Zaman Gazetesi yazarlarından Mümtazer Türköne 4/01/2010 tarihli „İranda Karşı Devrim“ başlıklıyazısında İslami İran ile ilgili
birtakım temennilerde(!) bulunmuş. Evet, İslam inkılabının ilerlemesine
tahammül edemeynelerin kaleme aldığı bilindik yazılardan bir yazı ve yine
bilindik hayali senaryolar..
Ne yazmış Türköne,önce Ekim Bolşevik ihtilalinin 72 yıl
sürdüğünü daha fazla dayanamadığını İslam inkılabının da ancak 30 yıl
dayanabildiğini kesin bir dille iddia ediyor. İslam İnkılabının da ne denli
güçsüz olduğunu vurgulamış. Yazar gayıptan haber mi alıyor nedir İnkılabın
devrildiği haberini verirken zevkinden dört köşe olmuş.Yazar beyin İslam İnkılabının yıkıldığını mı yoksa temennilerini mi deklare ettiği
de pek belli değil. Belki de okyanuslar ötesindeki Efendisi veya efendilerinden
kendisine böyle yazması telkin ediliyordur.
Beyaz Saray
basın sözcüsü mü yoksa ABD ya da İngiltere devlet yorumcusu mu yazıyı kaleme
aldı diye bir an düşündüm.Halbuki bu adam ulusal basınımızın kalemşörlerinden
biriydi. Yazar efendi yazısına kıyas yaparak başlamış. Bolşevik ihtilalinin 72
yıl sürebildiğini İranda gerçekleşen İslam İnkılabının ise 30 yıl sürebildiğini
söyleyerek malum bolşevik ihtilalinin ömrüne dahi ulaşamadığını, eh işte İslam
İnkılabının ancak bu kadar sürebildiğini yazmış. Kısacası Zaman yazarı İslam
İnkılabının ömrünün bittiğinin anlaşılması gerektiğini öne sürerek kendi
düşüncesi ile İnkılabı çoktan devirmiş devirmiş.
Ancak yazar
efendi! İslam İnkılabının zafere ulaştığından bugüne dek sizin gibi sayısız
gazeteci, yazar, yorumcu yüzlerce deaf İnkılabı yıktı, devirdi, ama ne öncekilerin ne de aynı çizgideki
düşünce ve kalem birlikteliklerinizin öngördükleri, temennileri Allah‘ın cc izni ile gerçekleşmedi. Hala ilk
günlerindeki çoşkusu, kararlılığı ve ihlası ile ayakta, dim dik durmaktadır.
Önceki
yazılarda da değindiğimiz gibi daha bir hafta öncesinde milyonlarca mümin ve
muttaki halk kitleleri meydanları doldurarak İslami İnkılabına destek verdiler.
Kemmiyetleri bile çok olmayan, maddi desteklerini Siyonist ve ABD ve onların
uydularından gören bir avuç çapulcu gereken cevabı mümin halktan aldı. İslami
İran yönetimi şimdiye kadar yüzlerce kışkırtılan ve gayeleri ülke içinde fitne
çıkarmak olan terörist gürühuna hep insafla davranmış, onların gerçekleri
görmeleri için uzun süre sabrı denemiştir. Batılı medyanın ve yandaşlarının
yalan ve fitne haberlerinde iddia ettikleri baskı ve şiddeti asla denememiştir.
İslam İnkılabının Aziz Rehberinin sabırlı,
metanetli ve merhametli tavırları batılı batıl güçleri çileden çıkardığı
içindir ki yalan makineleri olan medyalarında iftira kampanyaları
başlatılmıştır.
Sayın Türköne!
bugün İslami İranın müslüman halkı seçim sandıklarıda sağ duyularıyla İnkılap
çizgisindeki adayı seçerek feraset göstermişler ve bir kez daha sayın Ahmedinejad‘a destek
vermişlerdir.İslam İnkılabının aziz Rehberi bugüne dek sürdürdüğü orta yol
bilinciyle yoluna devam edecektir. Sizlerin temennilerinizin aksine ülkelerini
ve İslami yönetimi ABD ve yandaşlarına teslim etmeyeceklerdir.
