Tam bir hafta önce... Sabahleyin gazetelere göz atarken... Genelkurmay
Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un kabul ettiği gazetecilere, “Ekim ayından beri
sürekli gündemdeyiz...
...ve gündemin tepesinde olmaktan rahatsızız” dediğini okuyunca, madem
şikâyetçi neden gazetecileri çağırıp duruyor, diye aklımdan geçirsem de,
samimiyetine gerçekten inanmıştım.
Aradan bir hafta geçmeden baktım, bu kez bir başka grubu çağırmış...
Madem rahatsız...
Neden sürekli konuşuyor, anlaşılır gibi değil... Galiba “dünyanın en
konuşkan” Genelkurmay Başkanı’na sahibiz.
***
Konuşunca...
Haber kanalları da demecin peşine düşüyor... Ardından bir takım emeklilere
bağlanıyorlar, onlar da sağa sola saydırıp, derin düşüncelerini ifade
ediyorlar...
Kısacası Burma’dan farkımız kalmıyor...
***
Söylediklerine gelince...
Şu spotlar gözüme ilişti:
“Genelkurmay Başkanı, amirallere suikast iddialarıyla ilgili sert açıklamalar
yaptı”...
“Deniz Kuvvetleri üzerinde ciddi bir karalama kampanyası var. Endişeliyiz”
dedi...
“Ne yazıldı aylarca, Deniz Kuvvetleri Komutanı’na suikast yapılacaktı. Her
gün komutana suikast, komutana suikast, komutana suikast. Ne yapmak istiyorlar?
‘Bu denizciler kendi komutanlarına dahi suikast yaparlar’ demeye, herkesi buna
inandırmaya çalışmadılar mı? Bence çalıştılar. Peki ne oldu? İşte 5. iddianame
çıktı. Suikast girişimiyle ilgili tek satır var mı? Hani suikast yapacaklardı
komutanlarına? 5. iddianamede, yani konuyla ilgili iddianamede yok. Bunun
hesabını kim verecek? Böyle rezillik olur mu? Yeter yahu! İşte bunlar sabrı
taşırıyor.”
***
Acaba söyledikleri doğru mu?
“Dünya Bülteni” adlı web sitesi doğru olmadığını iddianameden yaptığı
alıntıyla ispatlamakta...
İddianamede, “buzdolabının altında motor kısmının yanında siyah poşet
içerisinde iki ayrı siyah ve beyaz olmak üzere bulunan poşetlerde 50 adet uzun 9
mm MKE yapımı fişek ve 50 adet kısa 9 mm MKE yapımı fişek bulunduğu”
vurgulanmakta...
Fişeklerin bulunduğu poşet içerisinde ise...
Katlanmış vaziyette beyaz kâğıt üzerine siyah kalemle yazılmış “Alb. Tayfun
Duman’dan gelecek fizibiliteye göre Uğur ve Metin Paşa’ya yapılacak operasyonun
detay ve tarihlerini Levent Bektaş, Orhan Yücel Albay üzerinden iletecek Size
teslim edilen malzemeleri korunaklı bir yerde tutunuz” ibaresiyle son bulan 5x15
cm ebadında not kâğıdı var...
Gene aynı buzdolabının motor kısmına saklanmış şekilde, yağlı haki renk
kâğıda sarılı TNT kalıbı olduğu değerlendirilen yaklaşık 500 gr ağırlığındaki
madde de bulunuyor...
Röportaj ortamında, söylenenin gazeteciler tarafından teyit edilmesinin de
altını haber sitesi kalın kalın çizmekte...
***
Keşke Orgeneral Başbuğ “Ekim ayından beri sürekli gündemdeyiz ve gündemin
tepesinde olmaktan rahatsızız” dediğinde samimi olsaydı. O zaman zaten, “AB
İlerleme 2009 Raporu”ndaki reformların hepsinin takipçisi olur, “askeri gündem”
de bizi yormazdı...
Çünkü askerin sürekli gündem olmasından biz de çok sıkıldık, hatta gına
geldi.
Ama yakından uzaktan böyle bir niyet yok.
Hatta Genelkurmay Başkanı her hafta konuşur, okumadığı iddianameler üzerinden
polemik yapmaya devam eder diye düşündüren bir durum var...
***
Askeriye kendi ifadesiyle... “Kemalist, Batılı, modern” ... Ama asker-sivil
ilişkilerini AB normlarına göre düzenlemek söz konusu olunca bir sağırlaşma ve
hatta cansiperane karşı koyma başlıyor... Neyse ki hayat değişiyor ve tabular
yıkılıyor... Baksanıza Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi oybirliğiyle “konusu suç
teşkil eden belgeler, devlet sırrı olamaz” kararı aldı, daha da sevindiricisi bu
karar kesin nitelik taşıyor. Türkiye ağır aksak da olsa vesayet palavralarından
kurtuluyor...