Bir
nur patlaması olarak tanımlanan İslam inkılabının 31. Veladet/zafer yıl dönümü
İslam’ı İran’ın bütün kentlerinde milyonluk gösterilerle dosta sevinç ve
düşmana yeis verici nitelikte görkemli bir şekilde kutlandı. İslami
İran’ınazimli, imanlı , basiretli ve inkılabi halkının bu değerli günde
de milyonlarla meydanlarda yerini alması ile İslam düşmanların şom
ve şeytanı emellerini bir kez daha hüsrana uğratarak, istikbar cephesi
güçlerini yeniden şaşırtmışlardır.Bu muhteşem inkilap yürüyüşleri ile İslam’a,
inkılaba ve rehberlerine olan bağlıklarını dünya kamu oyununa haykıran
milyonluk halk kitleleri için aziz rehber şöyle buyurmaktadır: İran halkının
dostları ve düşmanları şunu bilmeliler ki bu halk kendi yolunu bulmuş ve kendi
kararını vermiştir. Allah’ın kendine vermiş olduğu güce güvenerek ve Allah’a
dayanarak ilerleme ve saadet zirvesine ulaşmak için kendi yolu üzerindeki
tüm engelleri aşacaktır.
İslam inkılabının gerçekleşmesinden bu zamana kadar geçen 31.yıllık süreçte
acaba İslam inkılabı ilmi ve kalkınma açısından ne gibi sıçramalar yapmıştır?
Halkın inkılaba olan bu bağlılıklarının arkasında hangi gerçekler var? Çok
açık ve net olarak bilindiği üzere İslam inkılabının gerçekleştiği günden bu
zamana kadar geçen zamanda başta emperyalistler olmak üzere Siyonistler ve bir
çok batılı müstekbir güçler inkılabın kök salarak yerleşmemesi ve toplum
arasında tefrika çıkarmak için kesintisiz olarak binlerce medya organını,
yüzlerce beyin ve düşünce ile en modern propaganda araçlarını kullanarak her
türlü hile ve komplolarla sürekli olarak İslam nizamına yıllardan beri saldırmalarına rağmen
şimdiye kadar bu nizama her hangi bir zarar vermeyi başaramamışlardır. Maalesef
İslam düşmanlarının bilmedikleri gerçek şudur ki , bu düzenin dayanıklığı
iman ve ilahi alt yapıdan kaynaklanmaktadır. İslam İnkılabı Allah’ın rızası
doğrultusunda ve ilahi düstur ve şeriatın uygulanması, adaletin sağlanması
hedefiyle gerçekleşerek, zafere ulaşmıştır.
Bugün 31. yıldönümünü kutlayan İslam inkılabı tabir caizse tam delikanlı çağını
yaşamaktadır. Artık bu yaş inkılap için her alanda verim vermenin başladığı
zaman dilimidir. İslam devletinin büyük lideri rahmetli İmam‘ın(r.a) buyurduğu
gibi inkılap ancak gerçekleşmesinden 20 yıl sonra meyve vermeye başlayacaktı. İmamın(r.a)
vefatından sonra geçen bu yirmi bir yıllık zaman diliminde aziz rehberin
basiretli ve cesaretli siyasetleri, tedbirleri ve halkın desteği, inkılabın
çocuklarının gayretleri, Allah'u telalanın gaybi yardımlarıyla bugün
İslam inkılabının büyük kazanımlarına tanık olmaktayız. Özellikle dünyadaki
müstekbir güçlerinin İslam inkılabına karşı birleşerek her türlü ambargo uygulamasına
rağmen İslam inkılabı çevre, nükleer enerji ve lazer olmak üzere çeşitli
savunma, bilimsel ve teknolojik alanlarda harikulade ilmi ilerlemesi ile
beraber en son yapılan seçimlere de %85 gibi rekor bir oranla halk katılımıyla
yönetimdeki tekamülünü kesintisiz olarak devam ettirmektedir.
İslam
inkılâbının Şubat 1979 yılında ilahi yardımlarla zafere kavuşmasından sonra
İslami İran‘da İslam öğretileri temelinde yetenekli inkılap evlatlarının
önderliğinde büyük bir ilmi ve teknolojik gelişme hamlesi
başlatıldı. Çünkü ilmi ve teknolojik gelişmelerdeki geri kalmışlık
ülkedeki bir çok sorunun da temelini oluşturmaktaydı. Bu başlatılan ilmi hamle
bir nevi şubat 1979 yılında zafere ulaşan inkılabın devamı
niteliğindeydi. Günümüzde sömürgeci ve emperyalist güçleri sömürgelerinin devamı
için az gelişmiş milletleri ilmi ve teknolojik ilerlemede geri bırakarak kendilerine
bağımlı kılmaya ve ilim ve teknolojiden mahrum bırakmaya çalışmaktadırlar.