ABD ve siyonist güç destekli bir avuç teröriste ülke teslim
etmeyi arzulamış olsanız da bir tesbitiniz doğru olmuş, o da İslami İran‘daki
gelişmeler dünya çapındaki gelişmeleri tetikleyecek diyorsunuz. Elhak doğru,
çünkü İslam İnkılabı ile dünyadaki mustazaf halkların zalimlere karşı uyanış
haraketi başlamış ve hala devam etmektedir.Yeryüzündeki mazlum milletler artık
İnkılabın bereketi ile zalimlere karşı direniş bayraklarını açmıştır. Bölgemizde
geçici güç olarak ABD yi kalıcı güç olarak ise Mısır, İran ve Türkiyeyi
saymışsınız. ABD asla geçici güç değildir.ABD ülkeleri sebebsiz yere işgal eden
ve o ülkelerin kaynaklarını şeytani çıkarları için kullanan şimdilik kalıcı
güçtür. Ancak onu kalıcı olmaktan çıkaracak ise mazlumların direnişi ve bu
meşaleyi yakan İlahi İslam İnkılabıdır.Mısır tesbitiniz ise doğrudur.O ülkenin
yöneticileri zaten Filistin işgalindeki tavırlarıyla yerlerini siyonizm yanında
kullanmışlardır.Türkiyemiz ise bölgemizde İslamın yanında ve içinde bir güçtür
ki İslami İran ile yakınlaşmaları ve kucaklaşmaları sizin yazılarınızın ve
temmenilerinizin aksine iki vazgeçilmez güç olma yolunda ilerlemeye devam
edeceklerdir.
İki müslüman halkı sevindiren son antlaşmalar kardeşliğin
pekiştiğini ve asla bozulmayacağının göstergesidir. İslami İran ile ülkemizin
sınırlarının değişmemesinin nasıl düşmanlığa sebep olduğuna dair iddianız ise
anlaşılır gibi değil.Sonra jeopolitik durum nasıl düşmanlıktır anlamak mümkün
değil. Daha tehlikelisi şii-sünni ayrımıyla olaylara yaklaşmanız, böyle bir
tavır insaf ehli olan hiç bir kişinin yaklaşımı olamaz. İslam İnkılabı Rehberi İmam
Humeyni rahmetullahi aleyh diyor ki: Şii- sünni ayrımı yapmak düşmanın ekmeğine
yağ sürmektir.Tarihteki olumsuz hadiseler, yanlış yönetimlerin ve tarihi
hataların sonucu sayılmalıdır. Bu iki müslüman halk hem kardeştir hem komşudur.
Yazınızı okurken bir bölüm var ki çok tuhaf ve kıyası
dahi çirkin. Hangi ülkenin halkı daha dindar. İran Meclis başkanı Türkiye halkı
daha dindar demiş. Ne güzel işte bu güzel ülkenin çocukları bizler, ülkemiz
milletinin dindarlaşmasından gurur duyarız. Esasen de Allaha hamd ederiz ki
Cenab-ı Hak bizlere lütuf ediyor. Ve bu dileğimizi dünya üzerindeki tüm
müslüman milletler için dahası tüm insanlık için isteriz.Tüm insanlığın Allah‘ın
cc rahmetine ve hidayetine kavuşması için dua ederiz. Mümin bir şahsiyetin tek
gayesi insanlığın hidayet bulması ve arzın barış huzur dolu ve yaşanılır dünya
olması içindir. İnancımız, hz.Mehdi’nin zuhuruyla insanlığın mutlu ve barış
içinde yaşayacağı, mutlak adaletin tesis edileceği, İslamın aziz yolunun huzurla
yaşanacağı zulümsüz ve zalimsiz dünya değil mi?Bizim halk daha dindar sözü, daha çok cahiliye dönemi kavimlerinin boş
avuntularını çağrıştırıyor!
İslami İranı tanımak için Ehl-i Beyt as iyi tanımak
gerekir Sayın Yazar. Bu Mektebi tanımadan yorumlar hem havada kalır hem de gülünç
duruma düşersiniz. Hakk mektebin olmazsa olmazı da „Velayet-i Fakih“ kurumudur. Sayın yazar
malesef bu kurumu, İran Anayasasını ve
işleyişi bilmediği için yönetim Ahmedinejad‘da değil diyor, rehberin atamalara
müdahele ettiğini yazıyor. Hukuçu olarak tanınan Yazara mutlak tavsiyem
herşeyden önce İran anayasasını okumasını, Velayet-i Fakih ve rehberinanaysal yetkilerini incelemesidir.
