyu kırdıran Enver Paşa bir de utanmadan
çok uzun bir süre Sarıkamış Savaşı hakkında herhangi bir haber, bildiri veya
yayın yapılmasını engelleyerek sansür uygulamış, Osmanlı halkının bu rezaleti
öğrenmesini engellemişti.
Sarıkamış faciası ertesinde, Osmanlı ordusunda da görev yapan Alman Mareşali
Goltz Paşa günlüğüne şöyle yazmıştı:
“Kafkasya’da maalesef kendilerini Napolyon Bonapart zanneden ve cahil yetişen
birçok adam var. Bunlar, ordularına güçleriyle bağdaşmayan görevler vermişler ve
bu yüzden ordularını büyük zarara uğratmışlardır.”
***
1915’den 2010’a...
Sarıkamış’dan Sarıkamış’a...
3. Ordu’dan 3. Ordu’ya...
Enver Paşa’dan Ergenekon Sanığı Saldıray Paşa’ya...
Sanki hep aynı havuzda yüzüp duruyoruz gibi geliyor insana.
***
Belki de “gibi gelmiyor”, hep aynı havuzdayız...
Neden mi böyle düşünüyorum?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2009 yılı için yüzde 14’e zıpladığını
vurguladığı işsizlik rakamlarının derin okumasından çıkartıyorum bu sonucu.
2009’da istihdam edilenlerin yüzde 24,7’si hala tarımda, yüzde 19,4’ü
sanayide, yüzde 5,9’u inşaat sektöründe ve yüzde 50’si ise hizmetler sektöründe
çalışıyor...
Dörtte biri tarımda çalışan bir ülke...
Yüzde 50 “hizmetler” deyince de “bilgisayar programcılığı” falan anlamayın,
çay ocağı işletmeciliği türünden işler anlayın...
***
Dört gençten birinin işsiz olduğu Türkiye’nin istihdam tablosuna, eğitim
durumuna göre bakıldığında ise...
Türkiye’de okuma yazma bilmeyen 5 milyon 787 bin kişi bulunuyor. Bunların 4
milyon 698 bini iş aramayıp evinde otururken, 1 milyon 2 bini çalışıyor. Okuma
yazma bilmeyenler iş aramadıkları için işsiz sayılmadıklarından bu grupta
işsizlik oranı yüzde 8.
Okul bitirmeyip okuma bilen 3 milyon 689 bin kişinin de 2 milyon 522 bini
evde, 988 bini iş hayatında yer alıyor. Burada da işsizlik oranı yüzde 15,3.
İlkokul mezunu 19 milyon 84 bin kişinin 9 milyon 690 bini evde otururken, bu
eğitim seviyesinde işsizlik yüzde 12,2.
Ortaokul mezunlarının yüzde 17,6’sı, genel lise mezunlarının ise yüzde 18’i
işsiz.
Özetle söylersek, çalışanların ezici bir çoğunluğu “meslek” sahibi değil...
***
“Meslek” sahibi olunca da fazla bir şey değişmiyor, çünkü onlar genellikle
“diploma” sahibi ama hayat karşısında “meslek” sahibi değil. Nitekim bilgisayar
mühendislerinin yüzde 20’si işsiz. Bilgisayar mühendisleri en çok işsiz kalan
meslek gruplarında ilk sıralarda...
Yoksulu çok, zengini az, sosyal adaletsizliği yoğun bu ülkede patlayan sektör
ise güvenlik... Ağır toplumsal sorunları konuşup çözmeye çalışmak yerine
güvenlik sektörünü patlatıp duruyoruz.
Nitekim en düşük işsizlik oranı güvenlik hizmetleri sektöründe eğitim
alanlarda görülüyor. Bu konuda eğitim görenlerin sadece yüzde 1,6’sı işsiz
kalıyor. Güvenlik alanında eğitim alıp çalışan 94 bin kişiye karşılık sadece 2
bin kişi işsiz...
***
Enver Paşa’dan sanık komutana...
Aynı havuzda yüzüyoruz demem boşuna değil. Görmediğimiz ve görmek
istemediğimiz çiçek bozuğu toplumsal bir yüz var...
İşsizlik rakamlarının detayı, o “yüz” de dâhil her şeyi söylüyor...
Ve, o yüz hep aynı yüz.
Bakmasını bilene, gerçeği aradığı için bakmaktan korkmayana...