Emperyalist ve müstekbir güçler bugün dünyada geçerli ve etkinliği olan
özellikle ileri teknoloji dallarından olan nükleer bilim ve teknoloji,
tıp ve çeşitli sanayi dallarında ilmi tekel kurup kalkınmakta olan ülkeleri bu
bilim ve teknolojiden mahrum bırakarak kendilere mecbur ve bağımlı yapmayı
amaçlamaktadırlar. Bundaki en büyük sebep şudur ki, emperyalist güçler şu
gerçeği çok iyi biliyorlar ki ülkeleri sadece askeri silah ve güçleriyle
tahakküm altına almak artık imkansızdır. Sultacı güçler dünyada
hegemonyalarını kurmaları ve sürdürebilmeleri için askeri güçlerinin yanında
ilmi ve teknolojik gelişmelerde de tekel kurmaları , bu gücü sadece kendi
ellerinde bulundurmaları bir zorunluluktur.
Bütün ülkelerin kalkınmalarını ve gelişmelerini
sağlayabilmeleri için yüksek bilim ve teknolojik ilerlemeler önemli
bir yer kaplamaktadır. Bu gerçeğin farkın da olan İslami İran’ın
basiretli ve ferasetli liderlerin önderliğinde inkılaptan bu yana
geçen 31 yılda başta ABD ve müttefiklerinin bütün engellemelerine
ve uyguladıkları ambargolara rağmen,büyük ilerlemeler kaydedildi. Bu kısa
sürede bilimsel çalışmalar ve bilişim teknolojisinde ki bu denli büyük
gelişmenin en önemli sebebi , inkılabın genç kuşak bilginlerine
kazandırmış olduğu kendilerine olan özgüven ve geleceğe ümitle bakma
anlayışlarından kaynaklanmaktadır. İslam inkılâbının zaferinden sonra bu
iki temel ilke İran'ın bilimsel ve teknolojik gelişiminin ana kaynağı olmuştur.
31.Yıl dönümün de İnkılaptan aldığı manevi güçle İslam’ı İran’ın özellikle yeni
nesil genç kuşağı emperyalistlerin bütün engellemelere rağmen kararlılıkla ilmi
çalışmalarını sürdürüp, yapılan baskılar ve ambargoları yok sayarak yüksek
bilim ve teknolojilere ulaşmış bulunmaktadır. Bu gün yüksek teknolojinin en
bariz örneklerinden olan nükleer enerji alanında %20 oranında
zenginleştirilmiş uranyumu yapmayı başararak nükleer bir güç olan
İslami İran, bilhassa son yıllarda tıp alanın da , kök
hücreleri teknolojisinde, genetik bilim dalında, hava ve uzay sanayisi ve
teknolojisinde, tedavisi yapılamayan hastalıkların tedavisine yarayacak
ilaçların üretiminde, AIDS hastalığı gibi hastalıkların tedavisinde, tarım ve
balıkçılık alanındaki genetik mühendisliği bilim dallarında büyük kazanımlar
elde ederek bütün İslam toplumlarına ilham kaynağı olmayı başarmıştır.
