Bismillah... Yazıma öncelikle Amerikancı medyadan başlamak istiyorum. Dünya için
tehdit unsuru olan Amerika ve müttefiklerini, dünyanın en masum devletleriymiş
gibi göstererek dünya kamuoyunun asıl tehdidinin ise İslam ülkeleriymiş gibi
gösterilmesini, dürüst ve doğru habercilik anlayışından uzaklaştıkları için
medya kuruluşlarını esefle kınıyorum.
Haber başlıkları,
gazete, mecmua ve TV gibi yayın organlarında şu şekilde bir ifade yer alıyor: "İran
tehdidine karşı körfeze mühimmat desteği", “İran tehdidine karşı füze
kalkanı projesi" gibi başlıklarla İran’ın dünya için bir tehdit unsuru
olduğu düşüncesi oluşturulmaya çalışılıyor.Bu haberi şu şekilde de manşete
taşıyabilirler: "Amerika, İran’a olası saldırı için körfeze ve (sözde)
İslam ülkelerine askeri mühimmat sevk ediyor. " Evet, Amerika her fırsatta
İran'a saldırı planlarını genişletiyor. Bu hedefi için de gayri meşru işlerle
kendine zemin hazırlamaya çalışıyor.
Yakın zamanda olan seçimlerde halkın arasına ajanlarını sızdırarak ve
halktan birçoğunu satın alarak iç karışıklık çıkarma düşüncesi içerisindeydi.
Görüldüğü gibi Amerika’nın ve müttefiklerinin ajanları ve vaatlerle satın
aldıkları kuklaları sadece birkaç kişiyle sınırlı değil. İran seçimlerinden
sonra ayaklanma başlatan Amerikancı yeşil devrimciler, Nida adlı bir kızın
gösteriler sırasında öldürüldüğünü iddia etmiş, bir de kendilerinin
tezgahladıkları bir videoyu insanlara duyurmuşlardı. Bu kişiler planlarını
yerine getirmek için önce bir araya gelerek yapacaklarını tekrar gözden
geçirmiş ve uygulamaya koymuşlardır. Nida adlı kıza ateş edilerek vurulduğu
hissiyatını oluşturmak için kan görünümü verdikleri bazı maddeleri çeşitli
yerlerine uygulamışlardır. Kendi arkadaşlarından birisinin ateş etmesiyle yere
yığılmış ve yine kendi arkadaşları onun vurulduğu hissiyatını oluşturmak için
etrafına üşüşmüş ve yine kendi kameralarıyla bunu kaydetmişlerdir.
Olay bu
şekilde gelişirken dünya kamuoyuna bu olay gerçekmiş gibi lanse ettirilecek ve
Nida üzerinden nemalanacaklardı. Ne var ki İran halkı bu oyuna fazla alet
olmadı ve gerçek, gün yüzüne çıktı. Amerika tamamen sonuca ulaşamadı; ama
istediğini bir nebze de olsa yapmanın mutluluğunu yaşadı.Her dönemde bu ve
bunun gibi iç karışıklar çıkararak ülkeyi yıpratmayı planlıyor. Bazen bunu
Türk-Fars bazen terör gruplarıyla bazen de inkılap karşıtlığıyla yapmaya
çalışıyor.
Ben sadece kendi yaşadığımdan
bir örnek vereceğim: İran’da yaşayan, Türkçe konuşmaya çalışan biriyle
konuşmamda konu Siyonist ve emperyalistlere geldiğinde şu sözleri söylemeye
başladı; ‘’Siz niye böyle bir tutum sergiliyorsunuz? Amerika’da yaşam şartları
çok iyi, herkese para veriyorlar, çocuklara 18 yaşına kadar para veriyorlar, ev
veriyorlar, onları kötülemeyin. Beni yanlış anlama, ben Amerika’yı sevmiyorum;
ama onlar zengin yaşıyorlar. Benim Amerika'yla hiçbir alakam yok. " Bu
sadece konuşmamızdan birkaç satır. Bunu paylaşmamın amacı bu gencin İran’da
yaşaması ve konuşmalarındaki Amerika yanlısı tutumu ve Amerika’nın yaptığı
katliamların üzerini örtmeye çalışmasıdır.
Biraz
daha konuşunca İran’da Amerika’nın oluşturmaya çalıştığı GAMOH grubu yani “Güney
Azerbaycan Milli Uyanış Harekatı’’nı savunması bu insanların kandığını ve
kandırıldığını veya dış güçlerin ajanları olduğunu gösteriyor. İmam Humeyni
(ra) bu konu için şöyle anlamlı bir söz söylemiştir. "Eğer ki ayağım düz
yolda yürürken taşa takılsa Amerika’dan bilirim."
Bunu kanıtlayan
bazı konuları yukarıda arz etmeye çalıştım ve bir tane daha bahsedeceğim ki bu
önemli bir mesele dikkat etmemiz lazım. Amerika’nın California eyaletinin
Irvine şehrinde yaşayan ve fitnes danışmanlığı yapan Craig Monteilh 2004-2008
yılları arasında çeşitli soruşturmalarda FBI için muhbirlik yapmıştır.2006
yıllarında sonradan Müslüman olmuş biri gibi davranması istenen bu kişi
kendisini Fransız-Suriye asıllı gösteren ve Faruk el Aziz adına düzenlenmiş
sahte kimlikle Californiya’daki Müslüman cemaatin arasına sızacaktır. Ekim 2007
ayına kadar sürecek bu görevi için Arapça dahi öğrenmiştir. Samimiyet kurduğu
kişilerin evlerine dinleme cihazları kurarak görevini yerine getirmiştir. Birçok
Müslüman’ın sınır dışı edilmesine de bu kişi neden olmuştur. Hapishanedeki
suçlu gözüyle baktıkları Müslümanlardan bilgi almak için 8 ay gibi bir süre
içeride yatmıştır. FBI’dan istediğini alamayınca yolları ayrılmış ve davacı
olmuş, birçok açıklamada bulunmuştur.
İslam üzerine Haçlı Seferleri hız
kesmeden devam ederken; baskı, ambargo ve her türlü Siyonist ve emperyalist
güce rağmen İslam adını en iyi şekilde taşıyan ve İslam’ın yeniden diriliş
merkezi olan İran’a karşı başlatılan bu haçlı seferlerinde sözde İslam ülkeleri
nasıl ki Rasulullah’ı Uhud’ta yalnız bıraktılarsa, İmam Ali’yi Sıffın da yalnız
bıraktılarsa, İmam Hüseyin’i Kerbela’da yalnız bıraktılarsa şimdi de İran’ı
yalnız bırakmak için ellerinden geleni yapıyorlar. İran halkı İslam adına şah
tağutunu nasıl alt ettilerse bu haçlı tağutlarını ve yandaşlarını aynı şekilde
yine alt edecek ve ediyor da.
Allah razı olsun nede güzel beyan etmişsin rabbim kurdukları kanlı planları başlarına çevirsin öyle bir veba düşürsünli içlerine kendi dertleriyle uğraşıp kahru perişan olsunlar inşallahu teala
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.