Taa
İttihat ve Terakki’den beri anlatılır, siyaset sahnesinde her zaman mevcut olan
dalkavukların hikâyesi. Eski gazeteleri karıştırırken doksan seneyi geçmiş bir
yazı bugünkü olaylarla bağlantılı gibi geldi. Birazdan o yazıyı aktaracağım.
Dalkavukluk
hemen her devirde geçer akçe olmuş, şöyle ya da böyle hakkında çok şey yazılıp
söylenmiştir. Türk dili uzmanı ve eğitimci Ahmet Cevat (1887 Girit- 1961
Ankara) doksan sene evvel yazdığı yazısında dalkavukluğu eleştirmekteydi.
Harbiye’de öğrenim gördüğü sırada Meşrutiyet taraftarı olduğu için
Trablusgarp’a sürülen Ahmet Cevat oradan Avrupa’ya kaçarak Jöntürkler’e
katıldı. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul Darülfünun’unda öğretmenlik yaptı.
Atatürk’ün dil ve alfabe çalışmalarında görev alan yazar Akşam gazetesinde de
yazılar yazmaktaydı.
Osmanlı
tarihinde olsun Cumhuriyet tarihinde olsun dalkavukluk hiçbir zaman eksik
olmadı. Hangi siyasal meşrebe mensup olursa olsunlar insanlar yetki sahibi
olanlara yaranma yarışından bir an için geri kalmadılar. Ne var ki, tarihi
seyir içinde dalkavukluk zannımca muhatabını “peygamber” makamına yakıştıracak
kadar ileri gidenlere rast gelinmemiştir. Bu genellemeden Mustafa Kemal’i ayrı
tutuyor ve hiç değinmek istemiyorum. Özellikle dini hassasiyetleri olduğunu kabul
edeceğim Milli Görüş camiası Sayın Erbakan’ı veli konumuna getirmekten
çekinmezken AK Parti camiasında da Sayın Erdoğan’ın tartışmasız kuvvetli bir
yeri olduğunu biliyorum. Kalplerdeki Erbakan sevgisi, Erdoğan sevgisi ifrat
tefrit çizgisini zorlayınca ortaya gerçekten dalkavukluk çıkmaktadır.
Birilerinin çıkıp da Sayın Başbakanımızı hâşâ ve hâşâ ikinci peygamber gibi
lanse etmesi kanımca Sayın Erdoğan’ı yüceltmek değil daha da düşürmek
olacaktır. Liderler, idareciler yaptıkları icraatlarla yücelecekler ya da
silinip gideceklerdir.
Ahmet
Cevat’ın 10 Aralık 1918 tarihinde Akşam gazetesinde yayınlanan yazısını bilgim
elverdiği ölçüde Osmanlıca aslından istifadenize sunmaya çalışacağım efendim.
Hatalarım şimdiden hoşgörüle.
“
Türk’ün pek büyük meziyetleri,
faziletleri vardır. Fakat pek çok da kusurları vardır ki, hep geri kalmasına
sebep olmuşlardır. Bunların arasında tufeylilik, başka bir değişle haram
yiyicilik ve de dalkavukluk gelir. Bunlar şüphesiz ki, bize mahsus kusurlar
değildir. Lakin başkalarında görülmesi bizim eksiklerimizi gözden geçirmemize
engel olmamalıdır. Haram yiyicilik ve onunla birlikte dalkavukluk bizim
iliğimize kadar işlemiş bir ruhi marazdır.
Acaba
Orhan Gazi’den beri tarihimizin asalaklık ile dolu olmayan kısmı var mıdır?
Sipahiler tahsisatlarının suiistimal edilmesi, beşik ulemalığının icat olması,
paşmaklık ve arpalık gibi yemliklerin haddinden çok fazla sayılara çıkarılması,
paşaların beylerin yüzlerce kadınlı, halayıklı, kullu, uşaklı kapı ve selamlık
daireleri olması, iltizamların ve mukataaların hep halkın aleyhine satılması
hulasa bin isim altında bin türlü hile ve desisenin irtikâp ve suiistimalin
uygulanmış olması bizim her devirde o tehlikeli kusurun ruhumuzda ve zihnimizde
nasıl derin kökler saldığını göstermez mi?