Bu ilmi ve teknolojideki gelişmelerle, İslam inkılâbı sadece zalim
ve müstekbirlerin kuklası olan şahlık rejimini devirmekle kalmayıp
aynı zamanda İran milletini geri bırakan ve ilmi gelişimini engelleyen bu
zalim düzeni yıkan İslami ve insani değerlerle bütünleşmiş bir top
yekun kurtuluş hareketi olduğunu kanıtlamıştır. Bu gün İslami İran
da ki ilmi gelişmelerle ne gibi kazanımlar sağlanmıştır? diye şöyle bir
baktığımız zaman İslami İran, uluslararası tıp bilim dalı araştırma ve kalkınma
sahasında, dünya ülkeleri sıralamasında 21. sırada yer almaktadır. Hakeza, Nano
teknolojisi üzerine yaptığı bilimsel çalışmalarıyla ürettiği ilaçlar ile
sektöründe orta doğu ülkeleri arasında birinci sırada yer almaktadır. Yine,
İslami İran bu gün artık bir çok ilmi ve teknolojik alanında kazandığı
getirilerle ; demir çelik , otomotiv elektrik sanayi, rafineri , baraj yapımı
sanayisi, enerji santrali yapım teknolojisi alanındaki ilmi birikim ve
tecrübelerini diğer ülkelere aktarma gücüne ulaşmış bulunmaktadır.Uluslararası
verilere göre ilim ve teknoloji, ekonomik ve sanayi alanındaki büyüme oranıyla
İslami İran, İslam dünya sıralamasında bulunan ilk 16 ülkenin listesinde yer
aldığı belirtilmiştir. Petrol sanayisi ve gelirleri dışında yüzde 6.5 ekonomik
büyüme oranıyla sağlık, yatırım güvenliği, iç sanayi'deki yüksek verimlilik
alanlarında orta doğu ülkelerinin sıralamasın da ilk sırada yer
almaktadır.
Uzay ,hava alanında büyük gelişmeler kat eden İslami İran bu
gün on dünya ülkesi arasında yer almış bulunmaktadır.İran’ın geliştirdiği
hava ve uzay sanayisi, caydırıcı askeri ve savunma bilim ve
teknolojisiyle, yapıcı ve gelişken gücünü gözler önüne sermektedir.
Geliştirilmiş olan katı yakıt kullanım teknolojisiyle çeşitli füze taşıyıcı
motorları ve füze sistemleri elde edilmiş bulunmaktadır. Kamu oyununda yakında
bildiği gibi uzaya uydu taşıyıcısı olan füzeleri de geliştirmiş olması diğer
büyük kazanımlardan birisidir. "Tulu" , "Misbah-2",
"Nevid" ve "İlim ve Teknoloji uyduları ile kapsül taşıyan
Siymorg - 3 uydusu da yakın zaman da kamuoyunun ilgi ve
dikkatlerine sunulmuştur. İslami İran’ın bu bilimsel ve yüksek teknolojik
alanındaki büyük gelişmeleri diğer ülkeler için sultacı ve yayılmacı emellerden
uzak olup her alanda İslam ümmet için bir laboratuar olan inkılap bu alanda
ümmetin ve az gelişmiş milletlerin gelişmesine barış, güvenliği ve
refahının sağlanmasına örneklik ve öncülük yapmaktadır.
Nitekim İslami İran’ın yetkilileri; büyük bedeller ödeyerek kazanmış
oldukları bu bilimsel ve teknolojik gelişmelerin İslam ülkeleri başta
olma üzere bütün barıştan ve adalet yana olan halklara ait olduğunu,
İslami İran'ın bu ilim ve teknolojisini komşu ve bölge milletlerinin barışı ,
güvenliği ve refahını sağlamak için tahsis edileceğini, bilimsel ve teknolojik
getirilerin diğer bağımsız milletlere transfer edebileceklerini defalarca
belirtmişlerdir.Aslında İslami İran’ın bu büyük başarının önemi, emperyalistler
tarafından uygulanan tüm iktisadi, teknolojik , teknik ambargo ve
yaptırımlara karşın bu gelişmenin ve ilerlemenin sağlanmasıdır . Bu sebepten
dolayıdır ki ABD başta olmak üzere diğer bazı batılı devletler İslami
İran aleyhinde siyasi baskıyı ve psikolojik savaşa başlatarak
bu yoldaki ilerlemesini engellemek istediler. 2003 yılından beri gündeme gelen
"İran nükleer silah peşinde!" yaygarası da aslında bu gelişmenin önü
almak için uydurulan bir senaryo idi.
Bu gelişmeler yeterli midir? Tabi ki bu ilerlemeler yeterli değildir. İslam
inkılabı bilge rehberinin buyurduğu gibi azim ve irade ile bilimsel ve
teknolojik cihad büyük hızlıyla devam edecektir. 31. veladet yıldönümünü idrak
ettiğimiz İslam inkılabının gerçekleşmesi ile beraber sadece dünyaya
hakim olan siyasi denklemler alt üst olmakla kalmayıp dikta ve
emperyalist devletlerin bilimsel ve teknolojik tekelleri de
kırılarak gelişmek isteyen gayretli, kabiliyetli milletlerin gelişme
kalkınma ve ilerleme yolu da açılmış oldu.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.