" Ey Rabbimiz! Bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden sadır olan günahları sil, bağışla. Bize merhamet et. Sen bizim Mevlamızsın. Kâfirlere karşı bizi muzaffer kıl. "
İlkini idrak ettiğimiz ve üç aylar diye tabir edilen zaman dilimi, İslam dininde oldukça büyük öneme sahiptir. Bu aylar ( recep-şaban-ramazan) manevi bir iklimin estiği ve ahiretimiz için kazançların arttığı bir zaman dilimine rastlar. Bu hususlar Peygamberimizin ( sav ) hayatında açıkça yaşanmış ve haiz olduğu bereketler bizlere kadar iletilmiştir.
Efendimiz ( sav ) benim ayım diye nitelendirdiği Şaban ayının günahları temizleyici olduğuna dikkat çektiğini " Recep ve Şaban aylarını mübarek ve bereketli eyle " diye dua ettiğini Ramazan ayında ise yaptığı ibadetleri zirveye çıkardığını biliriz.
Üç ayların ayrı bir özelliği de ibadetin ruhu niteliğinde olan duanın artırılması ve daha yürekten gelerek yapılmasıdır. Bu aylarda yapılan duaların daha çok kabule yakın olduğu, sevabının kat kat arttığı bilinir. Özellikle karanlık güçlerin İslam coğrafyasında zulüm estirdiği bu günlerde onların zulümlerinden kurtulmak ve ülkemizin, bölgemizin geleceğinin aydınlık olması için duaya daha ziyade ihtiyacımız vardır.
Kulluğumuzun Esrarı
İnsanları yoktan var eden, varettikten sonra da başıboş bırakmayıp onlara nasıl yaşamaları gerektiğini kitaplar ve resullerle çizen Allah ( cc ) " Ey insanlar, duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var " buyurarak duanın ne derece mühim olduğunu belirtmiş ve kullarından hayatlarının her safhasında kendisinden istemesini beyan etmiştir. Efendimiz de ( sav ) " Dua müminin silahıdır " buyurarak duanın önemine dikkat çekmiştir.
Ayetlerde ve hadisi şeriflerde defalarca kulluğun sırrı olan dua hakkında açıklamalar yapılmış ve müslümanların duasız bir hayat yaşamamaları tavsiye ve emir edilmiştir. Kulluğunu idrak eden herkes bu emre uymakta hayatın her anında, sıkıntıda ve genişlikte, üzüntüde sevinçte ellerini kendisini yaratan ve yarattıktan sonra da sonsuz nimetlerle kuşatan Allah'a ( cc ) açarak ihtiyacını arz etmekte ve ondan beklemektedir. Bu beyanda dua büyük bir kulluk sırrıdır. Dua kulluğun ruhudur da derler. Çünkü kul kendi aczini fakrini ancak dua ile anlayabilir.
Dua eden insan bilir ki birisi var. Onun sesini dinler. Derdine derman yetiştirir. O'nun kudret eli her şeye yetişir. Kendisini yaratan ve rızıklandıran bir halik var. Ancak O yaratıcı sınırsız ihtiyaçları yerine getirmeye muktedirdir. Kul, dünya kadar yükü başından atıp kendini yaratan Allah'a ( cc ) teslim olur ve kulluğunu idrak eder.
Acizliğin Ve Yokluğun İdraki
Dua bu anlamda Ali Şeriati'nin ifadeleri içinde " yoksulluk ve aşk " olarak kendini gösterir. Yoksulluğunu idrak eden bir zat bunu gidermek için başkalarından isteme yoluna gider. İnsan ihtiyaçlarının ise sınırı yoktur. Bunları giderecek ve bütün istekleri de verecek olanın da ezelden ebede her şeye hâkim olması ve istenenleri verecek kudrette olması gerekir.
Bunları idrak eden insan isteklerini verecek olana şiddetli bir şekilde yönelir. İşte bu anlarda yoksulluğunu anlayan insan bütün hazinelerini elinde tutan Allah'a ( cc ) yönelir. Ondan ister ve bu yönelme kulluğun sınırını ortaya koyar.
Şimdi Tam Zamanı
Bugün yeryüzünün çeşitli yerlerine dağılmış Müslümanlar genel olarak emperyalist güçlerin baskıları altında ezilmekte, çile çekmekte, zulüm görmekte ve öldürülmektedirler. Çeçenistan 'da Filistin'de, Eritre'de, Afganistan'da, Irak'ta ve ismi bir anda akla gelmeyen birçok bölgede. Müslümanlara reva görülen bu zulüm ve işkenceler uzun senelerin ihmali sonucunda meydana gelmiştir ve hala eksilmeden devam etmektedir.
İster dünyada isterse de memleketimizdeki halimize baktığımızda içinde bulunduğumuz üzücü durumlardan - sebepler dairesi içerisinde - kurtulmamız ise hâlihazırda kolay gözükmüyor. Ancak bu durum Müslüman olarak bizi asla üzüntüye sevk etmeyecek bir durumdur. Zira bu âleme kulluk için gönderildiğinin şuurunda olan Müslümanlar, ümitsizliği küfürle eş anlamda saymışlardır. Böyle durumlarda yapacağımız şey içinde bulunduğumuz durumdan kurtulmak için yeni yeni sebepler aramak ve her an ellerimizi açarak muzaffer olmamız için Allah'a yalvarmaktır. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi tam anlamıyla " Dua Vakti " dir. Üç ayları idrak ettiğimiz günlerde yapacağımız en büyük hareket mü'minin silahı olan duayı kuşanması ve ellerini açarak Rabbimizden içinde bulunduğumuz karanlık dönemi atlatmamız için yalvarmamızdır. Ümmet olarak hepimiz bir kez daha ergenekondan çıkmalıyız. Allah'ın yardımı dualarımızın gücüyle biznillah.
Bilal Atış 25/07/2008
b.atis73@gmail.com