Dalkavukluğa
gelince, o tufeyliden, asalaktan haram yiyiciden de aşağılık bir mahlûktur. Şahsi
menfaatlerini temin maksadıyla devlet büyüklerine yahut serveti saman sahibi
bir zata el etek öpmek suretiyle yardakçılık edenlere dalkavuk denir. Dalkavuk
şahsa değil nüfuz, kudret ve servete kavuk sallar. Kuvvet kimde, iktidar kimde
ise onun karşısında iki büklüm olur. “Evet efendim”leri ile her söyleneni
tasdik eder, verilen emri bilâ itiraz ve harfiyen yerine getirir.
Dalkavuk,
efendisinin kudreti sarsılmaya başladı mıydı, hiç tereddüt etmeden, fırtınaya
tutulmuş gemideki fareler gibi hemen tası tarağı toplayıp karşı tarafa geçer.
Dalkavuk, kendi menfaati mevzubahis olduğu zaman efendisini hemen terk eder.
Ama efendisinin dalkavuktan vazgeçmesi çok zordur. Büyük krallar, imparatorlar,
padişahlar, hatta büyük inkılâplar yapmış fikir adamları ve ihtilalciler bile
zayıf taraflarını hemen tespit edip ona göre dil kullanmasını ve hareket
etmesini bilen usta dalkavuklardan kendilerini kurtaramamışlardır.
Dalkavuk
politikaya atılınca neler olur? Buna misal olarak ittihatçı dostlarımdan
duyduğum şu fıkrayı anlatarak yazıma son vermek istiyorum:
“Sanki
İttihat ve Terakki dergâhının semini, kıymetli bir rüknü, azasıydı. Zaviyede
yaşayan derbederler ve tekke tekke dolaşan uzun saçlı dervişler gibi senelerce
bu yaman fırkanın esrarını çekti, keyfini sürdü. Ağalığını etti, ismi tanındı,
şöhret kazandı milyoner oldu, milyonerler yetiştirdi. Meşrutiyetten evvel
Şehzadebaşı’nda isli kahvelerin dumanlı pencereleri arkasında sabahtan akşama
kadar şunun bununla kahve içer, nargile çekerdi. Hürriyetten sonra bir gün
Şehzadebaşı Kulübü’ne bir aza geldi ve hemen ertesi akşam yatağı yorganı
omuzlayıp kulübe serdi. Daha ilk hamlede “pir
aşkına” tarikatın en hararetli, en imanlı hizmetkârı kesildi. Nasıl olduysa
oldu, bir gün kongreye gönderildi. Kalabalık bir içtimada konuştu, fikir
belirtti. En ağır işleri üstlendi, en güç hizmetleri kabul etti. Durmadı,
çalıştı çabaladı, geceleri sabaha kadar uyumadı. Hizmet etti, iş gördü,
yararlık gösterdi. Bu sefer yatak yorganı Şehzade Kulübü’nden toplamış,
Nuruosmaniye’ye sermişti. Bu faaliyetleri yüzünden tekkenin bütün gizli
malumatına vakıf oldu, esrarını anladı.
Fırka
kâtibi umumisinden sadrazam paşaya, başkomutandan bahriye nazırına, Tan’ın sermuharririnden
başmabenciye, maliye nazırından şeyhülislama kadar memleketin, hükümetin,
devletin başında olup sözü geçen, sözü dinlenen, gücü yeten kim varsa hepsine
kul köle oldu. Hepsinin en mahrem işlerine tavassut etti.
Ve
tabii murahhas oldu, aza oldu. Birbirine karışan bütün karışık işlerin
çözümcüsü anahtarı oldu.
Vaktaki
İttihat ve Terakki feshedildi, paşalar beyler kaçtı, Hürriyet ve İtilaf Fırkası
kuruldu; bizim hazret yatağını yorganını toplayıp hemen oraya göç etti. Şimdi
orada ittihatçıların ne ahlaksız, ne kabiliyetsiz kişiler olduklarını
anlatmakla meşgul!
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.