Yazar efendi baskıcılıktan -ne anlıyorsa- bahsetmiş
yazısında, ama kime niçin ve nasıl baskı yapıldığını yazmamış. Kamu güvenliğini
korumak, yaşama haklarına tecavüzü önlemekse maksadı, evet baskı var.Hz.İmam
Huseyn as için gerçekleştirilen matem törenlerine acımasızca saldırılar
gerçekleştiren zalim gürüha engel olmak baskı ise evet. Ehl-i Beyt as mektebi ütopyacı
değildir. Hak mekteb ancak ve ancak Allah cc indirdiği hükümlere, kurallara göre
hareket eder. Kuran-ı Kerim‘de haber
verilen ve ilahi tüm haberlere kayıtsız şartsız inanır.İslamın tüm evrende
hakim olacağı ve bunun Allahın cc vaadi olduğuna iman eder.Eğer bu iman
esasları size göre ütopya ise evet bizim ütopyamız bu. Biz bu esaslara iman
ediyoruz. İslami İnkılabı da tüm gücünü, imanını Kuran ve Ehl-i Beyt İmamlarından almakta, iki emanetin emanetini
sırtlanmaktan onur duymaktadır.
İnkılabdan önceleri dışa bağımlı olan ve tüm kaynaklarını
ABD ve emperyalist güçlere teslim eden melun şah ve avanesi döneminde malesef
İranın mazlum halkı hem eğitimde hemde bilimde çok gerilerde idi.İslami
İnkılabın gerçekleşmesinden sonradır ki eğitim, öğretim ve diğer bilimsel
çalışmalarda çok mesafeler katedilmiş, bu ülke kendi otomobilini üreten hatta
ihraç eden ülke haline gelmiştir.Sizde çok iyi biliyorsunuz ki ABD ve uyduları
bu ülkeye tam 30 yıldır ambargo uygulamaktadır.Uygulanan tüm ambargolara rağmen
ülke tam bir kalkınma içindedir.Barışçıl ve enerji gayesiyle nükleer enerji
tesislerine dahi kavuşmuştur.Eğtim o denli ileri gitmiştir ki tıb, astronomi
dalında ve diğer sahalarda sayısız başarılar elde edilmiştir. Kadınların
eğitimini itiraf ediyorsunuz bu bile takdire şayandır. Kadının tüm dünyada
ikinci hatta üçücü bazı yerlerde insandan bile sayılmadığını düşünürseniz İslam
İnkılabının başarısını itiraf etmelisiniz. Benim edebiyat öğretmenimin tarihi
bir sözü vardır Eğitime önce anneanneden başlanmalıdır. Evet eğitim ve
öğretimden tutun da sinema ve sanatta İslam İnkılabı başarısını göstermektedir.
İslami İran yapımı sinemaları siz bile seyrederken Allahu Ekber demekten
kendinizi alamazsınız, tabi seyretme cesaretinizi bulabilirseniz. Sayın Türköne!
İslam İnkılabının şu anki Rehberi Seyyid Ali Hamaney tüm ümmet için sancı
çekmekte ve ümmetin selameti için çaba sarfetmektedir. Filistin meselesindeki
kararlı ve dik duruşu İslamın izzetinin koruması onun tek gayesidir.Siz ve
gazeteniz İslami İranı sevmeyebilir, inançlarına ters olabilirsiniz ama insaf
ölçülerine riayet etmelisiniz. Objektif gazetecilik ve habercilik bu olmalıdır.
Malesef yazınız ve yorumunuz ABD ve Siyonizmin ekmeğine yağ sürmedir. Biz Ehl-i
Beyt as mektebi salikleri eleştirilerden rahatsız değiliz, sadece iftira, yalan
ve yanlış yönledirmelerden hususen de İslami tandanslı bir gazetenin haber ve
yorumlarının, küfür cephesinin yorumlarıyla ve haber verme tarzıyla aynı
olmasından rahatsız durumdayız. Elbette herkes yazdığı yorumladığı haber
verdiği her satırdan her kelimeden Allaha cc hesap verecek, büyük duruşmada
işlediklerinin karşılığını görecektir.Yaptığımız her eylem ve hareketler Onun
cc rızası doğrultusunda olması gerektiği inancındayız.
