Bazen büyük bir karmaşayı anlamak için basit bir cümle yetebilir.
Çeteler kuruluyor, bombalı evler hazırlanıyor, askerî muhtıralar veriliyor, siyasi partileri kapatmak için davalar açılıyor, kavgalar ediliyor.
Arada “failleri” bulunamayan katliamlar yaşanıyor.
Niye oluyor bunlar?
Çok sıradan bir sorunun cevabını bulabilmek için oluyor.
Soru şu:
“Bu ülkeyi kim yönetecek?”
Bizim gibi insanlar, “halk kimi istiyorsa o yönetsin,” diyor.
Kemalistler de “hayır, halk karışmasın, biz yönetelim” diyorlar.
Bütün bu korkunç karmaşa, “bu ülkeyi kim yönetecek” sorusunun etrafında şekilleniyor.
Halkın istedikleri mi yönetecek?
Halkın istemedikleri mi yönetecek?
Halkın kendilerini istemediğine ve asla da istemeyeceğine kani olduktan sonra Kemalistler, “halkın aptal ve cahil” olduğunu söylemeye başladılar.
Bu halk, akıllı ve bilgili olsa Kemalistler’in ülkeyi yönetmesini isterdi onlara göre.
Bir halk, kendisini böylesine aşağılayan birileri tarafından yönetilmeyi niye istesin?
Bunu istememeleri, akıllı ve bilgili olduklarını gösteriyor bence.
Bu halkın istedikleri var.
Birincisi, artık asla aşağılanmamak istiyor.
Kendisine yukardan bakılmasın istiyor.
Daha iyi bir hayat yaşamak istiyor.
Zenginleşmek istiyor.
İyi hastaneler istiyor.
İyi okullar istiyor.
İş istiyor.
Yol istiyor.
Halkın isteklerinden soyutlanmış bir yönetimi kurmak ve sürdürmek mümkün değil artık.
Onun için ne askerin muhtırası, ne yargıçların mahkemesi bir sonuç alabiliyor.
Bu ülkenin en “üretimden kopuk” ittifakı olan “asker-yargıç-okumuş” grubu, bu ülkeyi yönetme gücünü kaybetti ama ülke yönetimini “kilitleme” gücünü elinde tutuyor hâlâ.
Anayasa Mahkemesi de son kararıyla ülkeyi tam bir çıkmaza soktu.
AKP kapatılmadı ama “şeriatçı” olarak etiketlenip “her an kapatılabilecek” bir konuma sokuldu.
Artık AKP, bugünkü rejimin elinde bir rehine.
Canları istediği zaman AKP’yi tehdit edip onu yeniden mahkemenin önüne getirebilirler.
Böyle bir tehlikeyle karşı karşıya olan bir parti de ülkeyi yönetmekte çok ciddi sıkıntılar çeker.
Bu ülkenin, 12 Eylül tarafından biçimlenmiş hukuki ve idari yapısı tümüyle yenilenmek zorunda.
Çok radikal değişiklikler gerekiyor.
Anayasa’nın, Siyasi Partiler Yasası’nın, Seçim Yasası’nın değişmesi elzem.
Bunları AKP nasıl yapacak?
Çok kolay gözükmüyor.
Ben bu kilidi ancak bir seçimin çözebileceğini düşünüyorum ama anladığım kadarıyla AKP böyle düşünmüyor.
Düşünmüyor ama “rehine” durumuna düştüğü bir sistemin içinde, o sistemi değiştirecek gücü nasıl bulacağına dair bir işaret de vermiyor.
Eğer bu sistemi değiştiremezse AKP, kezzap kazanına düşmüş gibi erir.
Halk sistemi değiştirecek yeni bir parti bulur kendine.
Çünkü bugünkü sistem, halkı devletin kölesi haline getirmek için kurulmuş.
Halkın, yönetimi belirleyecek gücü elde edebilmesi için adına “demokrasi” denen yeni bir sisteme ihtiyacı var.
Kürtler’in, Aleviler’in, muhafazakârların, solcuların, bu ülkede ezilmeden, horlanmadan, isteklerini açıkça söyleyerek, kimliklerini saklamak zorunda kalmadan, inançlarının gereğini yaparak yaşayabilmeleri ancak bu yeni sistemde mümkün.
Bu insanların tümünün desteğini almadan bir siyasi parti sistemi değiştiremez, demokrat olmadan da bir parti bütün bu insanların desteğine sahip olamaz.
Ama bu sistem, bir partinin “demokrat” olmasına izin vermiyor.
AKP’nin sorunu da zaten bu.
Bu parti, biraz sistemle iyi geçinip, biraz demokrat olarak “idare etmeye” çalışıyor.
“Biraz demokrat” partiye bu sistem geçit vermez.
“Biraz demokrat” da zaten bu sistemi değiştiremez.
Gelir, eninde sonunda bu sisteme esir düşer, sistem tarafından rehin alınır.
Ya, “sisteme” dahil olup demokrasiyi de, halkı da unutmak zorunda.
Ya, halkın isteklerini sahiplenip sistemi değiştirmek zorunda.
İkisinin ortası olmuyor.
AKP denedi.
Olmadığını defalarca gördü.
İktidarının ilk yıllarında Avrupa’ya doğru, sistemi değiştirecek reformlar yaparak yürürken önünü kesecek bir güç çıkmıyordu.
“Biraz da sistemle anlaşayım” kurnazlığına saptıktan sonra ise bir türlü belini doğrultamıyor.
Yüzde kırk yedilik oy oranıyla bile bir “rehine” durumuna düşüyor.
Arkasındaki oyların gücüne sahip çıkamıyor.
Benim görebildiğim, artık halkı dışlayan bu sistem bitti, bunu değiştirecek “tarihî” aktör de “köklü” değişikliklere cesaret edecek, halkın hak ettiğini halka verecek bir parti olacak.
Bu, AKP olabilir mi?
Bunu bilmiyorum.
Ama bu ülkenin “rehine” olmakla “iktidar” olmak arsındaki farkı bilen bir parti istediğini biliyorum.
Böyle bir parti olup olmamaya karar verecek olanlar da AKP’liler, bir başkası değil.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.