Hüseyin kardeşimiz; kelimenin tam anlamıyla mükemmel bir yazı yazmışsınız.sizi tebrik ve taktir ediyorum.
m.türköz gibi sözde okumuş,mürekkep yalamış,fakat özünde emevi zihniyetini,emevi islam anlayışını benimsemiş,nice kalemler vardır.
onların zihniyyetinin mimarları emeviler, zamanında ektikleri fitne tohumlarının mahsüllerini topluyorlar.
onların tabi olduğu zihniyyetin fikir babaları olan imam rabbaniler,imam gazaliler'de Hakla batılı biribirine karıştırıp hakkı gizlemedilermi?
o'gün hz huseynin kerbelada katledilmesine seyirci kalarak rıza gösterenler,bu günde hz hüseynin adının yüceltildiyi bir devlete tahammül edebilirlermi?
peygamber a.s 'ın kendisinden sonra ümmete emenet olarak bıraktığı pak ehlibeytinin velayetini bir kenara bırakarak,ehlibeyte zulüm edenlerin peşinden gidenlerin ehlibeytin velayetine tabi olan bir devlete tahammülleri olabilirmi?.
kendilerine rehber edindikleri şahısların,dünya küfrünün ve zulmünün başşehrinde zalimlerin gölgesinde gölgelenmeleri hakkında niçin yazılar yazmıyorlar?.
bu kavga hakla batılın kavgasıdır.ve imam mehdi(a.f) zuhur edene kadarda devam edecektir.
rabbimiz bizlere her daim hakkın tarafında olmayı nasip eylesin....
#FFFFFF">
vatandaş
06-01-2010, 20:25:18
#FFFFFF">
Bu gün de yine zaman gazetesi yazarlarından Abdulhamit Bilicinin "devrimin başı çocuklarıyla dertte" adlı yazısı bir kez daha içlerini kusduklarını, İran'a düşmanlıklarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
yazının içeriğine baktığımızda siyonistlerin ağzından konuştuklarını anlamamak elde değil.Hâlâ seçimlerin hileli olduğunu düşünüyor.Yazık çok yazık....
Rabbim ıslah etsin...
#FFFFFF">
abdullah
07-01-2010, 09:25:44
#FFFFFF">
maşallah rasthaber yazarları artık zamanında fitnecilerin kopmlolarını ifşa ediyor, güzel cevaplar yazıyorlar, Abdülhamit Biliciye , İbrahim Selamoğlu tarafından verilen cevap da okunmaya değer! allah yardımcınız olsun.
#FFFFFF">
esin
02-03-2011, 21:21:16
#FFFFFF">
Muhtemelen Zaman yazarı TÜRKÖNE yi tenkit edenler Türk vatandaşı. Belli ki bedenleri Anadolu da yürekleri İran da. Ayrıntılar bazen büyük gerçekleri ifşa eder, bir yorumcu "Emevi zihniyeti" derken yani Peygamber davasını kabileciliğe dönüştürdüğünün farkında bile değil. islam emevi - haşimi kavgasından ibaret değildir. Sizler onlarca asır önce yaşanmış hemde üfül üfül siyaset kokan bir kavgayı islam sanıyorsunuz. ben kullandığınınz söylemin çok ilkel ve günümüz insanının siyasal ihtiyaçlarına cevap verebileceği kanaatinde değilim. 14 asır önce yaşanmış kinlerden, kanlardan güç alan ve tüm güzelliği zuhur-u meçhul bir kahramanın inzaline bağlayan dini çerçeve kimi ikna edecektir. Şii anlayışın benimseyen bir insan duygularını bir ırmak misali serbest bıraktığında önce islam, kardeşlik vs. sonra ırmak bulanıyor ve kan rengini alıyor: Emevi üzerinden imam Rabbani üzerinden vs Şii olmayanlara hakaret, küfür. böyle bir din yorumu sevgi dünyası gelişmemiş, siyasi bilinci güdük kalmış, sevgiyi kendi klanını sevmekten ibaret gören bir aşireti tatmin edebilir. Peygamberin hadimiyet davasını şia yı kullanarak Farisilerin hakimiyet davasına çevirmişsiniz. bizim bahçenin gülleri ile beslenen ama komşunun bahçesine ballarını bırakan arılara dönmüşsünüz. mesele bal olsa ona da amenna ama siz ümmeti bölerek, ümmete söverek zehirli yabani arı gibi davranmaktasınız.
Yazarlar ve makalelerin
Yayınlanan haberlerin yorumları sadece yorum sahibini bağlar. Bu konuda
rast haber merkezi'nin hiçbir sorumluluğu yoktur
rasthaber.com’da yayınlanan harici linkler ayrı bir sayfada açilir.harici linklerin içeriğinden rasthaber.com hiçbir şekilde sorumlu değildir
rasthaber.com’da yayınlanan yazı ve yorumlardan yazarları sorumludur.